İslam Düşmanlığı PEGİDA: Sağ Seçmenleri Kazanma Çabasının Sonucu

Dresden’de başlayıp Almanya geneline yayılan ve binlerce insanın “Biz halkız” sloganlarıyla ırkçı ve Müslüman karşıtı ifadelerde bulunduğu Pegida, Alman siyasetinde uzun vadede sorun yaratacak gibi duruyor.

Elif Zehra Kandemir 1 Ocak 2015

Ekim ayından beri Dresden’de ve Almanya’nın başka şehirlerinde protesto gösterileri düzenleyen ve kendilerini “Batı’nın İslamlaştırılmasına Karşı Vatanseverler Hareketi” (Pegida – Alm. “Patriotische Europäer gegen die Islamisierung des Abendlandes”) olarak tanımlayan hareket, Almanya’nın gündemini en çok meşgul eden konular arasına girdi. Müslümanlara ve göçmenlere tepki gösterilen Pazartesi yürüyüşlerinin organizatörleri, daha fazla insanın teveccühünü çekmek gibi pragmatik bir niyetle olsa gerek Pegida’nın farklı inançlara, farklı kökenlere ya da milletlere karşı oldukça toleranslı olduğunu vurguluyor. Avrupa genelindeki sağ popülist siyasetçilere göre oldukça barışçıl ve demokratik bir şekilde seyreden eylemler, halkın tam “merkez”inden vatandaşların katıldığı ve tabii korkuların dile getirildiği bir platform olarak görülüyor. Oysa savaş mültecilerine değil, sosyal sistemi istismar eden “ekonomi mültecileri”ne; yine Müslümanlara değil, Almanya’ya intibak edememiş kriminallerle şiddet yanlısı “İslamcılara” karşı olunduğu vurgulansa da son yürüyüşe 18 bin insanın katıldığı eylemlerde çok farklı parolalar dikkat çekiyor. Bu yürüyüşlerde son senelerde İslam eleştirisi olarak kamuoyunda büyük rağbet gören argümanlara bariz ırkçı, dışlayıcı ve mantıksız ifadeler eşlik ediyor. Alman siyasi kültüründe sağ popülist damarın yerleşik bir yere sahip olduğunu bilen Birlik politikacıları (CDU/CSU) eylemlere katılanların korkularını anlamak gerektiğini, ama Almanya’da ırkçılığa yer olmadığını vurgularken; sol partiler Federal Adalet Bakanı Heiko Maas’ın (SPD) açıklamalarında olduğu gibi protestoculara anlayış göstermek gibi bir ikiyüzlülüğe gitmek yerine onları gerçeğe davet etmenin faydalı olacağını ifade ediyorlar.

Öte yandan görevi döneminde Almanya İslam Konferansı’nı ağırlıklı olarak “güvenlik ve terörizm” konuları etrafında şekillendirmeye çalışan ve böylece Müslümanları güvenlik alanında sorunsallaştırma konusunda müthiş bir çaba gösteren eski İçişleri Bakanı Hans Peter Friedrich (CDU), Pegida ve AfD gibi sağ popülist oluşumların, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in “orta yol diskuru”ndan beslendiğini ifade etti: “Sayın Merkel, (sağ popülist oluşumların argümanlarını dikkate alarak onları yok etmek yerine) SPD ve Yeşiller’in konularını üstlenmeyi tercih etti. Nükleer enerjinin plansız bir şekilde terk edilmesi ile çifte vatandaşlığın yürürlüğe girmesi buna örnektir.”

Almanya’da farklılıklara saygı ve çokkültürlü toplum düzeninin, ancak iktidar partisinin sağ seçmenlerini ihmal etmemesi sayesinde sağlanabileceğini ifade eden bu sözler, ülkedeki azınlıkların ne kadar garip bir durumla karşı karşıya olduğunu da ortaya koymaktadır.

Öte yandan Saksonya Anayasayı Koruma Dairesi’nin Pegida’yı gözlem altına almak için yeterli neden olmadığını belirtmesinin yanında, ırkçı pozisyonlarını “Hristiyan-Yahudi kültürü üzerinde yükselen Batı” tasavvuruyla meşrulaştırmaya çalışan insanlara Almanya Protestan Kilisesi’nden (EKD) de tepki geldi. EKD Konseyi Başkanı Heinrich Bedford-Strohm, Pegida’yı daha zayıf insanlara karşı çıkmak amacıyla sokağa çıkan insanların bir eylemi olarak görüp bunun kabul edilemez olduğunu belirtirken, korkularının yersiz olduğunu eylemcilere anlatmak gerektiğini ifade etti.

Ne yazık ki Pegida gibi oluşumları asıl besleyen şeyin, İslam ve Müslümanları sorunsallaştıran, buna karşın İslam düşmanlığını “İslam eleştirisi” ismiyle meşrulaştıran siyasi diskur olduğunu belirten sesler oldukça cılız durumda. Siyasi partiler toplumsal gruplar arasında nefret oluşturan ve Müslümanların Almanya’daki gelecek tasavvurlarını olumsuz manada etkileme potansiyeline sahip olan bu tarz hareketler üzerinden kar-zarar hesabı yapıp oy devşirme derdinde olduğu müddetçe, sağ popülist hareketler kolay elde edilmiş meşruiyet zeminlerinde serpilip büyümeye devam edecekler gibi gözüküyor.

Fotoğraf: ©Flickr.com/gruenenrw

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar