Dosya: "Avrupa’ya Gelen Mülteciler" Müslüman Ülkelerin Mülteci Karnesi

Avrupa'ya Gelen Mülteciler

Suriye’deki iç savaştan kaçan mültecilerin çoğunun Müslüman olması Avrupa’da kültür çatışmasına dair soruları alevlendirirken Müslüman ülkelerin mülteciler bağlamındaki sorumluluklarını nasıl yerine getirdikleri de merak konusu.

Hamza Kuri 2 Mayıs 2016

Müslüman ülkelerin güncel mülteci krizindeki tutumları sıklıkla eleştiriliyor. İslam coğrafyası diye adlandırılan Orta Doğu ve Arap dünyasındaki ülkelerin mültecilere yönelik stratejileri gündemde değil. Oysa Suudi Arabistan, Lübnan, Mısır, Ürdün ve Türkiye’nin mültecilere karşı tutumları Müslüman ülkelerin tutumlarını anlamak için önem arz ediyor.

Suudi Arabistan: “İşçi” ve “Mülteci”

Suudi Arabistan’ın hiç mülteci kabul etmediği iddiaları ortaya atılmış, fakat daha sonra Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı ülkenin 2.5 milyon mülteci barındırdığını açıklamıştı. Bu açıklamanın gerçeği yansıtmadığına ve Suudi Arabistan’daki mültecilerin sayısının 100.000 ila 250.000 arasında değiştiğine dair tahminler var. Bir başka raporda ise 500.000 mültecinin Suudi Arabistan’da “mülteci” statüsünde değil “işçi” statüsünde kendilerine yaşam alanı buldukları iddia ediliyor.

Ülkede mültecilerin yaşadığı en büyük sıkıntı barınma konusu. Kendileri için hazırlanan kamplar genellikle mülteciler tarafından tercih edilmiyor ve yalnızca yüzde 7’lik kısım kamplarda kalıyor. Kamp dışındakilerin nerede kaldıklarına dair bilgiler yok.

Bir diğer önemli konu ise temel besin ihtiyaçları. Suudi Arabistan’da yaşayan mültecilerin üçte ikisi yoksulluk sınırının da altında yaşıyor. Temel besin ihtiyaçlarının karşılanması mülteciler açısından en büyük problem.

Eğitim konusu da kayda değer sorunlardan. Ülkede sadece 170.000 mülteci çocuk okullara kayıtlı. Üniversitelere kayıtlı mülteci sayısı ise 1600.

Suudi Arabistan ayrıca birçok ülkeye mülteciler için oluşturulan fonlarla maddi katkıda bulunuyor. Bu zamana kadar bu fonlarla yapılan yardımların 700 milyon dolar olduğu ve yardımların daha çok Lübnan, Ürdün ve Irak’a yapıldığı biliniyor.

Lübnan: Erken Yaşta Evlilikler

Orta Doğu’da Birleşmiş Milletlerde kayıtlı en fazla mülteci barındıran üçüncü ülke konumunda olan Lübnan’a sadece 2015 yılının başında yaklaşık 1.3 milyon Suriyeli mülteci geldi. Lübnan’daki mültecilerin karşı karşıya kaldığı sorunların başında barınma sorunu var. Lübnan hükûmetinin resmî kamp kurmama politikası mültecileri doğrudan olumsuz etkiliyor. Lübnan’a yasal veya yasa dışı yollarla gelen Suriyeliler daha önce Lübnan’a aşinalıkları varsa bildikleri bölgeye, yoksa Lübnan’a kendilerinden önce gelmiş olan akrabalarının veya tanıdıklarının göç ettiği bölgelere yerleşiyorlar. Mültecilerin barınma olanakları genel itibariyle kirası çok yüksek olan küçük daireler, birden fazla ailenin odaları paylaşmak kaidesiyle yaşadığı daireler, birden fazla ailenin yaşadığı ancak normalde depo olarak kullanılan mekânlar, henüz bitmemiş inşaatlar ve çadırlar. Lübnan hükûmeti genel itibariyle kurduğu kamplarda bile çadır sayılarını sınırlı tutuyor. Bu sebeple Lübnan’da kamplarda ikamet eden mültecilerin sayısı toplam mülteci nüfusunun yüzde 16’sını oluşturuyor.

Ülkede mültecilerin en önemli ikinci sorunu eğitim. Lübnan’da yaşayan mültecilerin yüzde 52’si 18 yaşın altında. Mültecilerin yüzde 34’ünün ilk veya ortaokul seviyesinde olduğu kaydediliyor. Lübnan hükûmeti her ne kadar mültecilerin okula kayıt olmalarına izin tanımış olsa bile okulların kapasitesi yetersiz. Bunun için mevcut STK’lar mültecilere geldikleri ülkenin müfredatını uygulayarak eğitim veriyorlar. Bu imkândan faydalanan çocukların sayısı ise hayli az. Lübnan hükûmeti ilk ve ortaöğretimde olduğu gibi yükseköğrenimde de kapılarını mültecilere açtığı için bu alanda daha az sıkıntı yaşanıyor.

Ülkede sağlık alanında da ciddi sorunlar var. Mülteciler genel halk sağlığı, doğum ve hamilelik, kronik hastalıklar bağlamında, ayrıca acil müdahale alanında sorunlar yaşıyor. Her ne kadar Lübnan hükûmeti vatandaşlarına uyguladığı kolaylığı mültecilere sağlamış olsa da sağlık sistemi daha çok özel sektör merkezli olduğu için ücret ödenmesi zorunlu. STK’ların bu konudaki yardımlarına rağmen sağlık giderlerinin tamamı karşılanamadığı için sıkıntılar yaşanıyor. Bir diğer sorun da uluslararası STK’ların gönderdiği ilaçların gereği gibi kullanılmaması ve satış için piyasaya sürülmesi.

Bu problemlerin yanında mültecilerin yaşadıkları sosyal problemlerin başında çok eşli evlilikler, erken yaşta evlilikler ve fuhuş geliyor. Özellikle içinde bulundukları maddi imkânsızlıklardan kurtulmak için mültecilerin buna başvurduğu bildiriliyor.

Ürdün: Yerlilerle Mülteciler Arasında Sosyal Eşitsizlik

Ürdün uzun yıllardan beri mültecilere ev sahipliği yapan nadir ülkeler arasında. Kendi nüfusunun neredeyse yarısı yine yakın tarihte muhacir olarak gelen Filistinlilerden oluşuyor. Günümüzde kayıtlı mülteci sayısının takriben 650.000, kayıt dışı mülteci sayısının 850.000 olduğu tahmin ediliyor. Yukarıda zikredilen ülkelere nazaran Ürdün’de de genel itibariyle mülteciler kampların dışında barınıyorlar. Bu oran yüzde 80 civarında. Ürdün hükûmetinin oluşturduğu Zarqa, İrbid, Amman, Maan, Mafraq, Belqa, Karak, Jarash, Madaba, Aljun, Aqaba ve Tafliah adı altında on iki tane mülteci kampı var.

Ürdün devletinin mültecilerle ilgili başlıca sıkıntılarından biri ekonomik yetersizlik. Kendi genel nüfusunun yüzde 10’u kadar mülteciye sahip çıkan Ürdün’ün ekonomisi mültecilerin daha iyi şartlarda yaşamasını zorlaştırıyor. Mültecilerin dörtte üçü yoksulluk sınırının altında yaşıyor. En büyük problem ise okulların mevcut şartlarda yeni öğrenciler için yeterli olmayışı. Ev kiraları mültecilerin gelişiyle üç kat artarak mültecilerin kiralayamayacağı bir tutara ulaştı. 18-65 yaş ortalaması takriben yüzde 45; bu da mültecilerin daha ucuza çalıştırılmasına zemin hazırlıyor. Ailelerin altıda biri aylık 40 dolar gibi cüzi ücretler karşılığında çalıştırılıyorlar. Bu durumdan hem Ürdün halkı hem de mülteciler olumsuz etkileniyor.

Başlıca problemlerden bir tanesi Ürdün’de de eğitim. Mültecilerin takriben yüzde 39’u ilk ve ortaöğretim çağında. Kamplarda yaşayan öğrencilere Ürdün müfredatına uygun ücretsiz ders veriliyor. Kontenjanın yetersiz olması sebebiyle dersler genellikle iki tedrisat (sabah ve öğlen) yapılıyor. Birçok yerli okula mülteciler de gönderiliyor ve sınıfların kapasitesi yetersiz kalıyor. Bunun sonucunda eğitim kalitesinin düştüğü belirtiliyor. Yükseköğrenim için Ürdünlülerin girdiği sınava mültecilerin de girmesi şart, bu konuda mültecilere istisnai uygulamalar yok.

Ülkede mülteciler sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanıyorlar. Fakat sağlık kurumları iş yoğunluğundan dolayı yetersizler. Ürdün fiziki coğrafyasına çöllerin hâkim olması sebebiyle dünyada kişi başına düşen su miktarı açısından en fakir üçüncü ülke. İleriki yıllarda kullanılması planlanan birçok su kaynağı mültecilerin hizmetine sunulmuş, fakat halk bu durumdan şikâyetçi. Yine mültecilerin genel olarak uluslararası yardım kuruluşlarından destek alıp, aynı sosyal statüde olan yerel halkın alamaması ciddi bir sorun. Örneğin kırtasiye yardımı mültecilere yapılırken bir mültecinin Ürdünlü sınıf arkadaşına aynı yardım yapılmıyor. Özellikle çok eşliliğin olması, erken yaşta evliliğin olup kızın ailesine başlık parası verilmesi ve genel olarak mültecilerin fuhuş sektörüne sürüklenmesi başlıca problemlerden.

Mısır: Avrupa’ya Geçiş Limanı

Mısır’da takriben 120.000 mültecinin bulunduğu tahmin ediliyor. Mülteciler için kamp yok. En son Mısır-Libya sınırında bulunan Es-Selam Kampı 2014 yılı itibariyle kapanmış durumda.

Mısır’da yaşamak zorunda olan mültecilerin başlıca problemi barınma. Diğer ülkelerde de olduğu gibi mülteci akımından dolayı kiralara zam yapılmış ve mültecilerin güvenli yaşamları zorlaştırılmış. Mısır’da genel olarak sokaklarda yaşamakta olan mültecilerin çalışmadıkları ve ekonomik güçsüzlüklerinin olduğu bildiriliyor. Mültecilerin yüzde 89’u yoksulluk sınırının altında aylık 17 dolara çalışmak zorundalar. Güvensiz barınma olanakları sebebiyle en önemli problemlerden bir tanesi cinsel istismar, taciz ve şiddet.

Hayatlarını Mısır’da idame ettirmenin zor olduğunu düşünen mülteciler genellikle küçük teknelerle Mısır’dan Avrupa’ya zor şartlar altında gitmeye çalışıyor. Sadece 2015 yılının ilk çeyreğinde 3.000 insan bu yolculukta boğularak can verdi.

Türkiye’de Mültecilerin Durumu

Türkiye BM’nin raporuna göre en fazla mülteci barındıran ülke. Ülkede 3 milyona yakın mülteci ağırlanıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde 27 ayrı kampta takriben 350.000 mülteci var. Diğer mülteciler Türkiye’nin bütün şehirlerinde hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. Genel olarak mültecilerin yaşadıkları kamplar prefabrik veya çadır kampı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Başbakanlığa bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı mülteci kamplarına bu zamana kadar 6 Milyar dolar tutarında harcama yaptı.

Kamplarda yaşayan mültecilerin sosyal olanakları, kamp dışındaki mültecilerden daha iyi. Kamp içinde eğitim konusunda Millî Eğitim Bakanlığı, güvenlik konusunda İçişleri Bakanlığı ve sağlık konusunda Sağlık Bakanlığı ekipleri var. Kamplar sosyal alanlar, sağlık-eğitim imkânları ve hijyen açısından diğer ülkelere göre daha iyi seviyede. Örneğin cami, spor imkânları ve mültecilerin faydasına sunulmuş 150’den fazla kurs mevcut. Topluma tekrar kazandırılması planlanan mültecilerin bu sosyal çalışmalara ilgileri de yüksek. Kampların içinde ilk, ortaokul ve liselerde 72.500 öğrenci eğitim görüyor. Mültecilerden ve yerel öğretmenlerden 2.800 öğretmen bu okullarda görev yapıyor. Ayrıca liseden mezun olup üniversiteye başlayan öğrenciler de var.

Buna rağmen sıkıntı yaşayan mülteciler de var. Kamp içinde kendilerini özgür hissetmediğini ve her gün aynı alanda aynı şeyi yapmaktan sıkıldığını söyleyenlerin yanı sıra birçok mülteci kampları geçici bir çözüm olarak görüyor ve orada sürekli yaşamanın mümkün olmadığını bildiriyorlar. Ayrıca kamp hayatının kurallarının kısıtlayıcı olduğunu düşünenler var.

Kamp dışında yaşayan mültecilerin yaşam mücadeleleri ise daha zor. Her ne kadar kamp dışında yaşamak daha cazip gelse de, kampın içinde yardımlar daha düzenli. Genel olarak mültecilere uçuk tutarlarda evler kiralanıyor ve mülteciler normal iş piyasasına göre daha düşük ücretlendiriliyorlar. Buna rağmen AFAD “Yardım Dağıtım Sistemi” adı altında kamp dışında yaşayan mülteciler için bir sistem geliştirdi. Bu şekilde mülteciler hem kayıt altına alınıyor, hem de doğru yardım yapılıyor. Kayıt yaptıranlar ise sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanıyorlar.

21. yüzyılın en büyük krizlerinden biri olan mülteci krizini çözmek için herkesin elini taşın altına koyması şart. Bu krizde Avrupa’yı eleştirmek kolay. Fakat asıl samimiyet Müslüman ülkelerin mültecilerle ilişkisini düzenleyecek çözüm önerileri üretmekle kendisini gösterecek.

Fotoğraf: Shutterstock.com/Orlok

Fotoğraf: Shutterstock.com/Orlok

ETİKETLER:
    • Yavuz
      2016-05-05 12:30:33

      Cok güzel bir yazı olmus hamza hocam elinize sağlık

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar