AVUSTURYA Avusturya | Camilerin Kapanmasına Bizzat IGGÖ Başkanı Mı Sebep Oldu?

Avusturya’da 7 cami kapatılacak, yaklaşık 60 imamın oturumu iptal edilecek. Bu şok edici bilginin arkasında Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ), sağ popülist bir hükümet ve çok uzun bir süreç var. Sürece dair detaylı bir özet.

Elif Zehra Kandemir 11 Haziran 2018

Avusturya’da 7 cami kapatılacak. Daha doğrusu 7 caminin, “cami” olma özellikleri elinden alınacak. Bu şu anlama geliyor: Bu derneklerin binalarında artık Kur’an öğretimi ya da cemaatle namaz kılma gibi dini faaliyetlerin gerçekleştirilmesi yasaklanmış durumda.

Hem Avusturya, hem de dünya kamuoyunu sarsan bu haber, geçtiğimiz cuma bir basın toplantısında ilan edildi. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz (ÖVP), Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache (FPÖ), Din İşleri Dairesinden Sorumlu Bakan Gernot Blümel (ÖVP) ve İçişleri Bakanı Herbert Kickl (FPÖ) tarafından düzenlenen bu basın toplantısı alelacele organize edilmişti.

7 Caminin Kapatılma Gerekçeleri

Söz konusu basın toplantısında “kapatılacağı” ilan edilen 7 caminin kapatılma gerekçeleri ise birbirinden farklı.

Kapatılan 7 camiden 6’sı, Arap Cemiyeti’ne ait. Bu 6 caminin kapatılma nedeni, 2015 yılında büyük tartışmalarla yenilenen İslam Yasası’na dayanıyor. Bu yasaya göre İslami cemaatler “toplum ve devlete karşı olumlu bir bakış açısına sahip olmak zorundalar”. Arap Cemiyeti’ne ait 6 caminin “resmî” kapatılma gerekçesi işte tam olarak bu muğlak yasa maddesi. Aynı zamanda cuma günkü basın toplantısında konuşan Bakan Blümel’e göre “Arap Cemiyeti’nin camilerinde Selefi arka plana sahip ve siyasi İslam’a mensup bazı insanlar var.”

Kapatılacak diğer cami ise Avusturya Nizam-ı Alem Ocağı’na bağlı Alperen Camii. Bu caminin kapatılma gerekçesi resmî açıklamaya göre bu caminin IGGÖ’ye bağlı olmaması ve dolayısıyla da “illegal bir cami” olması. Bakan Blümel’e göre bu cami, doğrudan “IGGÖ tarafından ihbar edilmiş” durumda.

Yani 7 caminin 6’sı “Selefi çevrelere yakın olmak”, 1’i ise İslam Yasası’nda belirtildiği şekliyle IGGÖ’ye bağlı olmamak nedeniyle kapatılmayla karşı karşıya. Burada Arap Cemiyeti’ne bağlı camiler arasında da IGGÖ’ye bağlı olmayan camilerin olduğu konusunda bazı iddialar var. Hükümet cami kapatma gerekçelerini sıralarken ATİB camilerindeki Çanakkale anma törenlerini kastederek “çocukların asker üniformalarında gösteri yapması”ndan bahsetse de, kapatılan camiler arasında böyle bir gerekçeye sahip cami yok. Bütün bu camilerin “kapatılması” ile kastedilen şey ise, binalarına mühür vurulması değil; bu binalarda camilerin görev sahasında olan dinî faaliyetlerin yasaklanması.

IGGÖ’den Cami Kapatma Kararına Sert Çıkış ve Yeni Soru İşaretleri

Konuyla ilgili tartışma sürerken ülkede Müslümanların resmî temsilcisi olan Avusturya İslam Cemaati 10 Haziran’da bir açıklama yayınladı. Avusturya İslam Cemaati Başkanı İbrahim Olgun adına yayınlanan açıklamanın başlığı şöyleydi: “IGGÖ, federal hükümetin ‘siyasal İslam’la mücadele kisvesi altındaki uygulamalarını kınamaktadır.” Açıklamada bu girişimin Avusturya’daki Müslümanlara bir hakaret olduğu ve IGGÖ’nün cami kapatma tedbirleri hakkında bilgilendirilmediği belirtiliyordu.

Oldukça sert bir tonda yapılan bu açıklamada, kapatılmasına karar verilen camilerin nasıl seçildiğinin bilinmediği, cami kapatmanın “siyasal İslam”la mücadelede uygun bir tedbir olmadığı ve bu girişimin IGGÖ yapılarını zayıflatacağı ifade ediliyordu.

Ayrıca farklı bir yere de dikkat çekiliyordu: Avusturya’daki Dernekler Yasası kapsamında zaten hâlihazırda yasalara aykırı derneklerin kapatılabileceği, buna rağmen “yasalara aykırı her eylemin” İslam Yasası’yla kovuşturulmasının IGGÖ’yü itibarsızlaştırdığı belirtiliyordu. Öte yandan daha kısa bir süre önce bu derneklerde seçim kampanyaları sırasında fotoğraflar çektiren politikacıların şimdi bu dernekleri “radikal ve aşırıcı” olarak isimlendirmesi de eleştiriliyor ve hükümetin “siyasi taktiği” kınanarak Avusturya hükümeti nesnel bir zemine davet ediliyordu.

Açıklamada ayrıca 3 maddelik bir yol haritası da öne sürülmüştü: Buna göre IGGÖ ilk önce içerik ve formel olarak kapatılması planlanan dernek yapılarını inceleyecekti. Bu incelemede söz konusu ithamların doğru çıkması durumunda IGGÖ açısından da yaptırımlar doğal karşılanacaktı. İkincisi, IGGÖ Din İşleri Dairesi ile iletişime geçecek ve söz konusu gelişmelerle ilgili bir açıklama isteyecekti, zira IGGÖ’nün elinde şu anda henüz cami kapatmalarıyla ilgili herhangi bir açıklama bulunmuyordu. Üçüncüsü ise söz konusu cami kapatma tedbirlerinin hukuki açıdan denetleneceği belirtiliyordu. Açıklamada inanç kurumlarının ve ibadethanelerin kapatılmasının “tahmin”lerle meşrulaştırılamayacak kadar sert bir adım olduğu da vurgulanıyordu.

Açıklamada ayrıca Müslümanların genel şüphe altında bırakılmasına izin verilmeyeceği ve çözümlerin “medyatik tek adam siyaseti”yle Müslümanların sırtından değil, Müslümanlarla birlikte masada çözülmesi gerektiği de ifade ediliyordu.

Bu açıklama IGGÖ’nün şimdiye dek yaptığı en sert ve kararlı açıklamalardan biri. Fakat bu sert çıkışın arkasında Avusturya’daki cami kapatmalarının ardında bizzat İbrahim Olgun’un yer aldığı iddiası yatıyor.

Cami Kapamalarının Arkasında İbrahim Olgun Mu Var?

IGGÖ Başkanı İbrahim Olgun’un bu sert açıklamasından bir gün sonra, IGGÖ Başkan Yardımcısı Abdi Taşdöğen başka bir açıklamada bulundu. Dolayısıyla kurumdan 2 gün içerisinde birbirine 2 zıt açıklama gelmiş oldu.

Taşdöğen, Olgun’un açıklamalarının bazı soru işaretleri oluşturduğunu belirterek IGGÖ Yüksek Konseyi’nin eline cami kapatmalarıyla ilgili bazı belgeler geçtiğini söylüyordu. Bu belgelere göre Olgun, 10 Ağustos 2017’de Avusturya Din İşleri Dairesi’ne “birçok İslami cemiyetin” cami olmak için gerekli şartları yerine getirmediğini iletmişti. IGGÖ’nün bu yazışması sonrasında devlet yetkilileri 16 Ağustos 2017’de IGGÖ’den bu iddialarını gerekçelendirmesini istemişti. Bunun neticesinde de IGGÖ, 30 Ağustos 2017’de Din İşleri Dairesi’ne bir rapor göndermiş, bu raporda da bazı kurumların “cami” olarak isimlendirilemeyeceğini belirtmişti.

Yani Avusturya’da cuma günü açıklanan cami kapatmaları, büyük ihtimalle IGGÖ Başkanı İbrahim Olgun’un bu başvuruları neticesinde gerçekleşmişti. Hükümetin basın toplantısında IGGÖ ile yapılan işbirliğinden memnuniyetini dile getirmesi, tam olarak bu yazışmaya işaret ediyordu. Büyük ihtimalle aşırı sağ-sağ popülist ÖVP-FPÖ hükümeti, Olgun’un kendilerine attığı pası gole çevirmişti. Bu girişimin Olgun tarafından bilerek mi yapıldığı, yoksa Olgun’un söz konusu yazışmaların cami kapatmaya kadar gidebileceğini kestiremediği mi sorusu ise hâlâ cevaplanmamış bir soru.

Camiler Kapatılacaklarını Televizyondan Öğrendi

Hükümetin kapatılacağını açıkladığı 6 cami, daha önce de belirtildiği gibi Arap Cemiyeti’ne bağlı. Arap Cemiyeti, cami kapatmalarının ilan edildiği günün akşamı bir açıklamayayınladı. Mesnetsiz iddiaları reddettiklerini açıklayan kurum, açıklamanın başında “Avusturya anayasası ve Avusturya toplumuyla kendilerini özdeşleştirdiklerini” ifade etti.

Şimdiye dek Arap Cemiyeti’nin komple feshedilmesiyle ilgili Din İşleri Dairesinden herhangi bir belgenin kendilerine ulaşmadığını belirten Arap Cemiyeti, camilerinin kapanacağını basın toplantısıyla öğrenmiş. Açıklamaya göre Arap Cemiyeti 2 Mayıs 2018’de Din İşleri Dairesinden bir mektup almış ve “Avusturya devletine karşı olumlu bir yaklaşıma sahip olmama” iddiası karşısında bizzat devletten ayrıntılı gerekçe istemiş. Fakat bu sorularına bir cevap alamamışlar.

Yapılan açıklamada ayrıca hükümetin Arap Cemiyeti’ni komple feshetmesini medya üzerinden duyurmasının, yürürlükte olan bir sürecin objektifliğini zedelediği ve bu durumun hukuk devleti açısından sorunlu olduğu da dile getiriliyor.

Ayrıca Arap Cemiyeti’nin iddia edildiği gibi 6 camiye değil, 10 camiye sahip olduğu, bu camilerin hiçbirinde –ATIB camilerinden farklı olarak- çocukların asker kıyafetleriyle poz vermediği de vurgulanıyor.

Aynı şekilde Avusturya Nizam-ı Alem Ocağı’na bağlı Alperen Camii de olayı medyadan öğrenmiş durumda. Hükümetin basın toplantısından sonra kapısına “Cami Kapalıdır” şeklinde bir kağıt asan Alperen Camii, Din İşlerinden Sorumlu Daire’ye itirazda bulunmuş. Fakat ortada IGGÖ Başkanı İbrahim Olgun’u işaret eden başka bir skandal daha var, o da şu: Alperen Camii Başkanı Hacı Yağcı’nın ifadelerine göre cami aslında zaten uzun bir süredir IGGÖ tarafından tanınmayı bekliyor. Tanınmayı beklediği ve IGGÖ’ye başvurduğu bir süreçte IGGÖ Başkanı Olgun’un, Din İşleri Dairesi’ne “Bu cami IGGÖ camisi değildir.” şeklinde bir bildirimde bulunduğu iddia ediliyor.

Perspektif’e konuşan Hacı Bey’in ifadelerine göre İbrahim Olgun Alperen Camii’ni bugün tanısa, bütün sorun ortadan kalkacak. Fakat kendisi, İbrahim Bey’e ulaşamadıklarını belirtiyor. Öte yandan Alperen Camii’ne yönelik bozkurt işareti yapma gibi iddiaları da reddediyor: “Çocuklara askeri üniforma giydirilmesinin ya da ant içme gibi şeylerin bizimle alakası yok. Büyük federasyonların yaptığı şeyler bize mal edildi. Sonuçta biz yem olarak kullanıldık.”

Görüldüğü üzere kapatılacağı açıklanan 7 caminin tamamında IGGÖ Başkanı’nın doğrudan ya da dolaylı bilgisi ve/veya müdahalesi var. Özetle Avusturya’da cami kapatılma süreciyle ilgili esas skandal, IGGÖ Başkanı’nın konuyla ilgili girişimleri.

Hükümetin en büyük skandalı ise, “siyasi İslam” ve “Selefilik” gibi muğlak kavramlar üzerinden, hukuki süreci bir siyasi savaşa dönüştürüp,  söz konusu derneklere kendilerini savunma ya da iddialara cevap verme imkanı sunmadan üstten iner bir tavırla “cami kapatma” şovu yapması.

Bütün bunlara esas konu olan skandalın kendisi ise 2015 yılında yenilenen İslam Yasası. Ona bir sonraki yazıda gireceğiz.

 

    • Fani dünya
      2018-06-12 02:08:58

      Bize ne olmuşsa içimizdeki beyinsizler yüzünden olmuştur. Allah ümmeti Muhammede basiret feraset birlik ve beraberlik versin.diğerlerinede hidayet nasip eylesin.

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar