Norveç'te İslam Kuzeyin Müslümanlarının Yaşadığı Ülke: Norveç

Kuzeyde halkının yüzde 2’si Müslüman olan Norveç’te yaşam Müslümanlar açısından diğer Avrupa ülkelerinden daha farklı. Yüksek bir hayat standardı ve yüksek sosyoekonomik statüleriyle Müslümanlar dinî kimlikleri açısından daha sorunsuz bir yaşam sürdürüyor olsalar da ayrımcılıklar hayatlarının hâlâ önemli bir parçası.

Rabia Şanlıalp 1 Eylül 2015

Norveç, dünyanın en yüksek yaşam kalitesine sahip olan ülkelerinden birisi. Petrol rezervleri ve balıkçılığı ile güçlü bir ekonomiye sahip olan bu ülkede İslam, Hristiyanlığın ardından en büyük ikinci din. Beş milyonluk nüfusunun yüzde 2’sini Müslümanların oluşturduğu Norveç’te yine nüfusun yüzde 15’i göç kökenine sahip. Ülkede en büyük göçmen kökenli grubu ise Norveçli Pakistanlılar oluşturuyor.

Norveç’teki Pakistanlılardan biri olan 31 yaşındaki Masood, Hindistan ve Pakistan arasındaki sorunlu bölgelerden biri olan ve yarım yüzyıldır savaşa yakından tanıklık eden Keşmir’de doğmuş. Şu anda petrol şehri olarak bilinen ve Norveç’in en büyük dördüncü şehri olan Stavanger’de yaşıyor.

Masood öğretim görevlisi olarak başladığı kariyerinde lisansını bilgisayar mühendisliği üzerine yapmış, yüksek lisansını ise Stavanger Üniversitesinde turizm yönetimi alanında yapıyor. Bir yandan da ticaretle uğraşıyor, Keşmir’den getirdiği kumaş ve diğer malzemeleri Norveç’te satıyor. “Keşmir’in fakir aileleri bu ürünleri yapıyor. Bu ürünlerin yapılması çok zaman ve emek istiyor. Ben de bu ürünleri burada Hindistan’daki fiyattan çok daha ucuza satıyorum. Böylelikle kendi anavatanımdaki çalışanlara da yardım etmiş oluyor, orası için yeni bir istihdam imkânı oluşturuyorum.” diyen Masood’un bu işi büyütmek istemesinin nedeni, aynı zamanda anavatanındaki insanlara faydalı olmak istemesi.

Daha önce Norveç dışında Almanya, Japonya, Kore gibi çok farklı ülkelerde de çalışan Masood’un babası İngilizce öğretmeni. Masood, bu durumun kendi eğitimi üzerinde büyük ve olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyor.

Masood’un eczacı olarak çalışan eşi Rabia da kendisi gibi 31 yaşında, fakat o Masood gibi Keşmir’de değil, Avrupa’da doğmuş. Çift bir senedir Norveç’te yaşıyor. Çiftin Norveç’teki yaşamı, daha çok Pakistan cemaati içerisinde geçiyor. Masood sabah namazını kıldıktan sonra eşiyle yaptığı kahvaltının ardından Rabia’nın işe gittiğini, kendisinin de işinin başına geçtiğini anlatıyor. Evlerine yürüyerek 30 dakika uzaklıkta bulunan caminin çok güzel bir Sünni Pakistan camisi olduğunu ve cemaatinin çok sevecen ve sıcak insanlardan oluştuğunu da hemen ekliyor. “Akşama doğru eve geldiğimizde eşimle birlikte ibadetlerimizi tamamlar, hafta sonları ise camideki faaliyetlere katılırız.” diyen Masood camide hafta sonları Kur’an okuma, ilahiler, mevlitler, hatim halkaları gibi farklı etkinliklerin sunulduğunu anlatıyor. Cami cemaatinden bahsederken gözleri parlayan Masood için cemaatin her ferdi ailesinden biri gibi olmuş: “Oradaki sıcakkanlı insanlarla birlikte yemek yapar yeriz. İlişkilerimizin bu denli güzel olmasının nedeni birbirimize sürekli destek olmamız. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için mantığı cemaat içerisinde hâkim. Ayrıca cemaate yeni gelmiş kişilere, hele bir de yeni ihtida etmiş insanlara büyük ilgi gösterilir. Böylece camiye gelen kimse yabancılık çekmez.” Cami bilhassa Kadir ya da Beraat gecesi gibi özel günlerde Müslüman cemaatin sıkça toplandığı bir cazibe merkezi; Masood ve Rabia çifti de vakitlerinin önemli kısmını bu merkezde diğer Müslümanlarla geçiriyor.

Camiye gelen yeni imamdan da bahsediyor Masood: “Ben Müslümanların gittikçe daha kibirli olduklarını gözlemliyorum, iki kitap okumakla âlim kesilenler var. Oysa herkesin, her konu hakkında uzman olabileceği havası hem yanlış hem üzücü. Camimize gelen imam ise bu yanlışları tashih edici nitelikte. İslam bilimleri alanında doktora yapmış olan bu güzel insanla birlikte camimiz hem daha aktif hem de daha nitelikli bir hâle geldi diyebilirim.”

Masood’un yaşadığı Stavanger’de 3’ü Türk, 3’ü Pakistanlı, 1’i Arap ve 1’i Selefi gruplara ait olmak üzere toplamda 8 cami var. Ülkedeki camilerin ve Müslüman kurumların çatı kuruluşu ise Norveç İslam Konseyi. Aynı zamanda Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyine üye olan Norveç İslam Konseyi, domuz kafası ya da tehdit mektubu gibi nahoş durumlarla karşılaşan cami cemiyetleri adına suç duyurusunda bulunmak ve kamuoyuna yönelik bilgilendirme çalışmaları yapmak gibi bir faaliyet sahasına sahip. Helal et kesimi ile ilgili düzenlemelerde Müslümanların elini rahatlatan da yine Norveç İslam Konseyi olmuş. Bunun dışında Masood, Minhac’ül Kur’an isimli, Oslo’da 1987 yılında kurulmuş ve ücretsiz eğitim ve evlilik danışmanlığı gibi hizmetler de sunan başka bir cemaatten de bahsediyor. Hem Keşmir’de hem de Stavanger’de cemaate sahip olan bu oluşumun kurucusu olan Muhammed Tahir’ül-Kadri 500 sayfalık bir eserinde İslam’da terörün yer almadığına dair bir fetva vermiş.

Masood ülkede farklı etnik kökenden Müslümanlar arasındaki ilişkilerin de farklılığına dikkat çekiyor. Örneğin Türk ve Pakistanlılar arasındaki güzel diyalogdan bahsediyor: “Her iki cemaat de birbirlerinin aktivitelerini ziyaret edip desteklerler. Bu tarz bir karşılıklı iletişim diğer camilerde ise söz konusu değil; orada genelde tek bir milletten insanlar bir araya gelirler. Ben burada kardeşlik anlayışına çok zıt bir ayrımcılık görüyorum. Elbette bunda hutbenin insanların kendi anadillerinde olmaması gibi dil bariyerlerinden kaynaklanan sorunlar etkili.”

Her türlü mezhepten Müslüman olmasına rağmen Stavanger’deki Müslümanların yüzde 90’ı Hanefi mezhebine tabi. Fakat son zamanlarda Selefi grupların sayısında da artış olmuş. Masood, “Selefilerin Stavanger’de büyük bir kitlesi var ve bu kitle giderek büyüyor.” diyor. Ona göre bu artışın nedeni hutbelerini İngilizce gerçekleştiren bu grubun daha büyük bir kitleye ulaşma kabiliyetlerinin bulunması.

Masood sadece Norveç’te değil, bütün dünyada Müslüman cemaatin kardeşlik bağlarını güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor: “Kuzeyde yaşayan Müslümanın güneyde yaşayan Müslümanın sıkıntılarını bilmesi, yürekten hissetmesi ve ona yardımda bulunması lazım; tam da Hz. Peygamber’in hadîs-i şerifinde belirttiği gibi. İslam’ın bize öğrettiği ve önerdiği ümmet anlayışını yaşayıp yaşatabilmek için çaba sarf etmeliyiz.”

Stavanger’de camiler, cemaat tarafından yönetiliyor ve finanse ediliyor. Masood, devletin tanınmış dinî cemaatlere ve ayrıca camilere de üye sayısına bağlı olarak maddi destek verdiğini, kendi devam ettiği caminin cemaatinin ise 50 kişilik olduğunu söylüyor: “Stavanger şehri Müslüman yaşam tarzını önemsiyor ve destekliyor. Örneğin halk helal et konusundaki hassasiyetimize titizlik gösteriyor; şu an 3 dükkânda helal et satışı yapılıyor. Ayrıca helal kesimde hiçbir şekilde sorun yaşamıyor, tüketeceğimiz etleri İslami usullere göre tedarik edebiliyoruz. Yalnız burada İslami ya da geleneksel kıyafetler giyme konusunda biraz daha çekingeniz sanırım. Ben örneğin burada geleneksel kıyafetlerle sokağa çıksam sanırım biraz garip kaçardı. Ama Oslo’da durum farklı. Nikap ya da cilbap gibi kıyafetleri birçok kişi orada daha rahat bir şekilde giyinebiliyor.”

Hem Masood’un hem de Rabia’nın sadece camideki Müslüman cemaatle değil, gayrimüslimlerle de ilişkileri oldukça iyi. “Rabia gayrimüslim bir ülkede, ben Keşmir’de doğmuş olmama rağmen benim gayrimüslimlerle ilişkim ona nazaran daha iyi.” diyor gülerek Masood. Boş zamanlarında gayrimüslim arkadaşları ile buluşan ve onlara Müslüman bir ailenin yaşam tarzını yakından gösterme amacı taşıyan çift Norveçlilerin Müslümanlara oldukça müsamahalı olduğunu belirtiyor. Şöyle diyor Masood: “Norveç’teki gayrimüslimler çok açık görüşlü. Örneğin burada ezan sesi duyabilirsiniz. Ezanın okunduğu caminin etrafında oturanlar ise ezandan herhangi bir rahatsızlık duymaz ya da karşı çıkmazlar. Belki bunun bizim yaşadığımız muhitteki insanların kendilerinin de dindar olması ile ilgisi vardır. Kendileri de çocuklarını genç yaşta evlendirir ve Pazar günleri kiliseye giderler.”

Ülkede Norveç’in yerlileri dışında Budistler de yoğunlukta. Önceden kısıtlı kaynaklara sahip Norveç’in 1970’li yıllarda petrol ve doğal gazı keşfetmesiyle Sri Lanka, Pakistan ve Vietnam’dan gelen işçilerle birlikte ülkede etnik ve dinî çeşitlilik de artmış durumda. Masood buradaki çeşitliliğin Avrupa’daki diğer ülkelerdeki azınlıklardan daha farklı olduğunu belirtiyor: “Buradaki göçmenler ya da göçmen kökenli insanlar örneğin Almanya’dakilere benzemiyorlar. Mesela Türkler Almanya’da süpermarket ya da dükkân açıyorlar. Buraya gelen işçiler ise Norveç’in petrol ülkesi olmasıyla birlikte gelmeye başladılar. Dolayısıyla buraya Sri Lanka, Pakistan, Hindistan ya da Vietnam’dan gelenler de bu sektörde aktif olan işçiler ya da mühendisler. Sri Lankalılar Norveç’in kültüründen çok etkileniyor ve kısmen gönüllü bir şekilde asimile oluyorlar diyebilirim. Hindistan ve Pakistan’dan gelenler ise kültürlerini unutmaksızın burada yaşıyorlar, kendilerini Norveç kültürüne o kadar fazla kaptırmıyorlar. Mesela giyiniş ve yemek yeme tarzlarında kültürlerine hâlâ bağlılar. Sri Lankalılar ise buranın yerlisi gibi giyiniyorlar.”

Masood, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha homojen bir yapıya sahip olan Norveç’te Müslümanlara yönelik ayrımcılıklar hakkında konuşmanın oldukça zor olduğunu söylüyor: “Ayrımcılıkların dinî nedenlerden dolayı mı yoksa etnik temelli mi yapıldığını kestirebilmek çok zor. Örneğin eşim Rabia çalıştığı yerde yönetici pozisyonunu edinecekti ama iki işçi, ‘Eğer o yönetici olursa biz çıkarız.’ diyerek karşı çıktılar. Bize göre bunun iki nedeni olabilirdi: Ya Norveçli olmadığı için ya da Müslüman olduğu için. Elbette farklı bir nedeni de olabilir, fakat dediğim gibi bu ayrımcılıkların nedenini kestirebilmek oldukça zor.”

Ülkede Müslümanların sayısı oldukça az olduğu için siyasi katılım anlamında Müslümanların sorunlarının dile getirilebildiği ve yasal düzenlemelerle ilgili taleplerin daha gür çıkartıldığı bir platformun da henüz bulunmadığını belirtiyor Masood.

22 Temmuz 2011’de 77 kişinin hayatına mal olan ve İslam düşmanı aşırı sağcı Anders Behring Breivik tarafından düzenlenen terör saldırısı ülkedeki Müslümanlar açısından farklı bir dönemin de açılması anlamına gelse de Masood ve Rabia, Norveç’te Müslüman cemaat içerisinde kendi kimliğini muhafaza edebilmenin ve bu kimliği diğerlerine tebliğ edebilmenin yolunu bulmuş.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar