Dosya: "Azınlık Etkisi" Azınlık Vehmi: “Hepsi Yanılıyor Olamaz”

Azınlık Etkisi

Çoğunluk ile azınlık arasındaki etkileşimin yönü hep azınlıkların aleyhine midir? Aynı fikre sahip bir kalabalık karşısında fikirlerimizi neden değiştirme ihtiyacı hissederiz? Toplum tarafından kabullenilmek uğruna aslında benimsemediğimiz kanaatleri neden benimser gibi görünürüz? Bu ve benzeri sorular, Avrupa’daki Müslümanlar tarafından da cevap verilmesi gereken sorular arasında.

1 Kasım 2015

“Sosyal etki”, “çoğunluk ve azınlığın karşılıklı etkisi”, “sosyal dönüşüm” gibi konular uzun senelerdir sosyal psikolojinin alanında yer alıyor. ABD’li psikolog ve sosyal psikolojinin öncülerinden Solomon Asch’ın çoğunluğun azınlık üzerindeki etkisini ortaya koyan meşhur deneyi, bu alanda yapılmış en önemli çalışmalardan biri. 1951’de yapılan deneyde bir psikoloji deneyine katılmak üzere bir grup genç bir masanın etrafında toplanmıştır. Katılımcılardan sadece biri gerçekten denektir ve bundan haberi yoktur. Diğer katılımcılar ise Asch tarafından belirlenmiş ve ne cevap vermeleri gerektiği önceden kendilerine tembih edilmiştir. Katılımcılara görsel değerlendirme testine tabi tutulacakları söylenerek önlerine bir çift kart konur. Kartların birinin üzerinde tek bir dikey çizgi vardır. Diğer kartta ise farklı uzunluklarda üç dikey çizgi bulunmaktadır. Katılımcılardan ikinci kartta resmedilen çizgilerden hangisinin boyut olarak birinci karttaki çizgiye benzediği sorulur ve hepsinin yüksek sesle cevap vermeleri istenir. Aynı tarz sorular farklı kartlarla 18 kez tekrarlanır. Gerçek denek, grup içerisinde en sona oturtularak kendisinden önceki cevaplardan ne derece etkileneceği ölçülmek istenmektedir. Deneyi yapan profesör tarafından ayarlanan katılımcılar ilk sorularda doğru cevabı verirken daha sonraki sorularda yanlış olan cevabı tekrarlarlar. Herkesin aynı cevabı verdiğini gören ve en son kendisine sıra gelen gerçek denek ise tereddütlü bir ifade ile grubun verdiği yanlış cevabı tekrarlar. Deneye katılan deneklerden üçte biri çoğunluğun verdiği yanlış cevaplara katılır.

Asch bu sonuçlarla toplumda mantıklı genç insanların çoğunluğa tabi olma eğilimlerinin ne derece yüksek ve rahatsız edici boyutta olduğunu ortaya koyar. Deney sonrası kendileriyle verdikleri cevap hakkında konuşulan deneklerin pek çoğu sadece diğerleri tarafından dalga geçilmemek veya tuhaf karşılanmamak için bile bile yanlış cevabı tekrarladıklarını söylerken, küçük bir kısmı ise çoğunluğun verdiği cevabın doğru olduğuna inandıkları için o cevabı tekrarladıklarını belirtmiştir. Asch deneyinde gerçek denekten, cevaplarını diğerleri gibi yüksek sesle vermek yerine kendisine verilen kağıda yazması istendiğinde çoğunluğa tabi olma eğiliminin 3’te 2 oranında azaldığı gözlemlenmiştir. Deney kişinin “dışlanmamak” adına gruba uyum sağladığını, bariz olarak yanlış olduğunu düşündüğü durumlarda bile çoğunluğun görüşlerini benimseyebildiğini ortaya koyması açısından ilginçtir.

İnsanlardaki uyum eğilimine neden olarak iki gerekçe gösterilmektedir. Bunlardan biri normatif sosyal etki (İng. “normative social influence”) diğeri ise bilgisel sosyal etkidir (İng. “informative social influence”). Birincisi sadece grup tarafından kabullenilme isteğiyle gerçekleşirken (“Gruptan dışlanmamalıyım.”), ikincisi ise diğerlerinin kendisinden daha bilgili olduğu kanısından kaynaklanan bir uyumdur (“Herkes yanlış biliyor olamaz.”).

Öte yandan uyumla alakalı pek çok deney, azınlığın çoğunluğa tabi oluşunu mercek altına alsa da Rumen asıllı Fransız sosyal psikolog Serge Moscovici azınlığın da çoğunluk üzerinde bir etkisinin söz konusu olduğunu savunur. Moscovici bu noktada uyum ve tabi olma (İng. “compliance”) ile dönüşüm/dönüştürme (İng. “conversion”) arasında bir ayrım yapar. Moscovici’ye göre Asch’in deneyinde olduğu gibi çoğunluğun cevabına uyan katılımcılar aslında içlerinden bunu reddetmektedir. Yani aslında azınlık o fikri benimsememiş, sadece sivrilmemek ve dışlanmamak adına fikri benimser gibi görünmüştür. Dönüşüm ise azınlığın çoğunluğu etkilediği durumlarda gerçekleşir. Bu durum çoğunluğun azınlığın fikirlerinin doğru olduğuna ikna edilmesi ile başlar. Bunun gerçekleşebilmesi için azınlığın savunduğu fikir ve sergilediği davranışta istikrar ve tutarlılık göstermesi önemlidir. Bu tutarlılık esnasında ortaya konulan orijinal argümanlar ve belli bir fikirde sebat etmek çoğunluğu etkiler.

Moscovici’ye göre çoğunluk etkisi, azınlık üzerinde yasal veya toplumsal bir baskı söz konusu olabildiğinden daha çok normatif sosyal etkiyle gerçekleşirken, azınlık etkisi ise böyle bir baskının söz konusu olmaması nedeniyle büyük toplumsal dönüşümlerin öncüsü olabilir. Bunun en somut örneklerinden biri 20. yüzyılın başlarında Birleşik Krallık ve ABD’de ortaya çıkan ve “Süfrajet Hareketi” olarak tarihe geçen kadın hareketleridir. Kısmen küçük bir grup orta sınıf kadın hakları savunucusunun kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması için başlattığı ve zamanla etkisini genişleten bu hareketin talepleri hem söz konusu kadınların açlık grevi ve benzeri eylemlerinde gösterdikleri devamlılık hem de savundukları şeyde gösterilen tutarlılık nedeniyle zamanla çoğunluk tarafından da kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu örnek, “doğru” ya da “yanlış”, “iyi” ya da “kötü”, “gerekli” ya da “gerekli değil” olarak çoğunluk tarafından benimsenen normlardaki değişikliklerin azınlıklar tarafından değiştirilebileceğinin örneklerinden birisidir.

Avrupa’da nüfus ve nüfuz olarak çok da etkin bir konumda olmayan ve helal kesim, erkek çocuklarının sünneti, karma yüzme dersleri, başörtüsü sorunları gibi sıkıntılarla sıkça yüz yüze kalan Müslüman azınlıkların bu taleplerini benimsetebilmesi sorunsalı, sosyal psikolojinin bu heyecan verici deneyleri ışığında yeniden okunabilir.

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar