Fransa

Mahkûmiyeti Onandı Ama Siyaset Yasağı Bitti: Marine Le Pen 2027’de Aday

Marine Le Pen, Avrupa Parlamentosu fonlarının usulsüz kullanıldığı davada istinafta yeniden mahkûm edildi. Ancak siyasi yasak cezasının azaltılmasının ardından 2027 cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olduğunu açıkladı.

Mahkûmiyeti Onandı Ama Siyaset Yasağı Bitti: Marine Le Pen 2027’de Aday
Fotoğraf: Victor Velter/Shutterstock

Paris İstinaf Mahkemesinin 7 Temmuz 2026 tarihli kararı, Marine Le Pen için ne beraat ne de tam bir siyasi yenilgi anlamına geliyor. Mahkeme, Avrupa Parlamentosu asistanları için ayrılan kamu fonlarının parti faaliyetleri için kullanıldığı davada Le Pen’in suçluluğunu onadı; dosyada yargılanan 12 sanığın tamamı farklı suçlardan yeniden mahkûm edildi. Ancak kararın siyasi sonucu, 2025’teki ilk derece hükmünden farklı oldu. 31 Mart 2025’te beş yıl seçilme yasağı alan ve bu nedenle 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi için yolu kapanmış görünen Le Pen, istinafta daha hafif bir siyasi yasak cezası aldı. Kesin siyasi yasak süresi, ilk derece kararından bu yana çekilmiş sayıldığı için Le Pen yeniden aday olabilir hâle geldi.

Bu nedenle karar, Fransa siyasetinde aynı anda iki farklı tartışmayı açtı. Bir yanda mahkeme, kamu fonlarının kötüye kullanılmasını, siyasi partiler arasında eşitliği bozan ve seçilmiş temsilcilerden beklenen dürüstlük yükümlülüğünü ihlal eden ağır bir fiil olarak tanımladı. Diğer yanda ise seçilme hakkı, aday olma özgürlüğü ve seçmenin serbest tercihi gerekçesiyle Le Pen’in 2027 yarışının dışında bırakılmamasına hükmetti.

Le Pen ise kararın açıklandığı akşam TF1 yayınına katılarak cumhurbaşkanlığına aday olduğunu duyurdu ve Yargıtaya başvuracağını açıkladı. Böylece 2025’te “yargı engeli” olarak görülen dava, 2026’da aşırı sağcı liderin adaylığını bütünüyle engelleyen bir karar olmaktan çıktı; fakat 2027 kampanyasının merkezine mahkûmiyet, kamu dürüstlüğü ve seçmen iradesi tartışmasını yerleştirdi.

Avrupa Parlamentosu Bütçesiyle Finanse Edilen Parti Çalışmaları

Davanın merkezinde, eski adı Ulusal Cephe (Front National) olan Ulusal Birlik (Rassemblement National) partisinin 2004 ile 2016 arasındaki Avrupa Parlamentosu faaliyetleri yer alıyor. Avrupa Parlamentosu üyelerine, parlamentodaki yasama, siyasi ve idari çalışmalarında yardımcı olacak personel istihdam etmeleri için bütçe tahsis ediliyor. Fransız yargısı ise bu kaynakların bir bölümünün, bağlı oldukları milletvekillerinin çalışmaları yerine partinin Fransa’daki ulusal faaliyetleri için kullanıldığı sonucuna vardı.

Mahkeme kararlarına göre bazı parlamento asistanları, Avrupa Parlamentosu üyeleri adına ya hiç ya da çok sınırlı çalıştı; buna karşılık partinin örgütsel işlerinde görev aldı. Yargının tespit ettiği düzenek, parlamento asistanlığı bütçesinin sistematik biçimde partinin mali ve örgütsel ihtiyaçlarına yönlendirilmesine dayanıyordu. İstinaf Mahkemesi, söz konusu uygulamanın 11 yıldan uzun sürdüğünü ve Avrupa Parlamentosunun yaptığı şikâyet sonrasında sona erdiğini vurguladı.

Dosya yalnızca Marine Le Pen’i kapsamıyordu. Partinin kendisi, eski Avrupa Parlamentosu üyeleri, parlamento asistanları ve mali işlerinden sorumlu isimler de yargılandı. İlk derece kararında 24 kişi ve Ulusal Birlik mahkûm edilmişti. İstinaf sürecinde ise karara itiraz eden 11 kişi ile parti hakkında yeniden hüküm verildi.

Marine Le Pen’in davadaki konumu iki farklı göreviyle bağlantılıydı. Le Pen, Temmuz 2004 ile Haziran 2017 arasında Avrupa Parlamentosu üyesiydi. Bunun yanında, 2011’de babası Jean-Marie Le Pen’den devraldığı parti başkanlığı görevi nedeniyle, partinin ulusal faaliyetleri yararına işlenen kamu fonlarını zimmete geçirme suçuna iştirak etmekten de sorumlu tutuldu.

Maddi zarar konusunda dosyada farklı hesaplamalar bulunuyor. İstinaf Mahkemesi, farklı amaçlar için kullanıldığı değerlendirilen fonların toplamını 2,8 milyon avronun üzerinde belirledi. İlk derece mahkemesi zararı yaklaşık 2,9 milyon avro olarak hesaplamış, Avrupa Parlamentosu ise müdahil sıfatıyla zararın 4,6 milyon avroya ulaştığını savunmuştu. Bu fark, dosyada kullanılan hesaplama yöntemleri ve talep edilen tazminatların kapsamındaki ayrımlardan kaynaklanıyor.

Dava, yalnızca mali usulsüzlük meselesi olarak değil, siyasi partiler arasındaki rekabetin eşitliği bakımından da ele alındı. Mahkeme, bir partinin Avrupa Parlamentosu kaynaklarından ulusal örgütlenmesi için yararlanmasının diğer siyasi partiler karşısında eşitsizlik yarattığını belirtti. Kararda ayrıca, bu fiillerin kamu yararından sorumlu seçilmiş temsilciler tarafından işlenmiş olmasının suçun ağırlığını artırdığına dikkat çekildi.

İstinaf Mahkemesi Neden Ceza İndirimine Gitti?

Marine Le Pen, 31 Mart 2025’te Paris Ceza Mahkemesi tarafından dört yıl hapis, 100 bin avro para cezası ve derhâl uygulanmak üzere beş yıl siyasi yasak cezasına çarptırılmıştı. Hapis cezasının iki yılı kesin hapis olarak düzenlenmişti. Siyasi yasak kararının derhâl infaz edilmesi ise Le Pen’in temyiz süreci devam ederken dahi seçimlere katılmasını engellemiş; 2027 cumhurbaşkanlığı seçimine adaylığı o aşamada fiilen kapanmıştı.

İstinaf Mahkemesi suçluluk hükmünü korudu, ancak cezayı değiştirdi. Le Pen üç yıl hapis cezası aldı; bunun iki yılı ertelendi, bir yılı ise elektronik kelepçe altında evde infaz edilebilecek şekilde düzenlendi. Buna ek olarak 100 bin avro para cezası verildi. Siyasi yasak cezası ise toplam 45 ay olarak belirlendi; bunun 30 ayı ertelendiği için kesin yasak süresi 15 aya indi.

Bu 15 aylık süre, ilk derece mahkemesinin 31 Mart 2025’te verdiği derhâl infaz kararı nedeniyle zaten çekilmiş kabul edildi. Süre 30 Haziran 2026’da tamamlandığından, Le Pen hukuken 2027 cumhurbaşkanlığı seçimine aday olabilecek durumda. Fransa’da seçimin ilk turunun 18 Nisan, ikinci turunun ise 2 Mayıs 2027’de yapılması planlanıyor.

Mahkemenin gerekçesi, suçun hafife alınmasından çok cezanın kişiselleştirilmesine dayanıyor. İstinaf Mahkemesi, olayların eski tarihli oluşunu, Le Pen’in kişisel olarak zenginleşmemesini ve yaklaşık on yıldır benzer bir suç teşkil eden davranışın tekrarlanmamasını dikkate aldı. Mahkeme, saptırılan fonlardan esas olarak partinin yararlandığını da belirtti.

Bununla birlikte karar, Le Pen’in siyasi ve hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Mahkeme, eylemlerin yurttaşların siyasi partilere duyduğu güvene, seçim sisteminin işleyişine ve demokratik rekabete zarar verdiğini kaydetti. Siyasi yasak cezasının azaltılmasında ise aday olma özgürlüğü ile seçmenlerin serbest tercih hakkı gözetildi. Mahkeme, 31 Mart 2025’ten bu yana uygulanmış olan yasağın kamu dürüstlüğüne yönelik ihlali yeterli ölçüde telafi ettiğini değerlendirdi.

Le Pen Cumhurbaşkanı Adaylığını Açıkladı, Başbakanlık İçin Bardella’yı İşare Etti

İstinaf kararı, Ulusal Birlik için yalnızca hukuki değil, aynı zamanda stratejik bir sonuç doğurdu. İlk derece hükmünün ardından parti, Marine Le Pen’in aday olamaması ihtimaline karşı Jordan Bardella’yı olası cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıkarmıştı. Bardella, partinin genç genel başkanı ve Le Pen’in siyasi halefi olarak görülüyordu.

Ancak 7 Temmuz akşamı TF1 kanalının ana haber bültenine çıkan Marine Le Pen, bu belirsizliği sona erdirdi. Le Pen, “cumhurbaşkanlığına aday” olduğunu açıkladı ve kararı Yargıtaya taşıyacağını duyurdu. Ayrıca seçimi kazanması durumunda Jordan Bardella’yı başbakan olarak atamak istediğini belirtti. Böylece RN, Le Pen’in cumhurbaşkanlığı adaylığı ile Bardella’nın hükûmetteki olası rolünü aynı siyasal anlatıda birleştirmeyi hedefliyor.

Le Pen Elektronik Kelepçe Olmadan Kampanya Yapmak İstiyor

Yargıtaya başvuru, kampanyanın pratik koşulları açısından da önem taşıyor. Le Pen, elektronik kelepçeyle kampanya yürütmesinin mümkün olmayacağını daha önce birçok kez dile getirmişti. TF1 yayınında ise Yargıtay başvurusunun hapis cezasının infazını askıya alacağını savunarak kampanyayı elektronik kelepçe olmadan yürüteceğini söyledi.

Yargıtay, davanın maddi olaylarını yeniden değerlendirmeyecek; yalnızca hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını inceleyecek. Kararı tamamen ya da kısmen bozarak dosyayı yeniden yargılama için başka bir mahkemeye gönderebilir veya başvuruyu reddederek istinaf hükmünü kesinleştirebilir. Bu nedenle Le Pen’in adaylığı bugün hukuken mümkün olsa da dava 2027 seçimlerine kadar Fransa’daki siyasi tartışmanın merkezinde kalmayı sürdürecek.

Le Pen ya da Bardella: Kim Daha Fazla Oy Alırdı?

Anketler, Ulusal Birlik’in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ilk turda açık ara önde göründüğünü ortaya koyuyor. Ancak son aylarda yapılan ölçümlerde dikkat çeken bir ayrıntı var: Marine Le Pen’in adaylığının belirsiz olduğu dönemde, Jordan Bardella yalnızca “yedek aday” olarak değil, Le Pen’den biraz daha güçlü bir seçenek olarak görülmeye başlandı. Mayıs sonunda yayımlanan Toluna Harris Interactive anketinde Marine Le Pen’in adaylık ihtimali hiç ölçülmemiş, RN adına yalnızca Jordan Bardella test edilmişti. Bardella bu senaryoda yüzde 32 ile ilk sırada yer alırken, Jean-Luc Mélenchon yüzde 14, Édouard Philippe yüzde 13, Raphaël Glucksmann ise yüzde 10 seviyesinde kalmıştı.

Haziran başında yayımlanan Ipsos-BVA-CESI anketi de RN’nin ilk turdaki gücünü teyit etti. Ankete göre partinin adayı Marine Le Pen de olsa Jordan Bardella da olsa RN yüzde 31 ile 36 arasında değişen oy niyetiyle ilk turun en güçlü aktörü konumunda. Ancak Bardella, farklı aday kombinasyonlarında Le Pen’in biraz önünde görünüyor. Örneğin Gabriel Attal, Édouard Philippe ve Raphaël Glucksmann’ın bulunduğu bir senaryoda Bardella, Le Pen’den 2,5 puan daha yüksek ölçüldü; sol aday olarak François Hollande’ın test edildiği bir başka senaryoda ise fark 2 puan olarak kaydedildi.

Aradaki fark sınırlı olsa da anketler, Ulusal Birlik seçmeninin Bardella seçeneğine belirli ölçüde yöneldiğini gösteriyor. Le Pen, partinin tarihî lideri ve üç kez cumhurbaşkanlığına aday olmuş bir isim olmasına rağmen, 2025’te verilen seçilme yasağı kararının ardından Bardella kamuoyunda fiilî alternatif aday olarak öne çıktı. Ipsos-BVA’dan Adélaïde Zulfikarpasic’e göre seçmenlerin bir bölümü, Le Pen’in aday olamayabileceği ihtimalini dikkate alarak kendisini Bardella senaryosuna göre konumlandırdı. Bu süreçte Le Pen’in siyasi desteğinin bir kısmının Bardella’ya yöneldiği değerlendiriliyor.

YouGov’un RN seçmenleri arasında yaptığı anket de bu eğilimi destekliyor. Ankete katılan RN sempatizanlarının yüzde 52’si, Jordan Bardella’nın parti için en iyi cumhurbaşkanı adayı olacağını düşündüğünü belirtti. Bu sonuç, Bardella’nın yalnızca dış kamuoyunda değil, partinin kendi seçmen tabanında da güçlü bir alternatif olarak kabul gördüğünü gösteriyor. Buna rağmen Le Pen’in 7 Temmuz’da adaylığını resmen açıklaması, RN açısından denklemi yeniden değiştirdi. Bundan sonraki anketler, Bardella’ya yönelen desteğin kalıcı mı olduğunu, yoksa Le Pen’in adaylığının kesinleşmesiyle yeniden eski lidere mi döneceğini gösterecek. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler