Kosovalı Müslümanlar Kosova’nın Sancılı Kimlik Arayışı

Kosova’da son yıllarda İslami değerlere ve Müslüman kurumlara laiklik gerekçesiyle yapılan müdaheleler Müslüman kesim tarafından Kosova’nın İslami kimliğinden uzaklaştırılma çabaları olarak değerlendiriliyor.

1 Aralık 2014

Geçtiğimiz şubat ayında Kosova Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edilerek yasalaşan “Gürültü Kirliliği Yasası” kent merkezleri ve yerleşim alanlarındaki rahatsız edici yüksek seslerin sonlandırılmasını amaçlıyordu. Yasanın tartışma yaratan kısmı ise kara ve hava ulaşımında kullanılan taşıtlar ile müzik seslerinin yanı sıra ezan sesinin de gürültü kirliliği olarak tanımlanıyor olmasıydı. Kosovalı Müslümanların büyük tepkisini çeken tasarıdan dinî kurumların gürültü kirliliği kapsamından çıkarılması için Kosova Demokratik Türk Partisi’nin (KDTP) yaptığı girişimler de sonuçsuz kalırken, nüfusunun yüzde 95’inin Müslüman olan ülkede ezan sesinin ses kirliliği kapsamında değerlendirilmesi halk üzerinde oldukça olumsuz bir etki yarattı. Ezanın İkinci Dünya Savaşı sırasında bile susturulmadığı Kosova’da böylesi bir kısıtlamayla karşılaşmanın kabul edilemez olduğunu belirten Müslüman siyasiler ise kararın tamamen ideolojik olduğunun altını çiziyor. Söz konusu karar Kosova’nın laikleştirilme serüveninin başlangıcı olarak görülürken, Müslümanlar benzer uygulamaların devamının gelmesinden endişe ediyorlar.

Bu endişeyi haklı çıkaran başka bir gelişme de geçtiğimiz ağustos ayında yaşanmıştı. Kosova’dan IŞİD’e 160 gencin katıldığı iddiasının ardından, IŞİD’e savaşçı gönderdikleri şüphesiyle bazı din adamlarının cami baskınıyla gözaltına alınması da Kosova yönetimi nezdinde bir diskur değişimine işaret ediyor. “Radikal İslam” adı altında Müslümanların ve İslami kurumların hedef alındığı bu operasyonların odağındaki kuruluşlardan biri olan AKEA (Association for Culture, Education and School) Vakfı, söz konusu girişimlerin bir algı operasyonu olduğunu savunuyor. Operasyonlar gerekçe gösterilerek Kosova’da faliyet gösteren 16 sivil toplum kuruluşunun faaliyetlerinin dondurulması, derneklerin kapatılması ve 2004 yılındaki kuruluşundan bu yana Arnavut, Türk ve Boşnak üyeleriyle birlikte Vahhabi ve Selefi akımlara karşı yürüttükleri çalışmalarla bilinen ve Türkiye’de hatırı sayılır entelektüel çevreyle yakın temas hâlinde bulunan ülkenin en büyük STK’larından AKEA’nın “radikal İslamcılarla” ilişkilendirilmesi Müslüman toplumda şaşkınlığa yol açtı. Çalışmalarının büyük bölümü eğitim faaliyetleri, Türkçe dil kursları, geleneksel Türk el sanatları dersleri, kreş ve yurt çalışmalarından oluşan ve Türkiye’den Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Yunus Emre Enstitüsü ve Yurtdışı Türkler Başkanlığı (YTB) gibi kuruluşlarla ortaklaşa projeler gerçekleştiren, Başbakan Ahmet Davutoğlu başta olmak üzere Türkiye’den pek çok akademisyeni konuk etmiş ve radikal çevrelerle kesişim noktası bulunmayan bir sivil toplum kuruluşunun hedef gösterilmesine sebep olarak Kosova’daki bazı kesimlerin ve siyasi güçlerin İslami hizmetler ve dinî yapıların denetimini ellerine geçirmek istemeleri gösteriliyor. Ayrıca ülkenin yüzünü Avrupa’ya çevirebilmesi için siyasi elitler arasında Türkiye’nin ülkedeki etkisinin azaltılması gerektiği düşüncesi hâkim. Türkiye ile tarihî ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi alanında faaliyet gösteren bu ve benzeri kurum ve şahıslar üzerinde artan devlet baskısı da bu açıdan yorumlanabilir. AKEA, medyanın da yaptığı haberlerle İslam hakkında toplumda olumsuz bir algı oluşturmaya çalışarak devletin yürüttüğü operasyonlara destek verdiğini ve asıl hedefin Kosova’da yerli ve makul çizgideki İslami kuruluşların çökertilmesi olduğunu ifade ediyor. Zira son senelerde siyasi elitlerce sıkça dile getirilen, Kosova’nın tek kimliğinin Avrupalılık olduğu tezinin önündeki en büyük engellerden biri olarak ülkede faaliyet gösteren İslami kuruluşlar görülüyor. Bu nedenle haberler, toplumsal bir karşılığı olmaksızın birtakım ajandalar etrafında toplumu yönlendirme amacıyla kurulmuş bazı STK’lar ve devletin düzenlediği çeşitli operasyonlarla İslam mütemadiyen terör ve gericilikle bağdaştırılarak halkın İslam’dan yavaş yavaş uzaklaştırılması amaçlanıyor. AKEA Başkanı Hüsamedin Abazi bilhassa Türkiye’deki kurumlarla iş birliği içerisinde olan İslami kurum ve Müslüman şahısların itibarsızlaştırılmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, Müslümanların bilinçli bir şekilde marjinalize edilmek istendiğini ve Kosova’da laik devlete bir tehdit olarak algılanabilecek anlamda bir siyasal İslam’ın olmamasına rağmen genel olarak İslam’ın potansiyeline dair bir çekince olduğunu ifade ediyor.

Mevcut durum göz önünde bulundurulduğunda oldukça sancılı bir süreçten geçtiği anlaşılan Kosova’da Müslüman halkın kimlik arayışı devletin benimsediği laikleştirme politikaları, uluslararası çevrenin bu küçük coğrafya üzerindeki geniş çıkar ve emelleri ve tüm bunlara rağmen Kosovalı Müslümanların dinî ve tarihî miraslarını koruma çabalarının gölgesinde oldukça zorlu geçeceğe benziyor.

Fotoğraf: ©Flickr.com/gardnergp

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar