Avusturya Avusturya’da Bir Aile Terör Şüphesiyle Polis Şiddetine Maruz Kaldı

Avusturya’da 42 yıldır yaşamını sürdüren Suriye asıllı Mohamed Jamal Morad, terör bahanesiyle 9 Kasım’da düzenlenen baskında polisin kendisi ve ailesine uyguladığı orantısız şiddeti anlattı.

ehisim 24 Aralık 2020

Avusturya’nın başkenti Viyana’da 42 yıldır yaşamını sürdüren Mohamed Jamal Morad, terör bahanesiyle 9 Kasım’da düzenlenen baskında polisin kendisi ve ailesine uyguladığı orantısız şiddeti hiçbir zaman unutmayacağını belirterek hukuki mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini söyledi.

Suriye asıllı Morad, 42 yıldır Avusturya’da yaşadığını, uzun yıllar çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yönetici pozisyonunda faaliyetler yürüttüğünü, ülkede Müslümanları temsil eden Avusturya İslam Cemaatinin (İGGÖ) üst kurulunda 11 yıl etkin bir şekilde görev aldığını, aynı zamanda da ticaretle uğraştığını ifade etti. Morad, Müslüman bir aktivist olarak, uzun yıllar yürüttüğü sosyal çalışmalar nedeniyle başta üst düzey emniyet amirleri olmak üzere devletin siyaset ve bürokrasi kademesiyle iyi ilişkileri olduğunu belirterek “Yetkililerle kurduğumuz iyi ilişkiler ve iş birliği ile yaşadığımız şehir Viyana’da toplum barışına hizmet etmek için birlikte çalıştık ve karşılıklı dayanışma içinde hareket ettik. Bu iş birliğimiz hep olumlu oldu. Hayatımda polis ya da devletin farkı birimleriyle hiçbir sorun yaşamadım.” şeklinde konuştu.

Kamuoyunca Tanınan Birisine Polisten Sabah Baskını

İçinde yer aldığı kurumlar ve yürüttüğü faaliyetler nedeniyle Cumhurbaşkanı, Başbakan, Viyana Belediye Başkanı gibi üst düzey siyasilerle diyalog içinde olduğunu kaydeden Morad, Liga Kultur adındaki sivil toplum kuruluşunu 2003’te kurduklarında çok sayıda siyasinin açılışa katıldığını, ülke yöneticilerinin de katıldığı toplantılara davet edildiğini, bunların bazılarında konuşmalar yaptığını belirterek Avusturya devleti tarafından tanınan birisi olduğunun altını çizdi.

Morad, polis baskınının saat 05.00’te yapıldığını, eşinin dışarıdan sesler duyduğunu, kapılarının zorlandığını fark ettiğini ve hırsız olabileceği düşüncesiyle kendisine seslendiğini, dış kapıya yöneldiği sırada kapının kırılarak açıldığını, birden içeriye siyah kıyafetli 5-6 kişinin girdiğini söyledi. Uzun namlulu silahlarla içeri giren özel birliklerin, ellerini kaldırarak yüzüstü yatmasını söylediğini ifade eden Morad, şunları anlattı: “Ne olduğunu anlayabilmek için birkaç saniye durakladım. İlk önce hırsız olabileceklerini düşündüm ancak daha sonra ne yazık ki tepeden tırnağa donanımlı özel komando ve polisin içeriye girdiğini anladım. Bir ya da 3-5 polis değil çok sayıda güvenlik gücü kapı ziline basma gereksinimi duymadan, kapımı kırarak yatak odama girdiler ve silahlarının namlusunu bana doğrulttular. Polislerin çok gergin olduklarını fark ettim, elleri tetikteydi ve silahların emniyeti açılmıştı. Sanki onlara karşılık verecekmişim gibi hazırlık yapmışlardı.”

Polisin Çocuklara Orantısız Yaklaşımı

Mohamed Jamal Morad, sakin bir şekilde yüzüstü yere yatarak ellerini kafasının arkasında birleştirdiğini ancak bu esnada başka bir ekibin çocuklarının uyuduğu odaya yöneldiğini fark ettiğini belirterek “Onları görünce yüksek sesle ‘Çocuklarımın odasına bu şekilde girerek onları uyandırmayın lütfen’ diye bağırdım. Birkaç kere daha bağırdım ancak bana cevap vermediler. Bana silahlarını doğrultmuş bekleyen polislere, uyuyan çocukları bu şekilde uyandırma haklarının olmadığı ve herhangi bir şey olması durumunda onları dava edeceğimi söyledim.” ifadelerini kullandı. Polislerin çok gürültülü bir şekilde çocuklarının odasına girdiğini, kapılarına vurduğunu ve bağırarak ayağa kalkmalarını söylediğini aktaran Morad, şöyle devam etti: “Sanki karşılarında düşmanın bulunduğu bir savaş meydanına hücum etmiş gibi hareket ediyorlardı. Bu durum karşısında kısa süreliğine şok yaşadım, o anları hiçbir zaman unutamam sanırım. Daha sonra kendimi toparlamaya çalıştım. Neredeyim ben? Viyana’da mıyım? Evimde miyim? Yoksa her gün benzer olayların yaşandığı Suriye’de miyim diye düşündüm. İçinde bulunduğum durumu kavramaya çalıştım. Sonra ne yazık ki 42 yıl huzur içinde yaşadığım Viyana’da evimde olduğumu idrak ettim.”

“Benim İçin Siz Suçsuz Birisiniz”

Morad, polisin kendilerine 3’üncü sınıf insan muamelesi yaptığına dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan şeyler savaşmaya hazır teröristlere yönelikti. Daha sonra evimize baskın düzenleyen ekibin amiri geldi yanıma, kendisini şahsen tanıyordum ve o da beni tanıyordu. Ona, “Ne yapıyorsunuz burada? Neden böyle davranıyorsunuz? Siz beni tanıyorsunuz, ben de sizi tanıyorum.’ dedim. O da bana, ‘Ben sizi gayet iyi tanıyorum, sizin geçmişinizi de çok iyi biliyorum. Benim için siz suçsuz birisiniz ancak yukarıdan emir aldım ve aldığım emiri yerine getiriyorum.’ dedi.”  Polislerin kendisine bir dosya verdiklerini, bu dosyada kabaca neyle suçlandığını, kendisi dışında 29 kişinin daha aynı muameleye maruz bırakıldığını dosyada yer alan listeden anladığını dile getiren Morad, baskın yapılan herkesi tanımadığını ancak tanıdıklarının büyük birçoğunun kamuoyu tarafından tanınan, ülkeye fayda sağlayan düzgün insanlar olduğunu, yapılan suçlamaların ise İslam karşıtlıklarıyla tanınan sözde uzmanların hazırladığı raporlardan edinilen tamamen gerçek dışı ithamlar olduğunu söyledi.

Morad, evde yapılan aramalar sonrasında polislerle iş yerine gittiklerini, evinden dışarı çıktığında 25’in üzerinde polis, 10’a yakın polis arabası gördüğünü, maruz bırakıldığı terörist muamelesine ne yazık ki komşularının da şahit olduğunu anlattı.

Operasyonlar Müslümanları Ürküttü

Operasyon sonrasında komşularından ya da yaşadığı çevrede doğrudan olumsuz bir yaklaşımla karşı karşıya kalmadığını dile getiren Morad, “Ancak onların gözünde, bizim yanımızda bir terörist oturuyormuş ifadesini okuyabiliyordum. Ne yazık ki bu hisse uzun bir süre daha katlanmak durumunda kalacağım.” değerlendirmesinde bulundu.

Morad, operasyon sonrasında hem şahsi hem de kişisel banka hesaplarının bloke edindiğini, ticari faaliyetlerinin tamamen durduğunu belirterek gizlilik gerekçesiyle avukatının dava dosyasına erişemediğini, kendisine yöneltilen somut suçlamanın ne olduğunu bilmediğini, bu durumun da temel bir hak ihlali olduğunu vurguladı. Mohamed Jamal Morad, operasyonun Avusturya’daki Müslümanlar arasında ciddi bir korku ve tedirginliğe yol açtığına dikkati çekerek kendisi ve ailesine yönelik haksız muamele karşısında hukuk mücadelesini sonuna kadar yürüteceğini söyledi. Polisin orantısız tutumu nedeniyle Morad ailesinin biri 7, diğeri 12 yaşındaki iki kızları da ciddi psikolojik sorunlarla yüzleşmek durumunda kaldı.

Polisten Çocukların Odasına Baskın

Ortaokul öğrencisi 12 yaşındaki R.M. de şiddetli bir gürültü ve bağrışmaları duyarak uyandığını, henüz ne olduğunu anlayamadan çok sayıda polisin uzun namlulu silahlarla odalarına girdiğini anlattı. R.M. içeri giren polislerin bir müddet hiç konuşmadan başlarında beklediğini belirterek “Aralarından biri kız kardeşime bakmamı söyledi. Kız kardeşime baktım gözlerini yummuştu, daha sonra ikinci kez baktığımda hafiften gözlerini aralamıştı, uyanık olduğunu ancak korktuğu için gözlerini açmak istemediğini anladım.” diye konuştu.

Baskın nedeniyle büyük bir şok yaşadığını kaydeden R.M, korku, belirsizlik, kaygı gibi karışık duygulara kapıldığını, neden böyle bir muameleye maruz bırakıldıklarını anlamaya çalıştığını dile getirdi. R.M. baskın sonrasında kız kardeşinin şiddetli karın ağrıları çektiğine işaret ederek “Kız kardeşim bu olay üzerine konuşmak istemiyor, sanırım duygularını bastırıyor. Olaydan sonra yaklaşık bir hafta boyunca ben ve kız kardeşim annem ve babamla uyuduk. Her şeyin yaşandığı o odaya (yatak odaları) girmek istemedik.” şeklinde konuştu.

Terör Operasyonu

Avusturya’da “terör yapılanması oluşturmak, teröre finansal destek, organize suç oluşumu ve kara para aklamak” suçlamalarıyla 9 Kasım’da 60 adrese yönelik yapılan ve “Luxor Operasyonu” adı verilen polis baskınlarında, 30 Müslüman aktivist ve akademisyen gözaltına alınarak sorgulanmıştı. Polisin kamuoyunun yakından tanıdığı kişilere orantısız güç kullanması ve terörist muamelesi yapması, toplumun çeşitli kesimlerinin tepkisine yol açmış, çok sayıda sivil toplum kuruluşu, gazeteci ve yazar konunun ivedilikle aydınlatılması çağrısında bulunmuştu. (AA)

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar