Portre “Ya İlim, Ya Ölüm”: Ahmet Muhtar Büyükçınar

1920 yılında Türkiye’nin Gaziantep şehrinde dünyaya teşrif eden Ahmet Muhtar Büyükçınar Hocaefendi’nin ezberleri bozan ibret dolu hayat hikâyesi ardında bıraktıklarına örnek oluyor.

Veysel Pountso 1 Mart 2016

Pek de iyi bir çocukluk geçirmeyen Ahmet Muhtar Büyükçınar, sevgisini göstermeyen bir babanın ve annesini kaybettiği için üvey annenin elinde büyüdü. 4 yaşında okumaya, 5 yaşında ise Kur’ân-ı Kerîm okumaya başladı. 7 yaşına kadar dedesinden dinî eğitim gördü. Aynı zamanda 6 yaşında çalışmaya başladı ve dokumacı oldu. Daha sonra bekçilik, marangozluk, hamallık ve aşçılıkla uğraştı.

Ailevi sorunlar yüzünden 17 yaşında evden ayrılmaya karar verdi ve hayatının dönüm noktasını yaşadı. Bir gece uzun bir aradan sonra Kur’ân-ı Kerîm’i tekrar eline alarak bütün gece okudu, okudukça ferahlık hissetti. Ancak namaz kılmadığı aklına geldi. Büyükçınar hatıratında o anı şu şekilde tarif etmektedir: “Kur’an okumak için abdest alıyorum da, dinimizin direği olan ve Müslüman olduğumu ispatlayan namazı niçin kılmıyorum? Çocukken Müslümandım da, büyüyünce İslam’dan uzaklaştım mı? On beş yaşımda namaz farz olduğuna ve şimdi on yedinin içinde olduğuma göre bir buçuk senelik namaz borcum birikmiştir. Aman Allah’ım! Ben neden böyle yaptım?”

Bundan sonra kendini dine verir, ilme vakfeder. İlk ilim tahsiline başladığında “Ya ölüm, ya ilim” hayat düsturunu benimser. Hayatının bundan sonraki kısmını bu düşünce üzerine inşa eder. Arapçayı öğrenir ve öğretir, ilim öğrenmek adına sefere çıkar. Şam, Halep ve Suriye’de bulduğu her hocadan ders alabilmek için büyük gayretler sarf eder. Yurt dışında iki yıl ders aldıktan sonra Türkiye’ye dönüp askerliğini yapar; bir dönem ise Gaziantep’te imamlık yapar. Daha sonra ilim yolculuğuna devam eder ve Mısır’a yol alır. 1960 yılında Kahire’de El-Ezher Üniversitesinden mezun olur.

37 yaşında Mısır’dan İstanbul Altunizade’ye geldiğinde 15 yaşındaki Fatma Hanımla evlenir ve evlendikten sonra 5 sene daha Mısır’da ikamet eder. 1962 yılında memleketinde eğitim vermek için Türkiye’ye dönme kararı alır.

Büyükçınar Hoca, ilk ders aldığı hocasına verdiği sözü kendisine prensip edinmişti, okuttuğu talebelerden ücret almıyor, aksine mümkün oldukça maddi destekte bulunuyordu. Kendi geçimini ise dokumacılık ve ünlü tatlıcı Güllüoğlu’nda baklavacılık yaparak sağlıyordu. Ahmet Muhtar Büyükçınar’ın ilmî çalışmalarının yanı sıra bilinmeyen taraflarından bir tanesi Türkiye’de sayılı Baklava ustalarından biri olmasıdır.

Bütün yoğunluğuna rağmen ailesine karşı sorumluluklarını ihmal etmeden bilinçli bir şekilde yerine getirmiştir. Ailesine, eşine ve çocuklarına her zaman iyi davranmış, onları hiç bir zaman üzmemiştir. Anlayışlı bir eş olduğu hanımına 25 yıl boyunca yemek pişirmesinden de anlaşılmaktadır. Aile fertleri Ahmet Muhtar Büyükçınar’ın hayatını daima âyet ve hadisler doğrultusunda yaşamaya gayret gösterdiğini belirtmektedirler.

Mısır’dan Türkiye’ye kesin dönüş yaptığı zaman mevcut siyasi sorunlar ve Mısır-Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerdeki aksaklıklar hasebiyle, El-Ezher Üniversitesi diploması kabul edilmiyor, bu yüzden kendisine resmî görev verilmiyordu. Büyükçınar Hoca buna rağmen umudunu yitirmemiş, fahri olarak kendi imkânları doğrultusunda talebe yetiştirmeye devam etmiştir. İsteyen herkese müsait olan her yerde ders vermiş, talebeleri için kurslar ve kamplar düzenlemiştir.

Hoca, 1997 yılında bir dergi ile yaptığı mülakatta şu ifadelerde bulunmuştur: “İnsan bir kainattır, bir memlekettir. İnsanın hükümdarı ruhu, idare merkezi beyni, elemanları bütün organları. O hâlde bir insanın insan-ı kamil olması için idarecisinin mükemmel bir idareci, idare merkezinin de tam çalışması gerekir. Organlar da sağlıklı olacak. Ruh terbiye edilmemiş, nefsi emmare vasfında kalmışsa, kötülük yapar ve onu övünerek anlatır.”

Hoca 1977-1995 yılları arası Gaziantep’te yaptığı imamlık görevi sonrası ikinci defa resmî görevde bulunmuş, 1995 yılında emekli olduktan sonra Yalova Esenköy’deki evinde talebeleriyle birlikte hayatını adamış olduğu İslam davasına hizmette bulunmaya devam etmiştir. Ahmet Muhtar Büyükçınar 93 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

ETİKETLER:
    • Murat Altıparmak
      2016-03-15 02:10:04

      Çok özet ve çok doğru anlatmışsınız. Öğrencilerinden biri olarak size teşekkür ediyorum, böyle hayırlı hizmetlerinizde başarılar diliyorum. Cümle geçmişlerimize Yüce Mevlâmızdan rahmet niyâz ederim. Ruhları şâd, mekanları cennet olsun inşâallah. Âmîn.

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar