AVRUPA AB | Her Üç Ülkeden Birinde Müslüman Kadınlara Kıyafet Yasağı Var

Avrupa Birliği ülkelerinde Müslüman kadınların dinî kıyafetlerine yönelik kısıtlamalarla ilgili ilk kapsamlı rapor yayınlandı. Rapor şaşırtıcı veriler ortaya koyuyor.

admin 27 Nisan 2018

Açık Toplum Vakfının dün yayınladığı rapora göre Avrupa Birliğine üye ülkelerde Müslüman nüfus artarken, bu ülkelerde yaşayan Müslüman kadınların kıyafetlerine yönelik kısıtlamalar da artıyor. Avrupa Birliği’ne Üye 28 Ülkede Müslüman Kadınların Kıyafetlerine Yönelik Kısıtlamalar” ismini taşıyan raporda AB ülkelerinde Müslüman kadınlar tarafından takılan başörtüsü ve peçe gibi dinî kıyafetlere yönelik kısıtlamalar ele alındı. Her ülke için farklı bir bölüm ayrılan rapora göre Müslüman kadınların kıyafetiyle ilgili en kötü durum Fransa ve Belçikada. Bu iki ülke kanunen ve uygulama açısından en çok yasağı barındırıyor. Almanya, İspanya, İtalya, Bulgaristan, Avusturya ve Danimarka gibi ülkelerde Müslüman kadınların dinî kıyafetlerine yönelik yasal kısıtlamalar bulunurken, bu yasakların etki alanı Müslüman kadınların sayısına nazaran çok da geniş değil. Kalan 20 AB üyesi ülkede ise Müslüman kadınların kıyafetlerine kısıtlamalar ya yok (Hırvatistan, Kıbrıs, Yunanistan, Polonya, Portekiz ve Romanya) ya da çok seyrek bir biçimde kurumsal ve özel yasaklarla sınırlı. 

AB Ülkelerinin Üçte Birinde Dinî Kıyafet Yasağı Var

Mevcut yasalardan, mahkeme içtihatlarından ve STK raporlarından faydalanılan rapora göre Avrupa Birliği’ne üye olan ülkelerin üçte birinde Müslüman kadınların dinî kıyafetlerine yönelik ulusal veya bölgesel düzeyde yasal kısıtlamalar var. Bu kısıtlamalar hem işyerlerinde hem de okul gibi kamusal alanlarda başörtüsü, peçe ve dinî kıyafetlerle ilgili yasakları kapsıyor. Rapor sadece bu alandaki ulusal yasaları ve yasal gelişmeleri değil aynı zamanda eğitim, hizmet ve kamusal alana yönelik politikaları ve uygulamaları da içererek literatürde önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Raporda, Avrupa Birliği’ne üye 28 ülkenin 8’inde İslami giyime yönelik yasal kısıtlamaların uygulandığı tespit edilirken, geri kalan AB ülkelerinde bu tür önlemlere karşı geliştirilen direncin sürdüğü vurgulanıyor. 28 üye ülkenin 6’sında özel kurum ve kuruluşlarda İslami giyime karşı yasal veya yönetimsel yasak olmadığı gibi yasaklamaya yönelik herhangi bir girişim de yok. Kalan 22 ülkede ise bu tür yasa taslaklarının yasa koyucular ve mahkemeler tarafından geri çevrildiği ifade ediliyor. 

“Yasaklar Avrupa’nın Normali Değil”

Açık Toplum Vakfı’nın yayınladığı raporun baş yazarı olan Maryam H’madouna göre bazı AB ülkelerinde Müslüman kadınların giyimine yönelik kısıtlamalar olsa da, başörtüsü yasakları aslında Avrupa çapında bir norm değil.

Konuyla ilgili açıklama yapan Avrupa Parlamentosu milletvekillerinden Malin Bjork ise 25 Nisan’da Avrupa Parlamentosu’nda sivil toplum kuruluşlarıyla bir toplantı düzenledi. Bjork, İslam düşmanlığının çoğaldığı bu dönemde Müslüman kadınlara karşı yapılan her türlü damgalama ve ayrımcılık girişimlerine karşı çıkmak önemli. Özel şirketlerde başörtüsü yasağına dair yeşil ışık verilmesi, işyerlerinde Müslüman kadınlara karşı daha fazla ayrımcılığın kapılarını açar. Hiçbir şirket, kurum, kuruluş ve kişi kadınlara nasıl giyineceğini söyleme hakkına sahip değildir. Bu bizim bedenimiz ve bizim kararımız.diyerek bu konudaki düşüncelerini ifade etti. 

Diğer bir Avrupa Parlamentosu milletvekili Soraya Post da Müslüman kadınlara yönelik kısıtlamaların kalkmasını isteyenlerden. Post raporun önemine ve zamanlamasına vurgu yaparak, Din ve inanç özgürlüğü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 18. maddesine göre her insanın temel hakkıdır. Başörtüsü gibi dinî sembollere yönelik yasaklar, zaten çok güçlü ayrımcılık ve zorluklara maruz kalan Müslüman kadınlar üzerinde olumsuz ve hoş olmayan bir etkiye sahip. Bu tür yasaklar, bazı AB üye devletlerinde Müslüman kadınları, dinî özgürlük ve çalışma hakkı arasında adil olmayan bir seçimle karşı karşıya bırakıyor.” açıklamasında bulundu. 

Irkçılığa Karşı Avrupa Ağı (ENAR) Sorumlusu Julie Pascoet de, Dinî giyime karşı olan bu yasakların aslında tüm dinleri etkilemesi gerekirken, bunların sadece Müslüman kadınlara yönelik olması dikkat çekici. Tarafsızlık argümanı’ her ne kadar önemli olsa da genellikle Müslüman kadınlara karşı ayrımcılık yapmak için bir bahane olarak kullanılıyor. ENAR olarak Unutulmuş Kadınlar” (İng. Forgotten Women) başlığında yayınladığımız raporumuzun sonuçlarında, Avrupadaki İslam düşmanlığının cinsiyet, etnik köken ve din ile kesişme noktasında en çok kadınların etkilendiğini görüyoruz.” diyerek konu hakkındaki düşüncelerini paylaştı. (fa)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar