Avusturya “Fransa’nın İslam Dünyasına Açtığı Savaşa Avusturya da Dahil Oldu”

Avusturya'nın 4 eyaletinde 9 Kasım tarihinde terörle mücadele adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda kamuoyunun yakından tanıdığı çok sayıda Müslüman aktivist ve akademisyenin gözaltına alınması tepkilere neden oldu.

admin 11 Kasım 2020

Avusturya’nın 4 eyaletinde terörle mücadele adı altında önceki gün gerçekleştirilen operasyonlarda kamuoyunun yakından tanıdığı çok sayıda Müslüman aktivist ve akademisyenin gözaltına alınması tepkilere neden oldu. Başkent Viyana’da 2 Kasım Pazartesi günü gerçekleşen terör saldırısının ardından 60 adrese yönelik düzenlenen ve 30 kişinin gözaltına alındığı operasyona tepkiler büyüyor.

İçişleri Bakanlığı, 9 Kasım Pazartesi günü gerçekleştirilen operasyonların terörün finansmanı ve terör yapılanmalarına karşı yapıldığını ileri sürse de insan hakları aktivistleri operasyonu hükûmetin hatalarını örtbas etme girişimi olarak değerlendiriyor.

Hükûmet Hatalarını Örtbas Etmenin Peşinde

Ülkede 4 kişinin ölümüne neden olan terör saldırısının failine ilişkin Avusturya istihbaratının kritik bilgilere sahip olduğu hâlde herhangi bir önlem almadığının ortaya çıkması toplumun büyük çoğunluğu tarafından eleştiriliyor. Bu kapsamda Müslümanlara yönelik operasyonlar, hükûmetin kamuoyunun dikkatini farklı yöne çekme çabası olarak yorumlanıyor.

Avrupa’da öncülüğünü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un üstlendiği İslam karşıtı söylemi, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz’un da savunuyor olması, ülkede Müslümanlara yönelik baskıların daha da artacağı görüşüne neden oldu.

Fransız Sosyolog Prof. Dr. Raphael Liogier

Liogier: "Yahudiler İle Müslümanlara Yapılanlar Arasında Ortak Nokta Var"

4 Kasım 2020

Operasyon kapsamında gözaltına alınan daha sonra serbest bırakılan aktivist İ.R.İ, AA muhabirine yaşadığı zor saatleri anlattı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi karşıtı düzenlediği gösterilerle kamuoyunun yakından tanıdığı İ.R.İ, kendisiyle birlikte gözaltına alınan çok sayıda Müslüman’ın önceki gün yaşadıklarını anlatmaya kelime bulamadığını söyledi.

Aktivistlere Terörist Muamelesi

Soruşturma devam ettiği için adının açıklanmasını istemeyen İ.R.İ., sabah çok erken saatlerde polisin kapılarını kırmak suretiyle evlerine baskın düzenlediğini, bir film sahnesi gibi 6-7 polisin uzun namlulu silahlarla yatak odalarına girdiğini, terörist muamelesine maruz kaldıklarını anlattı.

Böyle bir olayın Avusturya’da yaşanabileceğine hiç ihtimal vermediğini kaydeden İ.R.İ., şöyle devam etti: “Eğer polis benimle görüşmek isteseydi bana resmî yazı göndermesi yeterliydi ya da kapımı çalsalardı açardım ama böyle teröristmişiz gibi davranmaları, bizim terörist olduğumuzu iddia etmeleri, Başbakan’ın doğduğu günden beri faaliyet gösteren kurum ve organizasyonlara yönelik operasyon düzenlemeleri, çok üzücü. İslam’ın siyasi hedeflere ulaşılmak için kullanılması diktatörlerin idaresindeki ülkelerde olur ama Avrupa’da değil, çok üzücü.”

İ.R.İ, Avusturya’nın kendi ülkesi olduğunu, çocuklarının burada okullara gittiğini, bu ülkeyi sevdiğini belirterek, terör saldırısında sorumluların hatalarını örtbas etmek için Müslüman aktivist ve akademisyenlere asılsız ithamlarda bulunulduğunu dile getirdi. İçişleri Bakanı Karl Nehammer’ın operasyonların geçen haftaki terör saldırısıyla ilişkisinin olmadığını ileri sürdüğünü hatırlatan İ.R.İ, “Hayır kesinlikle önceki günkü polis baskınları, İçişleri Bakanlığının hatalarını örtmek için yapıldı.” ifadesini kullandı.

İ.R.İ, Avusturya’nın hukuk devleti olduğunu ve haklarını sonuna kadar arayacaklarını vurgulayarak, hükûmetin kendileri üzerinden topluma gerçek dışı hikâyeler anlatmak suretiyle belki birkaç oy toplayabileceğini ama hakikatin herkes tarafından öğrenileceğini söyledi.

“Şiddet, Haksızlık ve Çifte Standarda Karşıyım”

Herhangi bir grup ya da partiye üye olmadığının altını çizen İ.R.İ, şunları anlattı: “Ben şiddet, haksızlık ve çifte standarda karşı çıkan birisiyim, bunlar benim 3 düşmanım. Ben Mısır yönetimine karşı gösteri düzenliyorsam, bu bir gruba üye olduğum anlamına gelmiyor. Ben katliamları gördüm, canlı insanların yakıldığına şahit oldum. Suçsuz insanların öldürüldüğünü gördüm bu yüzden gösteri düzenliyorum. Ben, demokrasi, özgürlük ve adalet için gösteri yaptım bir kişiye karşı değil.”

İ.R.İ, suçlamalar ve maruz kaldığı muamelenin inanılmaz olduğunu ifade ederek, “Umarım bu yaşadıklarımı unutabilirim ancak unutmam pek mümkün görünmüyor, yaşadıklarım beynime işlendi.” diye konuştu. Kamuoyunun tanıdığı, barış yanlısı biri olarak yaşadıklarını anlamlandırmakta zorluk çektiğini söyleyen İ.R.İ, “Birçok kez Cumhurbaşkanı tarafından davet edildim, Başbakanlığa ne kadar sıklıkla gittim bilmiyorum, Viyana Belediye Başkanı tarafından kaç kere davet edildim hatırlamıyorum. Şimdi mi anladınız benim terörist olduğumu.” değerlendirmesinde bulundu.

İ.R.İ, maruz kaldığı haksızlığa karşı sonuna kadar mücadele vereceğini vurgulayarak, “Bu hükûmet, İçişleri Bakanı, Başbakan yaptıklarıyla terörizme destek veriyor. Toplumu ayrıştırıyorlar. Teröristlerin taraftar bulmasına olanak sunuyorlar. Toplumun barış içinde yaşamasını sağlamak yerine ülkeyi bölüyorlar.” dedi. Başbakan Kurz’un saldırı sonrasında olumlu açıklamalarda bulunduğunu ancak sonrasında gerçek amacının anlaşıldığını dile getiren İ.R.İ, Kurz’un aşırı sağcı politikalarla oyunu yükselttiğini, bu nedenle kışkırtıcı siyasi söylemi sürdüreceğini ifade etti.

“Düşünce Özgürlüğü Yalnız İslam’dan Nefret Edenler İçin Var”

Avusturyalı aktivist Michael Pröbsting ise 30 Müslüman’ın gözaltına alındığı operasyonun, Fransa’da olduğu gibi iktidarın hoşnut olmadığı din ve dünya görüşlerini baskı altına almakta kararlılıklarının açık göstergesi olduğunu savundu. Pröbsting, “Düşünce özgürlüğü yalnız Charlie Hebdo için, düşünce özgürlüğü İslam’dan nefret edenler için var ancak Müslümanların haklarını savunan ve İslamofobik ırkçılık karşıtlarına düşünce özgürlüğü tanınmıyor. Bu büyük bir skandal.” görüşünü paylaştı.

Analiz

Histerinin Ortasında Fransa: İslamofobiden Toplumsal Düşmanlığa

27 Ekim 2020

Müslümanlara yönelik baskıların uzun süreceğine dikkati çeken Pröbsting, “Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ‘sözde radikal İslamcı oluşumlara savaş açtığını ilan etti’ ancak hakikatte İslam dünyasına savaş ilan etti. Avusturya hükûmeti de buna dahil oldu.” diye konuştu. Pröbsting, “Ben Müslüman değilim ancak bu önemli değil, Müslümanlar ve Müslüman olmayanların, temel demokratik hakları savunmak için birlikte hareket etmesi gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Avusturya’da 9 Kasım Pazartesi Graz Savcılığı tarafından 70 kişiye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 60 adrese baskınlar düzenlenmiş, aralarında çok sayıda tanınmış akademisyen ve aktivistin bulunduğu 30 Müslüman gözaltına alınmıştı. Hükûmetin teröre büyük darbe vurulduğu şeklinde aktardığı operasyonda gözaltına alınanların bir kısmı aynı gün akşam saatlerinde serbest bırakılmıştı. (AA)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar