Hollanda Eğitim Sistemi Hollanda Anaokullarında Müslüman Çocuklar – “Siyah” ve “Beyaz” Okullar

Hollanda’da işçi ve çoğunlukla Müslüman göçmenlerin gelmesiyle başlayan “siyah” ve “beyaz” okullarının ayrımı günümüzde de hâlâ gündemde. Özellikle Türkiye kökenli çocuklar anaokulunda zorlanıyor.

Ebru Hısım 8 Temmuz 2020

Perspektif’in 292. sayısı kapsamında, Hollanda’da İslami anaokullarının birer başarı hikâyesi olduğundan daha önce bahsetmiştik. Peki Hollanda, İslami anaokulu haricindeki diğer anaokullarıyla Müslüman çocuklar açısından nasıl bir tabloya sahip? Bu soruyu cevaplamak için Hollanda’da okul sistemiyle ilgili bilgi sahibi olmakta fayda var.

Hollanda, diğer Avrupa ülkelerinden farklı bir ilköğretim sistemine sahip. Hollanda’da anaokulları 1985 yılından beri ilköğretimin bir parçası olmuştur. Eskiden “kleuterschool” olarak adlandırılan anaokulu, bugün Hollanda’da ilkokulun ilk sınıflarını oluşturuyor. Ülkede bu bağlamda, anaokulu ve ilkokulu ayrımı yapılmıyor. Hollanda’da zorunlu eğitimin başlama yaşı beş. Fakat, çocuklar genelde dört yaşından itibaren sekiz senelik ilköğretim hayatlarına başlıyorlar ve bu eğitim yalnızca “ilkokul” olarak adlandırılıyor. Sekiz sene süren ilkokul eğitiminde okullar ekseriyetle alt, orta ve üst sınıf olarak üçe ayrılıyor. Alt, orta ve üst sınıf ayrımı ile okulların genelde giriş kapıları ve teneffüs yerleri farklı oluyor. Değişik yaş gruplarındaki çocuklar bu şekilde sürekli bir arada olmuyorlar. Dört yaşından küçük çocuklar ise kreşlere gidebiliyorlar. Bu kapsamda, Hollanda’da kreşler ve ilkokulun birinci ve ikinci sınıfları, alışkın olduğumuz anlamda anaokulunu oluşturuyor.

“Beyaz” ve “Siyah” Okullar

Hollanda’da “beyaz” ve “siyah” okulların oluşumu ülkeye işçi ve çoğunlukla Müslüman göçmenlerin gelmesiyle başlamıştır. Çoğu işçi göçmenlerin aynı semtre oturmalarının da etkisiyle, göçmen kökenli çocuklar aynı okullarda toplandı. İşçi göçmenlerin ülkelerine geri dönmeleri beklenirken, bir kısmı aile birleşimi ile Hollanda’da kaldı. Belirli yerleşim yerlerinde göçmen sayısının yüksek olmasıyla birlikte, yabancı öğrenci oranı yüksek olan okullar oluştu. “Siyah okul” ifadesinin sabit bir tanımı olmasa dahi, yaklaşık yüzde 60’ı yabancı öğrencilerden oluşan okullar bu terimle anılıyor. Yüzde 30 ila 40 arasında yabancı öğrenci barındıran okullar ise “karma okullar” olarak tanımlanıyor. Bu bağlamda, bu oranlardan daha az yabancı öğrenci sayısı olan okullar ise “beyaz” okullardan oluşuyor.

Çocuklarını “beyaz” okullara göndermek isteyen ailelerin tutumları ise “beyaz kaçış” olarak adlandırılıyor. Bu terim, “beyaz” çocukların ebeveynlerinin gittikçe kendi mahallelerinin dışında bir ilkokul seçmeleri nedeniyle ortaya çıkmıştır.Ebeveynlerin bu kararı almalarının temel nedenlerinden biri, çocuklarının geride kalmasından korkmalarıdır. Irkçılık hakkında birçok belgeseli bulunan Sunny Bergman, 2005 yılında siyah ve beyaz okullar hakkında bir belgesel çekti. Kendi oğlu için çok-kültürlü bir okul arayışındayken aileler ile siyah, beyaz ve karma okullar hakkında konuştu. Kendi semtindeki yerli Hollandalılara çocuklarını neden “siyah” okula göndermek istemediklerini sorduğunda ise çoğunlukla o okullardaki çocukların ve ailelerin kendilerine uymadıklarını öne sürdüler. Birçok okul ziyaret eden Bergman, “siyah” veya “beyaz” okuldan ziyade karma okulların oğlu için daha sağlıklı bir ortam olacağının sonucuna vardı. Daha fazla karma okulların oluşması için siyah okullara daha fazla yerli Hollandalıların ve beyaz okullara daha fazla yabancının kayıt olmasını destekleyen girişimler ile görüşen Bergman, bunun her semtte mümkün olmadığını gördü. Kendisi böyle bir girişimde bulunduğunda, semt sakinlerinden bir tanesi “Çocuğumu toplumu iyileştirmek adına bir araç olarak kullanacak değilim. Ya başarısız olursa?” şeklinde tepki verdi.

“Okulumuz Çok Güzel, Lütfen Bize Gelin”

“Siyah” okulları karma okullara dönüştürme konusu Hollanda’da günümüzde de değişmedi. 2015 senesinde Amsterdam’da bulunan “de Aventurijn” ve “Sint Catharinaschool” ilkokulları “karmalaştırma” kampanyası başlattılar. Kendi öğrencileri ile sokakta “beyaz” öğrenci arayışına çıktılar. Öğrenciler üzerinde siyah harflerle “Bu sizin için yeterince beyaz mı?” yazılı beyaz tişörtlerle, “Bizim okulumuz çok güzel, lütfen bize gelin.” sözleriyle insanları ikna etmeye çalıştılar. “Sint Catharinaschool” İlkokulu Müdürü Roger Baggen, “het Parool” gazetesine birçok “beyaz” ailenin ilgilendiğini, fakat çocuklarını yine de okula yazdırmadıklarını belirtti. İki okulun bağlı olduğu Amsterdam Katolik, Protestan Hristiyan ve Dinler Arası Eğitim Vakfı’nın (ASKO) Başkanı Diane Middelkoop, “de Aventurijn” ilkokulundaki ebeveynlerin kampanyadan hoşlanmadıklarını ifade etti. Bazı aileler bu kampanyayı açıkça “ayrımcılık” olarak nitelendirdi. Ailelerin, “Benim çocuğumun ne eksiği var, okula neden ‘beyaz’ çocuklar aranıyor?” diye düşündükleri belirtildi. Sonuç olarak kampanya “de Aventurijn” İlkokulu için de verimli olmadı. Okul, 2020’de öğrenci sayısının azlığı nedeniyle kapılarını kapatmak zorunda olduğunu duyurdu. Okul, kapatma kararı aldığı zaman bünyesinde 78 öğrenci bulunuyordu. Hollanda’da her belediyenin, kendi nüfusuna göre, okullar için belirlediği bir öğrenci sayısı var. Amsterdam belediyesi için o sayı 195 öğrenciden oluşuyor. Üç sene boyunca bu sayının altında öğrenci bulunduğunda devlet okula yardımını kesiyor ve genelde okul kapanıyor.

Karma Okul Bilgi Merkezi’nin Haziran 2020’de yayımladığı raporda, Utrecht şehrindeki ilkokulların kayıt politikasına yönelik araştırmalarda, okula kayıt prosedürünün yeterince açık bir şekilde yürütülmediği görülüyor. Yasal olarak bir çocuk üç yaşından itibaren ilkokula kayıt olabilirken, araştırmaya göre bilhassa varlıklı bölgelerde bulunan “beyaz” okullara üç yaşından önce kayıt yapılıyor. “De Volkskrant” gazetesi özellikle yüksek eğitimli ebeveynlerin bu durumu kullanmaları nedeniyle, temel sosyal haklardan mahrum ailelerin çocuklarına yer kalmadığını vurguladı. 

Hollanda Anaokullarında En Fazla Türkler Sınıfta Kalıyor

Hollanda’da okullar “öğrenci takip sistemi” olarak ilkokul 3’ten 8. sınıfa kadar öğrencileri senenin ortasında ve sonunda bir sınava tâbi tutarlar. Genellikle “CITO” organizasyonunun sınavları kullanılır ve bu sınavlara da “CITO” denilir. Birçok okul 1. ve 2. sınıf öğrencilerini, yani anaokulu yaşındaki çocukları da zorunlu olmadığı hâlde sınava tâbi tutuyor.

2018 yılında Hollanda Bakanlar Konseyi tarafından anaokulu çağındaki çocukların bu sınavlara tâbi tutulmalarının gelişimleri için yararlı olmadığı açıklandı. Konsey bu açıklama ile birlikte, 2021 yılından itibaren 1. ve 2. sınıf öğrencilerin “öğrenci takip sistemine” dâhil edilmeyeceklerini duyurdu. Öğretmenlerin, bir öğrencinin gelişimini ve 3. sınıfa hazır olup olmadığını başka şekillerde ölçmeleri bekleniyor. Nitekim, anaokulu da ilköğretimin bir parçası olduğu için öğrenciler sınıfta kalabiliyor. Hollanda’da anaokulunun son sınıfında, yani 2. sınıftan 3. sınıfa geçişte, birçok öğrenci sınıfta kalıyor. Özellikle 2. sınıfta bir öğrenci “orta sınıflara” geçişe hazır bulunmadığında sınıfta bırakılıyor. Sınıfta kalma nedenleri yaş, olgunluk, dil bilgisi gibi faktörlerden oluşuyor. Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü(OECD) ülkeleri arasında Hollanda’nın sınıfta kalma oranı oldukça yüksek.

Batılı ve Batılı Olmayan Göçmen Çocuklarının Başarı Oranları

Radboud Üniversitesine bağlı Uygulamalı Sosyal Bilimler Enstitüsünün (ITS) 2014 yılında yayımladığı araştırmaya göre göçmen kökenli öğrenciler daha fazla sınıfta kalıyorlar. İstatistikte göçmenler “Batılı” ve “Batılı olmayan” göçmenler olarak ikiye ayrılıyor. Hollanda İstatistik Kurumu, “Batılı göçmenleri”, Avrupa (Türkiye hariç), Kuzey Amerika, Okyanusya, Endonezya ve Japonya kökenliler olarak tanımlıyor. “Batılı olmayan göçmenler” ise Afrika, Latin Amerika, Türkiye veya Asya (Endonezya ve Japonya hariç) kökenlilerden oluşuyor.

Hollanda’nın 2012 yılına ait “sınıfta kalma” verileri ise şöyle: 1. sınıftaki Hollandalı öğrenciler yüzde 3,6, Batı kökenli yabancı öğrenciler yüzde 4,9 ve Batı kökeni olmayan yabancı öğrenciler ise yüzde 5,6 oranlarında sınıfta kalıyor. 2. sınıfta ise Hollandalıların yüzde 9,8’inin, Batı kökenli yabancıların yüzde 11’inin ve Batı kökeni olmayan yabancıların ise yüzde 12,9’unun sınıfta kaldığı belirtiliyor. En yüksek sınıfta kalma oranları 2. sınıftan 3. sınıfa geçişte görülüyor. Bu bağlamda, Hollanda’da anaokulu ile ilkokulu ayrımı olmasa da sınıflardan geçişte zorluk yaşandığı görülüyor.

Araştırmada “Batı kökenli olmayan göçmen çocuklar” olarak Hollanda’daki en büyük göçmen gruplarını oluşturan Surinam, Antiller, Türk ve Fas kökenliler baz alındı. Bahsi geçen etnik kökenler arasında en fazla Türk kökenlilerin sınıfta kaldığı ve yaşıtlarından geride oldukları tespit edildi. İkinci grup ise Antiller kökenli çocuklardan oluşuyor. Sınıfta kalma nedenleri yaş, olgunluk, dil bilgisi gibi faktörlerden oluştuğu için, yabancı çocuklar çoğu zaman dil bilgisi eksikliğinden sınıfta kalıyor.Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu’nun 2005 yılında yayımladığı entegrasyon raporuna göre, özellikle Türk çocukların dil bilgisi eksikliği görülüyor. Aynı raporda ebeveynlerin eğitim seviyeleri yükseldikçe ve öğrenciler eğitim hayatlarına Hollanda’da başladıkça dil seviyelerinin geliştiği belirtiliyor. Fakat, yaklaşık 10 sene sonra yayımlanan ITS raporunda daha hâlâ en fazla sınıfta kalan öğrencilerin Türkler ve Faslılardan oluştuğu kaydediliyor. ITS raporunda yaklaşık iki senedir ilköğretime başlamış ve Hollanda’da doğmuş olan çocukların üçüncü sınıfa nasıl hazırlanamamış oldukları ise ele alınmıyor.

Göçmen Kökenli Öğrenciler Daha Düşük Not Alıyor

Bu bağlamda, okulların çocukların kökenlerinden bağımsız olarak tamamına, yeterince ve uyumlu eğitim verip vermediği de sorular arasında.Hollanda Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu’nun hazırladığı “ayrımcılık deneyimleri” raporunda ise, 2018 yılında Hollanda nüfusunun yüzde 27’sinin ayrımcılığa maruz kaldığı ve bu durumun sıklıkla tekrarladığı bilgisine yer verildi.Türkiye ve Fas kökenli göçmenlerin yüzde 40’ı eğitim hayatları esnasında seviyelerinin altında okullara gönderildiklerini ve kasıtlı bir şekilde düşük puanlarla değerlendirildiklerini düşünüyor. Ayrıca raporda öğretmenlerin göçmen öğrencilerden beklentilerinin bilinçsizce ön yargılardan etkilendiği geçiyor. Bu bağlamda, öğretmenlerin göçmen kökenli öğrencileri haksız yere düşük puanlarla değerlendirebildikleri biliniyor. Ancak Hollanda Eğitim Müfettişliği’nin araştırmaları, öğrenciler arasında okul başarısı yönünden görülen farklılıkların etnik kökene değil, ebeveynlerin eğitim düzeylerindeki seviye farkına bağlı olarak yaşandığını ortaya koyuyor. 

Hollanda’da İslami İlkokullar “Siyah” Okulların Yerine Mi Geçiyor?

Bahsi geçen unsurlar kapsamında ülkede İslami ilkokulların sayısının artması ise neredeyse kaçınılmaz. Hollanda Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığı’nın araştırmalarına göre, son yıllarda Hollanda’da İslami okullarda öğrenci sayıları yüzde 60 arttı. 2008 yılında İslami ilkokullarda 9.324 öğrenci bulunurken, 2018 yılında öğrenci sayısının 15.078’e çıktığı kaydediliyor.

Daha önce Hollanda’daki İslami ilkokullar kapsamında yaptığımız söyleşide Ababil İlkokulu Müdürü Kemal Kadı, “Herkes kendi çapında kaliteli eğitim veriyor; fakat bizim ‘normal’ okullardan farkımız; evde konuşulan dil, din ve kültürün uzantısını sunmamız. Bir çatışma olmuyor. İslami ilkokullarda çocuklar evde nasıllar ise, okulda da öyleler ve böylelikle kendilerini daha zinde hissediyorlar. Çiçek gibi daha çabuk açıyorlar. Başarının en büyük sebebi de bu. Tabii öğretmenlerimizin de daha çok ve özverili çalışmalarının da büyük payı var.” ifadelerini kullandı.

Fakat, İslami okullar da neticede “siyah” okul olarak geçiyor. Sunny Bergman’ın 2005 yılında yayımlanan belgeselinde, yerli Hollandalı aileler çocuklarının evdeki eğitimlerine yakın bir ortamda, yani “beyaz” okullarda, ders görmelerini savunuyorlar. Ayni bakış açısıyla İslami okullar bir nevi “siyah” okulların yerine geçmiş durumda. Bu manada, entegrasyon açısından, çocuklarını yine de karma veya “beyaz” okullara göndermek isteyen Müslüman aileler de mevcut. Kasım 2019 yılında çocuğunu Amsterdam şehrindeki “de Notenkraker” İlkokulu’na yazdırmak isteyen Fas kökenli bir ebeveyn, “yer kalmadı” cevabı sonrası aynı başvuruyu Hollandalı bir isim ile yapınca kabul edilmişti. Okul idaresi bir yanlış anlaşılma olduğunu iddia etse de ebeveyn suç duyurusunda bulunmuştu. Bu bağlamda, Hollanda’daki Müslüman çocuklar eğitim hayatlarına başladıkları an, hangi okula gittiklerine bakmaksızın, toplumdaki ırk ve sosyal statü ayrımını dört yaşında yaşamaya başlıyorlar.

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar