Portre Sürgündeki Kutup Yıldızı: Muhammed Kutub

Mısırlı büyük İslam mütefekkiri Muhammed Kutub, son asırda yetişmiş en değerli Müslüman aydın ve akademisyenlerden biriydi.

Ayşe Mimaroğlu 1 Mayıs 2014

Muhammed Kutub, 1919 yılında Mısır’ın Aysut yakınlarındaki Musha köyünde dünyaya geldi. Kardeşleriyle birlikte ailesinden iyi bir İslami eğitim aldı. Ağabeyi Seyyid Kutub ile birlikte hükümeti devirmeyi planlama gibi suçlamalarla mahkûm edilmiş, bu mahkûmiyet neticesinde ağabeyi idam edilirken kendisi uzun seneler hapiste kalmıştır. 1972 senesinde serbest bırakıldığında Suudi Arabistan’a iltica ederek akademik çalışmalarını ve Mısır yönetimine eleştirilerini buradan devam ettirdi. Hemen aynı sene içerisinde Mekke Ümmü Kura Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak işe başlayan Kutub, psikoloji profesörü olmasının yanı sıra İngiliz Filolojisi ve pedagoji alanlarında da eğitim almış ve yaptığı çalışmalar sebebiyle Batı düşüncesini ve Yunan felsefesini yakından tanıyan oldukça donanımlı bir alimdi.

Eserlerinde Batı kültür ve medeniyetini masaya yatıran ve batılı ideolojileri ve fikir adamlarının savundukları ilkeleri İslami değerler ışığında sorgulayan Kutub, Müslümanların içinde bulundukları durumdan çıkış yolunu İslam tarihinden özenle seçtiği örneklerle anlatarak, köklü bir medeniyetin mirasçısı durumundaki günümüz Müslümanlarına onları yeniden ilim, irfan ve bilimin öncüsü hâline getirecek potansiyelin kendi iç dinamiklerinde saklı olduğu hatırlatmasını yaparak, bu dinamiği harekete geçirmenin ancak kolektif bir çabayla başarılabileceği konusunda uyarır. Kutub, Doğu ve Batı düşüncesi üzerinde yaptığı çalışmalar neticesinde şu sonuca varmıştır: İslam düşüncesi temel ve istikamet açısından doğrudur; fakat sonradan İslam üzerinde yapılan yorumlar ve içtihatlarda hatalar meydana gelmiş olabilir ve bunlar değerlendirmeye açıktır. Yine Kutub’a göre Batı, Allah’ı değil beşeri esas alırken, İslam’da bu tam tersidir: Tüm ilimlerin merkezinde Yaratıcı vardır; aksi bir yöneliş ise doğru istikametten sapma kabul edilir. Bu çıkarımlardan hareketle Muhammed Kutub sosyal ilimlerin Müslümanlar tarafından İslami açıdan yeniden ele alınarak yorumlanması gerektiğine inanarak, “orjinalleştirme” veya “aslileştirme“ olarak tanımladığı bu sürecin bilhassa uzmanlık alanları olan psikoloji ve sosyolojide yeni bilgi ve yorumların İslam’ın süzgeçinden geçirilmek suretiyle gerçekleştirilebileceğini savunur. Bu nedenle “İslami Açıdan Tarihe Bakışımız” adlı eserinde Müslümanların geçmişleriyle barışık ve değerleriyle örtüşen bir medeniyet inşa edebilmeleri için tarihi Batılı kaynaklardan öğrenmek yerine İslami açıdan ele alarak yeniden yorumlamaları gerektiğini belirtir. “Sosyal İlimlerin İslami Kökene İrca Edilmesi” (Havle’t Te’sil el İslami Lilulumi’l İçtimaiyye) ve “Düzeltilmesi Gereken Kavramlar” (Mefahimyenbaği en tusahhah) adlı eserlerinde de ayrıntılı olarak bu konular üzerinde yoğunlaşmıştır. “Eserlerim benim evlatlarımdır.” diyen Kutub, “İslam ve Madde Arasındaki İnsan” (İnsan Beyn-el Madde ve El İslam) adlı kitabının ise tüm eserlerinin çekirdeğini teşkil ettiğini söyler. Aralarında “Çağdaş Dünyaya İslami Bakış”, “Çağdaş Fikir Akımları”, “İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler”, “Çağdaş Konumumuz”, “Biz Müslüman Mıyız?” gibi kitapların yer aldığı 50’ye yakın eser kaleme alan Kutub’un kitaplarının birçoğunun Türkçe çevirisi mevcuttur.

Muhammed Kutub kendisini büyük İslam medeniyetinin bir parçası olarak gördüğünden diğer ülkeler ile bağlantısını hiç kesmemiş, yıllar boyu her yılın en az birkaç ayını İstanbul Beylerbeyi’ndeki evinde geçirmiştir. Bu sayede arzu ettiği gibi çocukları da Türkçe’yi Türkiye’de öğrenebilme fırsatını bulmuştur. Bosna Hersek’ten Afganistan’a kadar ümmetin tamamının meselelerini yakından takip ederek alakadar olan Kutub, ders kitabından akademik çalışmalara kadar çok geniş bir yelpazede vermiş olduğu eserler ve yaptığı çalışmalarla Müslümanları, İslam’ı ve insanlığı ilgilendiren meselelerde sorumluluk almaları konusunda da bilinçlendirmeye çalışmıştır.
Ardında 50’ye yakın eser ve yüzlerce öğrenci bırakan Muhammed Kutub geçtiğimiz ay sürgündeki ikametgâhı Cidde’de 95 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bu büyük İslam düşünürünü rahmet ve saygıyla anıyoruz.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar