Darbe Sonrası Mısır Mısır’ın Yeni Parlamentosu: Tartışmasız Devlet Yanlısı

2016 yılı başlarken, uzun süredir kurulması beklenen Mısır Parlamentosu, önceki parlamentonun dağılmasından yaklaşık dört yıl sonra tekrar açıldı. Elitlerin oluşturduğu bu apolitik siyasi teşekkülün, hâlihazırdaki rejimin yörüngesinden sapamayacağı kesin.

Alessandra Bajec 2 Şubat 2016

Mısır’ın yeni Halk Meclisi ocak ayında, Cumhurbaşkanı Sisi lehine gösterilerle birlikte görevine başladı. Cumhurbaşkanının tahakkümüne karşı kontrol mekanizması olması gereken mecliste 25 Ocak Devrimi’ni öven milletvekillerini susturma çabaları, cep telefonlarında konuşan ya da selfie çeken temsilciler, televizyon kameralarına el sallayan ya da Mısır bayraklarını taşıyan parlementerler ile meclis açılışını yaptı.

Yeni oluşturulan ve 596 milletvekilinden oluşan yasama organının en öne çıkan özelliği, çoğunluğunun bağımsızlardan, Sisi taraftarı partilerden, eski rejim figürlerinden ve rejimle sıkı bağları olan iş dünyası elitlerinden oluşması. 596 milletvekilinden 120 tanesini Sisi yanlısı “Mısır Sevgisi İçin” koalisyonu kazandı; 448 sandalyenin tamamını bağımsız adaylar kazanırken, 28 milletvekili Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atandı.

Hukuk profesörü ve devletin desteklediği Mısır Sevgisi İçin koalisyonunun bir üyesi olan Ali Abdel-Al Meclis Başkanlığı görevine getirildi. Sisi’nin politikalarına sıkı sıkıya bağlı olan Mısır Destek Parlamento Bloğu adayı El-Sayid Mahmud El-Şerif, Meclis Başkan Yardımcılığına seçildi. İkinci Meclis Başkan Yardımcısı Soliman Wahdan ise Vafd Partisi üyesi ve Port Said’de otomobil ithalat şirketi sahibi.

Yeni parlamentonun göze çarpan diğer bir özelliği ise, meclis üyelerinin çoğunun ilk kez seçilmiş olmaları. El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde (ACPSS) görev yapan Cemal Abdül Cavad, “Seçilen milletvekilleri çoğunlukla yerel grupların temsilcileri; dolayısıyla ulusal politikayla ilgili olanlar az. Ulusal ölçekte nasıl çalışacaklarını bekleyip göreceğiz.” dedi.

Yine ACPSS’de araştırmacı uzman olan Ziyad Akl Musa’ya göre, meclisin büyük çoğunluğu herhangi bir siyasi geçmişi olmayan kişilerden oluşuyor; siyasi bağlantıları olanlar da Mısır’ın siyasi hayatında nispeten yeni ya da marjinal partilerden geliyorlar.

Musa, “Bu da şu anlama geliyor: Bu parlamento siyasal değildir; ne siyaset tecrübesi vardır ne de oryantasyonu.” diyor.

Parti kontenjanından gelen milletvekillerinin birbirine benzediğini, devlet yanlısı olduğunu söyleyen Musa, yeni parlamentonun çok sesli ve demokratik bir kurum olmaktan uzak, hatta “suni siyasi elit yığını” olduğunu söylüyor.

Yeni meclis üyelerinin önündeki ilk büyük görev, yeni anayasanın yürürlüğe girdiği 16 Ocak 2014’ten beri parlamentonun yokluğunda görev yapan idari yönetim tarafından geçirilen 341 yasayı yalnızca 15 gün içerisinde tekrar incelemek oldu. Geçiş sürecinde Cumhurbaşkanı Sisi ve selefi Adli Mansur insan hakları, devlet yardımları, devlet projeleri ve meclisin oluşturulması gibi konularda çeşitli yasalar çıkartmıştı. Zamana karşı verilen bu yarış göz önünde bulundurulduğunda genel kanı parlamentonun yokluğunda resmî olarak çıkartılan tüm kararların hızla onaylanacağı yönündeydi; zira bu kararların çoğu, tartışılmasına gerek olmadan yalnızca onaylama gerektiren teknik yasalardı.

Ne var ki, bazı yasaların üzerinde kesinlikle dikkatlice durulması gerekiyor. Örneğin azami ücreti belirleme, özel ilgi gerektiren ekonomik bölgeler yasası ve sivil toplum örgütlerinin çalışmalarının izlenmesi ve kontrol edilmesine izin veren Sivil Toplum Örgütleri Yasası da dâhil olmak üzere toplumsal hayatı etkileyen yasalar.

Kasım 2015’te geçirilen tartışmalı Kamu Hizmetleri Yasasının büyük tartışmalara sebep olması bekleniyordu. Bu yasa, bazı devlet çalışanlarının terfi ve primlerine yıllık sabit yüzde 10’la sınırlama getiriyor. Bu yasaya devlet çalışanları, işçi sendikaları ve diğer işçi hakları hareketleri şiddetle karşı çıkmıştı. Hükûmet bu yasanın onaylanmaması hâlinde devlete milyarlarca liralık zarar verileceği konusunda uyardı. Milletvekillerinin çoğu red oyu kullanınca meclis yasa tasarısını iptal etmiş oldu; yine de, tasarının bir daha inceleneceği ve tekrar yapılacak oylamadan önce üzerinde değişiklikler yapılması için komisyona gönderileceği tahmin ediliyor.

Diğer bir tartışmalı yasa ise, üçüncü tarafların devlet ihalelerine itirazlarının yasaklanmasını öngören yasaydı. 2014’te yürürlüğe sokulan yasa, yatırımcıların Mısır Devleti ile olan iş anlaşmalarının, vatandaşların şikâyetlerinden kaynaklanan yasal zorluk ve engellerden korunmasını amaçlıyordu. Muhalifler bu yasanın şikâyet ve başvuru hakkını engelleyerek ve bu hakkı yalnızca ihale taraflarına, yani devlet ve yatırımcılara tanıyarak yolsuzluğa zemin hazırladığını iddia etti. Yasama organı yasayı önce aleyhte oy kullanarak reddetti, sonrasında yeniden gözden geçirilmesi için komisyona geri gönderdi. İlk oylamada aleyhte oy kullanan milletvekillerinin Meclis Başkanı’nın bu yasanın reddedilmesinin yatırımları olumsuz etkileyeceğini söylemesi üzerine kararlarını değiştirdikleri söyleniyor.

Musa’ya göre Kamu Hizmetleri Yasası ile Yatırım Yasası’nın yanı sıra, Birleştirilmiş Medya Yasa Tasarısı çok tartışmaya neden olacak gibi görünüyor. Tasarı basın özgürlüğü ve haklarını yeniden düzenleyen şartları içermekle birlikte, Mısır’daki yazılı ve görsel basının kurumsallaştırılmasını öngörüyor. “Bu üç yasanın önümüzdeki birkaç ay içerisinde tartışmalara sebep olması bekleniyor.” diyen Musa “Bu kanun maddelerinin niteliği ve içeriği, sebep olacağı siyasi kargaşanın ölçeğini belirleyecek.” sözlerine yer verdi.

Yetkililer tarafından izin verilmeden sokak gösterisi yapılmasını yasaklayan ve onaylandığı Kasım 2013’ten beri yürürlükte olan tartışmalı Protesto Yasası meclis gündemine girmedi. Dolayısıyla, meclisin tekrar incelediği yasaların dışında kaldı. Bu yasa nedeniyle yüzlerce genç tutuklanmıştı. Bununla birlikte, meclisin böyle bir yasayı iptal etmek şöyle dursun, incelemek için yeniden gündeme almasına dair küçük bir işaret bile bulunmuyor.

“Genel olarak Parlamento içerisinde insan hakları kararları konusuyla ilgilenen, mantıklı ve uyumlu bir grup yok.” diyen siyaset bilimci Cemal Abdül Cavad sözlerine şöyle devam ediyor: “Hükûmet insan hakları ve özgürlükleri konularında kendi ajandasını takip edecek, ama ekonomik meselelerle ilgili kararlarda bir esneklik söz konusu olabilir.”

ACPSS araştırmacısı Cavad’ın da tahmin ettiği gibi, yeni parlamento insan hakları dosyasını hepten açma konusunda isteksiz olacak: “Rejim gibi, Parlamento da güvenliğin insan haklarından önce geldiğini düşünüyor. Dolayısıyla bu, istisnai güvenlik tedbirleri ya da hak ihlalleri anlamına gelecekse de varsın olsun görüşü hâkim. Aslına bakarsanız Meclis, insan haklarını daha da kısıtlayan yasalar da çıkartabilir.”

Bir diğer tartışmalı yasa olan Terörle Mücadele Yasası Meclis tarafından onaylandı. Uzmanlara göre yasanın terörizm tanımı sivil itaatsizliğe kadar genişletilmiş durumda. Yasa asıl itibarıyla resmî hükümet açıklamalarına ters düşen haberler konusunda basın özgürlüğünü engellemekle birlikte, polise geniş yetkiler tanıyor.

Tartışmalı kararlar da dâhil, son iki yıl içerisinde yürürlüğe konulan birçok kararı onaylayan Meclisin, devlet ideolojisi ile çatışan konularda düzenleme ve iyileştirme yapacağına dair bir işaret bulunmuyor.

Musa’ya göre, Parlamentonun pek çok siyasi tartışmaya sebep olacağı tek istisnai konu, Basın Kanunu. 2013 Yol Haritası çerçevesi içine alındığından beri yürürlüğe sokulması için uğraşılan bu kanun, ordunun Mursi’ye yaptığı darbenin liderliğini yapan Sisi tarafından resmî olarak duyurulmuş, ancak bugüne kadar yürürlüğe girmemişti.

Meclisin Mısırlılar için tatmin edici kanunları tartışmaya açma kabiliyeti ileriki zamanlarda belli olacak; özellikle de iyileştirmenin gerekli olduğu alanlarda. Cavad’a göre bunlar kamu harcamaları ve devlet yardımlarının kaldırılması konuları.

“Teklif edilen reformların çoğu ortalama bir Mısır vatandaşının gerçekten ihtiyaç duyduğu alanlarda değil.” diyen Cavad sözlerini şöyle sürdürdü: “Parlamenterlerin önündeki en önemli zorluklardan biri, reformlarla ve yeniden düzenleme politikalarıyla belirli grupların isteklerinin ne kadar uyumlu olacağı sorunudur.”

Tüm kararları çok kısa zaman içerisinde inceleme ve onaylamanın getirdiği baskıyla yüzleşmek zorunda kalan yeni parlamentonun rejimin menfaatine hizmet etme ve anayasal çıkmazı önlemek için çoğunlukla Cumhurbaşkanı Sisi tarafından çıkartılmış kanunları onaylama eğiliminde olduğu gözleniyor. Hâlbuki meclisten devlet başkanının tahakkümüne karşı “kontrol ve denge” mekanizması görevini üstlenmesi bekleniyor.

Fotoğraf: ©Shutterstock.com/360b

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar