Dosya: "Avrupa’da Müslüman Genç Olmak" “Müslüman Gençler Toplumsal Tartışmaya Katılmalı”

Dr. Hussein Hamdan, Rottenburg-Stuttgart Psikopos Akademisinde çalışan bir İslam uzmanı. Hamdan’la Müslüman gençlerin çalışmalarını konuştuk.

1 Eylül 2015

Yerel İslami dernekler ve gençlik çalışmaları genç Müslümanlar için ne tarz çalışmalar sunuyor?

İslami derneklerin büyüklüklerine ve mevcut kapasitelerine bağlı olarak gençlere yönelik farklı faaliyetleri var. Örneğin Almanya’daki İslami gençlik çalışmalarının ana merceği açıkça dinî hizmetler üzerinde yoğunlaşıyor. Dinî değerlerin kazandırılması ve gençlerin dinî kimliklerinin güçlendirilmesi bu bağlamda ön planda. Bu bilgilerin kazandırılması özellikle Kur’an dersi ve İslam dersleri ile gerçekleştiriliyor. Bu bağlamda çocuklara ve gençlere örneğin Kur’an dili olarak Arapça öğretiliyor, Kur’an’dan sureler ezberletiliyor ve genç yetişkinler olarak bu surelerin anlaşılması konusunda eğitim sunuluyor; ayrıca İslam’ın emir ve yasakları anlatılıyor. Cami cemiyetleri çoğu zaman sohbetler düzenleyen kendi gençlik gruplarına sahipler. Bu sohbetlerde gençler kendi aralarında onları ilgilendiren dinî ve güncel konular hakkında fikir alışverişinde bulunuyorlar. Bu bağlamda gençlerin cevaplayamadığı soruların ve diğer teolojik meselelerin izah edilmesi için yaşça büyük gençler veya cami imamı da bu sohbetlere eşlik ediyor. Fakat sunulan hizmetler sadece dinî içerikle kısıtlı değil. Gençlik grupları için organize edilen film veya sinema akşamları, seyahatler veya spor faaliyetleri gibi boş zamanı değerlendirme programları da mevcut.

Sunulan gençlik çalışmalarındaki bir diğer önemli nokta da her geçen gün daha fazla kurum tarafından çocukları ve gençleri okuldaki gelişimlerinde desteklemek amacıyla sunulan ev ödevleri yardım kursları. Yeterli okul eğitimi bulunmayan ve dolayısıyla çocuklarına her zaman yardım edemeyen veliler için bu tür programlar özellikle önem taşıyor. Özetle Müslüman dernek ve cemiyetlerdeki gençlik çalışmaları hem dinî hem de din harici hizmetlerden oluşuyor.

İslami gençlik çalışmaları, gençlerin mesleki ve sosyal entegrasyonunu sağlayan gençlik yardım yapıları içerisinde yer almıyor. Bunun nedeni nedir ve bu sorun nasıl aşılır?

Müslüman dernekler gençlik çalışmalarında çok uzun bir süre sadece içe dönük faaliyetler gösterdiler ve içinde bulundukları bölge ya da şehrin Gençlik Birliklerine (Alm. “Jugendring”) katılmayı önemsemediler. Bu bağlamda tek istisna Alevi derneği. 1994 yılında kurulan Alevi Gençler Birliği (Alm. “Bund der alevitischen Jugendlichen” – BDAJ) çoğu şehirde ya da eyalet ve federal düzeydeki gençlik kuruluşlarına tam üye statüsüne sahip. Son yıllarda daha fazla İslami grubun ilgili gençlik kuruluşlarına katılım için çaba gösterdiği gözlemleniyor. Örneğin DİTİB, BDAJ’nin ulaştığı noktaya gelebilmek için benzer çabaları veriyor ve bu bağlamda birkaç yıldan bu yana çalışmalarını sürdürüyor. Mannheim şehrinin gençlik birliğinde şu an birkaç Müslüman grup deneme üyesi statüsüne sahip. Bunlar arasında IGMG cemiyetine bağlı Fatih gençliği de var.

Çoğu Müslüman grup, Almanya’da sosyal ve mesleki entegrasyon hizmetleri sunan gençlik yardım yapıları hakkında neredeyse hiçbir bilgiye sahip değil. “Partner Olarak Genç Müslümanlar” (Alm. “Junge Muslime als Partner”) adlı araştırmamda gerçekleştirdiğim söyleşilerde Müslümanlar gençlik birlikleri tarafından zaten reddedileceklerini düşündüklerini ve bu nedenle çekingen davrandıklarını belirttiler. Müslüman gençler bu tutumu değiştirmeli ve bölgesel ya da federal gençlik birliklerine katılımın zahmet ve zaman isteyen bir süreç olduğunu unutmamalılar. Diğer taraftan gençlik birlikleri ve diğer gençlik kurumlarının da, dindarlar ve kültürler arası yeterliliklerini geliştirmeleri gerek. Çoğu Müslüman grup, Almanya’da sosyal ve mesleki entegrasyon hizmetleri sunan gençlik yardım yapıları hakkında neredeyse hiçbir bilgiye sahip değil.

Müslüman, Yahudi, Hristiyan ya da seküler gençlik çalışmaları arasında hangi alanlarda ortak çalışmalar tesis edilebilir?

İş birliğinin kurulabileceği çok sayıda alan var, dindarlararası diyalog bunlardan bir tanesi. Bu bağlamda özellikle Hristiyan kurumlar Müslüman gençlik grupları için cazip birer partner olabilirler. Gençler birbirlerine kendi inanç geleneklerini anlatıp ibadet mekânlarını gösterebilirler. Böylece ön yargılar da ortadan kalkabilir.

Gençler aynı zamanda kimlik arayışında bulunan, kendi ve diğerlerinin dinleri hakkında çok sayıda soruları olan bireylerdir. Bu husus bu tür karşılaşmalarda daima göz önünde bulundurulup şahsi fikir alışverişi için imkânlar sunulmalıdır. Bu şekilde bir girişim dinî sorular dışında gençlere birbirlerini tanıma fırsatı verir ve böylece daha fazla iş birliği için kapı açma vazifesi görür. Bu buluşmalarda gençler birbirleriyle farklı dinlere mensup gençler olarak değil de öncelikle aynı yaştaki gençler olarak bir araya gelirler. Toplumumuzda gençlerin beraberce ele alabileceği çok sayıda görev var. Çevreye dair inisiyatifler veya mültecilere yardım sadece şu an aklıma gelen iki alan.

Gençlik çalışmalarında cinsiyet ayrımı nasıl bir rol oynuyor?

Cinsiyet ayrımı İslami gençlik çalışmalarında çok yaygın ve bu hususa bilhassa dinî çalışmalarda dikkat ediliyor. Kamuya açık ve dindarlararası etkinliklerde daha ziyade kız ve erkekler ortaklaşa çalışıyor. İslami gençlik grupları, gençlik birliklerinde ve diğer kurumlarda cinsiyet ayrımının neredeyse hiçbir rol oynamadığına hazır olmalı. Hristiyan kurumları tarafından yürütülen gençlik seviyesindeki dindarlararası projeler de daha ziyade karışık olarak gerçekleştiriliyor.

Cinsiyet ayrımı bazı projelerin başarısız olmasına da neden olabiliyor. Örneğin bazı Müslüman kuruluşlar erkeklerin bir projeye katılmasına izin verirken kızların katılmasını engellediklerinde projelerde duraklamalar meydana gelebiliyor.

Müslüman gençler aşırılık ve radikalleşme suçlamaları karşısında sürekli bir savunma refleksi altında. Bu baskı ile nasıl baş edilebilir?

Çoğu Müslüman kendisini sürekli açıklamak zorunda olmak baskısından şikayetçi ve bu durum bilhassa genç Müslümanlar için büyük bir yük hâline gelebiliyor. Bu durumlarda gençler içinde doğup büyüdükleri toplum tarafından kabul edilmediklerine dair bir hisse kapılıyorlar. Peki bu gibi durumlarda teslim mi olmak gerekir?

Müslüman gençler ve Müslüman gençlik kuruluşları bu baskıya rağmen devamlı diyalog imkânlarını aramalı ve toplumsal tartışmanın şekillendirilmesine iştirak etme gayretinde olmalılar. Gençler ancak bu şekilde oluşan karşılaşma ortamlarında kendi İslam anlayışlarını anlatıp topluma örnek bireyler olarak yaşayabilirler. Gençler ve genç yetişkinler için aksiliklerle başa çıkmak elbette kolay değil. Fakat gençler geri çekilmenin ve izolasyonun da çözüm olmadığını anlamak zorunda. Yetişkin dernekleri veya cemiyet idarecileri de bu bağlamda etkin olup gençleri bu durumlarda aktif olarak sorumluluk üstlenmeleri konusunda teşvik etmeli. Yetişkinler bu tür faaliyetlerde zorluklarla karşılaştıklarında umutlarını yitirmeyerek gençlere güzel birer örnek olabilirler.

Almanya’da IGMG ya da Almanya Müslüman Gençliği (MJD) gibi bazı Müslüman kuruluşların Anayasayı Koruma Dairesi tarafından gözetim altında tutulmasının gençlik çalışmaları üzerinde ne gibi etkileri var?

Anayasayı Koruma Dairesi tarafından gözetim altında tutulmaları ilgili gruplar için elbette olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bu grupların gözetime bağlı olarak çoğu zaman diyalog süreçlerine iştirakleri veya teşvik programlarından faydalanmaları engelleniyor. Örneğin MJD gözetim altında tutulması sebebiyle kamu yararına çalışan dernek statüsünü yitirdi ve artık federal teşvik alamıyor. Benzer şeyler IGMG için de geçerli. Bu iki gruptan birinde aktif olmak isteyen birçok genç ileride bu durumun iş yaşamlarında olumsuz sonuçlar doğuracağı sebebiyle endişe duyuyor. IGMG ve MJD hakkındaki tartışmalı değerlendirmelere rağmen onlarla yıllardır iyi ilişkilere sahip kilise kurumları ve belediyeler de var. Bilhassa MJD kilise kurumları ile projelere katılıyor. IGMG ile en azından mahallî düzlemde işbirliğini yoklamayı ve denemeyi tavsiye eden sesler çoğalıyor.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar