Nijerya'da Terör “Boko Haram Her Şeyden Çok Nijerya’nın Problemi”

Sahra altı Afrikası’nda siyaset, sivil toplum, hükûmet dışı organizasyonlar ve inanç temelli örgütler alanlarında uzman olan Dr. Michael Jennings, Londra Üniversitesi’nde (SOAS) akademik çalışmalarını sürdürüyor. Jennings ile Boko Haram örgütünün eylemlerini, Nijerya hükûmetinin yapması gerekenleri ve uluslararası toplumun sorumluluklarını konuştuk.

admin 1 Şubat 2015

Geçtiğimiz ay Nijerya’da büyük bir dram yaşandı. Bu dramın arkasında yatan aktöre dair bir soruyla başlayalım isterseniz: Çocukları, kadınları ve yaşlıları katleden, kaçıran, sivilleri öldüren Boko Haram’ın amacı nedir?

Aslına bakarsanız bu gerçekten zor bir soru. Hükûmetin medyadaki demeçleri göz önüne alınırsa bu soruyu cevaplamak daha da zorlaşıyor. Bana kalırsa her şeyden önce, bir nebze de olsa bu örgütün nereden geldiğini anlamak zorundayız. 2000’li yılların başlarında kurulmuş olan bu örgütün sloganı “Batılı Eğitimin Reddi” ve “Nijerya Devletinin Reddi” idi ve örgüt Nijerya’daki Müslümanların devlet tarafından dışlandığını ve durumlarının kötüleştirildiğini iddia etmekteydi. Bunun yanı sıra, hükûmetin Müslümanların bulunduğu bölgelere yeterince kaynak sağlamadığı da örgütün iddiaları arasındaydı. Dolayısıyla Nijerya devletine karşı tepkileri giderek büyüdü. 2009’da da gördüğümüz gibi tepkileri kanlı ve şiddetli saldırılar hâline geldi. Bana göre asıl sorun şu: İnsanlar bu örgütün uluslararası terörist örgütleriyle bağlantılı olduğunu konuşuyor. Bu bağlantılar gerçekten de var olabilir, ancak bunun o kadar önemli olup olmadığı konusunda şüphelerim var. Örgütün saldırılarını yönlendiren şey daha çok Nijerya’nın iç politikaları ve Nijerya devletini reddetmeleridir. Bunu da içinde kurulmuş oldukları bölgede güç kazanarak ve bölgenin kontrolünü ele geçirmeye çalışarak yapmaktadırlar. Örgütün düzenli ve belirli bir mesajı yok; bölgenin hem uzak oluşu hem de karışık oluşu, bariz ve net bir mesaj görmemizi büyük ölçüde engelliyor. Benim kanaatime göre örgüt üyeleri ulusalararası terör dilini kullanmaya ve bu uluslararası örgütlerle bağlantıları olduğunu iddia etmeye başladılar, ki bunun doğruluğu konusunda da ciddi şüphelerim var. Sorunun göbeğinde Nijerya’daki tarihsel çatışmaların, haksızlıkların ve uzun zamandır duyulan kinin etkisi var; dışlanmış, birçok kaynaktan yoksun bırakılmış bir toplumun içinde yerel denetim, yerel hâkimiyet ve yerel güç olma isteği var. Tabii ki bunlar başlıca sebepler, bu saydıklarımın yanı sıra birçok farklı sebepten de bahsetmek mümkün.

Boko Haram, en kanlı saldırısını Baga’da gerçekleştirdi. 2 bin kişinin öldüğü, 3 bin 700’den fazla yapının yıkıldığı belirtiliyor. Örgütün gazetecileri de hedef alması sebebiyle bölgeden haber almak oldukça zor. Örgütün vermek istediği belirli bir mesajının olup olmadığına dair şüphenizi dile getirdiniz, ama bu son eylemleriyle vermek istediği hiçbir mesaj yok muydu?

Tekrar ediyorum, bu soruya cevap vermek gerçekten güç, çünkü saldırılardaki şiddet seviyesi korkutucu derecede yüksek. Ancak bahsettiğiniz saldırılarda verilmek istenen mesajlara dair belki şunlar söylenebilir: İlk olarak, gönderdikleri mesaj bölgedeki halka yönelik. Boko Haram’ın etkili olduğu bölgede yaşayan insanlar bu örgütten korksunlar ve örgüte destek olsunlar istiyorlar; aksi takdirde örgüt onları da hedef alacak. Dolayısıyla bu korkunç saldırılarda devlet hiçbir şekilde bu insanlara yardımcı olamaz, onları koruyamaz. Benim gözlemlediğim kadarıyla örgütün verdiği diğer bir mesaj da doğrudan Nijerya hükûmetini hedef alıyor. “Bu bölgenin tek hâkimi biziz, bizi kontrol edemezsiniz.” demek istiyorlar. Son mesaj da uluslararası topluma yönelik. Bu vahşi saldırıları gerçekleştirerek ve uluslararası terörist örgütlerle ortak bir amaçlarının olduğunu iddia ederek uluslararası topluma, “Beni ciddiye alın ve ona göre hareket edin.” demek istiyorlar. Doğal olarak, tahmin edilebilir ki ileride bazı taleplerde bulunacak ve gücü elinde bulunduranlardan bu taleplerin yerine getirilmesini isteyeceklerdir. Her şey gücün ele geçirilmesi ile alakalı. Kısaca, “Bu bölgede güç biziz. Eğer bizi desteklemezseniz, gelecek hedefimiz siz olursunuz.” diyerek korku atmosferi oluşturmaktadırlar. Tekrar ediyorum, ben bu problemi yerel bir problem olarak görüyorum ve sizin de kısmen ifade ettiğiniz gibi, bu konu hakkında somut bilgiler edinmek neredeyse imkânsız. Ancak Nijerya devletinin iç politikaları oldukça bulanık; açık ve net bir görüntü elde etmek mümkün değil. Kulağa korkunç gelse de, bu örgüt siyasilerin ve gücü elde etmek isteyen diğer tüm aktörlerin güç mücadelesinin bir parçası olarak kullanılabilir de.

Uluslararası toplum –belki yeterince olmasa da- yaşananlara müdahil olmaya çalışıyor ancak bütün müdahalelerine rağmen Nijerya’da örgütün kanlı saldırıları devam ediyor. Örgüt gücünü nasıl oluyor da koruyabiliyor? Ya da daha doğru bir soruyla örgütü kim ya da kimler destekliyor?

Bana göre insanlar, korktukları için bu örgütün ününü ve eylemlerini savunmayabilirler; ancak şiddet eylemlerinin doğrudan parçası olmasalar da destek verebilmektedirler. Bunun en önemli nedeni, bir sonraki saldırılardaki hedef olmayı istemeyişleridir. Şu çok açık ki, örgütün kurulmasında, Nijerya devletinin karakteristik olarak kuzey ve kuzeydoğu bölgelerini ihmal ettiği, buradaki halklara haksızlık yaptığı düşüncesi etkili. Bu haksızlık iddiaları arasında; uzak ve fakir bölgelerdeki insanların kaynaklardan mahrum bırakıldığı, buralarda yüksek işsizlik oranlarının bulunduğu bulunmaktadır. Yüksek işsizlik oranları sebebiyle Boko Haram hayattan başarı beklentileri olmayan işsiz ve fakir halktan destek gördü. Örgütün bu insanlara verdiği, ortak bir şeyler yapma sözüydü. Bu insanların neden iş bulamadıklarını, neden hayattan başarı beklentileri olmadığını açıklamaya çalıştılar. Dolayısıyla, bölgede yıllarca birikmiş bir dert, şikâyet ve kin var. Tabii ki belli bir zamana kadar, örgütün tanınmışlığı arttığında dışarıdan destek gelecektir, ancak bu desteğin çok büyük olacağını zannetmiyorum. Kesin olan bir şey varsa şayet, o da, örgütün bölgesel olarak güç sahibi olduğudur. Ne var ki, iddia ettikleri kadar kaynakları olduğuna da inanmıyorum, onların iddialarına itibar etmeli miyiz, ondan da emin değilim. Ancak açıkçası hükmettiği alanları kontrol edebiliyor olması bile bu örgütün gücünü korumasını sağlıyor. Tekrar ediyorum, diğer uluslararası terörist örgütlerden öyle büyük destekler alındığından ciddi manada şüpheliyim.

Boko Haram, son yayımladığı propoganda videolarından birinde bütün Nijerya’yı haritadan silecek kadar fazla silah ele geçirdiğini belirtti. Örgütün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bu iddiayla ilgili olarak, örgütün sahip olduğu silah ve mühimmat hacmi konusunda gerçeklik olduğunu sanmıyorum. Yine de uzun süren iç çatışmalar ve bölgesel istikrarsızlıklar ülkede silahların olduğunu gösteriyor. Hatta bu durum şimdi daha da çok açığa çıktı; giderek ucuzlayan silah ticareti de bunu destekler yönde. Ancak, örgütün elinde bir ordunun sahip olabileceği ağır silahlar bulunduğu iddiasına gelince, bu iddialar sadece korku oluşturmaya hizmet ediyor. Bir kez daha söylüyorum, örgütün geleceği açısından konuşmak gerçekten güç. Bu konu uluslararası bir problem olarak değil de, başlı başına Nijerya problemi olarak düşünülmeli. Nijerya devleti sorunu öyle ele almalı ki, o süreçte uluslararası toplum açısından etkili ve sonuç veren bir çözüme ulaşılsın. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, uluslararası toplumun, Nijerya’ya örgütle savaşması için asker çıkarmasında bulunması durumu daha da kötüleştirecektir. Öyleyse şu soruyu sormak lazım: Nijerya hükûmeti bu sorunla baş etmeye hazır mı?

Şunu unutmamak gerekir; yaklaşmakta olan seçimlerle ilgili olarak, Boko Haram ile ilgili herhangi bir şey konuşulmadı ve Nijerya Cumhurbaşkanı saldırıdan zarar gören bölgeleri ziyaret etme ve hatta saldırı kurbanlarına destek mesajları gönderme ihtiyacı bile hissetmedi. Bu durumun bize gösterdiği bir şey varsa, o da hükûmetin Boko Haram mevzusunu yeterince ihtiyatla ele almadığıdır. Hükûmet bölgelerde devam eden sorunlara yönelik ne siyasi ne de askerî bir teşebbüste bulunmadı. Bu şu anlama gelmektedir: Bence örgüt sınır aşırı saldırılarda gördüğümüz gibi saldırılarına ara ara devam edecek, bu durum da sınır ötesinde saldırıların tırmanışı anlamına gelecek. Yine de bu saldırıların uluslararası aşırı grupların akın ettiği Suriye ya da Irak’taki saldırılar seviyesine ulaşacağını sanmıyorum. Bana göre bu durum bölgesel bir çatışmadan öteye gitmeyecek. Tabii ki, yine de hükûmetin devreye girmemesi durumunda saldırıların tırmanacağı öngörülebilir.

Bu bölgede yaşayan insanlar kaygılılar ve durumun tehlikeli olduğunu biliyorlar. Benim asıl endişem şu: Nijerya hükûmeti bu sorunla mücadele etme isteğini ortaya koymazsa, durum hâlihazırda meydana gelen şiddetli saldırılarla kötüleşmeye devam edecek. Saldırıların şiddeti ne kadar artarsa, örgüt içindeki radikal unsurlar da o kadar fazla güç elde edecekler; Somali’de El-Şebab örgütünde görüldüğü gibi… Ancak, her örgütte fikir ayrılıkları bulunmaktadır; Boko Haram’ın içindeki bazı üyeler şiddetli saldırı taraftarı olmayabilir, kendilerince farklı yöntemler deneyebilirler. Dolayısıyla örgüt içindeki güç mücadeleleri taraftar toplama niyetiyle kızışabilir. Nitekim şiddetli saldırılara ya da ara ara katliamlara ve yıkımlara bu yıl içinde kesinlikle şahit olacağız bana kalırsa, belki önümüzdeki birkaç yıl daha devam edecek. İşte tam bu noktada uluslararası topluma düşen büyük bir görev var: Nijerya hükûmetine bu sorunu ciddiye alması konusunda baskıda bulunmak.

Sizce bölgede istikrarın sağlanabilmesi için ne tarz somut adımların atılmasına ihtiyaç var?

İlk olarak Nijerya hükûmeti bu durumu ciddiye almaya başlamalı; bölgede varlığını göstermeli, nihai olarak da siyasi taahhütte bulunmalı. Bu şu anlama gelir: Bu bölgedeki insanların dertlerinin, sıkıntılarının ne olduğunu öğrenmeli, ona göre çözüm oluşturmaya çalışmalı ve onlara Nijerya hükûmetinin onları artık ihmal etmeyeceğini göstermeli, kaynakların daha adil dağıtılmasını sağlamalıdır. Nijerya hükûmetini bu pozisyona getirebilmek ise uluslararası toplumunun bir görevi olmalıdır. Bu nedenle –az önce de ifade ettiğim gibi- uluslararası asker çıkartması yapmak muhtemelen talihsiz bir şekilde sonuçlanacaktır. Yapılması gereken hükûmeti bu çatışmaları ciddiye almaya ikna etmektir. Elbette yaklaşan seçimler nedeniyle bu zor olacaktır. Çünkü tüm siyasi partilerdeki politikacılar seçimlere odaklanmış durumdalar. Uluslararası toplumun yapması gerekenler; hükûmetin sorunun çozümü için müdahale ve anlaşma yoluna gitmesi konusunda baskı oluşturmaya çalışmasıdır. Seçimleri kim kazanırsa kazansın, ülke genelindeki birikmiş kin ve ayrılıklar konusuna el atmalı, Boko Haram bünyesinde anlaşmaya istekli unsurlarla ciddi bir müzakerede bulunmaya başlamalı. Bununla birlikte, Nijerya güçlerinin bölgedeki güvenliği temin ederek ordunun etkili şekilde kullanılmasının sağlanması da gerekmektedir. Tüm bu koşullar sağlanmadığında ne yazık ki bu saldırılar devam edecektir.

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar