Palestine Action Çıkmazı: Dört Aktiviste Hapis Cezası, Gruba Yönelik Yasak Kararı Sürüyor
İngiltere’de Elbit Systems tesisine yönelik 2024 tarihli eylemde yargılanan 6 Palestine Action üyesinden 4’ü hapis cezasına çarptırıldı, 2’si beraat etti. Eylemin “terör bağlantılı” sayılması ve grubun yasaklı statüsünün üst mahkemede korunması, protesto hakkı tartışmasını büyüttü.
Birleşik Krallık’ta İsrailli silah şirketi Elbit Systems’ın tesisine yönelik eylem nedeniyle yargılanan Palestine Action üyesi 4 aktiviste hapis cezası verildi. Mahkemenin eylemi “terör bağlantılı” sayması, grubun yasaklanmasına dair ifade özgürlüğü ve protesto hakkı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Palestine Action Aktivistlerine Yönelik Cezaların Kapsamı
İngiltere’de İsrail’le bağlantılı savunma şirketlerine yönelik doğrudan eylemleriyle tanınan Palestine Action grubuna ilişkin hukuki tartışma yeni bir aşamaya geçti. Woolwich Crown Court’ta görülen davada, Elbit Systems’ın Bristol yakınlarındaki tesisine yönelik 2024 tarihli baskınla bağlantılı olarak yargılanan, “Filton 25” grubu olarak tanınan 6 aktivisten 4’üne hapis cezası verildi. Charlotte Head, Samuel Corner, Leona Kamio ve Fatema Rajwani mala zarar verme suçundan mahkûm edilirken, aynı dosyada yargılanan Zoe Rogers ve Jordan Devlin suçsuz bulundu.
Charlotte Head, Samuel Corner, Leona Kamio ve Fatema Rajwani, 6 Ağustos 2024’te Elbit Systems UK tesisine yönelik eylem nedeniyle “mala zarar verme” suçundan mahkûm edilmişti. Mahkemeye sunulan bilgilere göre eylemde yaklaşık 1,2 milyon sterlinlik hasar meydana geldi. Hasarın bina altyapısı, bilişim sistemleri, operasyonel ekipman ve askeri nitelikli bazı varlıkları kapsadığı belirtildi.
Mahkeme, Samuel Corner’ı mala zarar vermenin yanı sıra bir polis memuruna ağır bedensel zarar verme suçundan 7 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Charlotte Head ve Leona Kamio’ya 5’er yıl, Fatema Rajwani’ye ise 4 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Sanıkların, ceza sürelerinin ardından ayrıca 1 yıl denetimli serbestlik hükümlerine tabi olacağı bildirildi.
Mahkeme Elbit Baskını İçin “Terör Bağlantısı” Kurdu
Davanın en tartışmalı boyutu, mahkemenin eylemi “terör bağlantılı” sayması oldu. Davaya bakan Yargıç Jeremy Johnson, sanıkların eylemlerindeki amaçlardan birinin İngiltere hükûmetini etkilemek olduğunu belirtti. Johnson’a göre şirket çalışanlarının hedef alınması, kamuoyunun bir kesimini sindirmeye dönük bir unsur olarak değerlendirildi.
Mahkeme, eylemin siyasi ya da ideolojik bir amacı ilerletmek için gerçekleştirildiği sonucuna vardı. Bu değerlendirme, sanıklara verilen cezaların ağırlaşmasında etkili oldu. İngiltere hukukunda bazı suçlar doğrudan terör suçu olarak yargılanmasa bile, ceza aşamasında “terör bağlantısı” bulunduğuna hükmedilebiliyor. Bu dosyada da sanıklar doğrudan “terör örgütü üyeliği”nden değil, mala zarar verme ve bir sanık bakımından ağır yaralama suçundan mahkûm edildi; ancak ceza tayininde terör mevzuatı çerçevesi devreye girdi.
Savunma ise bu değerlendirmeye sert biçimde itiraz etti. Başsavunma avukatı Rajiv Menon, savcılığın eylemin saiklerine ilişkin delillerin yargılama aşamasında kullanılmasını engellediğini, buna rağmen aynı saiklerin ceza aşamasında sanıkların aleyhine değerlendirilmesinin adil olmadığını savundu. Menon ayrıca hasar raporunun duruşmadan kısa süre önce sunulduğunu belirterek savunmanın bu rapora yeterli şekilde yanıt verme imkânı bulamadığını ifade etti.
Mahkeme Kararı Gelecekteki Protesto Eylemleri İçin Kritik Bir Eşik
Woolwich Crown Court’taki duruşma sırasında mahkeme dışında Palestine Action’a destek gösterisi düzenlendi. Yaklaşık 500 kişinin katıldığı gösteride bazı eylemciler, “Hayat kurtarmak terörizm değildir. Palestine Action’ı destekliyorum.” yazılı pankartlar taşıdı.
Polis, Palestine Action’ın yasaklı örgüt statüsünün sürdüğünü belirterek gösteride 100’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Gözaltılar, İngiltere’de Filistin’e destek eylemleri ile terör mevzuatı arasındaki sınırın giderek daha sert biçimde tartışıldığını gösterdi.
Suçsuz bulunan Filton 25 sanıklarından Zoe Rogers, kararın ardından yaptığı The Standard‘a yaptığı açıklamada eyleme katıldığı için “asla pişman olmayacağını” söyledi. Daha önce dilekçe imzaladığını, milletvekiliyle görüştüğünü, yürüyüşlere ve silah fabrikası önündeki protestolara katıldığını belirten Rogers, bunların hiçbirinin sonuç vermediğini ve “geriye doğrudan eylemden başka seçenek kalmadığını” savundu. Rogers, kendisi ve Jordan Devlin’in beraatine rağmen 4 arkadaşının “terör bağlantılı” suçlamasıyla karşı karşıya kalmasını İngiltere’de hukukun üstünlüğü açısından kaygı verici bulduğunu ifade etti.
openDemocracy editörlerinden Nandini Naira Archer, sanıkların terör suçundan yargılanmadan ve bu yönde bir mahkûmiyet almadan “terör bağlantılı” ceza rejimine tabi tutulabileceğine dikkat çekerek davayı, İngiltere’de protesto eylemlerinin terör mevzuatıyla yeniden tanımlanması bakımından kritik bir eşik olarak değerlendirdi.
The Filton 25 Trial represents a turning point for the rule of law and against necrocapitalism.
ELBIT is involved in the commission of heinous crimes in Palestine (see my report Economy of Genocide). It is also one of the most exportable tools of Israel's model of democracy. https://t.co/YrRXu7d1Lx
— Francesca Albanese, UN Special Rapporteur oPt (@FranceskAlbs) June 3, 2026
İsrail Şirketi Elbit Systems’e Yönelik Eylemleriyle Tanınan Grup
Palestine Action, 2020’den bu yana özellikle İsrail’le bağlantılı savunma şirketlerini hedef alan doğrudan eylemleriyle biliniyor. Grup, İsrail’in en büyük silah üreticilerinden biri olarak bilinen Elbit Systems’ın İngiltere’deki faaliyetlerini uzun süredir hedef alıyor. Eylemlerinde çoğu zaman şirket tesislerinin işgal edilmesi, üretimin durdurulması, kırmızı boya kullanılması ve ekipmanlara zarar verilmesi gibi yöntemler öne çıktı.
Grup son olarak Haziran 2025’te İngiltere’nin Brize Norton Hava Üssü’ne yönelik eylemle gündeme gelmişti. Aktivistler, üsse girerek bazı askeri uçaklara zarar vermiş ve Filistin bayrağı bırakmıştı. Bu eylemin ardından dönemin İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Palestine Action’ın yasaklı örgüt ilan edilmesi sürecini başlatmıştı. Temmuz 2025’te grup, 2000 tarihli Terörizm Yasası kapsamında yasaklı örgütler listesine eklendi.
Yasak kararı, Palestine Action’a üye olmayı ya da gruba destek göstermeyi suç hâline getirdi. Bu kapsamda grubun logosunu taşımak, destek açıklaması yapmak veya “Palestine Action’ı destekliyorum” yazılı pankart açmak dahi terör mevzuatı kapsamında soruşturma konusu olabiliyor. Yasağın yürürlüğe girmesinden bu yana binlerce kişinin gözaltına alındığı, yüzlerce kişi hakkında da dava açıldığı bildiriliyor.
Davaya tepki gösteren isimlerden biri de BM’nin işgal altındaki Filistin toprakları özel raportörü Francesca Albanese oldu. Albanese, 4 aktivist mahkeme tarafından suçlu bulunduktan sonra 3 Haziran’da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Filton 25” davasını hukukun üstünlüğü açısından bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Elbit’in Filistin’de işlenen ağır suçlarla bağlantılı olduğunu savunan Albanese, şirketi İsrail’in güvenlik ve savaş ekonomisinin uluslararası ölçekte ihraç edilen araçlarından biri olarak tanımladı. Albanese’nin Haziran 2025’te yayımladığı “İşgal Ekonomisinden Soykırım Ekonomisine” başlıklı raporda Elbit Systems, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarına kurumsal destek veren ve bundan kazanç sağlayan şirketlerden biri olarak listeleniyor.

15 Haziran’daki duruşma sırasında Temyiz Mahkemesi önünde çok sayıda Filistin destekçisi gösterici toplandı. Polis 117 kişiyi gözaltına aldı. | Fotoğraf: Raşid Necati Aslım – AA.
Yasağı Hukuksuz Bulan Yüksek Mahkeme Kararı Temyizde Bozuldu
Palestine Action’a ilişkin tartışma yalnızca Elbit Systems tesisine yönelik eylem davasıyla sınırlı değil. Grubun İngiltere’de yasaklı örgüt ilan edilmesine ilişkin hukuk süreci de aynı dönemde yeni bir aşamaya geçti. İngiltere Temyiz Mahkemesi, İçişleri Bakanlığının Palestine Action’ı yasaklı örgüt ilan eden kararının hukuka uygun olduğuna hükmetti.
Mahkemede kararı okuyan Başyargıç Sue Carr, yargıçların, Palestine Action’ın yalnızca mülke değil, kamu güvenliğine de ciddi zarar verme riski taşıdığı konusunda hemfikir olduğunu belirtti. Böylece Şubat 2026’da Yüksek Mahkemenin yasaklama kararını hukuka aykırı bulan kararı bozulmuş oldu. Yüksek Mahkeme daha önce grubun tümüyle yasaklanmasının ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı bakımından orantısız sonuçlar doğurduğu değerlendirmesinde bulunmuş; ancak hükümete temyiz hakkı tanındığı için yasak fiilen yürürlükte kalmıştı.
Temyiz kararının ardından Londra Metropolitan Polisi, Palestine Action’a destek ifade etmenin suç olmaya devam ettiğini duyurdu. Mahkeme önünde “Soykırıma karşıyım, Palestine Action’ı destekliyorum” yazılı pankartlar taşıyan göstericilerden 117 kişi gözaltına alındı. Polis, grubun yasaklanmasından bu yana Londra’da Palestine Action’a destek verdikleri şüphesiyle 3 binden fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
Palestine Action’ın kurucu ortaklarından Huda Ammori ise karara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı. Ammori, davayı Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesine ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıyacaklarını söyledi. İnsan hakları örgütleri ve sivil özgürlük savunucuları ise yasağın protesto hakkı üzerinde caydırıcı bir etki oluşturduğunu savunuyor. (P/AA)