ABD-İran Gerilimi Körfez’de İran ve ABD Arasında Gerilim Tırmanıyor 

İran’ı Körfez’deki petrol tankerlerine yapılan saldırıların ardında olmak ve küresel güçlerle mevcut nükleer anlaşmayı delme planları yapmakla suçlayan Washington ile Tahran arasındaki kavga giderek büyüyor.

Alessandra Bajec 30 Temmuz 2019

Geçtiğimiz ay Beyaz Saray ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki gerilim, her iki tarafın da Umman Körfezi’ndeki iki petrol tankerine yapılan saldırılarda birbirini suçlamasıyla yeniden tırmanışa geçti. Saldırıya uğrayan gemiler Amerika’nın müttefikleri olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Japonya ve Norveç’e aitti. ABD Başkanı Donald Trump, olaydan birkaç saat sonra yayımlanan ve kesin bir kanıt sunmayan bir videoyu işaret ederek her iki saldırı için de İran’a suçlamalarda bulundu. Japonya, Almanya ve diğerleri ise Pentagon’un görüntü kayıtları dışında somut bir kanıt arayarak suçlamaların gerçekliğini sorguluyor. Öte yandan, Tahran iddiaları sert bir dille reddederek, olayla ilgilerinin olmadığını bildirdi ve ABD yönetimini ve Körfez’deki müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerini ortalığı karıştırmak ve gerilim yaratmakla suçladı. İran Dışişleri Bakanı Zarif’in, “ABD herhangi bir somut ya da dolaylı kanıt olmaksızın hemen İran’ı suçluyor.” dediği aktarıldı. Bundan bir ay önce de ABD aynı bölgede dört başka geminin uğradığı benzer bir saldırıdan yine İran’ı sorumlu tutmuştu. Gemilere yapılan saldırılar Japonya Başbakanı’nın İran-ABD arasındaki sürtüşmeye diplomatik bir çözüm bulmak amacıyla İran’da temaslarda bulunduğu sırada meydana geldi. Bu durum, İran Hükûmeti’nin kendilerine yöneltilen suçlamaları ABD ve bölgesel müttefiklerinin “diplomasiyi sabote etme” girişimi olarak görmesine neden oldu. İran Ordusu, Körfez’deki petrol sanayisi için stratejik bir kapı olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya karar verirlerse, bunu “sonuna kadar ve alenen uygulamaya muktedir” olduklarını duyurdu. Olayın ardından ABD, Washington’un “İran’dan gelen tehlike sinyallerine yanıt olarak bölgede konuşlandırılmış 1500 Amerikan askerine ilaveten mayıs ayında 1000 Amerikan askerini daha Orta Doğu’ya göndereceğini açıkladı. Daha yakın tarihli raporlar ise, Trump yönetiminin bölgeye 6 bin asker göndermeyi planladığını ortaya koyuyor. Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a göre, ABD’nin bu kararı, “İran Rejimine ABD’nin ya da ABD müttefiklerinin çıkarlarına yapılacak herhangi bir saldırıya sınırsız bir güçle karşılık verileceğini gösteren açık bir mesaj” anlamına geliyordu.

Nükleer Anlaşması ve ABD Yaptırımları

Amerika’nın askerî hamlesi, İran’ın 2015’te küresel güçlerle yaptığı nükleer anlaşmanın öngördüğü sınırlamalara uymayabileceği ve zenginleştirilmiş uranyum stokçuluğuna geçecekleri açıklamasını yaptığı gün gerçekleşti. Tahran, Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan tek taraflı geri çekilmesi ve yaptırımların geçtiğimiz yıl yeniden başlamasının ardından mayıs ayında anlaşmada öngörülen bazı yükümlülükleri yerine getirmekten vazgeçmişti. İran Temmuz 2015’te, ABD ve diğer küresel güçlerle birlikte Ortak Kapsamlı Eylem Planını (JCPOA-the Joint Comprehensive Plan of Action) imzaladı; böylece İran, önceden var olan ekonomik yaptırımların kaldırılması karşılığında uranyum üretimini sınırlandırmayı ve uluslararası denetçilere ülkede denetim yapmaları için izin vermeyi kabul etti. Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve 2018 Mayıs ayında sert yaptırımlara yeniden başlamasının ardından İran ekonomisi sert bir gerileme yaşadı ve diğer ülkeler için bu yaptırımların etkilerini hafifletmek zorlaştı. ABD tarafından, İran’ın petrol ihracatını sıfıra geriletmek ve uluslararası bankacılık ve ticaretini ciddi şekilde sınırlandırmak amacıyla üst üste iki yaptırım paketi uygulandı. Trump’ın hamlesi, dünyanın dört bir yanındaki ülkeleri İran petrolünü boykot etmeye zorlarken, boykot etmeyen ülkelere yaptırımların uygulanacağı sinyali verildi. İran ekonomisi, mart ayında sona eren 2018- 2019 mali yılında %49.9 oranında küçüldü; İran İstatistik Merkezi’nden (SCI) açıklanan en son raporda, ABD yaptırımları kaynaklı petrol ihracatındaki düşüşün daha ileri bir ekonomik gerilemeye neden olduğu, bu yaptırımlar sonrası İran İslam Cumhuriyeti’nin can suyu olan petrol gelirlerinin âdeta bitme noktasına geldiği ve enflasyonun %40’a çıkabileceği bilgisi yer alıyordu. ABD’nin 2 Mayıs’ta İran’ın tüm petrol müşterilerine yönelik yaptırımları devreye sokmasının ardından İran’ın ham petrol ihracatı önemli ölçüde azaldı.

İran’ın Anlaşmadan Kısmi Olarak Çekilmesi

İran’ın Ortak Kapsamlı Eylem Planından (JCPOA-the Joint Comprehensive Plan of Action) uzaklaşmaya başlama kararı, İran’ın anlaşmaya sadık kalması hâlinde Avrupa ülkelerine ekonomik yardımları güvence altına almaları için gönderdiği bir ültimatom olarak yorumlanıyor. Zira, İran’ın bu kararı, AB dışişleri bakanlarınca Brüksel’de yapılması planlanan toplantının ve Fransa’nın yeni İran büyükelçisinin İran’a gelişinin hemen öncesine tekabül ediyor. Her ne kadar İngiltere, Almanya ve Fransa, ABD’nin yaptırımlarından kaçınmak için İran ile (petrol harici) yaptıkları ticaretlerde şirketlerin işini kolaylaştırmak amacıyla avro bazlı ödeme mekanizması kurma planları yapsa da bu, İran için yeterli olmadı. Bu nedenle İran yönetimi Avrupa ülkelerine kendilerini ABD yaptırımlarından korumaları için 60 günlük mühlet verdi. İran Başkanı Ruhani, İran’ın girişimlerinin

ABD’nin anlaşmadan çekilmesinden bir yıl sonra Tahran’ın alabileceği “en hafif önlemler” olduğunu vurguladı. Aynı zamanda bu önlemlerin tersine döndürülebilir nitelikte olduğunu sözlerine ekledi. Washington ise İran’ı anlaşmayı ihlal etmemesi konusunda uyarırken, aksi takdirde ABD’nin de kendi yaptırımlarını uygulayacağını öne sürdü. Buna karşılık Tahran nükleer programlarının barışçıl amaçlar için olduğu konusundaki ısrarını sürdürdü. MENA siyasi analisti Elijah J. Magnier haziran ayında yaptığı bir Twitter paylaşımında, “ABD, Trump’ın kanunsuzca feshettiği ve çöpe attığı nükleer anlaşmaya İran’ın saygı göstermesini ve uymasını istiyor.” diyordu. Başka bir Twitter mesajında ise Magnier şunu söylüyordu: “ABD’nin geri adım atması pek olası değil ve suçlamaları İran’a yönlendirmesi için basını zorlayacak. İran anlaşmadan geri çekilemez, çekilme süreci aşamalıolacak ve gelecek ayda çekilmenin ilk adımını tamamladıktan sonra ikinci bir ültimatom daha verecek.” Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD’nin Tahran’la aralarındaki gerilimin artmasını istemediğini, ancak tanker saldırılarının ardından petrol fiyatlarının yükselmesi kaygıları arasında petrol transit yollarını koruması için İran’a baskı yapmaya devam edeceklerini ve bunun için gerekli önlemleri alacaklarını kaydetti. Avustralya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Yetkili Müdürü Bryce Wakefield, ABC’ye verdiği demeçte, “Dünya petrolünün beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık, dünyadaki petrol fiyatlarının yükseleceği anlamına geliyor.” dedi.

Trump dünyanın dört bir yanındaki ülkeleri İran petrolünü boykot etmeye zorlarken, boykot etmeyen ülkelere yaptırımların uygulanacağı sinyalini verdi. Her iki taraf da önce birbirleriyle savaşmak istemediğini söylemişti ve herhangi bir askerî

çatışmanın çıkması şimdilik ufukta görünmüyor. Bununla birlikte, haftalardır süren siyasi açmaz biraz daha devam edeceğe benziyor. Ortadoğu Enstitüsü’nün (MEI) kıdemli üyesi Alex Vatanka, “Trump yönetimi açık bir hesaplama hatası yaptı. Şimdiye dek İran’a uyguladıkları baskının, İran’ı yeni görüşmelere ikna edeceğini düşündüler, ancak İran’ın Trump ile yeniden konuşmasının tek yolu, Trump’ın 2015 nükleer anlaşmasına geri dönmesidir. Açıkçası, bunun olacağını hiç sanmıyorum.” dedi. Avrupa, Çin ve Rusya İran’a, ekonomisini ayakta tutmasına yardımcı olacak ve böylelikle İran’ın anlaşma dâhilinde kalmasını sağlayacak bir “ekonomik can suyu” sunabilir. Gerçi, şimdiye kadar bu güçlerden Tahran’a herhangi bir somut yardım teklifi gelmedi. Daha önce AB, Amerika’nın İran karşıtı politikalarını ve ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesini açık bir şekilde onaylamamasına rağmen, İran petrolünü satın alarak İran’ın enerji sektörü üzerindeki ABD yaptırımlarının etkisini hafifletmeye de çalışmadı. İran en azından, ABD’nin İran’ın kalan son müşterilerine yönelik yaptırım muafiyetini kaldırdığında, Pekin’in Amerika’ya karşı duracağını ve İran petrolünü satın almaya devam edeceğini umuyordu. Ancak, umduğu gibi olmadı. Büyük bir petrol ihracatçısı ve 2015 anlaşmasında taraflardan biri olan Çin, anlaşmanın İran halkına sağladığı faydaları göstermek için iyi bir konumda bulunuyor. Bununla birlikte, şimdiye dek yalnızca Çin İran’la ilişkileri güçlendirme sözü verdi. Rusya da İran’a desteğini dile getirdi, ancak Rusya İran’ın petrol müşterisi değil ve küresel ekonomide çok az ağırlığa sahip.

İran Yalnız Kaldı

Ortadoğu Enstitüsü’nün (MEI) kıdemli üyesi Alex Vatanka, “İranlılar, kimsenin kendileri için parmağını kıpırdatmayacağını anladı. Ruslar ve Çinliler İran’ı canlı tutmaya çalışacak ancak ne gereksiz risk altına girecekler ne de Amerika’yı kızdıracaklar. İran’ın son büyük umudu, Avrupalıların ticaret ve bankacılık kanallarını açık tutmak için bir şeyler yapmaları idi.” dedi. Bu, İran’ın neden tek başına hareket ettiğini, dünya güçlerinin dikkatini çekmeye çalıştığını açıklıyor. Öte yandan uzmanlar, petrol fiyatlarının çarpıcı bir şekilde artabileceği ve bazı ülkelerin de çatışmaya çekilebileceği konusunda uyarıyor. MENA programı başkanı Lina Khatib CNN’e verdiği röportajda, “İran, ABD’nin yaptırımlarından dolayı hasar görüyor. Ancak İran yönetimi kendi halkına ABD’nin baskısına boyun eğdiklerini göstermek istemiyor.” dedi. Anlaşma imzacısı diğer ülkelerden olumlu sinyallerin gelmemesi durumunda, İran nükleer anlaşma taahhütlerine uyumunu yavaş yavaş azaltmaya devam edecek. Sunacak somut bir şeyi olmayan Avrupa, enerji ihtiyaçları için Körfez üzerinden serbest ticaret akışına büyük ölçüde bağımlı olarak Amerika’nın arkasında kalabilir. Büyük Avrupalı güçler şu ana dek, 2015 anlaşmasına olan bağlılıklarını korumakta ısrar ettiler. Ne var ki, İran nükleer faaliyetlerini genişletme tehdidine devam eder ve İran’ın Körfez’deki saldırılardan sorumlu olduğu iddiaları doğru çıkarsa, Avrupa anlaşmayı savunmaya devam etmeyebilir. Bu noktada ABD, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için güvenli geçişi garanti altına almak amacıyla bölgedeki askeri varlığını yoğunlaştıracak. İngiltere ise bu durumda Körfez’de olası Amerikan operasyonlarını destekleyecektir. Yine de, diplomatik faaliyet sinyalleri mevcut.Körfez’deki gerilimi dağıtmak amacıyla İran, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Çin ve Rusya’dan üst düzey yetkililer, ABD’nin anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yaptırımları yeniden başlatmasından kaynaklanan zorlukların üstesinden gelme yollarını müzakere etmek için haziran sonuna doğru bir araya gelecekler.

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Kahire merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar