ARAKAN Arakanlı Müslümanların Myanmar’a Dönüşü Mümkün Görünmüyor

Myanmar hükümeti, Arakanlı Müslümanların ülkede ikamet ettiklerini belgelemesini istiyor. Vatandaşlığı bulunmayan Arakanlıların ise hiçbir belgesi yok.

admin 19 Aralık 2017

Myanmar’daki saldırılardan kaçıp Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanların evlerine dönmeleri kısa vadede çok zor görünüyor. Üstelik Arakanlı Müslümanların çoğu, can güvenlikleri sağlanmadıkça, malları geri teslim edilmedikçe ve vatandaşlık hakları verilmedikçe Myanmar’a dönmek de istemiyor.

Ağustos ayının sonlarında Myanmar ordusu ve Budist fanatiklerin Myanmar’ın Arakan eyaletinde yaşayan Müslümanlara saldırmaya başlamasından sonra Güney Asya’da son yılların en büyük göç dalgalarından biri ortaya çıktı.

Mültecilerin Sayısı 600 Bini Geçti

Myanmar’da ordunun ve Budist fanatiklerin saldırılarından kaçarak 25 Ağustos’tan beri Bangladeş’e gelen Arakanlı Müslümanların sayısı BM rakamlarına göre 633 bine ulaştı.​

1990’lı yıllardan bu yana Bangladeş’e gelenlerle sayıları 1 milyona yaklaştığı belirtilen Arakanlı Müslümanlar, Bangladeş’in güney ucunda ve Myanmar sınırı yakınındaki Cox’s Bazar bölgesindeki kamplarda zor şartlar altında yaşamaya çalışıyor. Saldırılar nedeniyle yanlarına neredeyse hiçbir şey alamadan canlarını kurtarmak için kaçan Arakanlılar uluslararası yardım kuruluşlarının dağıttığı yardımlarla hayatta kalmaya çalışıyor.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin yaptığı sayımlara göre, Arakanlı Müslümanların yüzde 70’i Myanmar’ın batısındaki Maungdaw kentinden Bangladeş’e geldi. BM yetkilileri, Myanmar’daki saldırıların “etnik temizlik” niteliği taşıdığını belirten açıklamalar yaptı ve Arakanlıların sadece “gönüllü olarak” Myanmar’a dönmelerinin sağlanması gerektiğini, zorla göndermenin kabul edilemeyeceğini belirtti.

Arakanlı Müslümanların Kaydı Yok

Daha önce iki ülkenin yönetimleri ekim ayında görüşmüş, Myanmar yönetimi, Arakanlı Müslümanların Myanmar’daki ikametlerinin “doğrulanması”, yani resmî kayıtları bulunması durumunda geri alınacağını açıklamıştı. Ancak Arakanlı Müslümanların birçoğunun, kendilerini vatandaş olarak kabul etmeyen Myanmar’da kaydı bulunmuyor.

Bangladeş ile Myanmar, 23 Kasım’da Arakanlıların dönüşüyle ilgili bir anlaşma imzaladı. Buna göre, Bangladeş’in gönüllü olarak dönmek isteyen Arakanlıları tespit etmesi, Myanmar hükümetinin de geri dönmeye uygun kişileri belirlemesi bekleniyor. Bu kişilerin de kimlik belgelerini ve Myanmar’da ikamet ettiklerini gösteren belgeleri sunması gerekiyor. Yani Myanmar hükümeti, Arakanlıların daha önce Myanmar’da yaşadıklarının “doğrulanması” gerektiğini belirtiyor.

Bu noktada Arakanlıların statüsü ön plana çıkıyor; çünkü zaten vatandaş sayılmayan bu kişilerin bu tür belgeleri de bulunmuyor.

İngiltere İçişleri Bakanlığının kasımda yayımladığı bir rapor, Myanmar devletinin özellikle 1989 sonrasında vatandaşlık yasalarının nasıl değiştirildiğini gösteriyor. Rapor, Arakanlı Müslümanlardan ikamet belgesi bulunanların belgelerinin hangi yöntemlerle geçersiz sayıldığını ortaya koyuyor. Bu durumda 23 Kasım’da yapılan dönüşlerle ilgili anlaşmanın da birçok hükmünün yerine getirilmesi neredeyse imkansız.

Bir başka önemli husus da Myanmar hükümetinin “gönüllü olarak” dönecek kişilerin daha önce yaşadıkları yerlere yerleşmelerini istemesi. Bu dönüşleri zorlaştıran bir konu çünkü birçok kişinin dönebileceği bir yer yok. Bunun nedeni ise ordunun ya da fanatik Budistlerin, Müslümanların birçoğunun evlerini, mallarını ve iş yerlerini yakmış olması.

Myanmar hükümeti, geçen ay sonunda, dönecek kişilerin bir bölümü için kamplar yapacağını açıkladı. İnsan Hakları İzleme Örgütünün “açık hava tutukevi” olacağını değerlendirdiği bu kamplar hakkında ise ayrıntılı bilgi verilmedi. Ancak Myanmar hükümeti, Bangladeş’ten günde 300’den fazla Arakanlı alamayacağını bildirdi. Bu, 630 binden fazla Arakanlı Müslümanın dönüşünün en az 5.5 yıl süreceği anlamına geliyor. Bu durum Myanmar hükümetinin işi yokuşa sürme çabası olarak değerlendiriliyor.

Nüfus Yoğunluğu Yüksek

Arakanlı Müslümanlar, Bangladeş’in güneyinde aslında ülkenin tatil beldesi sayılan Cox’s Bazar yakınındaki kamplarda bir süre daha kalacak gibi görünüyor. Ancak bu durum turistik bölgenin halkı için de, kamplar da yaşayanlar için de birtakım zorlukları beraberinde getiriyor.

Sığınmacıların gelmesinden önce nüfusu 2.5 milyon civarında olan bölgeye son gelenlerle nüfusun 1 milyon arttığı düşünüldüğünde bölgede oldukça yoğun bir nüfus dağılımı göze çarpıyor. Bu durum çevre kirliliğinden asayişe kadar birçok sorunu beraberinde getiriyor. Zaten yoksul olan bölge halkı sığınmacılara özellikle ilk günlerde yardım etmeye çalıştıklarını belirtiyor.

Yardım Kuruluşları Yaraları Sarmaya Çalışıyor

Birçok uluslararası ve yerel yardım kuruluşu bölgedeki halkın yaralarını sarmaya çalışıyor.

Bölgede 4 noktada etkin olan Hasene International da, şimdiye kadar 6 bin aileye toplam 90 ton gıda yardımında bulundu. Ayrıca 2.200 aileye nakdi yardım sağlayan kuruluşun bölgede iki ayrı ekibi ve altı gözlemcisi bulunuyor. Dernek ayrıca 500 çadırlık bir çadır kent için ön çalışmalara başlamış durumda.  Hasene Derneği Genel Müdürü Mesud Gülbahar, Arakanlıların yaşadığı dramın bir an önce sona ermesi gerektiğini belirtti. “Arakanlıların tekrar ülke ve bölgelerine gönderilme durumu söz konusu. Bu konuda uluslararası platformlarda görüşmeler yapılıyor. Kalıcı projeler için bu durumun netleşmesini bekliyoruz.” diyen Gülbahar, derneğin Acil Yardım Çağrısı bağlamında Arakanlı mazlum halka yardımlara devam edeceğini söyledi. (AA, P)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar