Portre Hastalıkları İmtihan Olarak Gören Bir Doktor: Aidin Salih

Dr. Aidin Salih, alternatif tıp alanında günümüzün en tanınmış ve otorite ismiydi. Bu bağlamda kendisi için “üstad” lakabı da kullanılan Özbekistanlı Aidin Hanım, Özbekistan’ın sürgündeki entelektüel muhaliflerinden Muhammed Salih’in eşidir.

Aidin Salih tıp eğitimini bir zamanlar Sovyetler Birliği’nin üyesi olan Ukrayna’da almıştır. Tıp fakültesini tamamladıktan sonra yıllarca Sovyetler Birliği’nde hizmet vermiş, ardından Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e giderek orada Biyoloji bölümünü başarı ile tamamlamıştır. Aidin Hanım’ın bunun yanı sıra Uluslararası Alternatif Tıp Okulu’ndan da mezuniyeti bulunmaktadır.

Alanında kapsamlı bir eğitim alan ve bilimsel başarılarıyla dikkat çeken Salih, yaşamı boyunca İslam’ın şifa sunan kaynakları ile bilimsel yetkinliğini harmanlama çabasında olmuştur. İslam dinini kabulünün ardından “İslam’da Tıp” ve “tıbb-i Nebevi” gibi alanlarda araştırmalar yapmıştır. Eski Müslüman hekim ve âlimlerin sağlık alanında yaptıkları tavsiyeleri dikkate alarak birçok hastasına şifa olmayı başarmıştır. Aidin Hanım kendini geliştirmekle kalmamış, aldığı eğitimin kendinden sonrası için de bir devamlılığı olması için birçok öğrenci yetiştirmiş ve dünyanın dört bir yanında seminer ve konferanslar vermişti

Aidin Hanım Müslümanların içinde yaşadıkları toplumlarda sorgulamadan kapılıp gittikleri yaşam tarzını eleştirir ve daha sade bir hayata dönüş yapılması gerektiğini savunurdu. “Gerçek Tıp” isimli kitabında bu konuları elen alan Aidin Hanım, gündelik hayatımızda sağlığa zararlı olan alışkanlıkların olduğundan bahsederek bunları gidermek üzere çözüm yolları önermektedir.

Hayatının 20 yılını ailesi ile Türkiye’de geçiren Aidin Hanım, 2011 yılında NHİ İstanbul Doğal Sağlık Enstitüsü’nün kurulmasına ön ayak olmuştur. O, alternatif tıp üzerinde çalışırken diğer yandan ise hâkim tıp anlayışının karanlık yanlarını ifşa etmekten ilerleyen yaşlarında bile vazgeçmemiştir.

Aidin Hanım’ı yakından tanıyan öğrencileri kendisinin en büyük özelliğinin “insanların kalbine dokunmak” olduğunu belirtmektedirler. Öğrencileri onun, televizyon programlarına konuk olmak yerine kendisine danışan hastaları ile birebir temas kurmaya özen göstermesi sebebiyle konferans ve seminerleri tercih ettiğini ve temasın daha yakın olması adına mikrofon dahi kullanmadığını söylemektedir.

Aidin Hanım’ın, insan vücudunu Allah’ın bir emaneti olarak gören anlayışıyla ön gördüğü tıp çizgisinin ulaşmak istediği amaç, çok sağlıklı olup uzun bir ömür sürmek etrafında kümelenmez; onun önerileri salt tıbbi öneriler de değildir. O, hastalıkların imtihan olduğu bilincinden yola çıkarak hastalıkların insanın yaşamını Allah rızasına uydurmak konusundaki imtihanlar olduğunu, bu nedenle sadece ağrı kesiciler ya da operasyonların değil, aynı zamanda yaşam tarzı ve bakışın da değişmesi gerektiğini düşünmüş ve çevresine bunu izah gayretinde olmuştur.

“Aşı Yaptırmaya Mecbur Değilim Hareketi”ni kuranları destekleyen Aidin Hanım, bu hareketle aynı zamanda içinde ağır metaller, sentetik kimyasallar ve GDO proteinler içeren aşılar hakkında kişinin kendisinin tasarrufta bulunması gerektiğini savunmuştur.

9 Kasım 2014’te 71 yaşında İstanbul’daki evinde ahirete irtihal eden Aidin Hanım, İslam tıp anlayışını günümüzde tekrar canlandırmayı hedefleyen ve bunu titizlik ve üstün başarıyla yapan bir doktordu. Bu amacına ulaşmak için çaba gösterirken öğrencilerinin ve hastalarının gönlünde taht kurmuştu.

Aidin Hanımın Hakk’ın rahmetine kavuşmasıyla bazı öğrencileri doktor hanımla ilgili düşüncelerini şöyle paylaşmışlardır:

“Fikir annemizi kaybettik. Ama biliyoruz ki okurları, öğrencileri, fikir ve eserleri nice yuvayı aydınlatmaya, şifa vesilesi olmaya devam edecek.”

ETİKETLER:
    • Elif ÖZEN
      2019-09-03 14:28:38

      Dr. Aidin Hanımın insanlığa ışık olan bir kitap bıraktığını düşünüyorum. Müslüman olup ta İslamın emrettiği gibi yaşamanın lüzumunu bize anlatan hatırlatan bir güzelliği bize sunduğu için ona çok teşekkür ediyorum. Rabbim mekanını cennet eylesin inşallah. Amin.

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar