Ramazan 2020 Yeni Müslüman Olmuş Birinin İlk Ramazanı

Bu sene ramazan ayının ilk yarısı camilerden uzakta geçti. Peki yeni Müslüman olmuş birisi için ramazanda karantinada olmak ne anlama geliyor? Hollanda’dan Martine ve Sibel Acun’la konuştuk.  

admin 8 Mayıs 2020

“Allah sizden razı olsun.” 30 kişilik Whatsapp grubuna gelen en son mesaj bu şekilde. Deventer’deki bu Whatsapp grubunda yeni Müslüman olmuş ya da İslam’a ilgi duyan Hollandalılar var. Grup her pazar saat 12’de Hollandaca online sohbet yapıyor. Sohbeti yapan Sibel Acun, aynı zamanda aile danışmanı olarak çalışıyor. “2013 yılında Müslüman olmak isteyen birisini bana yönlendirmişlerdi. Ona Hollandaca destek olmuştum. Sonra da Hollandaca sohbet ihtiyacı olduğunu düşündük ve sohbetlere başladık.” diyen Acun şimdi yeni Müslüman olmuş Martine’yle de ilgileniyor.

Martine ailesi tarafından dindar bir Hristiyan olarak yetiştirilmiş 22 yaşında genç bir kadın. Yolu Sibel Acun’la kesişmiş, 4 ay önce de Müslüman olmaya karar vermiş. “Ailemden gördüğüm Hristiyan eğitimimle Tanrı’nın varlığından hiç şüphe etmedim. Fakat Hristiyanlık bana bütünlenmiş ve ikna edici gelmiyordu.” diyen Martine Müslüman olana kadar kafasındaki soru işaretlerinin giderek arttığından bahsediyor.

Bizim görevimiz kardeşlerimize sorularının cevaplarını bulmak konusunda eşlik etmek.

İslam’la ilk tanışmasının lisede Müslüman arkadaşları aracılığıyla olduğunu söyleyen Martine, İslam hakkında okumalar yapmaya başlamış. Fakat bu esnada çocukluğunda edindiği bilgiler yüzünden kafası giderek karışmış: “Arayıştaydım ve ‘Kim olmak istiyorum?’, ‘Hayatımda ne istiyorum?’ sorularını sorarken kendimi yanlış seçimler yaparken buldum. Rehberliğe ihtiyacım vardı.”

Camiye Yapılan İlk Ziyarette Şehadet Getirme Baskısı

Martine kafasındaki sorularla camiye yaptığı ilk ziyaretten keyif almadığını söylüyor: “Birlik ve muhabbetten ziyade çok fazla mesafe ve gruplaşma hissettim. Bir abla ile konuşmaya başladım. Çok ilgiliydim ve bazı sorular sordum, ancak sorularım reddedildi. Şehadet getirmem için baskı uygulayarak beni ikna etmeye çalıştı ve getirmezsem bunun ahmakça bir seçim olacağını söyledi. Eve gittim ve bir daha iletişim kurmadım. Bu deneyim başka bir camiyi ziyaret etmemin önündeki engeli arttırdı.”

Sibel Acun, Martine’nin bu tecrübesinin acı verici olduğunu söylüyor. Müslüman olmak isteyen insanların zaten soruları olduğunu, bu nedenle önemli olanın “dinlemek” olduğunu söyleyen Acun şöyle devam ediyor: “Durduğu yeri sorgulayan bir insan, sorularının cevaplarını bulmadan tatmin olamaz. Bu ihtiyaç esnasında kişi zaten kendisinden ve bildiklerinden tereddütlüdür. En çok ihtiyaç duyduğu şey ise güvendir. Biz İslam’a ilgi duyan kardeşlerimizi dinliyoruz. Kimdir, nedir, ne ihtiyacı var? Bazı insanlar İslam’a ilgi duyan birini gördüğünde ‘Şu sohbete git, bu kitabı oku’ diye baskı kuruyor. Oysa bizim görevimiz kardeşlerimizi dinlemek ve onlara sorularının cevaplarını bulmak konusunda eşlik etmek.”

Acun’la karşılaşmasının ve sohbet grubuna girmesinin ardından Martine sorularının cevaplandığını da hissetmiş. “Deventer’deki sohbet grubunda etrafımdaki sıcaklığı ve sevgiyi hissediyorum.Çok ilgi gösteriyor ve yardım ediyorlar. Buranın kapısı herkese açık. Her soruyu sorabilirsin. Herkes size yolculuğunuzda yardım etmeye hazır.”

Martine’nin İlk Ramazan Deneyimi

Sibel Acun, Hollanda’da yeni Müslüman olmuş kişiler için ramazan atmosferinin telefon ve bilgisayarlarda yaşandığını anlatıyor: “Cemaat duygusunu Whatsapp grubumuzda sağlıyoruz. Bir ‘grup’ hissi var orada. Herkes o grubun bir parçası olduğunu hissediyor. Camiler kapalı olsa da birbirimizle çok sıkı iletişim içindeyiz.”

Birlikte vakit geçirmek güzel, fakat ramazanın tek amacı bir araya gelip iftar etmek değil.

Martine de bu grubun içerisinde. Kendisine ramazan için sıkı bir plan hazırlamış. “Ramazan’dan bir hafta önce namaz kılmaya başladım. Sabahları Kur’an meali okuyorum. İşten sonra ise yine Kur’an okuyorum, sohbet dinliyorum veya bir kitap okuyorum. Orucumu açtıktan sonra sohbet dinliyorum, namaz kılıyorum ve ardından sahura kalkabilmek için yatıyorum. Ramazan akıp gidiyor.”

Yeni ihtida etmiş birisi için en büyük desteklerden birisi, cemaat içerisinde bulunmak. Sibel Acun, bu cemaat desteğinin telefonlarla devam ettiği görüşünde: “Martine soruları olduğunda bana yazıyor, ben de elimden geldiğince cevaplandırmaya çalışıyorum.”

Martine ramazanda toplu iftarlarla ve programlarla bir araya gelmeyi henüz tecrübe etmemiş. Toplu iftarların eksikliğini anlayabildiğini söylüyor. Fakat yine de bu eksikliğe çok fazla odaklanmamak gerektiğini vurguluyor: “Salgın olmadan önceki keyifli ramazan atmosferleri bizi ramazan ayının amacından, yani ruhun ve bedenin arınmasından uzaklaştırabilir. Birlikte vakit geçirmek güzel, fakat ramazanın tek amacı bir araya gelip iftar etmek değil.”

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar