Avrupalı Türklerin Problemleri Müslüman Kurumlar Türkiye’ye Ne Kadar Bağlı?

Hollanda ülkedeki Türkiye kökenlileri ve kurumlarını tartışıyor. Özellikle kurumların Türkiye ile bağı son araştırmaların da konusu.

Seda Yeşilağaç 1 Kasım 2017

Hollanda Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Hollanda’daki Müslüman Türk kuruluşlarına 2014 yılındakine benzer bir araştırma raporu yayınlandı. RadarAdvies araştırma kurumu tarafından bakanlığın talimatı ile yapılan ve doğrudan tercüme ettiğimizde “Bunlar ne tür kulüpler?” başlıklı araştırmada, Hollanda Diyanet Vakfı (ISN), Hollanda İslam Federasyonu, Süleyman Efendi Cemaati (SICN) ve raporda “Hizmet” hareketi olarak adlandırılan yapılanma ve faaliyetleri ele alındı. Bakanlığın öğrenmek istediği bir diğer şey ise, bu kuruluşların Türkiye kökenlilerin entegrasyonuna ne derece katkı sağladığıydı. Araştırmacılara göre bu kuruluşlar Hollanda’daki Türkiye kökenlilerin tamamını temsil etmiyor. Ancak raporda bakanlığın iddiaları ile ters düşen bulgular da yer alıyor. Türk kuruluşların Türkiye devleti tarafından finanse edilmediği ve yönetilmediği de bu bulgular arasında.

Hollanda’daki Türk Kuruluşlar Mercek Altında

Söz konusu araştırma uzun süredir Hollanda’da yaşanan gerginliklerin son gelişmesi olarak gündemde yerini aldı. Olayları kısaca özetleyelim: 2014 yılında Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Lodewijk Asscher, Hollanda’daki Türk kuruluşlarını entegrasyona katkı sağlayıp sağlamadıklarını takip etmek için denetim altına almak istedi. Bu girişimin temelinde, Sunier ve Landman tarafından Türk kuruluşlarına dair yapılan araştırma vardı. Asscher’in bu isteğine karşı çıkan Türkiye kökenli milletvekilleri Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk İşçi Partisi’nden (PvdA) çıkarak 2015’te DENK isimli bir parti kurdular.

Tepki çeken bir diğer gelişme ise Bakan Asscher’in Motivaction tarafından yapılan bir araştırmayı gündeme taşımasıydı. Sonradan ciddi eksiklikler barındırdığı için masadan kaldırılan araştırmada, Hollanda’daki Türkiye kökenli gençlerin yüzde 90’ının Suriye’ye savaşmaya giden “cihatçıları” kahraman olarak gördüğü öne sürülmüştü. Bu araştırmanın birçok hatası olduğu ortaya çıkmış olsa da, Türkiye kökenli gençlere yönelik damgalayıcı bir söylemin taşıyıcı olmuştu. Hatta bunun üzerine tepki olarak gençler tarafından Turks-Nederlands Tegengeluid (TNT) isminde bir düşünce kuruluşu kurmuş ve imza kampanyası başlatmışlardı. 2015’te Sosyal Kültürel Plan Bürosu’nun (SCP) yaptığı araştırmada Türkiye kökenli gençlerin Hollanda toplumu ile bağlılıklarının yetersiz olduğu iddiası da bulgular arasındaydı.

Türkiye İle Bağın Kesilmesi İsteği

Müslüman Türk kuruluşlarına yönelik alınmak istenen önlemler arasında en son Hollanda Diyanet Vakfı’na bağlı camilerin yurt dışı finansmanının kesilmesi de vardı. Ancak bazı hak ve özgürlükleri kısıtlayacağından dolayı hükûmet bu karardan vazgeçti, fakat yaptığı açıklamada Hollanda Diyanet Vakfı’ndaki yetkili kişilerin diplomatik bir kimliğe sahip olmamasını şart koştu. Bunun altında yatan iddia ise Türkiye devletinin bu kuruluşlar aracılığıyla Hollanda’daki Türkiye kökenlileri yönlendirmek istediğiydi. Entegrasyon tartışmaları kapsamında Türk kuruluşlarına yönelik baskılar bu girişimlerle sınırlı kalmıyor. Müslüman-Türk kuruluşların Türkiye ile bağı Bakanlığın talimatı ile en son yapılan araştırmada tekrar sorgulandı.

Kuruluşlar Türkiye Devleti Tarafından Mı Yönetiliyor?

Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’nın “Bunlar Ne Tür Kulüpler?” başlıklı araştırmasının temelinde milletvekilleri Sadet Karabulut ve Sjoerd Potters’ın önergesi yatıyor. Söz konusu milletvekillerinin 2015’te Temsilciler Meclisi’nde desteklenen önergesine göre Türk kuruluşlarına yönelik takip ve araştırmanın devam etmesi gerekiyordu. Bu önergeye binaen 2016’nın Haziran ayında araştırma için RadarAdvies’in Bakanlık tarafından görevlendirilmesi sonrasında sorunlar da yaşandı. Milletvekili Azmani’nin söz konusu kuruluşları artık hükûmetin muhatap almamasına dair Temsilciler Meclisi’ne sunduğu önergesine tepki olarak SICN, Millî Görüş ve Hollanda Diyanet Vakfı; RadarAdvies’in araştırmasına bu şekilde devam etmek istemediklerini belirterek geçici olarak protesto etti.

Araştırma için Türk kuruluşlarındaki görevli kişiler, Türkiye kökenli cemaat ve uzmanlar da dâhil olmak üzere 114 kişiyle görüşüldü. DemNed, UETD Hollanda, HTIB gibi diğer Türk kuruluşların; söz konusu dört Müslüman Türk kuruluş hakkındaki düşünceleri için de röportaj yapıldı.

Rapora göre kuruluşlar Hollanda’da nüfusu 400 bini aşan Türkiye kökenlilerin mutlak temsilcisi değil. Birçok insan kuruluşların isimlerini ve hangi görüşe sahip olduğunu tam olarak bilmiyor. Herhangi bir cami veya kuruluşu ziyaret edenler, bunu o caminin görüşünden dolayı değil de, pratik sebeplerden dolayı tercih ediyorlar. Örneğin caminin evlerine yakın olması nedeniyle.

Müslüman-Türk Kurumların Türkiye Bağı

Araştırmacıların dikkatini Türkiye’den Hollanda’ya imamlık yapmak için gönderilen ve maaşları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ödenen imamlar ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından verilen burslar da çekmiş. Hollanda’daki cami inşaatlarının nasıl finanse edildiği de araştırılmış. Bunun sonucunda camilerin yapımı için yurt dışından finansal destek alınmadığı kanaatine varılmış. RadarAdvies dört kuruluşu birbiriyle karşılaştırdıktan sonra 48 cemiyeti bulunan SICN’yi “siyasetten uzak ve dindar” olarak nitelendirdi. Bu cemaate mensup olmayan ebeveynlerin dahi çocuklarını Kur’an öğrenmek için SICN camilerine gönderdiği bulgular arasında. Araştırmada SICN’nin ayrıca yurt dışından yönetilmediği söyleniyor.

Hollanda Diyanet Vakfı Siyasetten Uzak

Hollanda’da 143 camisiyle en büyük Türk cami kuruluşu olan Hollanda Diyanet Vakfı (ISN), “resmî Türk İslam” vizyonuna sahip olarak nitelendirildi. Cemaati heterojen olan bu kuruluş, özellikle verdiği hizmetlerle ve Türkiye ile bağını koruyan bir organizasyon olarak özetlendi. Aynı zamanda kültür, dil ve Türkiye’nin imajına sahip çıkan bir kuruluş olarak görülüyor. ISN’nin de Türkiye devleti tarafından doğrudan yönetilmediği kanaati hâkim. Ancak din ataşesi Türkiye’ye dönmüş olmasına rağmen resmî olarak hâlâ ISN’nin başkanı konumunda. Ayrıca her sene, çoğunlukla eski din ataşeleri, Türkiye devleti için ISN ile toplantılar yapıyor.

Araştırmacılar ISN’de görev alan yetkili kişilerin aynı zamanda diplomatik bir kimliğe sahip olmaması gerektiği görüşünde ve tavsiyeleri de bu yönde. Cami cemaati ve ayrıca Türkiye hükûmeti aleyhinde fikir beyan edenlerle yapılan röportajlarda (diplomatik kriz öncesi), ISN’e bağlı imamların siyasi bir konuda görüş belirttiklerine asla rastlanmamış.

Millî Görüş Farklılıkların Katılımını Destekliyor

Hollanda’da toplam 41 cemiyeti bulunan Millî Görüş’ün diğer kuruluşlara nazaran kamusal alanda temsil ettiği kitlenin haklarını daha fazla savunduğu ve farklılıkları kabul ettiği gibi bulgular dikkat çekiyor. Millî Görüş, İslam’ın Hollanda’nın vazgeçilmez bir parçası olduğunu söylüyor ve kendi dinini ve kültürünü muhafaza ederek toplumda yer edinmeyi talep ediyor. Millî Görüş rapora göre Türk hükûmeti tarafından belirlenen İslam’a, prensip olarak mesafe koyuyor. Hollanda’da imamlar yetiştirmek istiyor ve imam eğitimine ne Hollanda’dan ne de Türkiye’den bir müdahale istiyor. Millî Görüş’ün Türkiye’den değil de Köln’deki IGMG Genel Merkezi’nden yönetildiği vurgulanıyor.

“Gülen Cemaati”nde Şeffaflık Eksik

Raporda “Gülen” yapılanması ve faaliyetleri konusunda şeffaflığın eksik olması göze çarpıyor. Sorumlu kişilerin nasıl yetkilendirildiğine dair bilgiye erişilememiş. Ancak uzmanlar ve diğer bazı kişiler bu hareketin hayatın farklı alanlarıyla uyumlu şekilde hareket ettiği, çokkültürlü bir yapısı olduğunu ve Müslüman olmayanlara da kapılarını açtığını iddia ediyor. SICN, ISN ve Millî Görüş’ün, “Gülen” yapılanması ile bir bağının olmadığı ve özellikle darbe girişiminden dolayı hakkında olumsuz düşüncelerin bulunduğu da raporda yer alıyor. Bu durum da araştırmacılara göre Türkiye devletinin “Gülencilere” yönelik başlattığı sürecin, Hollanda’daki Türkiye kökenlileri doğrudan etkilediğini gösteriyor. Camilerden “Gülen” yapılanmasına mensup kişilerin kovulduğu da araştırmadaki iddialar arasında.

Kurumlar Türkiye’den Destek Almıyorlar

Araştırmada YTB de ele alınmış. YTB’nin Hollanda’daki Türk kuruluşlara proje destek imkânı sunduğu söyleniyor. Rapora göre Hollanda Türk toplumundaki genel kanaat, YTB’nin diaspora ile bağını korumak ve Türkiye’nin yurt dışındaki imajını geliştirmek istediğine yönelik olduğu.

Araştırmaya göre Müslüman Türk kuruluşlar, başka devletlerden finansal destek almıyor. Gelirlerini cemaatin bağışlarından ve salon kiralama, ev ödevi yardımı ve din eğitimi gibi hizmetlerden sağlıyorlar. Hatta iddiaların aksine, Türkiye ve yurt dışına yönelik toplumsal amaçlar için Hollanda’da bağış toplanıyor. Araştırmacıların belki de en önemli iddiası, Türkiye devletinin diasporayı yönlendirmesinin Hollanda’daki Türk kuruluşlar vasıtasıyla olmadığı. Bu tespit Türk kuruluşlarını, siyasetin kendilerine dair öne sürdüğü iddiadan soyutluyor.

“Entegrasyon” Yerine “Katılım”

RadarAdvies’e göre entegrasyon aslında kuruluşların üstlendikleri veya onlara verilmiş olan bir sorumluluk değil. Araştırma kurumunun yaptığı görüşmelerden, kuruluşların entegrasyonu engellemediği fakat entegrasyonu teşvik de etmediği neticesine varıldı. Hollandalı Türkler kendilerini Türkiye kökenli Hollandalılar olarak görüyor ve Hollanda hukukuna göre yaşıyorlar. Entegrasyon konulu tartışmalar Hollanda’da doğup yetişmiş olan Hollandalı Türklerde rahatsızlık uyandırıyor ve özellikle gençler entegrasyon için dile getirilen talepleri hiçbir zaman karşılayamayacaklarını düşünüyorlar. Türkiye kökenlilere göre entegrasyon kavramı sıkıntılı. Onlar entegrasyon yerine “katılım” kavramının kullanılmasından yana. Türkler yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve gençlerdeki işsizlik oranları konusunda endişeli ve kuruluşlar bu konuda Hollanda devleti ile birlikte çözümler aramak istiyor.

Türk gençlerin bu konular ile nasıl başa çıkacaklarına yönelik eğitici programlar da düzenlemek istiyorlar. DemNed ve Htib röportajlarda, araştırma konusu olan Müslüman Türk kuruluşların din endeksli olmasından ve diğer sebeplerden dolayı entegrasyona katkı sağlayamayacağı düşüncesinde.

Özetle Hollanda’daki Türk kuruluşlarının Türkiye devleti tarafından doğrudan yönetilmediği kanaati araştırmada hâkim olsa da, Bakan Asscher’in araştırmaya binaen şu açıklamada bulunması dikkat çekiyor: “Bu demek değildir ki Türkiye yönetmiyor veya yönetmeye çalışmıyor.” Bakana göre bu araştırma ile kesin açıklamalar yapmak mümkün değil.

Türk kuruluşlarına yönelik baskılar devam ediyor. Örneğin ekim ayında Rotterdam belediye meclisinde yer alan göçmen karşıtı Leefbaar Rotterdam Partisi, Hristiyan Demokratlar Partisiyle birlikte, Rotterdam’daki Türk kuruluşların Türkiye devleti ile bağlarının daha ayrıntılı bir şekilde araştırılmasını istedi. Türkiye ile bağ konusu daha uzun süre tartışılmaya devam edecek gibi.

Fotoğraf:©Shutterstock.com/Robert Hoetink

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar