Avusturya'da İslam İslam Yasası’nın Siyasi Yansımaları ve İtirazlar

Geçtiğimiz sene Avusturya’da oldukça tartışılan İslam Yasası, 31 Mart 2015’ten beri yürürlükte. Yasaya dair Anayasa Mahkemesi’ne yapılan itiraz başvurularını ve yasanın kabulünden sonra yaşanan süreci Avusturya İslam Toplumu (IGGiÖ) Hukuk Departmanı yöneticisi avukat Ümit Vural ile görüştük.

1 Kasım 2015

Avusturya İslam Yasası Bakanlar Kurulu’ndan geçtikten sonra ne tarz gelişmeler kaydedildi?

İslam Yasası 10.12.14 tarihinde Bakanlar Kurulu’ndan geçtikten sonra Meclis’e gönderildi. Oradan da Anayasa Komisyonu’na havale edildi.

Ardından IGGiÖ Şura Meclisi parlamento zemininde görüşmeler yürütmek üzere beni bir komisyon kurmak ile görevlendirdi. İçlerinde Dr. Metin Akyürek, Mouddar Khouja ve Prof. Dr. Richard Potz’un da bulunduğu 4 kişilik bir komisyon kurduk ve parlamentoda milletvekilleri ile görüşmeler yürüttük. Özellikle Meclis Anayasa Komisyonu’nda bulunan üyeler ile görüştük. Zira Meclis Anayasa Komisyonu’nun kanun tasarısını değiştirme yetkisi vardı. Bu görüşmelerde temel olarak hukuki bir çerçevede kalmayı hedef aldık, zira konuyu siyasi zemine taşıdığımızda hiçbir neticeye ulaşamayacağımızı biliyorduk. Müzakere için bir tasarı hazırladık ve bütün görüşmeleri onun üzerine şekillendirdik.

Şubat ayına kadar takriben 40 görüşme yaptık. Netice olarak Meclis Anayasa Komisyonu kanun tasarısında bizim istediğimiz hukuki düzeltmelere dair olumlu bir kanaat geliştirerek mecliste oylamaya sundu. Bu düzeltmelerin en temelinde Viyana Üniversitesinde İlahiyat Fakültesinde görev alacak öğretim üyelerinin Müslüman olması şartının kanun metninde yer alması vardı. 25 Şubat 2015’te Meclis’te kanun oylamaya sunuldu. Ardından kanun Cumhurbaşkanının onayı ile 31 Mart 2015’te yürürlüğe girdi.

Yasa parlamentodan geçip yürürlüğe girdikten sonra Avusturya’daki Müslüman cemaat ne tarz adımlar attı?

Benim gözlemlediğim kadarıyla İslam Yasası bu sürecin ardından gündemden düştü. Hararetli tartışmaların yerini sakinlik aldı. Böylece herkes yeni İslam Yasasının getirdiği sorumluluklar ve düzenlemeler üzerine yoğunlaşmaya başladı.

IGGiÖ yine bir komisyon kurmak ve IGGiÖ tüzüğünü yeni İslam Yasasına adapte etmek için beni görevlendirdi. Şu an bizim başkanlığımızda IGGiÖ’nün yeni tüzüğünü yazıyoruz. 31 Aralık 2015 tarihine kadar IGGiÖ’nün Başbakanlığa yeni İslam Yasasına adapte edilmiş tüzüğünü teslim etmesi gerekiyor.

Yasaya dair Anayasa Mahkemesi’ne bazı itirazlar da gerçekleştirildi. Bunlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Medyaya da yansıdığı üzere iki büyük kurum, Viyana İslam Federasyonu ve ATİB İslam Yasasına karşı Anayasa Mahkemesi’ne şikâyet haklarını kullandılar ve şikâyetlerini Anayasa Mahkemesi’ne bizim aracılığımız ile ağustos ve eylül aylarında ilettiler. Şu an bu şikâyetlerin neticesini bekliyoruz. Bu iki kurum dışında bizi avukat olarak görevlendiren başka dernekler de var. Muhtemelen kasım ayının başında daha fazla dernek Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş olacak.

Bu itirazların başarıya ulaşma şansı nedir?

Bu konuda net bir şey söylemek ya da herhangi bir tahminde bulunmak tabii çok güç. Lakin hukuki bir perspektiften bakılırsa olumlu sonuçlanma ihtimali gayet yüksek diye düşünüyorum. Bu konunun ister istemez hukuki bir değerlendirmeyi aşan, toplumsal derinliği olan bir mesele olduğunu görmemiz gerekiyor. İslam Yasası’nın siyasi anlamda da farklı yansımaları var. İtirazlarla ilgili bekleyip sonucu hep birlikte göreceğiz.

İtiraz başvuruları kabul edilirse süreç nasıl devam edecek?

Şu an yapılan itiraz özellikle derneklerin kapatılması maddesini ihtiva ediyor (31 Abs 3 IslamG). İtirazda diğer dinî cemaatlere kıyasla bir eşitsizliğin söz konusu olduğunu ve bu maddenin devletin bir dinî cemaatin iç işlerine müdahale etmesi anlamına geldiğini izah ettik.

Eğer itiraz başarılı olursa, Mart 2016 tarihine kadar İslami alanda hizmet veren derneklerin kapatılmasına dair madde yasadan kaldırılmış olacak. Bu madde daha yürürlüğe girmedi çünkü. Yasadaki bu maddeye göre Mart 2016 tarihine kadar derneklerin tüzüklerinde İslami hizmet sunduklarına dair ifadeleri çıkarmaları gerek; aksi takdirde İçişleri Bakanlığı o dernekleri kapatacak. Diğer taraftan dernekler İslami hizmet verebilmek için IGGiÖ’nün çatısı altında bir yapıya bürünmek zorundalar.

Yasa geçtiğimiz sene gündemden hiç düşmedi, şimdi ise kamuoyunda bir sessizlik hâkim. Bu sessizliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim kanaatime göre meselenin medyatikleştirilmesinden olumlu bir netice çıkmadı. Ama mevcut durumda hukuki süreç başladı. Şu an bütün İslami dernekler IGGiÖ tüzüğünün değişmesi ile anayasanın öngöreceği şartlarda IGGiÖ çatısı altında yerlerini almayı bekliyor.

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar