Doğu Kudüs Ramazanın İlk Haftasında İsrail ve Filistin’de Gerilim Arttı

İsrail ve Filistin’de ramazanın ilk haftası şiddet dalgası ve hükûmet krizine sahne oldu.

Burak Gücin 8 Nisan 2022

İsrail’de son haftalarda art arda yaşanan saldırılar işgal altındaki Filistin bölgelerinde ramazan ayında gerilimi tırmandırırken, ülkenin kırılgan koalisyon hükûmetini de dağılma noktasına getirdi.

Tel Aviv’deki Kargaşa Ortamı

Batı Şeria

Yahudi Aktivist: "Filistinlilere Yardım Etmek Sorumluluğumuz"

26 Ocak 2022

İsrail’in en kozmopolit şehri Tel Aviv’in merkezinde dün düzenlenen silahlı saldırıda iki kişinin hayatını kaybetmesi ülkedeki şiddet zincirinin son halkası oldu.

İsrail polisi, sabah saatlerinde girdiği çatışmada saldırganı öldürdüğünü duyurdu. Saldırganın, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin kentinden bir Filistinli olduğu ifade edildi.

Bölge, İsrail içinde üç haftada dört ayrı silahlı saldırı, İsrail güçlerinin Batı Şeria’da yürüttüğü operasyonlar, işgal altındaki Doğu Kudüs’te Filistinlilerin toplumsal hareketliliği ve İsrail siyasetinde hükûmetin düşme tehlikesinin yol açtığı çoklu krizlerin gölgesinde ramazan ayının ilk haftasını geçirdi.

Yahudiler için kutsal Hamursuz Bayramı’nın yaklaştığı bu dönemde Filistinlilerin rahatsızlık duyduğu fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskın çağrıları da bölgedeki gerilimin tırmanmasına ilişkin endişeleri artırıyor.

İsrail’de Silahlı Saldırı Dalgası

İsrail son haftalarda art arda silahlı saldırılarla sarsıldı. Son olarak dün Tel Aviv‘de 2 kişinin öldüğü saldırıdan önce, 22-29 Mart’ta ülkenin farklı kentlerde yaşanan 3 saldırıda toplam 11 İsrailli hayatını kaybetmişti.

Ülkenin güneyindeki Birusseba kentinde 22 Mart’ta düzenlenen bıçaklı saldırıda 4 İsrailli ölmüştü. Saldırganın DEAŞ sempatizanı olduğu ve daha önce “güvenlikle ilişkili” suçlardan hapis yattığı belirtilmişti.

Hadera şehrinde de 27 Mart akşamı iki saldırganın açtığı ateş sonucu 2 polis ölmüş, 3 polis yaralanmıştı. Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlenmişti.

Tel Aviv’in doğusundaki Beni Barak kentinde 29 Mart akşamı düzenlenen silahlı saldırıda ise biri polis 5 kişi hayatını kaybetmişti. İsrail polisi, saldırganın, işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin’den 27 yaşında bir genç olduğunu bildirmişti.

İsrail Başbakanı’ndan Açıklama

Bu saldırılar üzerine üst düzey güvenlik yetkilileriyle toplantılar düzenleyen Başbakan Naftali Bennett, İsrail şehirlerinde güvenlik önlemlerini üst seviyeye çıkaran ve ordu birliklerinin de İsrail polisine şehirlerde destek sağlayacağı bir dizi karar aldı.

Bennett ayrıca, daha birçok saldırı girişimi beklediklerini ve bunları engellemek için çalıştıklarını kaydetti. Bennett’in silah taşıma ruhsatı bulunan İsraillilere yönelik, “Şimdi silah taşımanın tam zamanı” çağrısı, İsrail’de bireysel silahlanmayı hızlandırdı.

Kanal 12’nin 30 Mart’ta Kamu Güvenliği Bakanlığı verilerine dayandırdığı habere göre, son saldırıların ardından İsrail’de silah ruhsatı başvuruları günde 60’dan 1500’e kadar yükseldi ve silah ruhsatı başvurularında yaklaşık yüzde 2 bin 500 artış görüldü.

İsrail yüksek alarm durumundayken saldırı dizisinin sonuncusu dün başkent Tel Aviv’in göbeğinde yaşandı. Kentin en ünlü caddelerinden Dizengoff Caddesi’nde dün akşam saat 21.00 sularında bir eğlence mekanına düzenlenen silahlı saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı.

Olayın bir “terör saldırısı” olduğunu duyuran İsrail polisi, gece boyunca saldırganı bulmak için geniş çaplı operasyon yürüttü. Polis, sabah saatlerinde, saldırganın güvenlik güçleriyle girdiği çatışma sonucunda öldürüldüğünü duyurdu.

İsrail Güçlerinin Batı Şeria’ya Baskınları

Filistin

"Rachel Corrie Kendisinden Çok Filistin Halkının Hatırlanmasını İstiyordu"

16 Mart 2022

İsrail güçleri, 22-29 Mart arasında yaşanan ilk 3 saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’da “Dalgakıran” adında operasyon başlatarak baskınlar düzenledi.

İsrail askerleri, ramazan ayının birinci günü 2 Nisan’da Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi üyesi olduğu ileri sürülen 3 kişiyi öldürdü. Baskınlar sırasında Filistinlilerin İsrail askerlerine ateşle karşılık vermesi sonucu biri ağır 4 İsrail askeri yaralandı.

İsrail Başbakanı Bennett, “saldırı hazırlığında olduğu” iddia edilen 3 Filistinlinin öldürülmesi üzerine İsrail güvenlik güçlerinin “saatli bir bombayı” etkisiz hale getirdiği ifadelerini kullandı.

İsrail güçlerinin silahlı Filistinli grupların yoğunlukta olduğu Cenin’e 31 Mart’ta yaptığı baskında da biri çocuk 2 Filistinli hayatını kaybetmişti.

Saldırıların Ardından Gözaltı Dalgası

İsrail Başbakanı Bennett, işgal altındaki Batı Şeria‘da söz konusu saldırıların ardından yürütülen operasyonlarda güvenlik güçlerinin 5 büyük saldırıyı önlediğini ve 200’den fazla zanlıyı gözaltına aldığını duyurdu.

İsrail’de yeniden yükselen DEAŞ tehdidinde Birusseba ve Hadera’daki saldırıyı gerçekleştirenlerin Filistin asıllı İsrail vatandaşlarının olduğunun açıklanmasıyla bu kesime de yeni bir gözaltı dalgası başladı. İsrail polisi, DEAŞ saldırılarıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle İsrail vatandaşı 50 kadar Filistinliyi gözaltına aldığını duyurdu.

İsrail’de Siyasi Kriz

Bölgede saldırıların ve gerilimin arttığı dönemde İsrail, çok parçalı koalisyon hükûmetinin sallantıya girdiği bir siyasi krize sürüklendi.

İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in partisi Yamina Milletvekili Idit Silman, 6 Nisan’da koalisyon hükûmetinden istifa ettiğini açıkladı. Koalisyon hükûmeti, muhalefet karşısında Meclisteki bir oy farklı çoğunluğu yitirdi. İktidar ve muhalefet, parlamento içinde 60-60 sayısında eşitlendi.

Silman, istifasında Başbakan Bennett’i sağdan uzaklaşmakla suçlayarak, koalisyon içindeki sağcı üyelerden kendisi gibi istifa etmelerini istedi. İsrail’de 8 partinin bir araya gelmesiyle Haziran 2021’de kurulan koalisyon hükûmeti bu istifayla düşme potasına girdi.

Silman’ın istifasında koalisyon ortağı sol Meretz Partisinden Sağlık Bakanı Nitzan Horowitz ile “Yahudilerin Hamursuz Bayramı’nda hastanelere koşer olmayan yemeğin getirilmesine izin verilmesi” konusunda yaşadığı tartışmanın etkili olduğu belirtildi.

Netanyahu Yeniden Harekete Geçti

İsrail’de daha önce yaşanan saldırılarda hükûmeti eleştiren Meclisteki en büyük parti Likud’un lideri Binyamin Netanyahu, Silman’ın istifasını memnuniyetle karşıladı. Netanyahu da Silman’ın istifası üzerine yayımladığı açıklamada, “bu anı bekleyen halk kitleleri adına kendisine teşekkür ettiğini” duyurdu.

İsrail basınına konuşan Likud içinden ismi açıklanmayan üst düzey bir yetkili, İsrail Meclisi Sağlık Komitesine liderlik eden Silman’ın olası hükûmette Sağlık Bakanlığı görevini istediğini ve bu durumda Likud’a katılacağı belirtti.

İsrail’de en uzun süre başbakanlık yapan siyasetçi unvanını taşıyan Netanyahu, Silman’ın istifasını açıkladığı çarşamba akşamı taraftarlarıyla bir miting düzenledi. Daha fazla sağcı milletvekilinden aynı şekilde istifa etmelerini isteyen Netanyahu, “Koalisyonda kalbi ve vicdanı olan herkes evine dönsün; sağa dönün.” çağrısı yaptı.

Likud’dan üst düzey isimler de koalisyondan istifa noktasında Silman’ın tek olmadığını, bunu düşünen başka milletvekilleri de bulunduğunu savundu.

Doğu Kudüs’ün Şam Kapısı, Ramazanda Hareketlendi

İsrail yönetimi, geçen yıl ramazanda işgal altındaki Doğu Kudüs’teki uygulamaların tüm bölgeye yayılarak Gazze’de savaşla sonuçlandığı tabloda bu yıla erkenden hazırlanmaya başladı.

Ramazandan bir ay önce Şeyh Cerrah’taki ailelerin evlerinden zorla çıkarılmasına ilişkin mahkeme kararı İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından bozuldu. Filistin sokağı, bu adımı İsrail’in ramazanda gerilimden kaçındığı biçiminde değerlendirdi.

İsrailli yetkililer, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’ye yönelik mesajlarında, burada yaşayan Filistinlilerin “yaşam kalitesini artırma ve ekonomik durumlarını iyileştirme vaadinde” bulunurken bunun “güvenlik durumuna bağlı olduğu” şartı koştu. İsrail’in bu hazırlığına rağmen her ramazan farklı bir olayla ısınan işgal altındaki Doğu Kudüs’ün sembolik Şam Kapısı önünde Filistinliler ve İsrail polisi arasındaki toplumsal hareketlilik yeniden başladı.

İftar vaktinin ardından çoğu genç binlerce Filistinli, Eski Şehir’in sembolik girişi Şam Kapısı çevresinde toplanmaya devam etti. Filistinliler ve İsrail polisi arasında sözlü sataşmalar ve arbede yaşandı. İsrail polisi, Filistinlilere zaman zaman copla müdahale etti. Polisin bulunduğu noktalara ara sıra plastik şişe gibi yabancı maddeler atıldı.

Filistinli göstericilerin arasına gizlenen ve “mustaribin” olarak bilinen sivil giyimli İsrail kuvvetleri bazı Filistinlileri gözaltına alırken, polis ses bombası kullandı. İsrail polisine bağlı atlı birlikler de Eski Şehir surları çevresinde Filistinlileri alandan uzaklaştırmak için kullanıldı.

Olaylarda en az 20 Filistinli gözaltına alındı, yaklaşık 20 kişi de yaralandı. Geçen yıl ramazan ayındaki olaylar göz önüne alındığında Şam Kapısı çevresinde ramazanın ilk haftasında yaşanan olaylar henüz kontrollü gerilim seviyesinde kaldı.

Üç Dinin Kutsal Günleri Aynı Tarihlere Geliyor

Doğu Kudüs

BM'den Filistin ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi Açıklaması

9 Mart 2022

Üç dinin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapan işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesi çevresinde toplumsal hareketlilik için belirleyici olaylardan biri de gelecek hafta başlayacak Yahudilerin Hamursuz Bayramı.

Mescid-i Aksa’ya ev sahipliği yapan Eski Şehir bölgesinde Yahudilerin ibadet ettiği Ağlama (Burak) Duvarı yer alıyor. Hamursuz Bayramı’nın yaklaşmasıyla fanatik Yahudilerin, İsrail polisi denetimi altında Filistinli nüfusu rahatsız eden Mescid-i Aksa baskınlarını artırması da bekleniyor.

Hristiyanlar da Paskalya Bayramı’nı 17 Nisan’da kutlamaya hazırlanıyor. Eski Şehir bölgesinde yaşanacak insan hareketliliğinde olası bir kıvılcımın bölgede yüksek seyreden tansiyonu daha da artırmasından endişe ediliyor. (AA)

Burak Gücin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

    Hakkımızda

    Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

    YAZININ DEVAMI
    Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |