Dosya: "Balkanlar ve Kimlik" “Bosnalı Müslüman” Kimdir?

Balkanlar ve Kimlik

Bugün Bosnalı Müslümanlar mevcut ideolojik ve siyasi taraflarını tanımlamanın yanı sıra konu mezhep ya da dinleri olduğunda da kendilerini tanımlama mecburiyetiyle karşı karşıyalar.

Mehmedalija Hadziç 1 Mayıs 2015

Bosna Hersek’teki hayatın gerçeklerinden haberdar olanlar, işkenceye maruz kalmış bu ülkenin durumunun çok kötü olduğu düşüncesine katılacaklardır. Bu durum, vatandaşlarının çoğunluğunda memnuniyetsizlik yaratmaktadır, çünkü sadece nadir kişiler bugünkü Bosna Hersek toplumunun politika, ekonomi ve kültüründen memnun olduklarını söyleyeceklerdir. Bosna Hersek’te her geçen gün değişiklikler meydana gelmeye devam etmektedir; eski şekillerin yerini yenileri almakta ve bu durum aynı zamanda büyük sorun ve şüpheleri ortaya çıkarmaktadır. Tanımlanamayan bu durum, değişen çevreye adapte olamayıp yeni gereksinimlere yönelemeyenlere büyük zorluklar sunmaktadır. Nesnel ya da öznel nedenlerden dolayı yaşanan bu değişikliklere hazırlıksız yakalananlara Boşnaklar da dâhildir.

Bu ülkede siyasi, ulusal, kültürel ya da dinî alanda faaliyet gösteren en önemli kurumlar vatandaşların yaşadığı bu zor durumun sorumluluğunu üzerlerinde taşımaktadırlar. Söz konusu bu milleti temsil eden ve yöneten Boşnaklar olunca “Boşnakların seçkinleri”, Bosna Hersek’te yaşayan tüm milletlere ve insanlara iyi bir gelecek vadedecek siyasi, millî ya da dinî hiçbir stratejik gelişimde söz hakkına sahip değildir. Siyaset konusunda da Boşnaklar hayal kırıklığına uğramış, umutsuzluğa kapılmışlardır. Bu, devam eden ve günümüzde bile sonu gelmeyen, acı verici tarihî bir süreçtir.

Boşnakların mağduriyeti, dış dünya ile ilişkilerinde kendilerini komşularının hiç bitmeyen düşmanlığının kurbanı olarak hissettikleri gerçeğinde saklıdır. Bu duygu net bir “biz ve komşularımız” resmi çerçevesinde yenilenememiştir, zira bölgede Müslüman komşulara sahip olabileceği anlayışını kabul edemeyen bir düşünce hâkimdir. Bu tür duyguları aşmanın ön koşulu kişisel ve toplumsal yorumlar üzerine kurulu kolektif travmadan kurtulmaktır.

Tarihte Boşnakların parçalandıkları bir gerçektir. Onların bakış açılarına göre ne Bosnalılar ne de Boşnaklar arasında bütünlük oluşturan bir tablo yoktur. Boşnakların büyük bölümü kendi benliklerinden, ait oldukları yerin gerçeklerinden uzaklaşmıştır. Bu ağır ve zor durumdan kurtulmanın ilk şartı Boşnakların sonunda kim oldukları sorusuna cevap vermeleridir, çünkü onlar bu soruya henüz kesin bir cevap vermiş değiller. Bu iddiayı hayatın tüm alanlarında açıklamak mümkün; kültür ve politikada, ekonomi ve ilimde… Peki, bugün bu milletin ruh hali nasıldır? Bugün Bosnalı Müslümanlar ideolojik ve siyasi taraflarını belirleme zorunluluklarının yanı sıra konu mezhep, yani dinleri olduğunda da buna mecbur kalmaktadır.

Kendilerinin derdine düşmüş Boşnak Müslümanların, hayatta kalma sorunlarına çözüm aradıklarından dolayı daha önemli soruların, örneğin tam olarak kim oldukları sorusunun üzerinde durmak için ne istekleri ne de yeterli bilgileri vardır. İslami cemaatler de bu “yeni döneme” hazırlıksız yakalandıklarından ve yeni koşulların oluşturduğu sorunları bilmediklerinden dolayı, Boşnakların içinde bulunduğu bu entelektüel ve ahlak krizinden nasıl çıkılacağı konusunda çözümleri yoktur. Bu nedenlerden dolayı Bosna Hersek’te de her geçen gün dinî duyguların azaldığı, inancı olanların inançlarının da yeterince içten olmadığı düşüncesi hâkim olmaya başlamıştır; bazen bu inançlar Allah’ın bize hediyesi olan dinden ziyade hurafelere benzemektedir. Daha önceki sistemin yıkılmasıyla ortaya çıkan bu olumsuzluklar ve yerel halkın inançlarını geri getirme çalışmaları devam etmektedir, fakat maalesef etkisi çok zayıftır. “Boşnakları yeniden İslamlaştırma” olarak tanımlanan bu sürecin olumlu sonuçlanması için elden gelenin en iyisinin yapılması gerekiyor, çünkü bunun karşısında duran süreç çok tehlikeli; bu süreç, “İslam’dan tamamen kopma” sürecidir. Bu sürecin çerçevesini, abartılı vücut bakımı, aşırı fiziksel zevk, son noktaya varan bireycilik, maddiyata verilen önem, hızlı ve kolay kazanılan paranın üzerinde aniden kurulan “mutluluk”, her geçen gün Allah’ın ve ahiretin unutulması, sevap ve günahların düşünülmemesi, kıyamet gününde verilecek hesabın unutulması oluşturmaktadır.

Kısacası günümüz insanının büyük çoğunluğu Yüce Allah’a olan inanç üzerine kurulu dinlerinin özünü ihmal edip, son dönemlerde dinde ortaya çıkan yeniliklerle bir inanç tercih etmektedir. Bosnalı Müslümanların dinî uygulamaları her geçen gün laikleştirilip önemsiz bir dinî algı haline getirilmiştir, bu da hissettikleri dinî duyguların gün geçtikçe zayıfladığının göstergesidir. Gerçek anlamda inançlı ve dinine bağlı her bireyin görevi bu kötü alışkanlıklarla mücadele etmektir.

Can alıcı soru şudur: Acı ve ıstırap üzerine kurulu yanlış bilincin ortadan kaldırılıp, birey ve topluma mutluluk hakkı tanıyacak, daha iyi bir geleceğin garantisini verecek bir bilinç nasıl sağlanabilir? Bu sorunun cevabı ancak samimi, açık, dürüst bir müzakere sonucunda verilebilir. Fakat bunun mümkün olabilmesi için ilk şart bireylerin birbirlerini dinleme yeteneklerinin olmasıdır. Çünkü bunlar olmadan iletişimin sağlanması mümkün değildir.

Fotoğraf: ©Flickr.com/ Ivana Vasilj

Mehmedalija Hadziç

“Preporod” ve “Glasnik” gazetesi editörlüğü ile Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi’nin uzman danışmanlığını yapan Hadziç, Reis’ül-ulema’nın şeriat danışmanı olarak çalışmış, ardından Suudi Arabistan Krallığı’nda Bosna Hersek Büyükelçisi olarak görev almıştır. Hadziç Bosna Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı eski danışmanıdır ve Boşnak geleneklerini araştırma enstitülerinde müdürlük yapmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar