Anatomi Serisi Ayrımcılık Nedir?

Farklılıklara karşı geliştirilen bir tür ön yargı ve haksız muamele olan ayrımcılık, toplumsal yaşamın farklı alanlarında ortaya çıkıyor. Perspektif Anatomi Serisi, bu kez ayrımcılık kavramını masaya yatırıyor.

Ahmet Aslan 20 Haziran 2020

Toplumda bütünleşmeyi engelleyen, bireyleri mutsuzluğa sevk eden en ciddi toplumsal sorunlardan biri ayrımcılık. Ayrımcılık aynı zamanda uluslararası metinlerin ve birçok ülke anayasasının açıkça yasakladığı bir suç; ancak buna rağmen herkesin bir şekilde tanık olduğu bir sorun.

Ayrımcılığın Batı dillerindeki karşılığı (Alm. “Diskriminierung”, İng.Discrimination”);  “ayrılma, ayırma, bölme” anlamlarına gelen “discriminatio” Latince fiilden türetilmiş (Schulz&Basler, 1999). İngilizcede ayrımcılık kavramı 17. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış. Amerikan İç Savaşı sonrası kavram genellikle bir bireyin daha ziyade ırkı sebebiyle önyargılı muameleye maruz kalması bağlamında kullanılmış. Zamanla toplumsal olarak ötekileştirilen ırksal gruplar dışındaki gruplara üye olanlara karşı muamele için de kullanılmaya başlanmış (Carr&Giddens, 2009:324).

Ayrımcılık, bireylere ya da gruplara; onların fiili ya da algılanan aidiyet ve özelliklerine dayanarak genel muameleden kötü muamele edildiğinde meydana geliyor. Bireyler, çoğu zaman yaşlarından, ait oldukları toplumsal sınıflarından, sahip oldukları sabıka kayıtlarından, dış görünüşlerinden, engelli olma durumlarından, medeni hâllerinden, cinsiyetlerinden, çeşitli genetik özelliklerden, milliyetlerinden, ten renklerinden, etnik kökenlerinden, dinî veya kültürel kimliklerinden dolayı çeşitli bağlamlarda ayrımcılığa maruz kalabiliyor. Ayrımcılığa gerekçe kılınan özellikler ise fark edilebilir ve hemen algılanamayan özellikler olarak iki çeşit. Mesela yaş, etnik köken veya engellilik hemen fark edilebilirken dünya görüşü, dinî veya mistik yönelim hemen algılanamaz özelliklerden.

Ayırımcılığın temelinde, ayrımcı muamelede bulunanların kendilerini mağdurlardan üstün görme örtük kabulleri yatıyor. Ayırımcılık tanımlarının çoğunun öne çıkan niteliği ise bu tanımların eşit bireylerin eşit olmayan muamelelere maruz kalmasına vurgu yapmaları (Schnapper, 2005: 216). Ayrımcılık yapan kişiler, bu durumu zaman zaman inkâr etseler de aslında ayrımcı uygulamaları tespit etmek hiç de zor değil. Zira toplumda herkesçe ulaşılabilir olması gereken fırsatların belirli kesimlere kapalı olması şeklindeki uygulamalarda ayrımcılık bariz olarak görülüyor.

ÖZEL DOSYA

Ayrımcılıkla Mücadele

DOSYA YAZILARI İÇİN TIKLAYIN

Neden Ayrımcılık Var?

Başta kültürel çeşitliliğin yaşandığı toplumlarda olmak üzere günümüzde ayrımcılığın neden bu kadar yaygın olduğunun ve âdeta doğallaştığının sebepleri üzerinde durulması gerekiyor. Birçok sosyal fenomende olduğu gibi ayrımcılık da varlığını meşrulaştırılma sürecine borçlu. Bu sürecin temelinde zihinsel ve davranışsal evreler yatmakta. Ayrıca ayrımcılık, genel toplumsal sistemle kuşkusuz yakından ilgili (Göregenli, 2012: 71).

Mesela göçmenlere ayrımcılık yapanlar,  onları yoksulluk, işsizlik, suç, kirlilik ve düzensizlik gibi toplumsal sorunların müsebbibi olarak görmekteler. Yine bazı kimseler kesin bilgi sahibi olmamalarına, suç istatistikleri onları yalanlamasına rağmen göçmenlerin ortalamadan daha sık suç işlediğini iddia edebiliyor. Diğer taraftan farklı olan toplumsal gruplar, çoğunluğun kültürel normlarına uymayan kültürel özellikleri ve davranışları sebebiyle önyargıyla karşılanıyor ve dışlanıyor.

“Öteki”ne karşı geliştirilen stereotiplerin beslediği ayırımcılık, bir bakıma önyargıların davranışa dönüşmesinden ibaret (Bilgin, 1994).** Genelde kişisel bir deneyime dayanmayan bu yargılar aile, arkadaş, okul, medya gibi kurum ve çevrelerce üretiliyor ve nesiller boyu dolaşımda tutuluyor. Karmaşık gündelik hayatı kolaylaştırma işlevi gördüğünden hayatiyet bulan önyargılar, kategorilerle işleniyor. Ancak ayrımcılığı açıklamakta tek başına önyargılar yetersiz kalmakta. Zira uzun dönemler boyu beslenen önyargılar nefrete dönüşebiliyor. Bu sebeple artık çeşitli bağlamlarda ayrımcılıktan daha fazla ırkçı fikirlerin beslediği ayrımcı muameleyi ifade eden “ırkçı ayrımcılık” kavramıyla karşılaşılmakta. Böylelikle ayrımcılık, yüzyıllarca uzun geçmişiyle  sistematikleşen ırkçılık sorununa evrilebiliyor.

İnsanlar, çoğu zaman günlük yaşantılarını idame ettirirken çevresindeki insanlara ve nesnelere dair kategoriler ediniyor. Mesela çevresindeki bireyleri cinsiyetine, yaşına veya ten rengine göre sınıflandırıyorlar. Ve genellikle bu sınıflama hiç de tarafsız değil (Bergmann, 2006). Sonuç olarak önyargılar kişinin gerçeklikle bağını koparmasına, yanlış genellemelere varmasına sebep oluyor. Nihayet bu akışa kapılan kimselerin ayrımcı uygulamalarda bulunması; hatta ırkçı tutumlar geliştirmesi sıradanlaşıyor (Six & Six-Materna, 2000).

Aşırı sağ, nefret söylemi, İslamofobi, ırkçılık gibi sıkça kullanılan kavramları Anatomi Serisi’nde açıklıyoruz. Diğer Anatomi yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.
TIKLA

Ayrımcılık Biçimleri

Ayrımcılığın doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki temel biçiminden bahsetmek mümkün. Bir kimsenin yukarıda işaret edilen özelliklerinden dolayı başkalarından daha kötü muameleyle karşılaşması doğrudan ayrımcılık olarak tanımlanıyor. Mesela bir hasta, ten renginden dolayı bir şehir hastanesinde yatak komşusuna kıyasla daha kötü tedavi edilirse, başörtülü bir kadın belediye memurundan kıyafeti sebebiyle ayrımcı tavır görürse ya da 54 yaşında tecrübeli ve başarılı bir iş arayan yaşı sebebiyle istihdam edilmezse bu durumlarda söz konusu olan doğrudan ayrımcılıktır.

Dolaylı ayrımcılık ise herkes için aynı şekilde geçerli ve görünüşte tarafsız olan; ancak bazı kişi ve gruplar üzerinde diğerlerinden farklı veya diğer gruplardan daha fazla olumsuz etkiler yaratan yasal düzenleme, uygulama ve tedbirlerdir. Mesela herkes için geçerli olan kısa zamanlı iş ücretlerinin tam zamanlı çalışma ücretlerinden daha az olması, kadınların genelde bu tür işlerde çalışmaları nedeniyle onlar için dolaylı ayrımcılık anlamına geliyor.

Mevzuatta bir kişinin, kendisiyle bağlantılı bir başka kişinin nitelikleri nedeniyle ayrımcılığa uğraması anlamında “dolayısıyla ayrımcılık” kavramı da kullanılmakta. Görünüşte eşitlikçi ve tarafsız bir uygulamanın bazı kişi ve gruplar üzerinde diğerlerinden farklı olumsuz etkiler oluşturmasıyla bu ayrımcılık türü gündeme gelmekte. Yine taciz de günümüzde, ayrımcılığın özel bir türü olarak kabul ediliyor. Irk, etnik köken, inanç, yaş, engellilik ve cinsiyet gibi sebeplerden herhangi birisiyle ilişkili olarak bir kişinin onurunu zedeleyen, ona gözdağı veren; aşağılayıcı, küçük düşürücü ya da saldırgan her türlü söz, tavır ve davranış taviz içerinde değerlendirilmekte (Gül& Karan, 2011:13-18).

ANATOMİ SERİSİ

Irkçılık Nedir?

30 Mayıs 2020

Ayrımcılığın Sonucu

Ayrımcılık, özellikle gençlerde toplumdan dışlanmış olma gerekçesiyle olumsuz duygulara, ileriki evrelerde suçluluğa ve marjinalliğe sebep oluyor. Böylelikle açığa çıkan marjinal tutumlar da toplumun ön yargılarını besleyerek kısır döngüyü devam ettiriyor. Toplumla barış içinde yaşamak isteyen bireyler ayrımcı muamelelere maruz kaldıklarında kendilerini kapatıyor, alt kimliklerine daha sıkı bir şekilde sarılıyor.

Çeşitli kesimlere karşı ayrımcı uygulamaların yaygın olduğu toplumlarda yalnızca mağdurlar değil; hak ve adalet duyguları körelmemiş kesimler de huzursuz oluyor. Bu durumda, barış içinde birlikte yaşama ülküsünü engelleyecek birçok acı tecrübe toplumsal hafızada yer ediniyor. Ayrımcılığa maruz kalan bireylerde aşağılık duygusu, mağdur olma psikolojisi, istenmeme kanısı ve saldırganlık; ayrımcılığı uygulayanlarda ise suçluluk, düşmanlık hisleri ve etik değerleri ihlal etme gibi duygu ve tutumlar ortaya çıkıyor (Bilgin, 1996: 113).

Ayrımcılık Yasağı

Çoğu uluslararası sözleşme, ayrımcılığı yasaklamakla birlikte ayrımcılığa dair net bir tanımlama yapmamaktadır. Örneğin; Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Amerikan İnsan Hakları Sözleşmesi ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı gibi. Bu tür sözleşmelere göre taraf devletler; ülkelerinde yaşayan herkese ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum vb. statüler bakımından hiçbir ayrım gözetmeksizin ilgili sözleşmelerde tanınan hakları sağlamakla ve bu haklara saygı göstermekle yükümlü (Gül& Karan, 2011:9).

Sözleşmelere göre ayrımcılık yasağının amacı, bir kişinin veya grubun karşılaştığı muamele açısından ilgisiz ve etkisiz bir niteliğinin, muamelenin belirleyici bir unsuru olarak kullanmasını engellemek. Kısaca herkese eşit muameleyi tesis etmek. Sözleşmeler hangi nitelikler bakımından farklı muamelenin ayrımcılık sayılacağını bazen sınırlı, bazen de sayılı olarak belirtiyor. Mesela Birleşmiş Milletler Şartı ırk, cinsiyet, dil veya dine; Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme ırk, renk, soy ya da ulusal veya etnik kökene; Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi kadın olmaya dayalı ayrımcılıkla sınırlı bir ayrımcılık yasağı öngörüyor (Gül& Karan, 2011:11).

Ayrımcılık yasağı bağlamında tahmin edilebilecek bir diğer husus ise ayrımcılık ve farklı muamelenin her zaman aynı anlama gelmediğidir. Zira belli kişilere veya gruplara makul ve objektif ölçütlere dayanılarak farklı muamele yapılabileceği mevzuatta ve birçok yasada öngörülüyor. Mesela görme engelli bir kimseye sürücü ehliyeti verilmemesi veya gelire göre farklı oranlarda vergi alınması gibi uygulamalar farklı muamele olmakla birlikte ayrımcılık teşkil etmiyor.

Dosya: "Ayrımcılıkla Mücadele"

“Avrupalı Liderler Azınlıklara Dair Olumsuz Anlatıyla Yüzleşme Cesaretinden Yoksun”

1 Haziran 2018

Ayrımcılıkla Mücadele

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ikinci maddesinde ırk, cinsiyet, renk, dil, din ve düşünce farkı gözetilmeksizin herkesin temel insan hak ve özgürlüklerinden yararlanabileceği vurgulanarak ayırımcılık yasaklanmaktadır. Yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 21 Mart, “Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Mücadele Günü” olarak kabul edilmiştir. Bu ve benzer uluslararası düzenleme ve etkinliklere rağmen ayrımcılık dünyanın çeşitli coğrafyalarında rutinleşmiş hâlde. Çin’de milyonlarca Uygur’a, İsrail’de Filistinlilere, Myanmar’da Arakanlı Müslümanlara yapılanlar ayrımcılıkla başlayıp artık soykırıma kadar varan uygulamalardan bazıları.

Amerika’da siyahilere, Avrupa’da mülteci ve göç kökenlilere karşı toplumsal ya da kurumsal birçok ayrımcı uygulama sürdürülüyor. Mesela Almanya’da ayrımcılık ve ırkçılık bağlamında Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) uyarılarda bulunuyor. Komisyon, 6. Almanya raporunda çözüm olarak okullar, üniversiteler ve emniyet gibi kamu kurumlarında ırkçılık ve ayrımcılık konusunda zorunlu kurslar verilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Ayrıca eyaletlerin eğitim yasaları ve okul müfredatlarına insan hakları ve eşit muameleyi dâhil etmeleri isteniyor (Kapusuz, 2020).

Ayrımcılıkla ve ona sevk eden önyargılarla mücadele, uzun soluklu olması gereken zor bir mücadele. Nihayetinde faillerin kendilerini yanlış düşünce ve uygulamalardan arındırmaları, öz eleştiri yapmalarına ve adalet duygularının canlanmasına bağlı. Ayrıca bazen kimi önyargı ve ayrımcılıklar önemsiz ve zararsız görülebiliyor. Ancak tüm insanlar kişisel özelliklerine göre değil; eşitlik ilkesine göre muamele görme hakkına sahip. Mevzuatta olduğu gibi uygulamalarda da ayrımcılığa karşı eşitlik ilkesini etkin kılmak, toplumsal barış ve huzur için vazgeçilmez öneme sahip.

Kaynaklar:
Bergmann, Werner (2006). Was sind Vorurteile?, http://www.bpb.de/izpb/9680/was-sind-vorurteile?p=all, Erişim: 17.05.2020.
Bilgin, Nuri (1994). Sosyal Bilimlerin Kavşağında Kimlik Sorunu, İzmir: Ege Yayınları.
_________ (1996). İnsan İlişkileri ve Kimlik, İstanbul: Sistem Yayınları.
Carr, Deborah & Giddens, Anthony v.d.(2009). Sosyolojiye Giriş (7. baskı). New York: WW Norton & Company Inc.
Göregenli, Melek (2012). “Ayrımcılığın Meşrulaştırılması”, Ayrımcılık, Çok Boyutlu Yaklaşımlar, Derleyenler: K. Çayır, M. A. Ceyhan, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Gül, İdil Işıl & Karan, Ulaş (2011). Ayrımcılık Yasağı, Kavram, Hukuk, İzleme ve Belgeleme, (Ed. B.Yeşiladalı – G. Ayata). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Kapusuz, Mualla (2020). Ecrı Raporu, Almanya’nın İslamofobi, Nefret Suçu ve Yabancı Düşmanlığı Karnesi, https://perspektif.eu/2020/05/01/almanyanin-islamofobi-nefret-sucu-ve-yabanci-dusmanligi-karnesi/,  Erişim: 22.02.2020.
Schnapper, Dominique (2005). Sosyoloji Düşüncesinde Öteki ile Ilişki, A. Sönmezay ( çev.), İstanbul: İ. Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Schulz, Hans & Basler, Otto v.d. (1999). Deutsches Fremdwörterbuch, Bd. IV, 2. Auflage, Walter de Gruyter, Berlin.
Six, Bernd ve Six-Materna, İris (2000). Lexikon der Psychologie. Vorurteile. http://www.spektrum.de/lexikon/psychologie/vorurteile/16528, Erişim: 17.05.2020.
Ahmet Aslan

Bir dönem Almanya’da ikamet etmiş olan Ahmet Aslan, Din Sosyolojisi alanında doktorasını tamamlamış olup gençlik, değerler ve göç sosyolojisi alanlarında araştırmalarını sürdürmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar