Kovid-19 Almanya’da İlk Nesil Türklerin Salgınla İmtihanı

Almanya’ya Türkiye’den işçi olarak gelip şimdi Kovid-19 nedeniyle evlerinde hapsolan ilk nesil salgını nasıl yorumluyor? Perspektif ilk nesil Türk göçmenlerle konuştu.

admin 25 Mart 2020

Düren Fatih Camisi’nde 1984 yılından beri her gün üç vakit ezan okunuyor. 75 yaşındaki Ahmet Kurt bu ezanın mimarlarından. Bundan 26 sene önce Ahmet Amca’nın başvuruları ve girişimleriyle okunan bu ezanın, Almanya’da başka bir örneği yok.

Ahmet Amca 51 yıldır Almanya’da yaşıyor. Madende ve Ford fabrikasında çalışmış, sonra ağır vasıta ehliyeti alıp tır şoförlüğü yapmış. Erzurum’dan Düren’e uzanan hayatında 13 yaşından beri hep çalışmak var. Ahmet Amca şu sıralar, yaşlıları daha çok etkilediği söylenen Kovid-19 nedeniyle evinde. “Ortalık kıyamet gibi, herkes kendi derdine düşmüş durumda” diyen Ahmet Amca salgın öncesinde her vakit namazını kendisinin de öncü olduğu camide kılıyordu. Almanya’daki diğer camiler gibi Düren Fatih Camisi’nin de kapıları Kovid-19 nedeniyle kapalı. Cami imamı günde üç vakit ezanı okuyor. Ama cemaatin camiye gelmesi yasak.

Ahmet Amca, iki yıl önce eşi vefat edince camiye daha rahat gidip gelebilmek için caminin yakınlarında kendisine bir ev tutmuş, bu evde yalnız yaşıyor. Okunan her ezanı da bu evden dinliyor. Kovid-19 tedbirleri kapsamında camiye gidemediği için mahzun. Son zamanlarda Almanya’da çevrimiçi sohbetlerle Müslüman cemaate yönelik programlar artsa da, bu dijital programlar yaşlılara pek de hitap etmiyor. Bu nedenle “camide olamamak” Ahmet Amca için çok daha büyük bir sorun: “Bu hastalık en çok Müslümanları etkiledi. Öyle ki, Kabe başta olmak üzere camilerimiz, bütün ibadet yerlerimiz kapalı. Müslümanların salgın karşısındaki durumu bu yüzden çok ağır. Bir araya gelip topluca dua edebileceğimiz bir imkan yok artık. Sadece Düren’de değil, dünyanın her yerinde cemaat olarak saf tutup el açamıyoruz şu anda.”

Virüs karşısında en riskli grupta yer almasına rağmen salgın hakkındaki görüşü net: “Bir gün öleceğiz. Virüsten ya da başka bir şey yüzünden. Ölümden kaçmak mümkün değil. Tedbiren evde kalıyorum, ama salgınla bir sıkıntım da yok. Bu virüs de Allah’ın bir kulu. Ebrehe’ye gönderilen kuşlar, Firavun’a gönderilen sinek gibi bu küçücük virüs de en güçlü devletleri bile aciz durumda bıraktı. Bunu görüp kendimize çeki düzen vermemiz gerek.”

“Hayatımız Boyunca Çalıştık”

Köln, Almanya’da Türklerin yoğun yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin en renkli şehirlerinden biri. 67 yaşındaki Hakkı Ünüvar, 1972’den beri Köln’ün en hareketli ilçelerinden birinde, Kalk’ta yaşıyor. Hakkı Amca, her gün Kalk’ın ana caddesinde yürüyüş yapıp, sonra camiye uğradığından bahsediyor. “Tabii şimdi durum değişti. Evdeyiz. Bu sıkıntılı bir durum, ama hem kendimize hem de topluma zarar vermemek için buna mecburuz.”

Hakkı Amca, 35 yıllık iş hayatı boyunca hiç sosyal hayatı olmadığından bahsediyor. “Almanya’da çalışmaktan gençliğimizde ailemizle zaman geçiremedik, hayatımız boyunca çalıştık. Emekli olduktan sonra kendimize ancak vakit ayırmaya başladık.” diyen Hakkı Amca Kovid-19 öncesinde hareketli bir yaşama sahipken şimdi risk grubu olması nedeniyle evde. Camilerin kapalı olmasını üzücü bulsa da, bu sürece de alışmak zorunda olduğundan bahsediyor.

“Eskilerden Kimse Kalmadı”

71 yaşındaki Ömer Bardak, Warendorf’a bağlı ufak bir köy olan Freckenhorst’ta yaşıyor. “Cami hocamıza izin verdik, camideki inşaatı da durdurduk. Önceden camiye gider gelirdim. Şimdi cami kapalı olduğu için evdeyim.” diyen Ömer Amca, 1992’de kurulan Freckenhorst Hicret Camisi’nin kurucu başkanı. Ondan önce 1982 yılında da Warendorf’taki caminin kuruluşunda görev almış. Camilerle 38 yıllık münasebetinin ardından şimdi evde oturmak zor olsa da, bu durum onun için çok da zor olmamış: “Camiyle geçen bir hayatımız var bizim. Eskilerden kimse kalmadı. Kimisi öldü, kimisi Türkiye’ye döndü. Şimdilerde de camiler kapalı. Kabe bile kapandı, ordan hesaplayın!” Ömer Amca 49 yıldır Almanya’da. İlk geldiğinde Freckenhorst’ta Türklerin çalıştığı bir tekstil firmasında çalışmış, sonra da tekstil sektöründe çalışmaya devam etmiş. İlk nesil Türk işçilerin tamamında olduğu gibi o da hayatı boyunca ağır şartlarda ve çok yoğun şekilde çalışmış.

Kovid-19 en çok yaşlıları ve kronik hastalığı olanları etkiliyor. Almanya’da 70 yaş üstü için sokağa çıkma yasağı tartışılsa da, ülkede 18 milyon kişinin 65 yaş üstü olduğu düşünüldüğünde bu tedbirlerin çok radikal kaldığı açık. Dahası, salgını yavaşlatmak için birkaç aylık izolasyonun yeterli olmayacağı söyleniyor. Bu durum, özellikle risk grubundakiler açısından belirsiz ve uzun süre ev hapsi demek.

Ömer Amca, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde genç hastaların yaşlılara tercih edilmesini “manevi bir iflas” olarak tanımlıyor: “Şu an alınan tedbirler doğru ve gerekli. Bütün uyarıları tatbik ediyorum, çünkü insan sağlığı her şeyden önemli. Öte yandan yaşlılara yönelik bazı ülkelerde insan onurunu aşağılayan uygulamalar da var. Sırf yaşlı diye insanları ölüme terk etmek olmaz. Yaşlıları insan yerine koymayan bir bakış bu.”

Kendisi içinse endişelenmiyor: “Belli bir yaştan sonra risk grubunda olanlar gripten de ölebiliyor. Bizler inançlı insanlarız, kaderde varsa çekeceğiz. Yapacak bir şey yok.”

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar