Halep Halep: Özgürlük, Katliam ve Dünyanın İkiyüzlülüğü

Suriye krizinin en dehşetli sahneleri Halep’te yaşandı. Aralık ayında Halep’in Esad rejimi tarafından muhaliflerden alınmasına giden süreçte binlerce sivil bombalarla öldürüldü, şehir yerle bir edildi. Suriye’deki savaş bitse bile yaraların sarılması çok uzun sürecek gibi görünüyor.

Alessandra Bajec 1 Ocak 2017

Suriye krizinin en dehşetli sahneleri Halep’te yaşandı. Aralık ayında Halep’in Esad rejimi tarafından muhaliflerden alınmasına giden süreçte binlerce sivil bombalarla öldürüldü, şehir yerle bir edildi. Suriye’deki savaş bitse bile yaraların sarılması çok uzun sürecek gibi görünüyor.

Aralık ayında Halep’in kontrolü için verilen mücadelenin sonuna gelindi. Suriye ihtilafında en şiddetli çarpışmaların yaşandığı Halep’te militan ve sivillerin, muhaliflerin elindeki son bölgelerden tahliyesine başlandı. Yıllarca süren şiddetli çatışmalar ve aylardır “ılımlı muhalifler”in elinde tutulan Doğu Halep, çok geç de olsa nihayet uluslararası camianın dikkatini çekti.

Halep’teki isyancıların ve sivillerin BM gözetiminde şehirden kurtarılması aralık ayı ortasına doğru tamamlanırken, rejim güçleri kentin doğu bölgelerine girmeye hazırdı. Halep’teki isyancıların geri çekilmesi ve hafif silahlarla ayrılması, büyük kentlerdeki hâkimiyeti büyük ölçüde kaybettikleri anlamına gelirken, yaklaşık 6 yıldır süren Başkan Esad’ı mağlup etme planlarına büyük bir darbe niteliğinde.

Kasım ayının ortalarında başlayan rejim güçlerinin Halep’i yeniden ele geçirme harekâtında rejim ilerleme kaydetmiş, bunun sonucunda kentin yüzde 90’dan fazlası Suriye hükûmeti kontrolüne geçmişti. 2012’den beri şehrin batısını elinde tutan rejim ile doğusunu kontrol eden muhalifler arasında ikiye bölünmüş olan Halep, kenti muhaliflerden kurtarmak isteyen Suriye Ordusu için önemli bir savaş alanı özelliğini taşıyordu.

Halep’in yeniden ele geçirilmesine rağmen Suriye’deki savaş henüz bitmiş değil, zira muhaliflerin elinde geniş alanlar bulunurken, Palmira kentini yeniden hâkimiyeti altına alan IŞİD ise hâlâ bölgenin doğusuna hâkim. Suriye toprakları için birbirleriyle mücadele eden Nusra Cephesi, IŞİD, Kürt grupları ve birçok muhalif kesimin dâhil olduğu bu tabloda savaşın sona ermesi zor görünüyor.

Son aylarda binlerce sivil Halep’te El-Nusra Cephesi ya da ABD, Türkiye ve Körfez krallıklarının desteklediği “ılımlı” silahlı muhalifler gibi grupların muhasarası altında sıkışıp kaldı.

Suriye Ordusu ve onun Rusya, İran ve Hizbullah gibi müttefikleri muhalif militanları kuşattı. Bu kuşatma esnasında gerçekleşen çatışmalarda her iki tarafın da savaş suçu işlediği iddia ediliyor.

Siviller yoğun bombardıman arasında kaldı, birçok hastanenin patlamalarla kullanılmayacak duruma gelmesinin yanı sıra yiyecek, yakıt ve sağlık hizmetleri imkânları yok denecek kadar azaldı. Kasım ayında Birleşmiş Milletler tarafından şehrin doğusunda faal herhangi bir tıbbi tesisin kalmadığı açıklandı.

Halep savaşı sona yaklaşırken rejim birlikleriyle müttefik güçlerinin kentin doğu mahallelerinde ilerleme kaydetmesinin neden olduğu insanlık dramı dünya çapında öfkeye yol açtı. Atlantik Konseyi’ne bağlı Refik Hariri Orta Doğu Merkezi’nden Mona Alami’ye göre Esad güçleri müttefiklerinin desteğiyle operasyonlarını hızlandırdı. Sivil bölgelerin sürekli vurulması ve tıbbi tesislerin sistematik bir şekilde hedeflenmesi yüksek rakamlarda sivil kaybına neden oldu.

Öte yandan BM Suriye özel elçisi Staffan de Mistura, bazı isyancı grupların sivillerin topraklarını terk etmesini engellediğini bildirdi.

BM Suriye Araştırma Komisyonu, Nusra Cephesi ve Ahrar el-Şam’ın da dâhil olduğu muhalif grupların kenti terk etmeye çalışan sivillere ateş açtıklarına yönelik iddialarda bulundu.

BM Suriye özel elçisi Staffan de Mistura, BM’nin terörist tanımı altında yer alan grupların bölgeyi terk etmesini istemişti. BM’nin “cihatçı” grupların daha ılımlı unsurlardan ayrılmalarına yönelik önceki çağrıları başarısız oldu. Geçen yıl Ruslar ılımlı muhalefeti aşırıcı gruplardan ayırmayı hedefleyen somut adımlar konusunda ABD’yle anlaşmaya çalıştı.

Rusya ile Türkiye’nin aracılık ettiği, Amerikan müdahalesi olmaksızın Suriye hükûmeti ile muhalifler arasında yapılan anlaşma uyarınca Doğu Halep’te mahsur kalan sivillerin tahliyesine başlandı. Muhalif güçleri ile binlerce sivilin, önceden muhaliflerin kalesi olan kentten tahliyesi gerçekleştirildi.

Daha önce sivillerin isyancıların hâkimiyetindeki bölgelerden tahliye edilmesine yönelik imzalanan iki anlaşma da ihlal edilmişti. İnsani koridorları bombalayan ve ateşkesi delerek saldırıları yeniden başlatan militanlar sivillerin kentten ayrılmalarını engellemişti. Muhaliflerin kuşatmasındaki Şii Fua ile Kefraya köylerindeki sivillerin tahliyesinde birbirleriyle anlaşamayan isyancılar, bu konuda rejim ile de anlaşmazlığa düşmüşlerdi.

Halep’teki korkunç seviyeye ulaşan sivil kayıpları ile verilen hasarı dünyanın artık görmesi gerekiyor. Ne var ki katliama ve yıkıma verilmesi gereken küresel tepki çok geç, yani iç savaşın ancak son safhasında geldi. Ülkede yaşanan acı ve dramı kınayanların hedefinde doğrudan Suriye rejimi vardı. Bu eleştiriler tahliye sürecinin işleyiş biçimini de kapsıyordu.

Soğuk hava şartları altında Doğu Halep’ten kaçan korkmuş siviller, Halep’ten otobüs tahliyelerindeki gecikme ya da aksaklıklar nedeniyle oluşan tahliye ve kurtarılmayı bekleyen binlerce insanın dramı Batı medyasında aralıksız bir şekilde gösterildi. Amerika ise Rusya’nın yürüttüğü yiyecek ve temel ihtiyaç maddelerini içeren yardım operasyonunda yardımların teslim edilip edilmediğinden emin olmadıklarını iddia etti.

BM’nin Suriye’deki İnsani Yardım Koordinatörü Jan Egeland, Deutsche Welle’ye verdiği demeçte tahliye operasyonlarının Doğu Halep’teki sivillerin hayatını kurtardığını söylerek, “Bu operasyon birçok can kaybını önledi. Aksi takdirde savaşın sonu daha kanlı olabilirdi.” dedi.

Atlantik Konseyi’nden Araştırmacı Mona Alami ise, “Genel olarak karadaki aktörlerin fazlalığı ve çeşitliliği göz önüne alındığında tahliye süreci çok daha kötü olabilirdi.” dedi.

Tüm bunlar olurken BM Güvenlik Konseyi Halep’teki tahliyeler için bölgeye gözlemci gönderme konusunda karar aldı. Bu karar Suriye’ye insani yardımlar konusunda oybirliğiyle alınan ilk karar niteliğini taşıyor. Güvenlik Konseyi muhaliflerin kuşatması altındaki binlerce sivile ulaşmak amacıyla insani yardımların ülke sınırları içerisinde çatışma bölgelerine dağıtımının bir yıl daha uzatılmasını onayladı.

Uluslararası topluluk harekete geçmekte maalesef çok geç kaldı.

Yapılanlar da yeterli değil. Alami’ye göre Suriye anlaşmazlığına ve özellikle de Halep krizinde uluslararası müdahaleyi sekteye uğratan şey Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi kararlarını veto etmesiydi. Güvenlik Konseyinde Rusya’nın kullandığı iki veto oyu bombardımanı durdurma ve sivil kayıplarını azaltma girişimlerini engelledi.

Suriye rejimi bütün kuvvetiyle muhalifler üzerine hava saldırısı düzenlerken ve Halep üzerindeki baskısını artırırken Esad’ı barış için ikna etmede başarısız ya da gönülsüz davranan Rusya’yı suçlamak yerine, acil fiili eyleme geçme konusundaki beceriksizlikleri için Batılı güçlerin ve BM sisteminin de sorumlu tutulması gerek.

Batılı haber bültenlerinin sunduğu vahşet görüntülerine rağmen Halep’in Suriye Ordusu tarafından geri alınması Batı’da çok da mutsuzluk uyandırmadı. Her şeye rağmen Doğu Halep’in çoğunluğunu El Nusra ve işbirlikçilerinden oluşan yabancı savaşçılar tarafından yönetilmesi yerine muhaliflerden temizlenmesinin sevindirdiği binlerce Suriyeli olduğunu da görmek gerek. Temmuz’da başlayan yıkıcı saldırılardan önce, Suriye’nin ikinci büyük kentinin yarısına yakını rejim güçlerinin kontrolü altındaydı. Nitekim Yazar Baran Hines kaleme aldığı son analizinde IŞİD’e karşı Amerikan koalisyonu sözcüsü Albay Steve Warren’ın bir sözünü hatırlattı. Warren, Halep saldırılarından önce 2016 yılının Nisan ayında “Halep’i elinde tutan gücün yalnızca El-Nusra olduğunu” söylüyordu. El-Nusra Amerika, diğer Batılı devletler ve BM tarafından terörist organizasyon ilan edilmişti. Hines, BM basın toplantısında konuşan gazeteci Eva Bartlett’in sözlerini de aktardı: “Birkaç kez Humus, Malula, Lazkiye ve Tartus’a gittim; Halep’e ise dört kez gittim. Orada gördüm ki, oradaki insanlar hükûmete güven duyuyorlar. Şirket medyalarından duyduklarınızın tam tersi bir durum söz konusu.”

Halep savaşı sona ererken isyancı savaşçıların bölgeden çıkarılması ve en son imzalanan ateşkes anlaşması müzakerelerin tekrar canlanması için önemli bir adım niteliğinde.

Barış görüşmelerinin yeni yılda tekrar başlaması ümidiyle Rusya, Türkiye, İran ve çatışmalardan zaferle çıkarak müzakerelerde elini güçlendiren Esad, görüşmelerin Kazakistan’ın başkenti Astana’da sürdürülmesi konusunda anlaşmaya vardı. Suriye savaşını bitirecek çözüm arayışıyla Amerika ve partner devletlerin müzakere teşebbüsleri pek çok kez başarısız oldu. Putin, Suriye için atılacak bir sonraki adımın ülke çapında bir ateşkes olacağını söyledi.

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Kahire merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar