Avusturya Yol Ayrımında Bir Ülke: Seçim Öncesi Avusturya

Avusturya’da 15 Ekim’de gerçekleşecek Ulusal Meclis Seçimleri öncesi ülkedeki Müslüman cemaat seçim kampanyalarının merkezinde. IGGÖ ve Viyana İslam Federasyonu seçim öncesi atmosferi Perspektif için değerlendirdi.

Kübra Zorlu 11 Ekim 2017

15 Ekim 2017 tarihinde Avusturya’da gerçekleşecek Ulusal Meclis Seçimlerinde yaklaşık 6.5 milyon Avusturya vatandaşı oy kullanacak. Anket sonuçlarına göre Avusturya Halk Partisi’nin (ÖVP) seçimlerde en yüksek oy oranına ulaşması (%33), Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) ve sağ popülist Avusturya Özgürlük Partisi’nin (FPÖ) ise yaklaşık %24’lük bir oy oranında seyredeceği tahmin ediliyor. Research Affairs’in yayınladığı son anket sonuçlarına göre ikinci güçlü parti olarak görülen sağ popülistler (FPÖ), sosyal demokratların (SPÖ) önüne geçmiş durumda. 2013 seçimlerine kıyasla ÖVP ve FPÖ’nün puanları yükselmiş durumda. Yeşillerin ise oy kaybedip Pilz Listesi ve NEOS ile birlikte yüzde 5 aralığında kalacağı tahmin ediliyor.

Halk Partisi Sağ Popülistleri Taklit Ediyor

Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ) Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Abdi Taşdöğen’e göre Sebastian Kurz’un ÖVP’nin başına geçmesiyle birlikte partinin temsil ettiği değerlerde radikal bir değişim yaşandı. “Kurz sağ popülist bir partiden beklenen ifadelerle oy kazanmaya çalışıyor.” diyen Taşdöğen’e göre bu hamle, ÖVP’nin kan kaybetmesini önlemek için girişilen popülist bir hamle. ÖVP’nin sağ popülist söylemlerine FPÖ’nün verdiği tepki bu anlamda manidar. FPÖ bile Kurz’un sağ popülistleri taklit ettiğini söyleyerek, “Aslı varken sahtesine (ÖVP) gerek yok.” diyor.

Viyana İslam Federasyonu Kurumsal İletişim Başkanı Harun Erciyas’a göre Avusturya’da sağ popülizme verilen destek halkın yarısını kapsıyor: “Almanya’da yüzde 13’le ırkçı bir partinin meclise girmesi skandal olarak görüldü. Avusturya’da ise bu ırkçı söylemi kullanan FPÖ 50 yıldır mecliste. Buna bir de ÖVP eklenince iki partinin Avusturya halkının yüzde 50’sinden destek aldığı görülüyor.”

Kurz’un Avusturya’nın büyük partilerinden birisini “muhafazakâr halkın partisi” olmaktan uzaklaştırıp ve sağ popülizme yaklaştırdığını söyleyen Erciyas’a göre ÖVP’nin Hristiyan demokrat bir parti olarak merkezden sağa kayması düşündürücü: “Avusturya’nın değerleri ve gerçek sorunları göz ardı edilip tamamen Müslümanların ve mültecilerin üzerinden propaganda yapılması kaygı verici.”

Taşdöğen’e göre Kurz’un seçim kampanyasının merkezindeki grup “Türkler”, “İslam” ve “mülteciler”. Şöyle diyor Taşdöğen: “İlk defa söylem kalitesinin bu kadar tabana vurduğu bir seçim atmosferi yaşıyoruz. Şimdiye kadar FPÖ haricinde hiçbir parti din üzerinden siyaset yapmazdı. Şu anda ise gündemin Müslüman azınlığa yönelik siyaset üzerinden şekillendiğini görüyoruz.”

Özel İlgi Alanı: İslam

SPÖ-ÖVP koalisyonunun güvenlik gerekçeleriyle çıkarttığı “burka yasağı”, 2015 yılında büyük tartışmalarla yenilenen “İslam Yasası” ve kamuoyu tartışmaları göz önüne alındığında seçim atmosferine İslam konusunun damga vurduğu açık. Diğer yandan çeşitli skandallar da arka arkaya patlak veriyor. Kurz’un siparişi üzerine hazırlanan “İslami çocuk yuvaları” raporunun tahrif edildiği iddiası var. 2015 yılında ön raporu yayınlanan araştırmada Avusturya’daki İslami ana okullarının radikalizme hizmet ettikleri gerekçesiyle kapatılması talep edilmişti. Benzer şekilde geçtiğimiz ay Viyana’daki camilerle ilgili yayınlanan araştırma raporu, camilerde verilen vaazların Avusturya’da entegrasyon sürecini teşvik etmediğini iddia ediyordu. Taşdöğen, Kurz’un takip ettirdiği araştırmaların tamamının Müslümanları ve İslam’ı negatif bir şekilde yansıtmaya yönelik olduğunu ve araştırmaların önceden belirlenmiş bir neticeye göre şekillendiğini söylüyor. “Bir ‘sipariş çalışması’ ile karşı karşıyayız” diyen Taşdöğen, mültecilerle, Müslümanlarla ve İslam’la ilgili olumsuz demeçler veren siyasetçilerin oy kazandığını belirtiyor.

“Müslümanlar Seçime Mutlaka Katılmalı”

Viyana İslam Federasyonu’ndan Harun Erciyas, bu koşulların içerisinde Avusturyalı Müslümanların siyasete güvenini kaybettiğini, fakat bununla birlikte seçimlere katılmanın Müslümanlar açısından bir zorunluluk olduğunu belirtiyor: “Müslümanlar ayrımcılık yaşadıklarında, ırkçı saldırılarla karşılaştıklarında kendilerini yalnız ve desteksiz hissediyorlar. Bu durum bir güvensizlik oluşturuyor. Bu güvenin yeniden tazelenmesi için adım atmak siyasetin görevi. Öte yandan aşırı sağ Müslümanlara yönelik fikrî kundakçılık yaparken Müslümanların oy kullanması da bir zorunluluk.”

Avusturya’daki Müslümanların 15 Ekim öncesinde kafasının karışık olduğunu belirten Erciyas, partilerin tamamını bir kefeye koymamak gerektiğini vurguluyor: “Müslüman kardeşlerimizi seçime katılmaya teşvik ettiğimizde bize, ‘Hiçbir partiye oy verilmez, hepsi aynı’ diyorlar. Bu doğru değil. Bütün partiler aynı değil. Müslümanlara yönelik açık bir düşmanlık güden partiler var, evet, fakat oy verilebilecek partiler de var. Avusturya’daki partilerin hepsini aynı kefeye koyup vatandaşlık sorumluluğumuzdan kaçamayız.”

Taşdöğen ise Müslüman cemaatin oy tercihi öncesi doğru şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini söylüyor: “Geçtiğimiz günlerde Müslüman Avusturyalılar İnisiyatifi (IMÖ) bütün partilere İslam ve Müslümanlarla ilgili sorular yöneltti. Bu çalışmadaki cevaplar da seçim tercihi için göz önüne alınabilir.”

Siyah-Mavi Koalisyon Mümkün

Avusturya’da büyük koalisyonun ortakları olan ÖVP ve SPÖ, erken seçim kararının ardından ciddi bir kopma yaşadı. 15 Ekim seçimlerinin ardından büyük koalisyon kurulması beklenmezken, Kurz’un izlediği yol sağ popülist FPÖ ile koalisyonun mümkün olduğunu gösteriyor.

Avusturya’da federal düzeyde FPÖ ile ÖVP ilk kez 2000 yılında koalisyon kurmuştu. O yıllarda “mavi-siyah koalisyon”un işsizlik oranları ve ülkenin ekonomik durumu sebebiyle Avusturya halkı tarafından olumsuz karşılandığını belirten Erciyas, böyle bir koalisyonun tekrarlanmasının sadece Müslümanları değil, tüm Avusturya halkını endişelendirdiğini söylüyor. Taşdöğen’e göre ise ÖVP-FPÖ koalisyonu Avusturya için çok büyük bir kayıp olacak ve ülkenin uluslararası arenadaki prestijini düşürecek: “Müslümanlar açısından bakıldığında sıkıntıların artarak devam edeceğini düşünüyorum.”

 

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar