İslamofobi Camilere Yurt Dışı Finansman Yasağı İsteniyor

İsviçre Ulusal Konseyi’ne sunulan önerge yasalaşırsa İsviçre’de camilerin yurt dışından finanse edilmesi yasaklanacak ve imamlar sadece yerel dilde vaaz verebilecek.

1 Kasım 2017

İsviçre Halk Partisi (SVP) üyesi Lorenzo Quadri’nin İsviçre Ulusal Konseyi’ne sunduğu önergede ülkedeki camilerin yurt dışı finansmanının yasaklanması ve imamların yalnızca yerel dilde vaaz vermesi talebi yer alıyor. Önergenin yasalaşması ikinci konseyde (Alm. “Ständerat”) önümüzdeki aylarda gerçekleşecek oylamaya bağlı.

26 Eylül’de gerçekleşen oylamada camilere yurt dışı finansman yasağı talep eden önerge, 94 vekilin onayı, 89’unun reddi, 5’inin ise çekimser kalmasıyla kabul edildi.

Önergeyi sunan Lorenzo Quadri’nin, Avusturya’da 2015 yılında benzer içeriklerle yenilenen İslam Yasası’ndan esinlendiği belirtiliyor. İsviçre’de 35 cami ve İslam merkezinin Türk hükûmeti tarafından finanse edildiğini iddia eden Quadri, yurt dışı finansmanın İsviçre’de “radikal İslam propagandası için” kullanılacağından endişe duyduğunu söyledi. Avrupa’daki imamların hangi mesajları yaydığının incelenmesini isteyen Quadri, İsviçre’de camilerde “entegrasyonun mu yoksa aşırı görüşlerin mi yaygınlık kazandığının” sorgulanmasını talep etti. Telepolis’in haberine göre Quadri, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin sorunlu kaynaklar olduğunu düşünüyor.

Diğer Dinî Cemaatlerde Finansman Yasağı Yok

Ulusal Konsey’de yapılan oylamada, İsviçre Halk Partisi (SVP) ve Hristiyan Demokratik Halk Partisi (CVP) camilere daha yoğun devlet kontrolü uygulanması talebini dile getirdiler. Sol ve liberal partiler söz konusu önergeyi onaylamazken, Liberal Demokrat Parti (FDP) üyesi Hans-Peter Portmann’a göre söz konusu teklif eşit muamele ilkesini ihlal ediyor. Portmann, İbranice veya Latince’nin de Museviler veya Katolik cemaatin dinî törenlerinde kullanıldığını belirtti. Quadri buna karşı “İsviçre’de İsrail veya Katolik terörizmi hakkında hiçbir şey duymadım.” yanıtını verdi.

İsviçre Sosyal Demokrat Parti (SP) üyesi Priska Seiler Graf önerinin İslam düşmanlığı içerdiğini ve genel bir yasağın, İsviçre’de yasalara uygun davranan tüm Müslümanlara ceza niteliğinde olduğunu söyledi.

Önergeye Federal Konsey’den de itirazlar var. Federal Meclis Başkanı Simonetta Sommaruga, “Müslüman cemaatlere ve imamlara karşı ayrımcılık yapmamalı ve onları genel şüphe altında tutmamalıyız.” dedi ve böyle bir yasanın “toplumu bölmek isteyen” aşırıcıların yararına olduğunu belirtti.

“Ana Dilini Konuşmak Yasaklanamaz”

SRF News’a konuşan İslam bilimci Antonia Moser ise yalnızca Müslümanlara yönelik olan söz konusu önergeyi ayrımcı yapısı nedeniyle eleştirdi. “Quadri’nin önergesi yalnızca Müslümanlara yönelik. Kendisi teklifini İslami aşırılarla gerekçelendiriyor. Ama İsviçre’de eşitlik prensibi var. Örneğin bazı Katolikler Portekizce vaaz veriyorlar. Bazı Hindu dernekleri finans kaynaklarını açıklamıyorlar. Yurt dışından paraların aktığı başka organizasyonlar da var. Bu nedenle bu kuralların neden yalnızca biri için geçerli olması gerektiğini izah etmek zor. Son zamanlarda çok sıkça radikal vaizler söz konusu olsa da bunlar genelde iki, üç vakayı geçmiyor. Oysa İsviçre’de 350.000 Müslüman var.” diyen Moser, çoğu göçmenler için ana dilini bilen dinî cemaatlerin destek için ilk temas noktası olduğunu ve cemaatlerin arabuluculuk vazifesi gördüğünü belirtti. “İnsanlara ana dillerini konuşmalarını yasaklayamazsınuz.” diyen Moser, Müslüman cemaatten şeffaflık bekleyen siyasetçilerin ülkede bu dinî cemaatleri kamu tüzel kişiliği bağlamında tanımak istememelerinin de tezat olduğunu söyledi: “Benim edindiğim tecrübeye göre Müslüman cemaatlere finans kaynakları sorulduğu zaman, zaten detaylı bir şekilde ifşa ediyorlar.”

“Eşit Muamele Hakkımız”

İsviçre’de dinî cemaatlerin tanınma meselesi kantonlara ait. Fakat bugüne kadar İsviçre’de hiçbir Müslüman cemaat devlet tarafından tanınmış değil.

İsviçre İslam Çatı Federasyonu (FIDS) yaptığı açıklamada, Quadri’nin Avusturya’daki İslam Yasası’ndan esinlenmesinin yanlış olduğunu vurguladı: “Avusturya’da İslam dini devlet tarafından 105 yıldır tanınmaktadır ve yetkililer yıllardır Müslüman cemaate finansman sağlamaktadır.” Ayrıca açıklamada “Anayasamızın ve devletimizin ilkelerinden birisi eşit muamele prensibidir. Bu nedenle, dinî veya etnik cemaatlere karşı genel bir şüphe veya ayrımcılık yapılmamalıdır” ifadeleri yer aldı.

Zürih İslami Organizasyonlar Birliği (VIOZ) ise “Hak sağlamadan bir yükümlülük de talep edilemez” açıklamasında bulunarak yasaklar gelecekse, cemaatlerin finanse edilmesi ve imamların eğitimi gibi hakların da beraberinde gelmesi gerektiğini söyledi.

©Flickr.com/stefanwernermaurer

ETİKETLER:
    • Salih Pistofoglu
      2017-11-10 12:34:06

      Durumuz vahim. Cenabi mevla teala hazretleri yar ve yarimcimiz olsun. Ileriki yillarda daha da kötü duruma düsme ihtimalimiz aisiri derecede yüksek. Birlik ve dirlik zamani geldi geciyor. Avrupa milyonlarca müslüman var ama hak ve hukunu savunamaz halde. Bu problemleri biz kendimiz cözmemiz gerekmektedir. Buna benzler "basit" seyler ileriki dönemde bizim boynumuzu kirma noktasinda önemli adimlar olmus olacaktir. sayiglarimi sunuyorum.

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar