Berlin’de Uygur Forumu: “Uluslararası Suskunluk Sona Ermeli”
Uygurlara yönelik soykırıma karşı uluslararası farkındalığı artırmak ve hesap verebilirlik çağrısında bulunmak amacıyla dünyanın dört bir yanından siyasetçiler, uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri Berlin’de düzenlenen Uluslararası Uygur Forumu’nda bir araya geldi. Forumda, Uygurlara yönelik soykırım ve devam eden insan hakları ihlallerine karşı somut adımlar atılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiği vurgulandı.
Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik politikaları nedeniyle uluslararası alanda yükselen hesap verebilirlik çağrıları, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Uygur Forumu’nda yeniden gündeme taşındı.
11-13 Haziran tarihleri arasında Berlin’de gerçekleştirilen forumda, dünyanın farklı ülkelerinden parlamenterler, insan hakları savunucuları, hukukçular, akademisyenler ve Uygur toplumunun temsilcileri bir araya gelerek Uygurlara yönelik insan hakları ihlallerine karşı uluslararası toplumun atması gereken adımları ele aldı.
Dünya Uygur Kongresi ile Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Merkezi’nin (UZDM) ortaklaşa düzenlediği ve Alman Federal Meclisi’ndeki Uygur Dostluk Grubu tarafından desteklenen forum, bu yıl “Kampların Onuncu Yılı: Tanımadan Hesap Verebilirliğe – Sırada Ne Var?” başlığıyla toplandı. Forumun temel amacı, Uygur meselesine ilişkin uluslararası gündemi yalnızca ihlallerin tanınması ve kınanması düzeyinde bırakmayıp, somut siyasi, diplomatik ve hukuki sonuçlar doğuracak hesap verebilirlik mekanizmalarının geliştirilmesine katkı sunmak olarak ifade edildi.
Uluslararası Düzen Uygurları Korumakta Neden Yetersiz?
Çin yönetiminin 2016 yılında başlattığı kitlesel gözaltı kampanyasının üzerinden on yıl geçtiğine dikkat çeken organizasyon komitesi, bu süre zarfında Uygurlara yönelik baskı politikalarının sona ermek bir yana, daha kurumsal, sistematik ve kalıcı bir nitelik kazandığını vurguladı. Zorla çalıştırma uygulamaları, sınır aşan baskılar, ailelerin parçalanması, din ve inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ile kültürel asimilasyon politikaları forum boyunca ele alınan temel başlıklar arasında yer aldı.
Program kapsamında düzenlenen “Kaybolan Sesler” başlıklı fotoğraf sergisi de yoğun ilgi gördü. Sergide, Çin’in toplama kamplarında zorla çalıştırılan Uygurların yaşadığı zorluklar ile halen hapiste bulunan veya işkenceye maruz kalan Uygur aydınlarının hikâyeleri katılımcılara aktarıldı.
Forum organizatörlerinin paylaştığı bilgilere göre Berlin’deki toplantıya 25 ülkeden 200’ü aşkın katılımcı ve yaklaşık 80 konuşmacı katıldı. Üç gün süren program kapsamında altı panel, sekiz yuvarlak masa toplantısı ve çok sayıda yan etkinlik gerçekleştirildi.
Panellerde, Doğu Türkistan, Tibet ve Tayvan örnekleri üzerinden uluslararası düzenin kırmızı çizgileri tartışılırken, Uygurların zorla çalıştırılması bağlamında küresel tedarik zincirlerinin insan hakları ihlalleriyle ilişkisi ele alındı. Bunun yanı sıra, Uygurların korunması konusunda uluslararası ve çok taraflı sistemin ne ölçüde başarısız olduğu, mevcut mekanizmaların neden yetersiz kaldığı ve uluslararası hesap verebilirliğin nasıl güçlendirilebileceği değerlendirildi.
Yuvarlak masa toplantılarında ise Çin’in yeni etnik birlik politikası, Uygur diasporasına yönelik sınır aşan baskılar ve diaspora topluluklarının karşılaştığı güncel sorunlar masaya yatırıldı. Ayrıca Uygur toplumunun direnç ve dayanıklılığını güçlendirmeye yönelik, tamamen Uygurca gerçekleştirilen özel bir oturum da düzenlendi.
“Soykırımın Belgelenmiş Olması Adalet Getirmiyor”
Dünya Uygur Kongresi İcra Kurulu Başkanı ve forum organizatörlerinden Dokun Isa, Perspektif’e yaptığı açıklamada forumun temel amacının Uygur meselesinin uluslararası düzlemde gündemde tutulması olduğunu belirterek, farklı ülkelerden gelen siyasetçiler, uzmanlar ve sivil toplum temsilcilerinin devam eden ihlallere karşı ortak bir tutum geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya kamuoyunun dikkatinin Ukrayna, Gazze ve İran gibi savaş bölgelerinde olduğuna değinen Isa, “Uygurlara yönelik soykırımın dünya kamuoyunda kenara itildiği bir dönemde, dünyanın değişik bölgelerinden gelen insanlarla bu korkunç zulmü gündemde tutmak ve devam eden soykırımı durdurmak için amacıyla görüştük. Uluslararası suskunluk sona ermeli!” dedi.
Forumun Dünya Uygur Kongresi ve Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi (UZDM) tarafından organize edildiğini, 20 sponsor içerisinde HASENE International’ın da en büyük sponsorlardan biri olduğunu söyleyen Isa, uluslararası hesap verebilirliğin desteklenmesi için geleceğe dair somut eylem planlarının da şekillendiğine vurgu yaptı.
Uluslararası Uygur Forumu’nun 2022 yılındaki ilk oturumunun ana organizatörlerinden olan, bu seneki forumun ise ana sponsorlarından olan HASENE International Yönetim Kurulu Üyesi Mesud Gülbahar, forumda yaptığı konuşmada son 10 yılda Birleşmiş Milletler özel raportörleri, bağımsız araştırma mekanizmaları ve hayatta kalan mağdurların tanıklıklarının, tutarlı ve son derece endişe verici bir tablo ortaya koyduğunu belirtti: “Bugün burada bulunmamızın nedeni, soykırımın belgelenmiş olmasının tek başına adalet anlamına gelmemesidir. Tanıma, ne kadar önemli olursa olsun, hesap verebilirliğin yerine geçmez.”
Gülbahar ayrıca Uygurların zorla çalıştırıldığı kamplardan çıkan ürünlere dair tedarik zinciri mevzuatının uygulanması gerektiğini söyleyerek, “Avrupa ekonomisi, hiçbir halkın bastırılmasına dolaylı olarak bile olsa ortak olmamalıdır” dedi.
“Sessizlik Normalleşmeye Yol Açıyor”
Forumun dikkat çektiği önemli noktalardan biri de son yıllarda Uygurlara yönelik ihlaller konusunda oluşan uluslararası mutabakat oldu. 2026 yılı itibarıyla ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Fransa, Belçika, Hollanda, Çekya, İrlanda, Litvanya ve Tayvan’ın yanı sıra Avrupa Parlamentosu da Uygurlara karşı işlenen suçları “soykırım” ve/veya “insanlığa karşı suç” olarak tanıdı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin 31 Ağustos 2022 tarihinde yayımladığı kapsamlı rapor ise Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarının “insanlığa karşı suç teşkil edebileceği” sonucuna ulaşmıştı. Raporda keyfi gözaltılar, ayrımcı uygulamalar ve temel hakların sistematik biçimde kısıtlanmasına ilişkin ciddi bulgular yer alıyordu.
Bununla birlikte insan hakları örgütleri, uluslararası tanınmanın somut sonuçlara dönüşmediğini savunuyor. Dünya Uygur Kongresi ve diğer kuruluşlar, BM’nin 2022 raporunun ardından Çin üzerinde yeterli diplomatik baskı kurulamadığını ve hesap verebilirlik mekanizmalarının işletilemediğini dile getiriyor.
Berlin’deki forumda dile getirilen ortak endişelerden biri de Çin’in Uygur politikalarının uluslararası düzeyde giderek normalleşmesi oldu. Katılımcılar, ekonomik ve diplomatik ilişkiler nedeniyle birçok ülkenin Pekin yönetimine yönelik eleştirilerini sınırladığını, bunun da ihlaller karşısında uluslararası sessizliği derinleştirdiğini savundu.
Son yıllarda yayımlanan çeşitli raporlar da kültürel baskı politikalarının sürdüğüne işaret ediyor. İnsan hakları kuruluşları, yüzlerce Uygur köyünün ve yerleşim yerinin isimlerinin değiştirilmesini kültürel kimliğin silinmesine yönelik sistematik bir politika olarak değerlendirirken, bağımsız araştırmalar Uygur dilindeki şarkılar ve kültürel ürünler üzerindeki baskının da devam ettiğini ortaya koyuyor.
Uluslararası Uygur Forumu Nedir?
Uluslararası Uygur Forumu ilk kez 2022 yılında Brüksel’de düzenlenmiş, burada yayımlanan Brüksel Deklarasyonu ile hükümetlere daha güçlü siyasi ve hukuki adımlar atmaları çağrısı yapılmıştı.
Forumun ikinci toplantısı 2023 yılında Japonya Parlamentosu’nda gerçekleştirilmişti. Berlin’deki üçüncü forum ise uluslararası toplumun “tanıma” aşamasından “hesap verebilirlik” aşamasına geçmesi gerektiği yönündeki çağrıların en güçlü şekilde dile getirildiği toplantı oldu.
Forum sonunda kabul edilen Berlin Deklarasyonu’nda Uygurlara yönelik zorla çalıştırma ve soykırımın sona ermesi ve Uygur topluluklarının güçlendirilmesi için bazı tavsiyeler yer alıyor. Deklarasyondan öne çıkan bazı maddeler ise şu şekilde:
- Çin Halk Cumhuriyeti’nin yönetimi veya tehdidi altında bulunan topluluklar ve halklar (Uygurlar, Tibetliler, Güney Moğolları ile Tayvan ve Hong Kong halkları dâhil) birbirleriyle iş birliğini artırmalı ve ilişkilerini güçlendirmelidir.
- Devletler, ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunan insan hakları savunucuları ve diaspora toplulukları için güvenli sığınma imkânları sağlamalı; sınır aşan baskı riski yüksek olan bireylerin aile birleşimini kolaylaştırmalıdır.
- Tedarik zincirlerinde Uygur zorla çalıştırma sisteminden yararlanan şirketlerin gerçek anlamda hesap vermesi sağlanmalıdır.
- Hesap verebilirlik amacıyla “paranın izini sür” ilkesine uygun olarak, Uygur zorla çalıştırma sistemini kullanan veya teşvik eden kurum ve şirketlere yapılan yatırımlar yaptırıma tabi tutulmalıdır.
- Demokratik ülkeler, Çin Komünist Partisinin oluşturduğu tehdide karşı ortak bir cephe oluşturmalı ve Uygurların haklarının korunmasını desteklemelidir. Uygur hakları konusu kamuoyunun gündeminden düşmemelidir.
- Bireysel mağdur ve hayatta kalanların hikâyeleri daha görünür hâle getirilmelidir. Özellikle kaybolan veya akıbetleri bilinmeyen Uygur aydınlarının durumuna dikkat çekilmelidir.
- Uygur soykırımını tanıyan parlamentolar, soykırımın onuncu yılı dolayısıyla özel kararlar kabul etmelidir.
- Uluslararası toplum, kamplarda tutulan milyonlarca Uygur ve diğer Türk halklarına mensup kişilerin serbest bırakılması çağrısını sürdürmelidir.
- Özellikle merkezi yönetimde görev yapan Çinli yetkililer, Uygur soykırımındaki rolleri nedeniyle yaptırımlara tabi tutulmalı ve hesap vermelidir.
- Demokratik devletler, Çin’in yeni Etnik Birlik Yasası’na ve bu yasanın Uygurlar açısından oluşturduğu tehditlere karşı çıkmalı; Çin hükûmetinin yasayı uygulamaya koyması hâlinde, yasanın hazırlanmasında sorumluluğu bulunan kişilere yaptırım uygulanmalıdır.
- Demokratik ülkeler, Uygur mültecileri ve sığınmacıları korumalı; onlara iltica imkânı sağlamalı ve üçüncü ülkelerde zorla geri gönderilmemeleri (İng. non-refoulement) ilkesinin uygulanmasını talep etmelidir.
- Uluslararası toplum, dil, tarih ve kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar da dâhil olmak üzere kültürel koruma girişimlerine daha güçlü destek vermelidir. (P)