SUDAN'DAKİ PROTESTOLAR Sudan’ın Dinmeyen Değişim Çağrısı

Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in istifa etmesini isteyen Sudanlılar bir aydır sokaklara iniyor. Ekonomik sıkıntılarla boğuşan halk daha iyi yaşam koşulları için gösterilere devam etmekte kararlı görünüyor.

Alessandra Bajec 30 Ocak 2019

Sudan’da yükselen ekmek fiyatlarının fitilini ateşlediği geçen sene 19 Aralık’ta başlayan ve bugüne dek devam eden gösteriler ikinci ayına girdi. Her geçen gün hız kazanarak devam eden protesto gösterileri hükûmet karşıtı bir öfkeye dönüşürken, göstericiler ülkenin sorunlarından sorumlu tuttukları Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in 30 yıllık iktidarının son bulmasını istiyor. 

Gösterilerin bu kadar uzun sürmesini kimse beklemezken, halk arasında ekonomik gidişata dair uzun süredir var olan hoşnutsuzluk ve şikâyetler birikerek Sudanlıların dayanamayacakları bir noktaya ulaşmış görünüyor. Özellikle geçtiğimiz sene, ülkedeki yiyecek ve yakıt sıkıntısı, gıda ve ilaç fiyatlarındaki yüksek artış ve yabancı döviz darlığını içeren ekonomik kriz göstericilerin sokağa dökülmelerinde etkili oldu.

Sudanlı gazeteci Ola Diab, protestolar öncesinde ülkede yaşanan sıkıntıları anlatırken, “Aylar içerisinde fiyatlar iki-üç katına çıktı. Halk, ekmek ve yakıt alabilmek için banka ve petrol istasyonlarının önünde kuyruk oluşturuyordu, ATM’lerin çoğundan para çekilemez olmuştu. Durum o kadar vahim bir hâl almıştı ki, insanların sokağa çıkmaktan başka çaresi kalmamıştı,” diyor. 

2012’den bu yana benzer protesto dalgalarına sahne olduğu için bu toplumsal çalkantılar ülke için yeni bir şey değil; ne var ki bu gösteriler her defasında Beşir rejimi tarafından şiddetle bastırıldı. Ancak bu defa, öldürülmelerine, gerçek silahlarla yapılan müdahalelere, keyfî tutuklama ve fiziksel şiddete maruz kalmalarına rağmen, insanlar hâlen sokaklara inmeye devam ediyor. Geçtiğimiz ay boyunca Sudanlı göstericiler, Sudan’da iktidar Ulusal Kongre Partisi’nin (National Congress Party-NCP) acımasız askerî ve güvenlik aygıtlarına cesaretle karşı koydu. Başkent Hartum’dan Niyala ve El-Faşir’e kadar ülkenin dört bir yanındaki kasaba ve kentlerde yüzlerce miting düzenlendi, çok sayıda gösterici öldürüldü, yüzlerce muhalif, eylemci ve gazeteci tutuklandı. Sudanlı yetkililer ölenlerin sayısını 24 olarak verirken, insan hakları grupları bu sayının en az 40 olduğunu belirtiyor. 

Sudan üzerine çalışma ve analizler yapan araştırmacı Eric Reeves’e göre, ülke ekonomisinin son birkaç yıldır çöküşte olması nedeniyle halk arasındaki mevcut huzursuzluğun alt yapısı uzun zamandır oluşmaktaydı. Reeves, Hopkins Üniversitesi’nden bir para birimi uzmanının verilerine dayanarak, ülkedeki enflasyon oranının %140 olarak tahmin edildiğini söylüyor; bu hükûmetin açıkladığı resmî enflasyon rakamlarının iki katına tekabül ediyor. 

Reeves, “Ekonomi öyle kötüleşti ki, ülkede şu an ilaç ve ekmeklik buğday da dâhil olmak üzere ithal ürün satın almak için güçlü para yok ve bulabildiğiniz ürünler de inanılmaz derecede pahalı.” diyerek birçok insanın temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı yüksek enflasyon ortamına işaret etti. 

Genişleyerek Devam Eden Protestolar

Olayların gidişatında yaşanan hızlı gelişmelere pek şaşırmadığını belirten uzman araştırmacı Reeves, protestoların giderek daha da büyüdüğünü ve başkanın istifaya çağrıldığı büyük mitinglere dönüştüğünü söylüyor. Reeves’e göre, sorunların siyasi ve ekonomik boyutları birbiriyle derinden ilişkili. Üstelik ülke genelinde hükûmet karşıtı şiddetli protestoların yaşandığı 2013 yılına göre bugün Sudan’da ekonomi çok daha kötü bir durumda, enflasyon çok daha yüksek ve gıda ve ilaç sıkıntısı çok daha ciddi bir noktaya ulaşmış durumda. Sudan’ı son 20 yıldır yakından takip eden Reeves, “Sudanlılar bugün korkudan ziyade öfke duyuyorlar; protestoların biteceğine dair herhangi bir işaret yok ve halkın kararlılığı her geçen gün artıyor öyle ki, artık geri dönüşü olmayan bir noktaya gelindi.” diyor.

Sudanlı bağımsız analist Muhammed Osman ocak ayı başlarında Reuters’a yaptığı açıklamada, “Şu an şahit olduğumuz şey, Eylül 2013’te Sudan’ı kasıp kavuran protestoların ikinci ve çok daha güçlü bir dalgası. Uzun zamandır artan hayat pahalılığına duyulan öfke ve yılgınlık şimdi yeniden taşmaya başladı,” diyordu.  

Eylül 2013 ve Ocak 2018 isyanlarından daha geniş çaplı ve daha uzun süren bu son öfke sarmalı, 1989 yılındaki darbeyle iktidara geldiğinden beri Beşir’in karşılaştığı en uzun süreli direniş olma özelliğini taşıyor.

El-Beşir Kolayca Pes Edecek Gibi Görünmüyor

Öte yandan, Sudan Devlet Başkanı kendisinin de yeniden aday olacağı gelecek yılki seçimlerden önce liderliğin değişmeyeceği konusunda oldukça ısrarcı bir tutum sergiliyor. Uluslararası Ceza Mahkeme’sinin (ICC) Darfur’da soykırım yapıldığı suçlamasına aldırış etmeyen ve devam eden protestolarda halkın baskısına karşı direnen Beşir, geçmişte olduğu gibi bugün de Sudan halkının iradesine karşı koyabileceğine inandığından istifa etmeyi reddediyor. 

Ne var ki, Sudan’da 1964 ve 1985’te gerçekleşen iki halk ayaklanması hükûmetin değişimi ile sonuçlanmıştı. Tarihçi Willow Berridge ocak ayı başlarında yazdığı analiz yazısında, geçmişteki bu her iki ayaklanmada da ordunun desteğinin “diktatörleri devirmede çok önemli” rol oynadığını belirtti; zira ordu, içerisindeki genç ve orta dereceli subayların baskısıyla demokrasiye geçiş sürecini desteklemek için sahneye çıkmıştı. Berridge, ancak bugün El-Beşir rejiminin çok daha güçlü bir Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Servisi (NISS) ve çok sayıda başka paralel güvenlik birimleri ile silahlı milis kuvvetleri oluşturduğundan, bir ordu müdahalesinin kolaylıkla gerçekleştirilemeyeceğini belirtti. 

Öte yandan, ordunun da bütünüyle El-Beşir etrafında birleşmiş olduğu söylenemez ve eğer rejimi destekleyen güvenlik güçleri arasında bir ayrılık oluşursa, Berridge’ye göre bu durum “genç ve orta dereceli subayların da baskısıyla düzenli ordunun müdahalesi için daha fazla alan açabilir.”

Protestolar karşısında ordunun tutumu hakkında Sudan uzmanı araştırmacı Reeves ise şu yorumu yapıyor: “Eğer ordu -özellikle de huzursuzluğun mevcut olduğu düşük ve orta dereceli subaylar- Beşir’e sırt çevirirlerse, bu onu iyice köşeye sıkıştıracaktır. Eğer görevini terk edecek olursa, bu onu son derece savunmasız bir duruma düşürecektir ki kendisi de bunun farkında.” 

Kıdemli Uzman Reeves ayrıca Sudan Devlet Başkanı El-Beşir’in kısa bir süre önce iktidarını orduya devredebileceğine dair yaptığı açıklamaya işaret ederek, bunun kendisine orduyla müzakere etme ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki (ICC) cezai kovuşturmadan sıyrılma imkanı sunacağını belirtti. 

Sudan Halkı Değişim İsteklerinde Kararlı

Devletin uzun dönemli başkanı şimdiye dek kolayca pes edeceğine dair herhangi bir sinyal vermese de Sudanlılar, güvenlik güçlerinin sert tepkisine rağmen protestolarına devam etmekte kararlı görünüyor. 

Reeve, “Sudanlıların enerjisi ve kararlılığı inkâr edilemez. Artık bıkmış durumdalar ve bu duruma daha fazla katlanmak istemiyorlar. Zira, tüm bu sorunlar kendi kendine çözülmeyecek.” dedi. 

Ekonominin yıllardır kötü yönetilmesine öfke duyan protestocuların memnuniyetsizliklerinin temelinde ekonomik sorunlar yatıyor; bu ekonomik sorunlara sebep olarak ise son otuz yıldır sosyal hizmetler, eğitim ve sağlık fonlarını keserken, ulusal bütçenin büyük bir kısmını güvenlik aygıtlarına ve milislere ayıran NCP’nin ve siyasi elitlerin yolsuzluk ve kötü yönetimi gösteriliyor.

Dünya Bankası’nın rakamlarına göre Sudan halkının yarısı fakirlik sınırının altında yaşıyor. Sudanlı gazeteci Diab, “Ülkede yakın zamanda herhangi bir değişimin gerçekleşeceğine inanmıyorum, ancak bu isyanın da sona ereceğini düşünmüyorum,” diyor.

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Kahire merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar