COP27 COP27: Kaçırılan Fırsatlar ve Yeni Sorumluluklar

Birleşmiş Milletler'in (BM) Mısır'da 197 devletin katılımıyla gerçekleşen İklim Konferansı (COP27) sona erdi. Konferanstan çıkan sonuçlara bakılırsa, küresel ısınmanın 1,5 dereceye sınırlandırılması ütopik gözüküyor.

Enise Yılmaz 21 Kasım 2022

Mısır’ın ev sahipliği altında Şarm el-Şeyh kentinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı (COP27) bugün sona erdi. 6 Kasım’da başlayan ve 18 Kasım’da sonra ermesi planlanan ancak tarafların arasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle uzatılan iklim zirvesi, 197 ülkeden 100’ün üzerinde devlet ve hükümet yetkilisi ile 40 binden fazla katılımcıyla düzenlendi.

İklim değişikliğinin özellikle kırılgan topluluklar üzerindeki etkileriyle mücadele amacıyla gerçekleştirilen COP27‘ta Şarm El-Şeyh Uyum Gündemi tartışıldı. Şarm El-Şeyh Uyum Gündemi, 2030 yılına kadar iklim değişikliğine uyum açığını gidermeyi ve iklim dirençli bir dünyaya ulaşmayı amaçlayan 30 ayrı uyum hedefi etrafında küresel eylemi bir araya getirmek için kapsamlı, ortak bir gündem işleviyle temel olarak alındı.

Şarm El-Şeyh Uyum Gündemi

Uyum Gündemi ile iklim değişikliğine hassas toplulukların karşı karşıya kaldığı akut iklim tehlikelerine uyum sağlamak için ülkeler, bölgeler, şehirler, işletmeler, yatırımcılar ve sivil toplumun dönüştürücü eylemlerinin hızlandırılması hedeflendi.

2030 yılına kadar dünyanın iklim değişikliğine karşı en kırılgan topluluklarında yaşayan 4 milyar insanın iklim direncini güçlendirmeyi odak noktasına alan Uyum Gündemi, ihtiyaç ve risklere cevap vermek için yerel düzeyde uygulanabilecek ve aşırı sıcaklıklar, kuraklık, sel veya aşırı hava olayları gibi artan iklim değişikliği etkilerine karşı kırılgan toplulukları korumak için gereken sistem dönüşümlerini sağlayacak küresel çözümler sunuyor.

Sarm El-Şeyh Uyum Gündemi, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (İPCC) raporuna dayanarak, küresel ısınmayı 1,5 derecede tutma hedefine ulaşıldığı bir senaryoda dahi 2030 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yaklaşık yarısının iklim değişikliğinin ciddi etkilerine maruz kalma riski olduğu konusunda da uyarılar içeriyor.

Uyum Gündemi, hem devlet hem de devlet dışı aktörleri, 2030’a kadar, “gıda ve tarım”, “şu ve doğa”, “kıyı ve okyanuslar”, “insan yerleşimleri” ve “altyapı” olmak üzere beş etki sisteminde gerekli olan bir dizi ortak uyum eylemi etrafında bir araya getiren ilk kapsamlı küresel plan niteliği taşıyor.

COP27’in “Yetersiz” Kalan Sonuç Bildirgesi

İklim konferansının bitimiyle taraflar nihai bir sonuç bildirgesi üzerinde anlaşmaya vardı. Söz konusu bildirgede, “gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği sonucunda maruz kaldıkları kayıp ve zararların tazmin edilmesi için bir fon kurulması” kararı alındı. Gelişmekte olan ülkelerin uzun yıllardır talep ettiği fonun onaylanması katılımcılar tarafından memnuniyetle karşılanırken fonun operasyonel detayları ise 2023’un sonunda Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yapılması öngörülen bir sonraki konferansta onaylanması hedefiyle daha sonra belirleneceği açıklandı.

Ayrıca yaklaşık 200 devletin iklime ciddi zararlar veren kömürden enerji kaynağı olarak vazgeçilmesi karar verilirken aynı şekilde petrol ve gazın kullanımından vazgeçilmesi söz edilmedi. Paris İklim Anlaşması’ndaki küresel ısınmayı 1,5 dereceye sınırlandırmaya yönelik hedefler iklim konferansında yeniden teyit edilse de ve küresel ısınmanın 1,1 dereceye ulaştığı ve 1,5 derecenin geçilmesi durumunda kontrol edilemeyen zincirleme felaketler riskinin artmasıyla ilgili yapılan uyarılar yenilenmiş olsa da belirli petrol ülkelerinin müdahalesiyle somut bir eylem planına karar verilmemesi tartışma konusu oldu.

Zarar fonuyla ilgili “Bir kayıp ve zarar fonu kurulması ve gelecek dönemde faaliyete geçirilmesi kararını memnuniyetle karşılıyorum.” açıklamasını yapan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, küresel ısınmayı durdurmak için gerekli emisyon kısıtlamasını sağlamaya yönelik başarısız olunduğunu savundu. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans da sonuç bildirgesini “yetersiz ve yanlış yönlendirilmiş” olarak eleştirdi. (AA/P)

Enise Yılmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif’in yayın kurulu üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |