Portre İslam Birliğinin Yılmayan Savunucusu: Eşref Edip Fergan

Yaşadığı döneme neşrettiği eserle damga vuran, Müslümanların uyandırılması için oldukça emek sarf eden Eşref Edip tarihin unutulmazları arasına girebilmeyi başarmış örnek bir şahsiyettir.

Ayşegül Bunsuz 1 Eylül 2015

19. yüzyıl sonlarında Osmanlı’da yayılan fikir akımlarından İttihad-ı İslam’ın öncülerinden biri olan gazeteci-yazar Eşref Edip Fergan Türkistan kökenli bir ailenin çocuğu olarak 1882 yılında Yunanistan sınırları arasında kalan Serez’de dünyaya gelmiştir. Babası İslam Ağa, annesi Nefise Hanım’dır. Sıbyan mektebini ve Rüşdiyeyi (ortaokul) Serez’de okudu. Bu arada Kur’an eğitimi alarak hafız oldu. Serez Müftüsü İmâdüddin Efendi’den din bilgisi ve Arapça dersleri aldı. Memleketinde bir yıl kadar Şer’i Mahkeme kâtipliği de yapan Eşref Edip 1902’de İstanbul’a gelerek Hukuk Fakültesinde eğitim gördü. Öğrenim hayatı süresince her anlamda kendini yetiştirmenin yollarını arayan Eşref Edip Çemberlitaş’taki Atik Ali Paşa Camii’nde medrese derslerine devam etmiştir. Düzgün not tutma konusunda son derece gelişmiş bir kabiliyete sahip Eşref Edip devrin meşhur âlimlerinden Manastırlı İsmail Hakkı Efendi’nin Ayasofya kürsüsündeki derslerini not ederek kitap hâline getirip bastırmıştır.

Dönemin ünlü simalarıyla yakın dostluklar kuran Eşref Edip, ilim, kültür, sanat çevreleriyle tanıştı. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra Sırat-ı Müstakim adıyla haftalık yayımlanan derginin ekibinde yer alarak yayıncılık hayatına başlamış oldu. Din, felsefe, edebiyat, hukuk ve ulûmdan söz eden derginin ilk sayısı 27 Ağustos 1908’de yayımlanmış ve kısa süre içerisinde geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. O zamanlar derginin sahibi Ebü’l-ula Zeyn’el-Mardin, mesul müdürü Eşref Edip, başyazarı ise Mehmet Âkif’tir. Ebül’ula Mardin ile birlikte 182 sayı çıkaran Eşref Edip, Ebül’ula’nın üniversite hocalığına başlamasının ardından tek imtiyaz sahibi olarak dergiyi yayımlamaya devam etmiş ve derginin adını da “Sebilürreşad” olarak değiştirmiştir. Dergi çıkarmanın geçici bir heves olmadığını, hatta ideal yapı ile özdeşleşen vazgeçilmez tutku olduğunu ifade eden Eşref Edip, İslam ve Müslümanlara yönelik tenkitlere cevap verme gayreti içinde olmuştur. l. Dünya Savaşı yıllarında İttihat ve Terakki yönetimiyle fikrî bir mücadeleye girmiş ve Sebilürreşad’ın yayımına bir süre ara vermiştir.

Eşref Edip’e göre yazmak; teneffüs edebilmekti. Bu nedenle savaş sonrasında işgal altında bulunan İstanbul’da yeniden Sebilürreşad’ı yayımlamaya başlayarak fikrî mücadeleye devam etti. Mehmet Âkif ile birlikte Millî Mücadelecilere destek veren Fergan, İstanbul’da işgal kuvvetlerinin ve azınlıkların baskısı artınca Anadolu’ya geçti. Sebilürreşad’ı bir süre önce Kastamonu’da ve daha sonra Ankara’da yayımlamaya devam etti.

Eşref Edip aynı zamanda Mehmet Âkif’in yazı ve şiirleriyle birlikte konuşma metinlerini de risale ve kitap hâline getirerek bastırmış, bunları cephelere ve köylere ulaştırarak Millî Mücadele şuurunun güçlenmesine katkıda bulunmuştur.

Millî Mücadele yıllarında Sebilürreşad aracılığı ile halka cesaret veren Eşref Edip, Şeyh Said isyanı üzerine İstiklâl Mahkemesine verilmiş ve Sebîlürreşad’ı kapatması şartıyla serbest bırakılmıştır. İslam Ansiklopedisi’nin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Türkçeye çevrilip yayımlanması üzerine Eşref Edip Ekim 1940’da İzmirli İsmail Hakkı, Kamil Miras ve Ömer Rıza Doğrul’la birlikte İslam-Türk Ansiklopedisi’ni çıkararak yayın hayatına yeniden başlamıştır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından çıkarılan İslam Ansiklopedisi’nde yer alan yanlışları ortaya çıkarmak ve doğruları göstermek amacıyla hazırlanan bu ansiklopedinin maddi imkânsızlıklar yüzünden sadece ilk cildi yayımlanabilmiştir. 1948’de tekrar yayımlanmaya başlanan Sebîlürreşad 1966’da yeniden kapatılmıştır.

Fikrî çizgisi, tavrı, savunduğu görüşleri, etki alanı itibarı ile mümtaz şahsiyetlerden biri olan Eşref Edip, yazılarında Müslümanların birlik olması gerektiğini savunmaktaydı. Yaşadığı döneme neşrettiği eserle damga vuran, Müslümanların uyandırılma ve yüceltilmesi için oldukça emek sarf eden Eşref Edip tarihin unutulmazları arasına girebilmeyi başarmış örnek bir şahsiyettir.

1971’de vefat eden Eşref Edip Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilmiştir.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar