POLİS ŞİDDETİ Avusturya’da Filistinli Aile Orantısız Polis Şiddetine Maruz Kaldı

Avusturya'nın başkenti Viyana'da terör bahanesiyle evlerine baskın düzenlenen Filistinli aile, 9 Kasım sabahı 20'ye yakın özel polis birliğinin evlerine düzenlediği baskın ve sonrasında yaşadıklarını anlattı.

ehisim 31 Aralık 2020

Filistinli K.A. ve ailesi, 9 Kasım sabahı 20’ye yakın özel polis birliğinin evlerine düzenlediği baskın ve sonrasında yaşadıklarını anlattı. K.A, 14 yıldır Avusturya’da normal bir hayat sürdüğünü, o güne kadar ne polisle ne de herhangi bir kurumla sorun yaşadığını, devletten herhangi bir finansal yardım almadığı gibi sorumluluk sahibi bir birey olarak üzerine düşen her görevi yerine getirdiğini anlattı.

Polisin düzenlediği baskının kendilerini şok ettiğini dile getiren K.A, “Sabahın erken saatlerinde şiddetli bir gürültüyle uyandık. Birkaç saniye içerisinde bize doğrultulan onlarca uzun namlulu silahla karşı karşıyaydık. 15 ila 20 kişi (özel birlik) vardılar. İlk anda terörist bir grubun evi bastığını düşündük. Çok korkutucu bir durumdu. Devamlı yüksek sesle ‘ellerinizi kaldırın, şunları yapın’ diye bağırıyorlardı. Eşim korkudan saatlerce donakaldı. Konuşulanlara ve ona yöneltilen sorulara dahi cevap veremiyordu. 8 aylık çocuğum durmadan ağlıyordu.” dedi. K.A, kar maskesi takan özel birliğin yatak odalarına girdiğini, kendisini sürükleyerek başka bir odaya götürdüğünü belirterek, “Evin dış kapısını açık bırakmışlardı. Bir yandan eşim bir yandan da çocuğum çok korkmuş ve ağlıyorlardı. Beni soruşturma için götüreceklerini söylediler.” diye konuştu.

Polisin köpek eşliğinde evin her yerini didik didik, hoyratça aramaya başladığını ifade eden K.A, evdeki cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik cihazlara el koyduklarını söyledi.
K.A, polisin ne aradığını anlayamadıklarını aktararak, “Bu eve üç ay önce taşındık. Bu yüzden evin mobilya ve temel ihtiyaçları için nakit para hazırlamıştık, ona da el koydular.” şeklinde konuştu.
Polislerin kendisini gözaltına alırken yalan söylediklerini vurgulayan K.A, “Sen buraya suçlu olarak değil şahit olarak getirildin” dendiğini ancak daha sonra kendisine verilen evraklarda açıkça suçlandığının yazıldığını aktardı.

Polisten Suçlamalarla Alakası Olmayan Sorular

K.A, sorguda operasyona gerekçe gösterilen suçlamalara yönelik sorular sorulmasını beklerken, “Namaz kılıyor musun? Eşin başörtüsü takıyor mu? 8 aylık çocuğum hakkında ise ‘büyüdüğü zaman Avusturya’daki tüm et türünü yemesine izin verecek misin? Büyüdüğünde çocuğunun eşini sen mi seçeceksin kendi mi seçecek?’ gibi çok saçma ve gülünç sorular yönelttiler.” diye konuştu.
Polisin İslam coğrafyasında yaşayan ya da hayatını kaybetmiş önemli şahsiyetler hakkında da sorular yönelttiğini anlatan K.A, şöyle devam etti: “Türkiye’yi sevdiğimden dolayı Facebook hesabımda Türk bayrağı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğraflarını paylaşıyorum. Bana Erdoğan ile ilgili de ‘Onunla irtibatın nasıl? Onunla görüşüyor musun? Aranızda herhangi bir konuşma veya iletişim var mı?’ gibi sorular sordular. Onlara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Suriye’de, Filistin’de ve dünyanın farklı yerlerindeki mazlumlara yardım elini uzattığından dolayı sevdiğimi ve bundan dolayı onunla ilgili paylaşımlar yaptığımı söyledim. Türkiye’yi sevdiğim için de tatilimi orada geçiriyorum dedim.”

K.A, Filistinli olmasına rağmen Mısır ve yönetimiyle alakalı çok sorular sorulduğunu, hayatında hiç duymadığı bazı grup ve cemaatlere ilişkin de sorulara maruz kaldığını ifade etti. Eski Filistin Devlet Başkanı Yasir Arafat, Yusuf el-Karadavi gibi kişiler hakkında sorular yöneltildiğini belirten K.A, çeşitli kitap isimleri verilerek bu kitapları okuyup okumadığı, cevabını bilmediği fıkıh ve siyer sorularını yanıtlamasının istendiğini anlattı. K.A, gözaltı sırasında polisin kendisine çok fazla soru yönelttiğinin, sorguya avukatıyla girmek istediğini birçok kez söylemesine rağmen bu talebinin göz ardı edildiğinin altını çizdi. 18 saat kesintisiz sorguya tabi tutulduğuna dikkati çeken K.A, polisin bazı kişilere ait fotoğrafları göstererek, “Falan şahıs bu partiye bu cemaate bağlı. Falan kurum bunlarla bağlantılı demem için çok baskı uyguladılar.” ifadesini kullandı.

Polis, Eşi ve Çocuğunu Tehdit Unsuru Olarak Kullandı

K.A. “Sordukları şeylerle ilgili bilgim dahi yoktu ama onlar ısrarla bir şeyler çıkarmaya çalışıyordu. 8 aylık çocuğum ve eşim üzerinden bana baskı kurmaya çalıştılar. ‘Onlara kavuşmak istiyorsan bize bilgi ver. Konuş. Doğru bilgiyi vermediğin sürece ailene gitmeye izin vermeyeceğiz.’ dediler.” diye konuştu. Sorguda polisin Gazze’de yaşayan 3 kardeşinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlara ilişkin kendisini sıkıştırmaya çalıştığını vurgulayan K.A, kardeşlerinden birinin barışçıl bir gösteride bacağından vurulduğunu, bir diğerinin ise sosyal medya hesabından Gazze sınırında vurulan bir Filistinlinin fotoğrafını paylaştığını, her iki hususta da polisin kendisine sorular yönelttiğini, kardeşlerinin paylaşımlarıyla kendisi arasında ilişki kurmaya çalıştığını dile getirdi.

K.A, polis baskınından önce komşularıyla aralarının gayet iyi olduğunu, hiçbir sorun yaşamadığını ancak olaydan sonra komşularının kendilerine başka gözle bakmaya başladıklarını, eşinin dışarı çıktığında kendisini güvende hissetmediğini, ciddi bir dışlanmışlık hissine kapıldığını anlattı.
Avusturya’ya güven içinde ve özgürce yaşamak için geldiğini dile getiren K.A, bu ülkeyi vatanı gibi sevdiğinin, Avusturya’ya zarar verecek herhangi bir eylem içinde olmasının söz konusu olamayacağının altını çizdi.

“Avusturya Polisi Ailemin Rızkını Kesti”

K.A, devletten hiçbir ekonomik yardım almadan yıllardır kendi emeğiyle çalışarak rızkını kazandığını vurgulayarak, “Avusturya’da çok iyi tanınan bir şirkette yıllardan beri çalışıyorum ancak geçenlerde Avusturya polisinin şirkete benim hakkımda ‘bu kişi, bu iş yerinde çalışamaz’ ifadesinin yer aldığı bir yazı göndermesi beni şok etti. Şirket de bu yazı üzerine işime son verdi. Avusturya polisi benim ve ailemin rızkını kesti.” değerlendirmesinde bulundu. Polisin sorguda kira, elektrik, gaz faturası gibi temel ihtiyaçlarına yönelik dondurulan hesabından para çekebileceğini söylediğini ancak bankaya gittiğinde yetkililerin bu işlemlere izin vermediğini belirten K.A, bez, süt gibi çocuğu için önemli gereksinimlerini tedarik edemez hale geldiğine, insani temel ihtiyaçlarını karşılama hususunda dahi olanak sunmadıklarına işaret etti.

Silahların Gölgesinde Zaruri İhtiyaçlarını Giderdi

Mağdurun eşi L.A. da kocasının emniyet güçleri tarafından götürüldükten sonra evde kalan diğer polislerin, uzun süre bulunduğu yerden hareket etmesine izin vermediği, zaruri ihtiyaçlarını bile üzerine doğrultulan silahlar eşliğinde karşılamak durumunda kaldığını anlattı. L.A, Avusturya’da böyle bir şey yaşayacağına hiç ihtimal vermediğine değinerek, “Avusturya’ya ilk geldiğimde buradaki polislerin ne kadar iyi olduğunu, insanların güvenliği için çabaladıklarını eşime anlatıyordum. Ama maalesef şimdi onları her gördüğümde yaşadığım olay gözümde canlanıyor. O günden beri duyduğum hafif seslerden dahi korkar oldum.” ifadesini kullandı.

Yaşadıklarının kara bir leke olarak zihninde hep kalacağını vurgulayan L.A, “Baskının ilk gününde yaşadığımız şoktan dolayı psikolojik sorunlarımız oldu ve çok korktuk. Doğru düzgün yemek yiyemez olduk. Düzenli şekilde emzirdiğim çocuğum o günden sonra sütten kesildi. Eşimin artık hiç dönmeyeceğini düşünüyordum.” şeklinde konuştu. L.A, gurbetteki herkes gibi kendisinin de Filistin’de yaşayan ailesiyle her gün düzenli olarak birkaç kez görüştüğünü ancak baskında telefon, bilgisayar ve nakit paralarına el konulduğu için 5 gün boyunca ailesiyle irtibat kuramadığını söyledi. Uzun süre kendisinden haber alamayan ailesinin endişelendiğini ve korktuğunu dile getiren L.A, şunları anlattı: “5 gün aradan sonra ilk kez aradığımda ailem ağlayarak ne olduğunu, neden iletişime geçmediğimi sordular. Ben de benim ve eşimin telefonunun bozulduğunu, bundan dolayı onları arayamadığımızı söyledim. İkna olmadılar ancak daha sonra görüntülü olarak aradığımızda bir nebze olsun rahatladılar.” L.A, evlerine baskın düzenleyen polislere “Ben ülkemde 4 savaşa şahit oldum ancak böyle barbarca bir olay yaşamadım.” ifadesiyle tepkisini dile getirdiğini söyledi.

Terör Operasyonu

Avusturya’da “terör yapılanması oluşturmak, teröre finansal destek, organize suç örgütü ve kara para aklamak” suçlamalarıyla 9 Kasım’da 60 adrese yönelik yapılan ve “Luxor Operasyonu” adı verilen polis baskınlarında, 30 Müslüman aktivist ve akademisyen gözaltına alınarak sorgulanmış, daha sonra serbest bırakılmıştı.

Polisin kamuoyunun yakından tanıdığı kişilere orantısız güç kullanması ve terörist muamelesi yapması, toplumun çeşitli kesimlerinin tepkisine yol açmış, çok sayıda sivil toplum kuruluşu, gazeteci ve yazar konunun ivedilikle aydınlatılması çağrısında bulunmuştu. (AA)

 

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar