NSU Cinayetleri Abdurrahim Özüdoğru: NSU Terör Örgütünün 2. Kurbanı

NSU cinayetlerinin bilinen ikinci kurbanı Abdurrahim Özüdoğru Nürnberg’de işlettiği terzi dükkanında öldürüldüğünde henüz 49 yaşındaydı. Abdurrahim Özüdoğru’yu rahmetle anıyor ve yakınlarına sabırlar diliyoruz.

Hatice Çevik 13 Haziran 2019

Abdurrahim Özüdoğru 1952 yılında Türkiye’de doğdu. 1972 yılında kazandığı bir burs imkanıyla Erlangen Üniversitesi’nde okumak için Almanya’ya geldi. Okulunu bitirdikten sonra bir saat fabrikasında makina teknikeri olarak çalışmaya başladı. Öldürülmesine kadar 29 senedir Almanya’da yaşayan Özüdoğru, tüm gençliğini Almanya’da geçirmiş ve Nürnberg şehrinde kendisine eşi Gönül hanım ve kızları Tülin ile bir hayat kurmuştu.

Cinayet Günü

Özüdoğru, fabrikadaki işinin yanı sıra eşi için açtıkları terzi dükkanını da işletiyordu. 13 Haziran 2001 çarşamba günü Nürnberg Gyulaer Strasse 1 numaralı binanın giriş katında bulunan terzi dükkanına muhtemelen 16:30 sularında giren iki kişi tarafından başına sıkılan iki kurşunla katledildi. Çevredekiler de iki el ateş edildiğini duyduklarını ifade etmişlerdi. Olay günü akşam saat 21:25 sularında dükkanın önünden geçen bir kişi ışıkları açık olan terzi camından içeriye baktığında dükkanın arka kısmında kanlar içerisinde birinin yattığını görüp polise haber verdi. Dükkanın kapısı kapalı ama kilitli değildi. Abdurrahim Özüdoğru’nun cansız bedeni bir dolaba yaslanmış şekilde oturur vaziyette duruyordu. 

Katiller Abdurrahim Özüdoğru’yu öldürdükten sonra maktulün fotoğraflarını çekti. 2011 yılında Beate Zschäpe’nin polise gönderdiği NSU cinayetlerinin itiraf videosunda bu fotoğraf da yer alıyordu. Böylece Abdurrahim Özüdoğru’nun da NSU kurbanlarından biri olduğu anlaşıldı.

Katiller İle İlgili Detaylar

Başsavcılığın hazırladığı iddianameye göre, 3 kişiden oluştuğu iddia edilen NSU terör örgütü mensupları, 2000- 2007 yıllarında 8´i Türk 10 kişiyi öldürdü. Kurbanların katilleri olarak bilinen Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ın 2011 yılında bir banka soygunu sonrası karavanlarında intihar ettikleri öne sürüldü. Örgütün üçüncü ismi Beate Zschäpe, NS’nun işlediği cinayetleri ortaya koyan video kaydını gazete, siyasi parti ve derneklere gönderdikten sonra, Mundlos ve Böhnhardt ile birlikte kaldıkları evi ateşe verip arkadaşlarının intiharından 4 gün sonra 8 Kasım 2011’de polise teslim oldu.  

6 Mayıs 2013’te başlayan ve NSU’nun 2000-2007 yıllarında, işlediği bilinen 10 cinayet dışında, 2 bombalı saldırı ve 15 banka soygunu suçlarından yargılandığı 11 Temuz 2018’de sonuçlanan davada suç ortağı olarak yargılanan Beate Zschäpe ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.

Dosya: "NSU Terörü"

“NSU Davası Kaçırılan Bir Fırsatın Anı Defteri”

1 Eylül 2018

Adalete Sarsılan Güven

NSU cinayetleri kurbanları için Şubat 2012’de düzenlenen anma töreninde Almanya Başbakanı Angela Merkel mağdurlara cinayetlerin geride hiçbir soru işareti kalmayacak şekilde tümüyle aydınlatılacağı sözünü vermişti. Ancak NSU’nun 2011 yılında deşifre olmasının üzerinden 8 yıl geçmiş olmasına rağmen aileler hala sevdiklerinin neden hedef seçildikleri sorusunun cevabını arıyor. 

Abdurrahim Özüdoğru’nun eşi ve kızı da cinayetten mahkeme sürecine kadar uzanan 12 yıl boyunca kafalarında onlarca soru işaretleriyle yaşamak zorunda kaldılar. Diğer kurbanlarda olduğu gibi Özüdoğru cinayetinden sonra da polisin araştırmaları maktul Özüdoğru’nun kriminal bir geçmişi olup olmadığı konusunda yoğunlaştı. Ailenin evi uyuşturucu bulundurulduğu şüphesiyle köpeklerle arandı. Aramada görevli bir polis memuru seneler sonra mahkeme salonunda Özüdoğru ailesini kastederek, “Türklerin evine göre olağan dışı hiçbir eşyaya rastlanmadı” itirafında bulunacaktı.

“Alman Kültürü ve İnsanlarıyla İç İçe Olan Bir Adamdı Benim Babam”

Özüdoğru ailesini dava sürecinde destekleyen avukatlardan Ferhat Tikbaş bir NSU duruşması sırasında maktulün kızı Tülin Özüdoğru’nun yazdığı bir mektubu hakimler karşısında okumuştu. Mektupta Tülin Hanım babasının Almanya’ya gelişini ve cinayete kadar burada sürdürdüğü huzurlu yaşamı şu şekilde dile getiriyordu: “Tüm gençliğini Almanya’da geçiren, bir çok Alman arkadaşı olan ve Alman kültürü ve insanıyla iç içe olan bir adamdı benim babam. Bu adam, benim sevgili babacığım, ekonomi ve tekniğin ileri düzeyde gelişmiş olduğu modern bir birinci dünya ülkesi olan Almanya’da öldürüldü. Benim babam nefrete ve şiddete kurban gitti. Aşırı sağcılığın zararsız olarak hafife alınmasına kurban gitti.”

Ailenin Cinayet Sonrası Değişen Hayatı

Abdurrahim Özüdoğru’nun geride bıraktığı ailesinin hayatı da yakınları NSU cinayetlerine kurban giden diğer ailelerde olduğu gibi bu acı kayıp ve ardından yaşanan yıpratıcı soruşturma sürecinde tamamen değişecekti. Acılarını diledikleri gibi yaşayamadıkları gibi, polisin cinayeti maktulün yasadışı işlerle uğraştığı gerekçesiyle işlenmiş olabileceği ısrarı nedeniyle aile şüpheli ve suçlu durumuna düşürüldü; maddi ve manevi büyük zarara uğratıldı. Tülin Özüdoğru babasının ölümünden önce Wiesbaden Üniversitesi’nde Elektronik Mühendisliği okumaktayken, babasının ölümünden sonra yakalandığı sarılık hastalığı ve yaşadığı travma sonucu önce eğitimine ara verdi, ardından okulunu tamamen bıraktı.  Abdurrahim Beyin eşi Gönül Özüdoğru ise kansere yakalandı ve uzun yıllar tedavi gördü.

“Toplumu Bölme Hedefinizi Açıkça Kaybettiniz”

Tüm yaşadıklarına rağmen duruşmada maktulün kızı Tülin Özüdoğru sergilediği güçlü duruşundan hiç bir şekilde taviz vermedi. Özüdoğru, avukatı Ferhat Tikbaş aracılığıyla ilettiği ifadesinde NSU terör örgütüne yönelik “Toplumu bölme hedefinizi açıkça kaybettiniz ve benim gibi insanların bu ülkeden gitmeleri için gözünü korkutamadınız. Aksine, biz hepimiz hem Almanlar hem de yabancılar olarak burada yaşayan herkes hiç olmadığımız kadar duyarlı olduk. Burası benim vatanım. Ben burada doğan yabancı kökenli genç bir Almanım ve burada artık kimse kendini yabancı hissetmiyor.” ifadelerine yer verdi.

Hatice Çevik

Hochschule-Niederrhein’da yüksek lisans İletişim Tasarımı öğrencisi ve illüstratör olan Hatice Çevik Perspektif redaktörlerindendir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar