Etiyopya'da Çatışma Etiyopya’daki Korkunç İnsani Krizi Gören Var Mı?

Etiyopya ulusal ordusu ile Tigray Bölgesini kontrol eden başat siyasi partiyi destekleyen güçler arasında kasım ayı başlarında çıkan çatışmalar binlerce insanı yerinden ettiği gibi milyonlarca insanı da acil olarak insani yardıma muhtaç bıraktı. Ne var ki yardım kuruluşlarının kriz bölgesine erişimi neredeyse bulunmuyor. Etiyopya’da korkunç bir insani kriz kapıda.

Alessandra Bajec 16 Ocak 2021

Etiyopya’daki Tigray, hükûmetle muhalif kuzey bölgesi iktidar partisi arasında bir ay boyunca devam eden savaş sırasında dünyadan neredeyse tamamen koptuktan sonra Etiyopya’nın kuzeyindeki sivil halkın çoğu mahrumiyetle, korku ve şiddetle karşı karşıya kaldı.

Etiyopya Ordusu, ülkenin Tigray bölgesinin başkenti olan Mekelle’yi artık devrilmiş olan bölgesel hükûmetten 28 Kasım’da almış olsa da federal kuvvetlerle güçlü yerel parti güçleri arasında çatışmaların Tigray’ın bazı kırsal kesimlerinde devam ettiği haberleri geliyor.

Federal hükûmetle Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki savaş 4 Kasım’da, Başbakan Abiy Ahmed TPLF askerlerinin Etiyopya’nın askerî üslerinden birine saldırdığı iddialarına karşılık olarak ülkenin kuzeyindeki bölge güçlerine büyük bir askerî saldırı başlatılmasını emrettikten sonra çıktı. Etiyopya’nın takip edeceği siyasi rota hususunda iki yıldır gerilim yaşayan iki grup arasındaki husumet aylar boyunca süren çatışmalar sonucunda daha da şiddetlendi. TPLF yaklaşık otuz yıldır gücü elinde bulunduruyordu ama bu durum hükûmet karşıtı gösterilerin Abiy Ahmed’i 2018 yılında başa taşımasıyla değişti. Ahmed, TPLF’nin ülkenin siyasi ve ekonomik yaşamı üzerindeki hâkimiyetini hızlı bir şekilde azalttı.

Çatışma Bölgesi Abluka Altında

Yerel milislerle ulusal silahlı kuvvetler arasında yaşanan savaş boyunca ülkenin kuzey bölgesindeki telefon, internet ağı ve sabit hatlar üzerinden işleyen iletişim hizmetleri çöktü. Yollar kapatıldı, ulaşım ağları durdu, elektrik hizmetleri çöktü ve nakit para sıkıntısından dolayı bankacılık hizmetleri askıya alındı.

Bölgenin böyle karanlığa gömülmesi habercilerin ve insani yardım çalışanlarının doğru bilgiye ulaşmasını ve bölgedeki durum hakkında her iki tarafın da iddialarını teyit etmesini neredeyse imkânsız kıldı. Bu kopuş ayrıca insanların bu bölgenin yanı sıra Etiyopya’nın diğer bazı bölgelerinde ve buraların dışında bulunan aile üyeleriyle iletişim kurmasını da engelledi. Çatışma bölgesinin çoğu basın organına kapalı kalmasıyla birlikte şu anki hükûmetin anlatısı daha da güçlü bir hâle geldi. Birkaç yıl evveline kadar TPLF’nin yoğun olduğu yönetimi öven devlet medyası şimdi isyan cephesini karalıyor ve canavarlaştırıyor.

Tigray Bölgesinde iletişimin devre dışı kalması bir yandan yanlış bilgilerin yayılmasına sebep olurken bir yandan da işlenmeye devam eden suçların izlenebilirliğini neredeyse imkânsız kıldı. Çatışmanın her iki tarafı da karşı tarafı savaş suçlarına kadar varan büyük ihlallerle suçladı. Çatışmadan kaçan mültecilerse hem federal askerlerin hem de Tigraylı güçlerin sivilleri hedef alıp öldürdüğünü söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü, 9 Kasım tarihinde Tigray Bölgesinin güneybatı kesiminde yer alan bir kasabada çoğunlukla günlük işçilerden oluşan “muhtemelen” yüzlerce insanın kıyıma uğratılıp parçalandığı bir katliamı araştırdı. Örgüt bu kitlesel katliamın arkasındaki kişileri net olarak belirleyemese de örgüte konuşan görgü tanıkları, federal savunma güçleri karşısında yenilgiye uğrayan TPLF bağlantılı milislerin daha sonrasında bıçaklar, baltalar ve palalarla sivillere saldırdığını söyledi.

Milyonlarca İnsan Aylardır Temel Gıdadan Mahrum

Hükûmet güçleri bölgesel düşmanı ablukaya almaya çalışırken başkent Mekelle’ye havadan saldırılar başlattı ve böylelikle aralarında sivil altyapıların da bulunduğu birçok yere ayrım gözetmeksizin saldırılar yapıldığına ve çok sayıda sivil can kaybının olduğuna dair ciddi şüphe doğurdu. Altı haftalık bir iletişimsizlik sonrasında Mekelle ve çevresindeki telefon hatları aralık ayı ortalarında yeniden çalışmaya başladı. Bu durum ailelerin yeniden iletişim kurmasını sağladı ama hatlarda yaşanan kopmalar da devam etti.

Etiyopya hükûmet yetkilileri ve medya, bölgede durumun normale döndüğünü iddia ediyor, ama bu iddia gerçekle hiç de örtüşmüyor. Tigray’ın kuzeydoğusundaki bir sivil toplum kuruluşu olan İrob Destek Derneği (IAA) 22 Aralık tarihinde kuruluşun Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şöyle yazdı: “Tigray Mekelle’den ibaret değil. Tigray’ın çoğu kısmıyla milyonlarca insan hâlâ karanlık içinde ve neredeyse iki aydır yiyecek, su, elektrik, sağlık ve bankacılık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlara erişimleri yok. Hiçbir iletişim yok, insani yardımlar ve bağımsız medya buralara erişemiyor.”

Norveç Mülteci Konseyinde (NRC) Doğu Afrika ve Yemen bölgesel destek danışmanı olarak görev yapan Jeremy Taylor, “Tigray hâlâ abluka altında. Hiçbir iletişim yok, uçuş yok, yollar kapalı, bizimki gibi yardım kuruluşlarının çoğu bölgeye giremiyor ve değerlendirmelerimizi doğrulukları teyit edilmemiş raporlara dayanarak yapıyoruz. Aslında karanlıkta hareket ediyoruz ve ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyoruz.” diye konuştu.

Etiyopya’da Kitlesel Yerinden Edilmeler

Birleşmiş Milletlerin ve yerel hükûmetin tahminlerine göre Etiyopya Ordusuyla TPLF arasındaki savaşta binlerce insan hayatını kaybetti, 950 binden fazla insan da evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu sayının içinde Etiyopya’yla Sudan’ı ayıran bir nehri botla ya da yüzerek geçerek Sudan’ın doğu taraflarına kaçan 50 binden fazla insan da bulunuyor. Sudan’daki mülteci nüfusunun yaklaşık üçte birini çocuklar oluşturuyor.

Sudan Ordusu bu mültecilerin ülkenin batısına doğru daha yerleşik kamplara taşınmasına yardım ediyor. Bazı mültecilerin Sudan’daki insani yardım çalışanlarına söylediğine göre nehrin Etiyopya tarafında silahlı saldırganlar onların karşıya geçmesini engellemeye çalışmış. Sudan’a ulaşan kadın ve çocuklar yanlarında şiddet, yoksunluk ve istismar hikâyeleri getiriyor. Diğer birçoğu ise sınıra ulaşmayı başaramadı bile.

Etiyopya hükûmetinin Tigray’a başlattığı askerî saldırıyı izleyen haftalarda her gün binlerce Etiyopyalı mülteci sınırı geçerken Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) daha sonra açıkladığı raporda Sudan’a ulaşan mülteci sayısının, mültecilerin yolda karşılaştığı birçok engel dolayısıyla yola çıkandan daha az olduğunu bildirdi. UNHCR sözcüsü Babar Baloch’un aktardığına göre bu mültecilerin bir kısmı yolda durdurulup soyulduklarını, kaçtıkları kasabaların ağır bombardımana uğradığını, kontrol noktalarının arttığını, çayırlara ve çalılıklara saklanarak silahlı gruplardan kaçtıklarını söylüyor. Bu mültecilerin bazıları kamplara geldiğinde Tigray’ın iç bölgelerinden yaptıkları yolculuk sonrasında güçsüz ve tükenmiş oluyor.

Eritreli Mülteciler Öldürülüyor İddiası

Taylor, Etiyopya sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunan Um Rakuba kampındaki NRC çalışanlarından elde edilen tanıklıklara gönderme yaparak, şiddetten kaçarak Sudan’a gelen insanların “çok az eşyası” olduğunu, zira savaşın bölgeyi aniden vurduğunu, kısa bir sürede insanların evlerine ulaştığını ve dolayısıyla da insanların toplanmaya vakit bulamadığını ifade etti.

Sınırı geçerek Sudan’a kaçan mültecilerin yanı sıra Tigray’daki kamplarda yaşayan kayıtlı yaklaşık 96 bin Eritreli mülteci bulunuyordu. Bunlara ek olarak savaş başladığında çatışmaların ortasında kalan ve bulundukları yeri terk etmek zorunda kalan 100 bin insan daha vardı. Hükûmet, 17 Aralık tarihi itibariyle Birleşmiş Milletlerin ve diğer yardım kuruluşlarının kamplara erişimine müsaade etmiş değil.

UNHCR 11 Aralık’ta, Etiyopya’nın kuzey kısımlarında savaş başladığından beri Tigray’daki Eritreli mültecilerin öldürüldüğüne, kaçırıldığına ve zorla Eritre’ye geri gönderildiğine dair çok sayıda bildirim aldığını açıkladı; ama hem Etiyopya hem de Eritre bu haberleri yalanladı.

Sivillere Yardım Kesilmiş Durumda

BM ve diğer kuruluşların aylardır bölgeye erişimi yok ve gerekli insani yardımları da ulaştıramıyorlar. Açlık ve gıda sıkıntısı daha çatışmalar başlamadan önce Tigray’daki birçok insan için zaten günlük meseleler arasında yer alıyor, 600 bin insan gıda yardımlarına bağımlı hâlde yaşıyordu. Etiyopya hükûmeti yardımları keserek, yolları ve havalimanlarını kapatarak durumu daha da kötüleştirdi. Birleşmiş Milletlerin acil yardım koordinasyon kuruluşu OCHA gıda, içecek su, yakıt ve nakit para sıkıntısının yanı sıra acil sağlık hizmetlerinin sağlanmasını engelleyen ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığını belirtti.

Uluslararası Kızılhaç Komitesinin (ICRC) Etiyopyalı yetkililerle koordinasyon içinde düzenlediği ve ilaç, tıbbi malzeme ve yardım paketlerinden oluşan ilk uluslararası insani yardım konvoyu Mekelle’ye 12 Aralık tarihinde ulaştı. Etiyopyalı yetkililer kasım ayında, aralarında Tigray’ın hükûmetin kontrolündeki bölgelerinde bulunan mültecilerin de bulunduğu milyonlarca insana acil yardım gönderilmesi noktasında Birleşmiş Milletlerle bir anlaşmaya varmıştı. Ne var ki insani yardım kuruluşları bölgeye erişimin anlaşma sonrasında hâlâ çok büyük oranda sınırlı olduğunu belirtiyor.

Açlık Krizi Kapıda

İnsani yardım kuruluşları vazifelerini ifa etme noktasındaki imkânsızlık sebebiyle hayal kırıklığı hissediyor. Onlar gerekli malzemeleri ve diğer yardım paketlerini sağlamaya hazır beklerken sadece birkaç kamyonun geçişine izin veriliyor.

Taylor durumu, “Ablukanın yanı sıra sivil altyapının gördüğü zararın ve insanların yerlerinden edilmelerinin büyük bir etki yarattığını düşünüyoruz ama bölgeye erişene kadar bu etkinin boyutunu bilemeyiz.” diye açıkladı: “Malzemeleri edindik, karşılıksız para desteğimiz aktarılmaya hazır. Beklemedeyiz.”

Yardım grupları, daha fazla erteleme yaşanmaması ve insani yardımların geçişine bir an önce izin verilmesi için Etiyopya’daki yetkililerin yanı sıra BM görevlilerine de çağrıda bulunarak gıda tayınlarının tükenmesi tehlikesiyle beliren açlık krizine karşı uyarıyor. Kuruluşların kendilerine izin verildiği zaman bölgede karşılaşacakları insani krizin boyutları hakkındaki endişeleri giderek artıyor ve kriz bölgesindeki sivil halka bir an önce erişim sağlanması noktasında baskı yapıyorlar.

Uluslararası Hukuk İhlalleri

UNICEF aralık ayı ortalarında yaptığı açıklamada, erişimin sağlanması noktasında yapılan bir sözleşme olmasına rağmen Etiyopya’nın kuzey bölgesinde bulunan yaklaşık 2.3 milyon çocuğun süregiden şiddet ortamında insani yardıma erişimi olmadığını tahmin ettiklerini söyledi. UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore yaptığı bir açıklamada, “Çocuklarda kötü beslenmeyi tedavi etmek için kullanılan hazır terapötik gıdaların da içinde bulunduğu gıda stokları, ilaçlar, su, yakıt ve diğer temel malzemeler azalırken çocuklara erişim ne kadar gecikirse durumlarının da o kadar kötüye gideceğinden son derece endişeliyiz.” ifadesini kullandı.

BM, kasım ayının ortalarında, çatışmanın ortasında kalan sivil halkın suya, temiz gıdaya ve tıbbi malzemelere erişimini güvence altına almak için 36,6 milyon dolarlık bir acil destek fonu açıklamıştı. Sudan’daki fonlar öncelikli olarak mültecilere barınak, sağlık hizmetleri ve içme suyu gibi hayat kurtarıcı yardımlar sağlanması için kullanılacak.

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Tunus merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar