Uygur Türkleri BM’nin Uygur Türkleri İçin Yaptığı Çin Ziyareti Yeterli Bulunmadı

İsveç'in başkenti Stockholm'de parlamento binası önünde, Çin'in Uygur Türklerine yönelik politikalarına karşı protesto gösterisi düzenlendi. Uluslararası Af Örgütü ise, BM yetkilisinin Çin ziyareti sonrası yaptığı açıklamalara tepki gösterdi.

Burak Gücin 1 Haziran 2022

İsveç Uygur Maarif Derneği tarafından 29 Mayıs’ta organize edilen gösteride, Çin’in Uygur Türklerine yönelik baskılarının son bulması istendi.

Çin’in Baskı ve Soykırım Politikası

Uygur Türkleri

Uygur Türklerinin Sincan'da Nasıl Topluca Hapsedildiği Belgelendi

25 Mayıs 2022

İsveç Uygur Maarif Derneği Ekonomi Başkan Vekili Abdullah Kökyar, yaptığı açıklamada, önceden dile getirdikleri Çin’in Uygur Türkeri’ne yönelik “baskı ve soykırım politikasının” belgelendiğini söyledi.

Geçen hafta dünyanın birçok ülkesinde önemli basın kuruluşlarının bunları yayımladığını anlatan Kökyar, “Uygur Türklerine yönelik soykırım politikaları, Çin polisinin bilgisayarlarının hacklenmesi sonucu ele geçirildi ve bizim savunduğumuz gerçekler ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

Yayımlanan haberde delil niteliğinde binlerce fotoğraf bulunduğunu kaydeden Kökyar, “Basına gönderilen 2018 yılının ilk 7 aylık dönemine ait belgelerde, 5 binden fazla Müslüman Uygur Türkü’nün zorla götürüldüğü toplama kamplarında işkenceye tabi tutulduğu ortaya çıkıyor. Bu belgelerden sonra tüm uluslararası kuruluşları göreve davet ediyoruz.” diye konuştu.

Protesto alanından geçen İsveçli bir kadının, konuşmaları bir süre dinledikten sonra gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin Açıklamalarına Tepki

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, 28 Mayıs günü yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in, Çin ziyaretinin ardından yaptığı açıklamalara tepki göstererek, Uygurlar ve Tibet hakkındaki paragrafların “gerçeküstü” olduğunu söyledi.

Callamard, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “diplomatik tiyatroyu” anladığını belirterek, “Bu açıklamanın, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’ne ait olduğuna ve Çin’in insan hakları kayıtlarıyla ilgili olduğuna inanmak zor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bachelet’in, Uygurlar ve Tibet’e ilişkin açıklamalarının “gerçeküstü” olduğunu ve nutku tutulduğunu belirten Callamard, şunları kaydetti:

“Önümüzdeki tek yol, Sincan hakkında uzun zamandır beklenen raporun yayınlanması ve bulguların BM İnsan Hakları Konseyinin haziran ayındaki bir sonraki toplantısında sunulmasıdır. Bachelet, yurt dışındaki Uygurlardan kayıp aile üyeleriyle ilgili başvurular aldığını beyan etti ve bunları Çinli yetkililerle görüştüğünü söyledi. Bachelet’in ofisi bunu takip etmeli, yetkililerin, tutukluların haklarını garanti etmesi ve aile üyeleriyle düzenli iletişim kurması konusunda ısrar etmeli.”

Bağımsız Uluslararası Bir Mekanizmanın Gerekliliği

Callamard, BM yetkilisi Bachelet’in, bu ziyaretin bir “soruşturma” olmadığını haklı olarak kabul ettiğini ancak bunun, yakın gelecekte bağımsız insan hakları uzmanları tarafından daha anlamlı eylemler ve soruşturmalar için bir sıçrama tahtası olması yönünde baskı yapması gerektiğini bildirdi.

Agnes Callamard, “Bir insan hakları çalışma grubu, şüpheli faillerin belirlenmesi dahil hesap verebilirliği sağlamak amacıyla, Sincan’daki uluslararası hukuk kapsamındaki suçları soruşturmak için bağımsız uluslararası bir mekanizmanın yerini alamaz.” ifadesini kullandı.

“Terörle Mücadele Tedbirleri Uygurlar ve Müslümanları Hedef Alıyor”

Abdullah Kökyar

Sincan'daki 267 Bin Nüfuslu Şehirde 10 Bin Uygur Türkü Hapiste

18 Mayıs 2022

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Bachelet, 6 günlük Çin ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, yetkililere, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde uygulanan “terörle mücadele tedbirlerinden” duyduğu endişeleri dile getirdiğini açıklamıştı.

Uygurlara yönelik insan hakları ihlallerine ilişkin iddialara değinen Bachelet, “Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde, özellikle Uygurlar ve çoğunlukla Müslüman azınlıkları hedef alan, terör ve radikalleşmeyle mücadele tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin sorularımı ve endişelerimi dile getirdim.” ifadesini kullanmıştı.

Bachelet, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki “terörizmle mücadele” ve “aşırıcılıktan arındırma” amacıyla uygulanan programların Uygur Türkleri ve diğer etnik azınlıkların haklarına verdiği zarara dair endişelerini gündeme getirdiğini aktarmıştı.

BM yetkilisi Bachelet, “Çin hükûmetine tüm terörle mücadele ve aşırılıklardan arındırma programlarının, uluslararası insan hakları standartlarına uygun yürütüldüğünden ve keyfi ve ayrımcı uygulamalara yer vermediğinden emin olmak için gözden geçirilmesi tavsiyesinde bulundum.” diye konuşmuştu.

Sincan ve Çin’deki İnsan Hakları İhlalleri

Çin, son yıllarda Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türkleri ve diğer azınlık mensuplarını hedef alan sistematik hak ihlallerine ilişkin iddialar nedeniyle uluslararası kamuoyunda eleştirilere hedef oluyor.

Türkiye’nin de yer aldığı BM üyesi 43 ülke, 21 Ekim 2021’de New York’ta düzenlenen BM İnsan Hakları Komitesi Toplantısı’nda yaptıkları ortak açıklamada, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 1 milyondan fazla kişinin “yeniden eğitim merkezi” adı verilen siyasi kamplarda alıkonulduğundan, işkence, kötü muamele, insanlık dışı ve aşağılayıcı cezalandırma, zorla kısırlaştırma, cinsel şiddet ve çocukları ailelerinden ayırma gibi yaygın ve sistematik insan hakları ihlallerine maruz kalmasından duydukları endişeyi dile getirmişti.

Açıklamada, bölgede din ve inanç özgürlüğü ile seyahat, toplantı ve ifade özgürlükleri üzerinde kısıtlamalar bulunduğu ve yaygın kullanılan elektronik izleme teknolojilerinin orantısız şekilde Uygurları ve diğer azınlık mensuplarını hedef aldığı belirtilmişti.

Pekin yönetiminin hukukun üstünlüğü ilkesine ve insan haklarını koruma konusundaki ulusal ve uluslararası yükümlülüklerine uyması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Çin’e BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve ofisi de dahil bağımsız gözlemcilere Sincan’a hızlı, anlamlı ve serbest erişim sağlama çağrısı yapıyoruz.” ifadelerine yer verilmişti.

Çin, Sincan’da kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermezken, kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin vermişti.

Zorla Çalıştırma

DOSYA: Yemeğin Göçü

“Uygur Yemeği Pişirmek, Benim İçin Hayat Demek”

1 Haziran 2022

Öte yandan çok sayıda Uygur Türkü’nün bölgedeki fabrikalarda zorla çalıştırıldığı iddia edilmiş, Sincan’daki bazı işletmeler, “zorla çalıştırma” yoluyla üretim yapıldığına dair iddiaların hedefi olmuştu.

ABD Kongresi, Aralık 2021’de Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygur Türkleri ile diğer etnik ve dinî azınlıkların zorla çalıştırılması yoluyla ürettiği malların ABD’ye ithalatının yasaklanmasını öngören yasayı kabul etmişti.

Washington yönetimi, iddialara konu olan işletmelere ve onlarla çalışan şirketlere yaptırım kararları almıştı. Pekin yönetiminin sözcüleri ise zorla çalıştırma iddialarını “Çin-karşıtı güçler tarafından uydurulmuş yalanlar” olarak nitelemiş; ülkedeki insan hakları durumunun gerçeğe aykırı olarak karalanmaya çalışıldığını savunmuştu. (AA/P)

Burak Gücin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

    Hakkımızda

    Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

    YAZININ DEVAMI
    Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |