Ayrımcılık Göçmen Kökenlilerin Barınma Koşulları ve Almanya’daki Konut Piyasası

Yapılan bir araştırma, Almanya'daki göçmen kökenlilerin daha yüksek kira ödediğini ve daha kötü koşullarda barındığını ortaya koyuyor.

Burak Gücin 23 Haziran 2022

Daha küçük ve daha kötü bir evde yaşamak ve metrekare başına daha da fazla kira bedeli ödemek: Almanya’da göçmen ya da göçmen kökenli birçok insan bu durumla karşılaşıyor ve tecrübe ediyor. Bölgesel ve Kentsel Gelişim Araştırmaları Enstitüsünün (ILS) yaptığı bir araştırma, Almanya’daki göçmen kökenlilerin barınma koşullarının diğer vatandaşlarınkinden daha kötü olduğunu belirtiyor.

Anatomi Serisi

Ayrımcılık Nedir?

20 Haziran 2020

Almanya’daki kent bölgelerinde gerek bekarlar gerek çocuklu aileler için bütçeye uygun konut sayısı oldukça az. Pazardaki ev sayısının azlığı, konut pazarında bir takım dezavantajlara yol açıyor ve bunlardan ilk etkilenen kesim genellikle göçmen kökenli kişiler oluyor. Almanya Federal İstatistik Dairesinin 2018 yılı verilerine göre; göçmen kökenlilerin evleri genel ortalamadan 27 metrekare daha küçük. Daha kötü barınma koşulları, dairelerin büyüklüğü kadar konumları ve fiyatları için de geçerli. ILS’nin araştırmasına göre bu fark, sosyal eşitsizliklerin hem bir göstergesi hem de nedenlerinden biri. İstatistiksel olarak, göçmen kökenli kişilerin hane geliri toplumun diğer kesimlerine kıyasla daha düşük seviyede: Çalışma, kötü barınma koşullarının da toplumsal hayata katılım ve sağlık üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu vurguluyor.

Konut Piyasası ve Ayrımcılık

Kötü barınma koşullarına ek olarak, göçmenlik geçmişine sahip insanların üçte biri, Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi tarafından yapılan temsili nitelikteki bir anket çalışmasına katılanlar, konut ararken ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyledi. Almanya’daki siyah tenli insanlarla yapılan anketlerde, konut piyasasında ırkçılık bildirenlerin oranı yüzde 70’in üzerindeydi.

Peki, ayrımcılık konusunda neler yapılabilir? Çalışmayı gerçekleştiren ILS ekibinin çeşitli önerileri var. Bu önerilere göre, göç kökenli insanların konut piyasasında daha iyi fırsatlara sahip olmaları için emlak ve konut şirketleri kendi bünyelerinde çeşitlilik yönetimi ve ayrımcılıkla mücadele süreçlerinin işletmeli. Ayrıca, daha uygun fiyatlı evleri piyasaya sunmak için sosyal konut yatırımlarının teşvik edilmesi fikrindeler.

Bir başka vurgulanan husus ise, göçmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelere yapısal yatırımlar için daha fazla destek verilmeli. Ve sosyal altyapılar, yeni gelenlere ve göçmen kökenli insanlara eşit derecede açık olacak şekilde tasarlanmalıdır. (P)

Burak Gücin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

    Hakkımızda

    Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

    YAZININ DEVAMI
    Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |