Kovid-19 Aşısı Dünyada Kovid-19 Aşısı Dağıtımı: “Önce Ben!”

Kovid-19 aşılarının dünya genelinde adaletsiz bir biçimde dağıtıldığına yönelik endişeler artıyor. Dozların en büyük kısmı yoksul ve gelişmekte olan ülkelere değil, belirli ülkeler bloğuna giderken, bu durum en yoksul ve orta vadede "Önce ben" diyenleri de riske atıyor.

Alessandra Bajec 1 Mart 2021

Geçtiğimiz ay UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 73 ülkede uygulanan 128 milyon doz aşının dörtte üçünden fazlasının 8 Şubat itibarıyla sadece Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ta bulunan ve küresel gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 60’ını oluşturan 10 ülkeye gitmesine yönelik bir kınama yayımladı.  

UNICEF Yetkili Direktörü Henrietta Fore ve DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ortaya çıkan korkutucu istatistikleri ortak bir bildiride açıkladı: “Bugün itibarıyla neredeyse 130 ülke, 2.5 milyar insan nüfusuyla, hâlâ bir doz aşıya muhtaç durumda.”

Her iki Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşu da liderlerden “kendi sınırlarının ötesine bakmalarını, pandemiyi gerçekten bitirebilecek ve mutasyonları kontrol altına alabilecek bir aşı stratejisi uygulamalarını” talep ettiler. Kendi sağlık çalışanlarını ve yüksek risk grubundaki vatandaşlarını aşılamış olan hükûmetlerin ellerindeki aşıları COVAX ile paylaşmalarının gerekliliğini vurgulayarak, bu sayede aşı dozlarının düşük ve orta gelirli ülkelerce de temin edilebileceğini belirttiler. 

Dünyadaki bütün ülkeler için eşit aşı erişimi sağlamak amacıyla kurulmuş küresel bir oluşum olan COVAX, titiz uluslararası standartları karşılayan güvenilir ve etkili 2 milyar doz aşının 2021’in sonu itibarıyla teslim edilmesini hedefliyor.

DSÖ Direktörü Ghebreyesus, daha önce ocak ayında bazı üreticilerin ve ülkelerin Kovid-19 aşılarına yönelik “önce-ben yaklaşımı”nı kınamış ve bu yaklaşımın hayat kurtarıcı tedavilere olan eşit erişimi “ciddi biçimde riske” attığı yönünde uyarılarda bulunmuştu. 

Eşit Küresel Aşı Dağıtımında COVAX’ın Rolü 

Kovid-19

Kovid-19 Aşısı İçin Çalışmalar Sonuca Yaklaşıyor

19 Eylül 2020

18 Ocak’ta gerçekleşen DSÖ Yönetim Kurulu toplantısında konuşan Ghebreyesus, “Dünya feci bir ahlaki hata yapmanın eşiğinde durmaktadır. Bu hatanın bedeli dünyanın en yoksul ülkelerindeki hayatlar ve geçim kaynaklarınca ödenecektir.” diyerek ağır bir eleştiride bulundu. “Zengin ülkelerdeki daha genç ve sağlıklı yetişkinlerin daha fakir ülkelerdeki sağlık çalışanları ve yaşlılardan önce aşılanması doğru değildir.” diye ekledi.

Eşitsizlikleri vurgulayan DSÖ Başkanı, 39 milyondan fazla dozun en az 49 yüksek gelirli ülkede uygulanmasına karşın, en düşük gelirli ülkelerden birinde bu rakamın sadece 25 olduğunu belirtti. DSÖ, milyonlarca doz koronavirüs aşısını önceden sipariş eden zengin ülkelere kendi sağlık çalışanları ve yaşlı nüfuslarını aşılamayı tamamladıktan sonra, daha yoksul ülkelere yeniden dağıtılabilmesi için bu dozları COVAX ile paylaşmaları çağrısında bulundu.  

Sağlık Örgütü buna ek olarak, aşı üreticilerinden ülkelerin sahip oldukları dozları iki taraflı sözleşmeler aracılığıyla COVAX ile paylaşmalarına müsaade etmelerini ve yeni iki taraflı satış anlaşmaları yapmak yerine COVAX’a tedarik yapmaya öncelik vermelerini talep etti. 

Eşit Küresel Aşı Erişimi Baypass Ediliyor

COVAX ayrıca, gerçek zamanlı denetim ve teftişe yönelik güvenlik, tesir ve imalata dair verilerini DSÖ ile paylaşmaları konusunda da üreticilere çağrıda bulundu. Böylece onay sürecinin hızlandırılması, mevcut teknolojinin küresel tedarikin doğru biçimde hesaplanmasına yardımcı olacak başka imalatçılara aktarılması ve bu yolla üretimi küresel boyutta genişletmek mümkün olabilecek. 

Aşı imalatçılarının birçoğu, DSÖ’ye eksiksiz bilgi sağlamak yerine kârların en yüksek olduğu zengin ülkelerin denetim onaylarına öncelik veriyor. Bu sayede yüksek gelirli ülkeler de kendi vatandaşlarını korumak için iki taraflı satış anlaşmalarına öncelik vermeye devam ederek COVAX’ı, eşit küresel aşı erişimine zarar verecek biçimde baypas ediyor.     

Geçtiğimiz aylarda aşı tedarikinde gecikmeler yaşandı ve koronavirüs aşılarına erişim hususundaki eşitsizliklere yönelik çekinceler daha da arttı. Üretim ve tedarik akışı kaynaklı sorunlar yüzünden Pfizer ve BioNtech, Avrupa Birliği’ne vermiş olduğu teslim sözünü tutmak noktasında sıkıntılar yaşıyor. Bu doğrultuda Pfizer geçen yılın sonlarında görücüye çıkardığı aşısından bu yana teminat verdiği yaklaşık 10 milyon dozu karşılayamadı. Buna ek olarak AB, Birleşik Krallık merkezli AstraZeneca ve ABD’li biyoteknoloji şirketi Moderna kaynaklı teslimat gecikmeleri dolayısıyla da darbe aldı. 

Aşı Tedarikinde Tekelleşme

Koronavirüs Pandemisi

“Zorunlu Koronavirüs Aşısı Anayasal Açıdan Meşru”

6 Haziran 2020

AB bloğunda yaşanan teslimat planlarındaki aksama ve tedarik eksikliklerine rağmen, Avrupa Komisyonu, aşı ihracat kontrol şemasını ocak ayı sonlarında oluşturduğundan beri, Covid-19 aşılarının ihracatına yönelik tüm talepleri onayladı. Bu aşıların çoğu Pfizer ve BioNTech firmasına ait. Avrupa Komisyonu, 30 Ocak-16 Şubat tarihleri arasında, Britanya ve Birleşik Arap Emirlikleri de dâhil olmak üzere 24 ülkeye aşı ihracatı için yapılan 57 talebin karşılanmasına onay verdi.

Takip şeması kurulmadan önce bile, AB’nin milyonlarca doz aşıyı aralarında İsrail, Birleşik Krallık ve Kanada’nın da bulunduğu bazı ülkelere ihraç ettiği bildirildi. İsrail şu ana kadar vatandaşlarının yüzde 75’inden fazlasını aşılarken, Birleşik Arap Emirlikleri nüfusunun yaklaşık olarak yarısını, Britanya ise en az yüzde 20’sini aşıladı. 

Zengin ülkeler kendi vatandaşları için orantısız miktarlarda aşı dozu elde etme mücadelesi verirken, dünyanın başka yerlerinde aşıya en çok ihtiyacı olan ülkelerin pek çoğu henüz aşı yüzü görmedi. Yüksek gelirli hükûmetler, güvenli ve etkili aşıya eşit erişimi tehlikeye atma pahasına, milyonlarca dozu önceden ayırttı. Oxfam, eylül 2020’de yayınlanan bir basın bülteninde, dünya nüfusunun sadece yüzde 13’ünü temsil eden bir avuç zengin ülkenin (Birleşik Krallık, ABD, Avustralya, Hong Kong ve Makao, Japonya, İsviçre, İsrail ve AB) önde gelen beş Kovid-19 aşı üreticisi firmanın toplam aşı tedarik miktarının yarısından fazlasını satın aldığını bildirdi.

Oxfam, ayrıca ilaç şirketlerinin, ihtiyacı olan herkese yetecek kadar aşı üretme kapasitesine sahip olmadıkları konusunda uyarılarda bulundu ve bunun dünya nüfusunun çoğunun aşı için gerekenden daha uzun süre beklemesine neden olacağını belirtti. Örneğin Moderna, dünya nüfusunun sadece yüzde 6’sına yetecek miktarda tedarik sağlayabilecek kapasiteye sahip ve ABD’de doz başına 12-16 ABD doları arasında değişen fiyatlara, diğer ülkelere ise yaklaşık 35 ABD doları civarında fiyatlara satılıyor.

Kâr ve Tekelleşme Peşinde Koşmak

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) şubat ayında “Şirketlerin İnsan Hakları Sorumlulukları: Kovid-19 Aşı, Test ve Tedavilerine Evrensel ve Eşit Erişim” adlı yeni bir soru-cevap belgesi yayımladı. Belgede Kovid-19’a yönelik tıbbi ürünlerin üretiminde yer alan şirketler için aşıların ulaşılabilir ve karşılanabilir hâle getirilmesinde izlenmesi gereken adımlara yer verildi.

Geçtiğimiz ay, küresel ve ulusal örgütler ile eylemcilerden oluşan bir koalisyon olan Halkların Aşı İttifakı (PVA), hükûmetler ve ilaç endüstrisinden üretim hacminin artırılması ve küresel arzı kısıtlayan yapay engellerin ortadan kaldırması için, fikri mülkiyet yasalarının askıya alınarak teknoloji paylaşımı ile tekelci tahakkümün sona erdirilmesi çağrısında bulundu. 

Halkların Aşı İttifakı, dünya liderleri, sağlık uzmanları, inanç önderleri ve ekonomistler tarafından desteklenen bu çağrı ile, ilaç şirketlerinin ve aşı üreticilerinin ayrıcalıklı haklarını ve tekelini koruyup, zengin ülkeleri kayıran ve böylece aşının adil ve zamanında erişimine engel olan mevcut sistemi eleştirdi.

Oxfam’ın Sağlık Politikası Menajeri Anna Marriott, koalisyonun çağrısına katılırken, “Dünya bu hastalığı kontrol altına almak, milyonlarca hayatı kurtarmak ve ekonomileri yeniden canlandırmak için sürü bağışıklığına ulaşma yarışındayken, kâr ve tekelleşme peşinde koşmak bu yarışı kaybediyor olduğumuz anlamına gelir.” açıklamasında bulundu.

“Kovid-19 için güvenli ve etkili aşılar geliştirebilecek yeryüzündeki tüm şirketlerin bu aşıları tam da şu anda üretmesine ihtiyacımız var.” diyen Marriott, gelişmekte olan ülkelerdekiler de dâhil olmak üzere birçok aşı üreticisi tarafından seri üretilen “açık kaynaklı aşılar” için baskı yapılması çağrısında bulundu.

Üretim Mevcut İhtiyacı Karşılamada Yetersiz

COVAX girişimi yıl sonuna kadar 2 milyar doz aşı tedarikinin teminatını veriyor. Bunun bir milyarı, dünya nüfusunun yarısını teşkil eden ve ucuz veya maliyetsiz aşı erişimine hakkı olan düşük ve orta gelirli 92 ülkeye teslim edilecek. Kalan yarısı ise ücreti karşılığında daha zengin 75 kadar ülkeye satılacak.  

COVAX örneğin Britanya merkezli ilaç şirketi AstraZeneca’dan 300 milyon doz aşı satın alma anlaşması gibi birkaç sipariş verdi. Hâlbuki bu siparişler imalatçıların üretimi artırmasına ve 2 milyar dozu temin ve teslim etmesine yardımcı olmak için bağışçılardan ihtiyaç duyulan yaklaşık 18 milyar dolarlık tahmini hedeften çok uzak.

Halkların Aşı İttifakı’nın politika danışmanı Mohga Kamal-Yanni, şirketler, hükûmetler ve halk arasındaki güveni önemli ölçüde etkileyen ana sorunlardan biri olarak şeffaflık eksikliğini vurgularken, ilk olarak hangi ülkelerin aşıları COVAX yoluyla alacağı ve bu aşıların nasıl dağıtılacağı hakkında çok az bilgi sahibi olmaktan kaynaklanan rahatsızlığı dile getirdi.

Ayrıca, COVAX tarafından 3 Şubat tarihli ilk dağıtım tahmininde belirtildiği üzere, 92 yoksul ülke için ayrılan aşı doz miktarının 145 katılımcı ülkenin toplam nüfusunun sadece ortalama yüzde 3,3’ünün ihtiyacını karşılayacağını ekledi.

Gerçekleştirmesi Yıllar Sürecek Bir Hedef

Danışman, buna ek olarak, COVAX’ın yıl sonuna kadar yoksul ülke nüfuslarının yüzde 20’sini aşılama hedefinin “yeterince iyi olmadığını”, bunun sadece sağlık çalışanları, yaşlılar ve savunmasız gruplar gibi öncelik kategorilerine ancak bir miktar koruma sağlamasının beklendiğini vurguladı. Bu doğrultuda Yanni, “Virüs bulaşımını durdurmak sürü bağışıklığına ulaşmayı gerektirir; bu da nüfusun en az yüzde 60’ının aşılanması gerektiği anlamına geliyor.” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü Kovid-19’u durdurmanın tahmini olarak dünyadaki 7.8 milyar insanın en az yüzde 70’inin bağışıklık kazanması ile mümkün olacağını öne sürüyor. Yılda iki milyar doz oranını dikkate alırsak, bu gerçekleştirmesi yıllar sürebilecek bir hedef.

Halkların Aşı İttifakı’nın danışmanlığını yapan Yanni’ye göre yüksek gelirli ülkelerin hükûmetlerinden kaynaklanan en büyük sorun, onların bariz bir tedarik kıtlığı yaşandığının farkında olmamaları. Bu kıtlık, üretim maksimize edilmedikçe, kendi vatandaşları da dâhil olmak üzere hiç kimse için yeterli doz bulunamayacağı anlamına geliyor. Yanni bu bağlamda üzerine basarak, “halk sağlığı açısından, sadece kendi insanlarını aşılayıp diğer herkesi aşılamadan mahrum bırakarak kendi ülkesindeki virüsü kontrol altına alabileceğini düşünmek kıt görüşlü bir strateji.” ifadelerini kullandı.

Aşı dağıtımındaki adalet, ahlaki bir zorunluluk olmanın ötesinde, aynı zamanda stratejik ve ekonomik bir yaklaşım da. Dünyanın neresinde olursa olsun, risk altında olanların aşılanması ne kadar uzun sürerse, virüsün mutasyona uğrama ve böylece mevcut aşının etkisiz hâle gelme ihtimali de o kadar artıyor.

Yanni, “Bu aşılardan herhangi birini üretebilecek tüm şirketlerin bunu yapabilmesi sağlanmalıdır.” diyerek çağrısını tekrarlarken, “Böylece gelişmekte olan ülkeler, daha fazla para kazanmak için aşılarını ilk önce X ülkesine satmaya karar veren büyük ilaç şirketlerinin kaprisini çekmek zorunda da kalmayacaktır.” dedi.

Kaynaklar

https://www.who.int/director-general/speeches/detail/who-director-general-s-opening-remarks-at-the-media-briefing-on-covid-19-5-february-2021

https://www.who.int/director-general/speeches/detail/who-director-general-s-opening-remarks-at-148th-session-of-the-executive-board

https://www.oxfam.org/en/press-releases/small-group-rich-nations-have-bought-more-half-future-supply-leading-covid-19

https://www.hrw.org/news/2021/02/11/universal-and-equitable-access-covid-19-vaccines-testing-treatments-companies-human

https://oxfamapps.org/media/press_release/monopolies-causing-artificial-rationing-in-covid-19-crisis-as-3-biggest-global-vaccine-giants-sit-on-sidelines/

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Tunus merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar