7 Haziran Seçimleri Yurt Dışında Yaşayan Türkler İçin Türkiye Seçimleri Ne Anlama Geliyor?

Yurt dışında yaşayan ve sayıları 3 milyona yaklaşan yurt dışı seçmenin parti programlarını inceleyerek, kendi sorunlarını yakından tanıyan ve bu sorunlara çözümler sunma potansiyeli olan adaylara yönelmeleri anavatanlarından uzakta sürdürdükleri yaşamları için “hayati” önemdedir; üstelik sadece kendileri için değil, çocukları ve dahi torunları için de.

Kamil Mizanoğlu 1 Mayıs 2015

Yurt dışında yaşayan Türkiye kökenliler, hem Türkiye siyasetinde hem de hayatlarını sürdürdükleri ülkelerin siyasetinde hatırı sayılır bir etkiye sahiptirler, daha doğru bir ifadeyle; hatırı sayılır bir etkiye sahip olabilirler. Ancak şimdiye kadar kendi sorunlarına büyük ölçüde duyarsız kalan politikalar dolayısıyla yurt dışında yaşayan seçmenler de etkili ve dahi belirleyici olabilecekleri seçimlere yüksek katılım göstermediler.

7 Haziran 2015’te Türkiye’de gerçekleştirilecek 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde, 8-31 Mayıs tarihleri arasında yurt dışında 2.864.632 seçmen oy kullanacak. Bu sayı, Türkiye’deki 53.741.838 seçmenin yüzde 5’inden biraz fazlasını teşkil ediyor ve Avrupa’nın bazı bölgelerindeki seçmen yoğunluğu Türkiye’de birçok ilin nüfusundan fazla görünüyor. Yurt dışında sadece 1 milyon seçmenin oy kullanması durumunda dahi bu katılım seçim bölgelerine yüzde 2’lik bir etki anlamına gelecek. Bu oran, tek bir oyun dahi sonucu belirleyebildiği bölgelerde milletvekili sayısını ve iktidar dağılımını doğrudan etkileyebilecek büyük bir oran. Bu anlamda yurt dışında 54 ülkede kurulacak 3.639 sandık, yurt dışı seçmen için değerlendirilmesi gereken çok büyük bir fırsat, çünkü katılımın çokluğu siyaset yapıcılara yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sorun ve meselelerinin Türkiye içi siyasette ne kadar önemsenmesi gerektiğini de göstermiş olacak.

10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, ilk defa gümrük kapıları dışında kendi ülkelerindeki temsilciliklerde kurulan sandıklarda oy kullanma imkânı elde ettiler. Buna karşın, önceki senelere nazaran katılım artmış olsa da 2014 yılında 2.8 milyonluk yurt dışı seçmenin yalnızca yüzde 19’u oy kullanma iradesi gösterdi. Bir diğer ifadeyle yurt dışında yaşayan ve oy kullanma hakkına sahip olan Türk vatandaşlarının yüzde 81’i bu hakkını maalesef kullanmadı. Bu düşük katılım oranında randevu sisteminin ve partilerin yurt dışına yönelik girişimlerinin eksikliği gibi faktörler büyük rol oynasa da, genel olarak seçmenlerin ilgisizliği ve diasporada oy kullanma oranlarının hiçbir zaman yüzde 50’yi geçmemesi de etkili oldu.

Öte yandan, “Yurt dışında yaşayan vatandaşlar neden oy haklarını kullanmalıdır?” ya da “Yurt dışındaki vatandaşların siyasi katılımlarının kendilerine doğrudan ne gibi etkileri olacaktır?” gibi sorular da siyasilerin seçmenleri için evvelemirde cevaplandırması gereken sorular arasında yer alıyor. Zira ancak doğru bir tanıtım ve bilgilendirme ile yurt dışı seçmenler verecekleri oyların yurt dışındaki hayatları üzerinde doğrudan etkileri olacağını anlayabilir ve kendi meselelerinin Türkiye siyasetinde sürekli olarak gündemde kalmasını sağlayabilir.

Bu noktada şunu da belirtmek gerek: Bilhassa yurt dışı seçmen, verdiği oyun karşılığını anavatanından uzakta sürdürdüğü hayatının pek çok alanında hissedebilir. Örneğin etkin bir hükûmetin, söz konusu ülkelerle ikili ilişkilerdeki etkin çabasıyla “Türkiye kökenli olmanın” bir sorun olarak algılandığı ülkelerde bu algı çok hızlı bir şekilde değiştirilebilir. Veyahut da yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının dil ve kültürel kimliklerinin asimilasyon programlarına tabi tutulmadığı bir hayata kavuşmak köken ülkenin aktif çabasıyla bir hayal olmaktan çıkabilir. Bunun için gerekli olan ilk şey, ikili ilişkilerini iş birliği ve kendi azınlıklarını korumak üzerine bina eden bir hükûmet politikasının varlığıdır. Bu yönde gösterilecek irade ve çaba Türk diasporasının nesiller boyunca asimile olmadan yaşamlarını sürdürmelerini de garanti altına alacaktır. İşte tam da bu nedenle, verilecek her bir oyun gücü, o oy sahibi bunun yeterince farkında olmasa da, on yıllardır süregelen sorunların çözümünde belirleyici olabilir. Seçmen yakın ve uzun vadede iyileşen ikili ilişkilerin olumlu sonuçlarıyla karşılaşır ve çocuklarının geleceğinden daha az endişe ederek, huzurlu bir hayat öngörebilir.

Peki yurt dışında yaşayan bir vatandaşı siyasi katılımı nasıl olur da doğrudan etkileyebilir? Şu örnek belki açıklayıcı olabilir: Yurt dışında yaşayan seçmen kendi dilini ve kültürünü muhafaza etmesi için çocuğunu bir kültür merkezine gönderir, fakat bu kültür merkezinin açılabilmesi için iki ülke arasında Kültürel İş Birliği Anlaşması imzalanması gerektiğini, çocuğunun sistemli dil ve kültür dersleri alabilmesinin bu anlaşmaya dayandığını bilmez. Yine geleneksel Türk ya da İslam sanatlarını tanıtan, çoğunluk toplumuna yönelik etkinlikler düzenleyen kültür enstitülerinin de aynı anlaşmaya dayanmasına ve seçmenin sosyal ve kültürel hayatına olumlu katkılar sağlamasına rağmen, seçmen bu etki ve katkıların farkında olmayabilir.

Türkiye’den herhangi bir siyasetçi yurt dışı seçmenin hayat şartlarını belki tümüyle değiştiremez. Fakat etkili bir diaspora politikasına sahip olan, yurt dışı seçmenin sorunlarını sadece seçim zamanlarında değil, düzenli olarak takip eden ve parti politikasına bunları yansıtan partiler ve hükûmetler büyük adımlar atabilirler. Ve bu adımların olumlu etkileri kısa ve uzun vadede önemli sonuçlar verecektir. Bu adımların atılabilmesi için ise tek yol, yurt dışı seçmenin sandıkta etkisini göstermesi, kendi potansiyelini ortaya koyabilmesidir. O yüzden yurt dışında yaşayan, sayıları 3 milyona yaklaşan yurt dışı seçmenin parti programlarını inceleyerek, kendi sorunlarını tanıyan ve bu sorunlar için çözümler sunma potansiyeli olan adaylara yönelmeleri anavatanlarından uzakta sürdürdükleri yaşamları için “hayati” önemdedir; üstelik sadece kendileri için değil, çocukları ve dahi torunları için de.

Fotoğraf: ©Shutterstock.com/Sadik Gulec

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar