Zengin Ülkelerde Eşitsizliğin Bedelini En Çok Çocuklar Ödüyor
Dünyanın en güçlü ekonomilerinden birine sahip olan Almanya’da refah gerçekten tüm çocuklara eşit biçimde ulaşıyor mu? UNICEF’in son raporu, bu soruya pek de iç açıcı olmayan bir yanıt veriyor.
UNICEF’in Innocenti isimli araştırma enstitüsü “Eşitsiz Fırsatlar: Çocuklar ve Ekonomik Eşitsizlik” başlıklı raporunu mayıs ayında yayınlandı. Ekonomik eşitsizliklerin, çocukların iyi olma hâli üzerindeki etkilerini inceleyen raporun en vurucu tespiti, varlıklı bir ülkede yaşamanın, tüm çocukların eşit derecede mutlu ve sağlıklı olduğu ya da aynı düzeyde akademik ve sosyal becerilere sahip olduğu anlamına gelmediği yönünde oldu.
Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) üyesi olan 44 ülkeyi mercek altına alan raporda çocukların fiziksel sağlık, ruh sağlığı ve eğitim alanlarındaki durumları ele alındı. Raporda Hollanda, Danimarka ve Fransa gibi ülkeler, çocukların iyi olma hallerine dair değerlendirmede listenin ilk üç sırasında yer alırken, ülkelerin çoğunun dengesiz bir performans gösterdiği ortaya çıktı.
Raporda dünyanın en zengin ülkelerinin giderek daha da zenginleştiği, ancak artan bu refaha rağmen, bu ülkelerin içinde büyük eşitsizliklerin var olduğu tespit ediliyor. Gelir dağılımının en eşit olduğu ülkelerde bile, en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesimin geliri, en düşük gelir grubundaki yüzde 20’lik kesimin gelirinin yaklaşık 3,5 katı. Eşitsizliğin en yüksek olduğu ülkelerde ise üst gelir grubundakilerin geliri, alt gelir grubundakilerin gelirinin 7 katından fazla.
UNICEF’in raporu, zenginler ile yoksullar arasındaki bu uçurumun, çocukların fiziksel sağlığı, ruhsal iyi oluşu ve beceri gelişiminin üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğunu tespit ediyor.
Eşitsizliğin Çocukların Fiziksel ve Ruhsal Sağlığı Üzerindeki Etkileri
UNICEF’e göre eşitsizliğin yüksek olduğu toplumlarda yaşayan çocuklar, henüz çocukluk döneminde hayatlarını kaybetme riskiyle daha fazla karşı karşıya. Ayrıca bu eşitsizlik, çocukların aşırı kilolu olma olasılıklarını da yükseltiyor. Ayrıca rapora göre ekonomik eşitsizliğin en yüksek olduğu beş ülkedeki çocuk ölüm oranları, ortalama olarak eşitliğin en yüksek olduğu beş ülkedeki oranların 2,4 katı. Özetle ülkelerdeki ekonomik eşitsizlikler, çocukların genel sağlık düzeylerini de şekillendiriyor.
Bununla birlikte ekonomik eşitsizlikler, çocukların ruhsal sağlığı üzerinde de derin etkilere sahip. En avantajlı ailelerde yaşayan çocukların yaklaşık yüzde 77’si yaşamlarından yüksek düzeyde memnun olduklarını belirtirken, en dezavantajlı ailelerde yaşayan çocuklarda bu oran yalnızca yüzde 67.
Rapora göre bu durum, ekonomik koşulların yalnızca çocukların maddi imkânlarını değil, aynı zamanda kendilerini nasıl hissettiklerini, yaşamlarından ne kadar memnun olduklarını ve geleceğe ne kadar umutla baktıklarını da etkilediğini gösteriyor.
Ayrıca gelir eşitsizliği, çocukların akademik başarılarını ve sosyal becerilerini de olumsuz etkiliyor. İncelenen ülkelerde yaşayan 15 yaşındaki çocuklar arasında akademik başarı bakımından dikkat çekici farklılıklar var.
Ortalama olarak, varlıklı ailelerden gelen çocukların 15 yaşına geldiklerinde okuma ve matematik alanlarında temel akademik yeterliliğe sahip olma olasılıkları, daha düşük gelirli ailelerden gelen çocuklara kıyasla neredeyse iki kat daha yüksek. Varlıklı ailelerin çocuklarının yüzde 83’ü temel düzeyde akademik yeterlilik gösterirken, yoksul ailelerden gelen çocuklarda ise bu oran yalnızca yüzde 42.
Çocukların İyi Olma Hali Konusunda Hangi Ülke Kaçıncı Sırada?
UNICEF’in raporundan hareketle 37 ülkede çocukların fiziksel sağlığı, ruhsal iyi oluşu ve becerileri temelinde bir lig tablosu da hazırlandı. Bu tabloda ülkeler bu üç kriter üzerinden notlandırılıyor.
Listenin ilk üç sırasında Hollanda, Danimarka ve Fransa yer alırken, bu ülkeleri Portekiz, İsviçre, İrlanda, Litvanya ve İspanya izliyor. Ardından ise Romanya, Macaristan, İsveç ve İtalya çocukların iyi olma haliyle ilgili sıralamada yer alıyor.
Raporun şaşırtıcı bir diğer boyutu ise, Avusturya’nın listenin 16’ıncı, Birleşik Krallık’ın 24’üncü, Almanya’nın ise 25’inci yer alıyor olması. Türkiye ise listede sondan bir önde, 36. sırada yer alıyor.
Kasım 2025’te ise UNICEF Almanya’ya dair ulusal raporu yayınlamıştı ve bu rapor da benzer bir şekilde çok kaygı verici hem de aynı zamanda endişe verici sonuçlar ortaya koymuştu. Bunlara ek olarak Bertelsmann Vakfı ve Paritätischer Wohlfahrtsverband gibi Almanya merkezli kuruluşlar da son yıllarda ülkedeki çocuk yoksulluğu hakkında detaylı raporlar yayınlıyor. Bu raporlara göre Almanya’daki durum her geçen yıl biraz daha kötüleşiyor.
Almanya’da Çocuklar Ekonomik Eşitsizlikten Nasıl Etkileniyor?
UNICEF’in raporu Almanya açısından ciddi bir sorunu ortaya koyuyor. Rapora göre Almanya’da çocuk yoksulluğu senelerdir yüzde 15’lik bir oranla oldukça yüksek bir seviyede.
Almanya beş yıl önce bu uluslararası sıralamada 14. sıradayken bugün 37 ülke arasında 25. sıraya gerilemiş durumda. Dikkat çekici olan ise ekonomik açıdan Almanya’dan daha zayıf olan bazı ülkelerin, örneğin Romanya’nın 9., Macaristan’ın 10. ve Slovakya’nın 19. sırada yer alması. Yani bir ülke açısından ekonomik güç, tek başına çocuklar için iyi koşullar sağlamaya yetmiyor.
Eğitim alanındaki sonuçlar ise Almanya açısından özellikle kaygı verici. Ülkede 15 yaşındaki öğrencilerin sadece yüzde 60’ı okuma ve matematik alanlarında temel yeterliliğe ulaşabilmiş durumda. Bu durum Almanya’yı 41 bir ülke arasında 34. sıraya düşürüyor. İrlanda bu alanda birinci sıradayken Slovenya ve Güney Kore’de çok daha iyi sonuçlar mevcut.
Ruh sağlığı alanında da tablo iç açıcı değil. Almanya’da 11 ile 15 yaş grubundaki gençlerin büyük bir kısmı düzenli olarak fiziksel şikayetler yaşıyor ve bu durum yıllar içinde daha da kötüleşiyor. Hem sosyal medyanın etkisi hem de aynı zamanda pandemi sonrası dönemin etkileri bu kötüleşmede rol oynadığı düşünülüyor.
Eğitim alanında da sorunlar büyük. 8. sınıf öğrencilerinin yüzde 41’i sadece temel düzeyde dijital beceriye sahip. Bu oran 2013’te yüzde 29’du. Bunun yanı sıra çocukların yüzde 25’i düzgün okuyamıyor. Bu oranın 2018’e göre beş puan arttığı görülüyor. Okullardaki eğitim kalitesi de bölgeden bölgeye çok büyük farklılıklar gösteriyor ve bu eşitsizlik politikası açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.
Ruh sağlığı verileri de çocuklar açısından durumun vahametini gösterir nitelikte. 2022 yılında 11 ile 15 yaş grubundaki gençlerin yüzde 40’ı haftada birkaç kez ya da her gün baş ağrısı, karın ağrısı veya uyku sorunları yaşadıklarını söyledi. 2014’te bu oran yüzde 24’tü. Bu artış sadece sağlık sistemi için değil sosyal politika açısından da büyük bir uyarı işareti. Uzmanlar bu durumun hem okul stresiyle hem de aynı zamanda ekonomik baskıyla bağlantılı olduğunu söylüyor.
“Siyaset Çocuk Yoksulluğuyla Mücadele Etmeli”
Alman Çocuk Yardımı Kurumu (Deutsches Kinderhilfswerk) tarafından yapılan bir araştırmaya göre Almanların yüzde 72’si, Alman siyasetinin çocuk yoksulluğuyla mücadele konusunda yeterince çaba sarf etmediğini düşünüyor. Kurumun 2023 yılı Çocuk Raporu’na göre Almanya’da çocuk yoksulluğunun nedenleri ise oldukça çeşitli. Bu nedenler arasında ebeveynlerin işsizliği, özellikle düşük nitelikli çalışanların yetersiz ücret alması ve tek ebeveynli ailelerde yaygın olan yarı zamanlı çalışma gibi faktörler var.
Almanya’da çocuk yoksulluğundan üç veya daha fazla çocuğa sahip ailelerde yaşayan çocuklar ile göçmen kökenli hanelerde yaşayan çocuk ve gençler orantısız biçimde daha fazla etkileniyorlar.
UNICEF hem uluslararası hem de ulusal raporlarında bu sorunlara dair somut öneriler sunuyor. Öneriler arasında dezavantajlı çocuklara yönelik yatırımların artırılması, okullardaki destek programlarının genişletilmesi ve çocuk yoksulluğunu azaltmaya yönelik kapsamlı bir eylem planı hazırlanması gibi maddeler var.
Almanya’da faaliyet gösteren Paritätischer Wohlfahrtsverband gibi kurumlar da federal hükümetten yoksullukla mücadeleyi en üst sıraya koymasını ve özellikle konut ve aile yoksulluğu konularında adım atmasını istiyor. Bertelsmann Vakfı ise erken çocukluk eğitimine yapılan yatırımların artırılmasını ve hem bireyler hem de aynı zamanda toplum için uzun vadede çok daha fazlasının yapılması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre bu öneriler uygulamaya konulmazsa durum daha da kötüleşecek.
UNICEF Almanya Başkanı Georg Graf Waldersee, Almanya’nın ekonomisi güçlü bir ülke olmasına rağmen çocuklar için yeterli şeyler yapmadığını ve bu durumun ülkenin geleceğini tehdit ettiğini söylüyor.
Tüm raporların işaret ettiği sonuç ise aynı: Almanya dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri ama bu zenginlik çocuklara eşit biçimde ulaşmıyor. Veriler ortada ve karşımızdaki tabloya göre somut adımlar atılması şart. Zira çocukluk döneminde yaşanan yoksulluk yetişkinlikte de devam ediyor ve kişinin tüm hayatını etkiliyor.