Portre Büyük Bir Alim ve Seyyah: İsmail Raci el-Faruki

İsmail el-Faruki ümmetin sorunlarını ve başta Filistin’i kendine dert edinmiş bir ilim adamı ve ülkeler değiştirip bilginin peşinde koşan bir seyyahtı.

Sevde Betül Ardahanlı 1 Aralık 2014

İslami ilimler alanında büyük bir âlim ve din adamı olan Abdülhüda el-Faruki’nin oğlu olarak dünyaya gelen İsmail Raci el-Faruki, 21 Ocak 1921 Filistin’in Yafa kentinde doğmuştur. Eğitiminin ilk aşamasını babasından ve onun çevresindeki ilim adamlarından ders alarak sürdüren Faruki orta öğretimini Fransız Kolejinde tamamlamıştır.

Akademik hayatına atılmadan önce Kudüs’te bir İngiliz kooperatifinde görev yaparak ilk iş deneyimini kazanmıştır. Kooperatifte yaptığı kayıt memurluğu görevinin ardından 1942-1945 yılları arasında Celile Valiliği’nde görevini devam ettirir. 1948’e kadar Filistin’de yaşayan ve kendi vatanında görev yapan Faruki sürekli Filistinli halkın haklarını savunmuş, fakat İngiliz devletinin yardımı ile 1948 yılında Filistin toprakları işgal edilip İsrail devleti kurulduğunda Beyrut’a göç etmiştir. Beyrut’ta Amerikan Üniversitesi’nde bulunan Faruki kısa bir süre sonra kaydını sildirmiştir. Beyrut’taki Müslümanların kendi içlerinde farklı fırkalara bölünmesi ve düşmanlıktan ötürü büyük hayal kırıklığı yaşamış ve bu sefer ABD’ye göç etmiştir. ABD’nin India Üniversitesi’nde eğitim almaya başlayan Faruki yine bu üniversitede ilk yüksek lisansını felsefe alanında tamamlamıştır. Ardından Harvard Üniversitesi’nde ikinci yüksek lisansını tamamlamış ve tekrar India Üniversitesi’ne doktorasını yapmak üzere geri dönmüştür.

Amerika’da yaşarken geçiminin büyük bir kısmını ilk zamanlar Arapçadan İngilizceye yaptığı çeviriler ile sağlayan Faruki bir dönem boyunca müteahhitlik yaparak da para kazanma fırsatı bulur. Fakat ardından İslami ilimler alanında eğitimini devam ettirmek için Mısır’a El Ezher Üniversitesi’ne gider. Üç yıl boyunca Mısır’da kalan Faruki tekrar Amerika’ya döner ve burada Müslüman Öğrenci Birliği’ne mensup öğrencilere fikrî ve kültürel anlamda önderlik eder. Ardından Pakistan’da bir Araştırma Merkezinde, Chicago Üniversitesi’nde ve Syracuse Üniversitesi’nde İslami araştırmalar yanı sıra ilahiyat alanında dersler verir.

1972 yılında Amerika’da kurucusu olduğu Müslüman Sosyal Bilim Adamları Derneği’nin başkanlığını ölünceye dek sürdürür. Bu dernek Amerika’daki Müslüman hoca ve öğrenciler için ortak bir platform oluşturur. Derneğin önemli girişimlerinden birisi, İslami okul ve üniversitenin kurulmasına öncülük etmesidir. Derneğin girişimleri neticesinde Chicago’da American Islamic College kurulmuştur. Başka önemli bir girişim ise 1981 yılında kurulan Uluslarası İslami Düşünce Enstitüsü olmuştur. Bu enstitü, İslami araştırmaların merkezi olup Faruki’nin çok önem verdiği bir alanda yoğun araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Bu alan “bilginin İslamileştirilmesi”nden söz eder. Faruki’ye göre ümmet büyük bir ikilem içerisinde bulunmaktadır; bu ikilem bir yandan “bilimin” seçilerek dinin yalnızca kendi şahsi alanında yaşatılması yahut dinin yaşamın merkezine alınıp “bilim”den yoksun bir hayat sürülmesidir. Bu ikilemden kurtulmak için Faruki’nin önerisi bilimi İslamlaştırmaktır. Kısacası hem modern bilime hem de İslami ilime aynı derecede hâkim olarak ikisi arasında bir sentez oluşturmaktır. Fakat bu yöntem birçok eleştiriye maruz kalmış, bu düşüncenin epistemolojik bir altyapısının olmadığı ve yalnızca metodolojik bir çalışma olduğu öne sürülmüştür.

Faruki ardında yaklaşık 25 kitap ve birçok araştırma bırakmıştır. Hayatı boyunca kendisine büyük dert edindiği Filistin davası için çaba sarf etmiş ve siyonizme karşı çıkmıştır. 27 Mayıs 1986 yılında eşi ile Pensilvanya’daki evlerinde bıçaklı saldırıya uğrayarak vefat etmişlerdir.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar