GÜNDEM Almanya | Cami Saldırıları Hakkında Kim Ne Düşünüyor?

Almanya’da cami saldırıları 2018 yılında korkunç bir boyut aldı. Peki cami saldırıları Alman toplumunda nasıl karşılanıyor? Farklı bakış açılarını ele aldık.

admin 9 Nisan 2018

Almanya’da 2018 yılının başından bugüne basına yansıdığı kadarıyla 36 camiye saldırı gerçekleşti. Bu saldırıların rutin haline dönüşmemesi için hangi önlemlerin alınması gerektiğini 4 farklı kişiye sorduk.

“Bir Milleti Potansiyel Suçlu Olarak Görmek Tehlikeli”

Dresden’de 2016 yılının eylül ayında Cotta şehrindeki DİTİB camisine yapılan bombalı saldırı gündemi uzun süre meşgul etmişti. Saldırıda caminin önünde ve şehirdeki başka bir kongre merkezinde olmak üzere iki bomba patlamış, caminin kapısındaki ufak çaplı yangının görüntüsü zihinlere kazınmıştı. Saldırıdan bir sene sonra, 30 yaşındaki zanlı Nino K. yargılanmaya başlamış, zanlının İslam karşıtı Pegida’nın gösterilerinde daha önce konuşma yaptığı iddia edilmişti.

Saldırı esnasında ailesiyle birlikte camide bulunan imam Hamza Turan (48) 2018 yılındaki cami saldırıları için de fikri alınması gerekenlerden biri. Turan’a göre saldırılara karşı en etkili cevap birlik olmak ve kenetlenmek. Turan aynı zamanda saldırılara en mantıklı tepkinin, Müslümanların İslam’ı güzel ve olması gerektiği şekilde temsil etmeleri olduğunu söylüyor. Turan’a göre en büyük tehlikelerden biri de Almanya’da artan cami saldırıları nedeniyle Alman toplumunu sorumlu tutmak ve bir milleti potansiyel suçlu olarak görmek. “Bundan 2 yıl önce camimize saldırı yapıldığında bizi ilk ziyaret eden Alman komşularımızdı. Birçok insan ellerinde pankartlarla caminin önüne gelip, ‘Biz sizinleyiz’ mesajı verdiler.” diyen Turan, aynı şekilde Alman devlet yetkililerinin ve güvenlik güçlerinin de büyük destek verdiğini söylüyor.

“Böyle Bir Gelecek İstemiyoruz”

“Chance! Wuppertal” isimli Fransiskan inisiyatifinin Başkanı Thomas Willms (54) de saldırılara karşı net bir tavır sergileyenlerden. Dinî mekanlara saldırmanın, onların yıkılmasının veya kundaklanmasının kabul edilmez olduğunu vurgulayan Willms, saldırıların din özgürlüğüne ve Almanya’daki toplumsal değerlere bütünüyle aykırı olduğu kanaatinde. Willms ayrıca cami saldırganlarının izlerinin ciddi bir şekilde sürülüp temel hakların korunması adına etkili bir cezai takibatın yapılması gerektiğini vurguluyor.

“Elimiz kolumuz bağlı bir şekilde oturduğumuz yerden bir şeylerin düzelmesini bekleyemeyiz.” diyen Willms, cami saldırılarının toplumun genel bir sorunu olduğuna değiniyor: “İnsanlara dinlerin bir savaş veya yarış olmadığını anlatmamız gerek. İnsanlar dinlerin Allah’ı tanımanın çeşitli yolları olduğunun bilincine varmalı. Bizler de hangi din olursa olsun, yapılan düşmanlığa karşı durmak zorundayız. Toplum olarak cami saldırılarının rutine dönüştüğü bir gelecek arzu ettiğimizi sanmıyorum. Biz hep birlikte bu toplumun parçalarıyız.”

“Cami Saldırıları İnsanların Uyanmasına Vesile Oluyor”

Saldırılara Müslüman gençlerin nasıl baktığı da merak bekleyen sorular arasında. Birçok araştırma, ırkçı saldırıların Müslüman gençlerde içeri kapanma ve hayal kırıklığı ürettiğine vurgu yapıyor. Siyaset bilimi ve ekonomi öğrencisi Yasemin Söğüt (25) cami saldırılarını haber aldığında “Yine mi?” şeklinde karamsar bir tepki verdiğini, ama yine de bu haberlerdeki olumlu yana odaklanmak gerektiğini söylüyor: “Şimdiye kadar bu ülkedeki yeriyle ilgili bir derdi olmayan insanlar saldırıların ardından daha aktif oluyorlar.”

Söğüt’e göre en endişe verici şey, Almanya’da artık “Cami saldırıları devam edecek mi?” sorusu yerine, “Bir sonraki saldırı nerede olacak?” sorusunun soruluyor olması. Söğüt’e göre bu olayların zeminini oluşturan ırkçılık ve nefretle daha etkin bir mücadele şart: “Saldırıların arkasındaki yapı ve ilişkiler açığa kavuşturulmalı.”

“Cami Saldırıları Bazen Gündemimizden Çıkabiliyor”

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Kuzey Bavyera Bölgesi Kadınlar Gençlik Teşkilatı Bölge Başkanı Emine Pehlivan (40), İslam’a dair ön yargıları yenmek için düzenlenen Açık Cami Günü ve “Buyrun, Ben Müslüman’ım” gibi aksiyonlara dikkat çekiyor. “Saldırılara üzülmek yetmez, bunları engellemek adına çalışmalıyız. Şu ana kadar çok şükür camilere yönelik saldırılar yalnızca maddi hasar ile atlatıldı. Hiçbir can kaybının yaşanmamış olmasıyla teselli buluyoruz.” diyen Pehlivan, saldırıların “görünmeyen etkileri”nin olduğuna da değiniyor: “Müslümanlar arasında, ‘cana geleceğine mala gelsin, ne yapalım bizi burada istemiyorlar’ gibi, sanki saldırılar normalmiş, hatta beklenen bir şeymiş gibi bir algıyla karşılaşabiliyoruz. Saldırı sonrası polis geliyor, inceleme yapıyor. Bir sonraki saldırıya kadar bazı saldırılar caminin bile gündeminden çıkabiliyor. Oysa saldırıların açık etkileri var. Çocuklarımızı gönderdiğimiz camilerin sanki ‘güvensiz’ yerlermiş gibi görülmesine izin veremeyiz.” (kz)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar