Almanya'da Okullarda Başörtüsü Yasağı “Eyaletler Başörtüsü Yasağını Kaldırmamakta Direniyor”

Almanya Federal Anayasa Mahkemesi yaklaşık bir sene önce Almanya’daki Müslüman öğretmenler için genel bir başörtüsü yasağının anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. 2016’nın nisan ayında ise Berlin İş Mahkemesi başörtülü bir öğretmenin şikâyetini reddetti. Müslüman Kadınlar Aksiyon İttifakından (AmF e.V.) Gabriele Boos-Niazy başörtüsü yasaklarını değerlendirdi.

Esra Lale 1 Mayıs 2016

Almanya Federal Anayasa Mahkemesinin başörtüsü kararı başörtülü öğretmenlerin durumunda bir değişiklik sağladı mı?

Bu konuda bir genelleme yapmak mümkün değil. Federal Anayasa Mahkemesi Kanunu gereğince Federal Anayasa Mahkemesinin kararı başörtüsüne dair kanuni bir yasağın bulunduğu Almanya’daki tüm eyaletler için geçerli olmak zorunda. Yani Almanya’da başörtüsüne yönelik genel bir yasak uygulanması veya Hristiyan Batı kültürü değerlerine ayrıcalık tanınması anayasaya aykırı. Eyalet yasaları da Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak değiştirilmeli. Ancak bazı eyaletler siyasi nedenlerle bu değişiklikleri yapmakta zorlanıyor.

En iyi gelişme Kuzey Ren-Vestfalya’daki başörtülü öğretmenler için söz konusu. Bu eyalette Okul Yasası Anayasa Mahkemesinin direktifleri doğrultusunda değiştirildi. O zamanlar FDP (Hür Demokrat Parti) ile birlikte bu yasağı koyan CDU (Hristiyan Demokrat Birliği) da bu değişikliğe dâhil edilmek istendiği için söz konusu değişiklik biraz zaman aldı. Kuzey Ren Vestfalya’da ayrıştırıcı bir konu olan başörtüsü meselesinde geniş bir uzlaşma yoluna gidildi.

Peki yasalarını Anayasa Mahkemesinin kararına göre yeniden düzenleyen diğer yedi federal eyalette neler yaşandı?

Bremen Eğitim Senatörü Anayasa Mahkemesinin kararından kısa bir süre sonra başörtüsü yasağının kaldırıldığını açıkladı. Aşağı Saksonya’daki uygulama da aynı şekilde gerçekleşti. Ancak her iki eyalette de yasa metni ayrıcalık hükmü içermediği gerekçesiyle değiştirilmedi.

Aynı şekilde Hessen’de de yasa metni değiştirilmedi. Bir genelge ile münferit vakaların incelenmesi istendi. Bu uygulamaya göre okul idaresi öğretmenin başörtüsünün okul huzurunu bozup bozmayacağına ilişkin bir öngörüde bulunacak. Ancak bu uygulama da Federal Anayasa Mahkemesi kararına göre yasak için bir temel teşkil etmeyen “soyut tehlike” alanına giriyor. Okul idaresinin öngörüsü üzerine başörtüsü yasağı uygulanması durumunda Hessen yönteminin uygulanabilirliği konusunda mahkemenin karar vermesi gerekecek.

Baden Württemberg’de yasa değişimi kısa bir süre önce gerçekleşen seçimlerden sonraya ertelendi. Buradaki yasal düzenleme anayasaya aykırı bir şekilde Hristiyan Batı kültürel değerlerine ayrıcalık tanıyor. Bu sebeple parlamenterlerin çoğu yasanın değiştirilmesi gerektiğini düşünüyor. CDU kiliselerle birlikte, okulların ve çocuk bakım kurumlarının yönetimlerinin başörtüsünü her an yasaklayabilecekleri bir formül geliştirdi. Ancak henüz okulların veya çocuk bakım evlerinin hangi kriterlere göre başörtülü öğretmenlere yasak koyabileceğine ilişkin bir yasa metni veya ortak bir fikir yok.

Bavyera’da Yeşiller okul yasasının değiştirilmesi önerisini sundu fakat bu öneri parlamentoda çoğunluk elde edemedi. Kültür Bakanlığı, Federal Anayasa Mahkemesi kararının sadece Kuzey Ren-Vestfalya’daki yasa için geçerli olduğunu (ki bu oldukça yanlıştır) ve Bavyera yasasının Hristiyan Batı âleminin kültür değerlerine yönelik ayrıcalık içermediğini (ki aslında durum tam tersi) belirterek herhangi bir değişimin gerekmediğini düşünüyor. Başörtülü öğretmenlere dair her vaka münferit olarak değerlendirilecek. Bu değerlendirmenin hangi kriterlere dayanarak yapılacağı ise meçhul. Burada başörtülü öğretmenlerin başvurularına verilecek cevaplar büyük ihtimalle turnusol kâğıdı görevi görecek.

Saarland başörtüsü yasağına ilişkin yasa değişikliğini tartışmayan tek federal eyalet. Eyalet Başbakanı Kramp-Karrenbauer (CDU) Kasım 2015 tarihinde başörtüsü yasağının hâlâ geçerli olduğunu açıkladı. Yetkili Eğitim ve Kültür Bakanı Commerçon (SPD) sessizliğini koruyor. Berlin’de ilk yargı kararlarını gördük, muhtemelen bunların devamı da gelecek.

Anayasa Mahkemesinin kararı okul huzuru bozulduğu takdirde başörtüsünün yasaklanabileceğini öngörüyor. Yakın geçmişte okul huzurunu bozan olaylar yaşandı mı?

Hayır, bu tür olaylarla karşılaşmadık. Zaten böyle olayların yaşanması da şaşırtıcı olurdu. Federal Anayasa Mahkemesi hangi durumlarda “okul huzuru”nun bozulacağına dair oldukça somut kriterler belirledi. Buna göre münferit durumlarda başörtüsü yasağı ancak başörtülü öğretmenin misyonerlik veya sözlü reklam yapması ve somut olarak öğrencileri etkilemeye çalışması durumunda koyulabilir. Tanıdığımız öğretmenlerden hiçbiri böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmez.

Bazı okul ya da eğitim bölgelerinde eğer kanıtlanabilir bir şekilde, dikkate değer sayıda fazla çatışma varsa sınırlı bir süre için genel bir yasak geçerli olabilir. Mahkeme kararında (Rn 113), “özellikle yaşı daha büyük öğrenciler ve ebeveynler tarafından doğru dinî tutum konusunda tartışmalı pozisyonların ısrarla savunulması […] ve bunun okula taşınması […]” durumunu örnek vermiştir.

Okul idaresi okuldaki anlaşmazlıkların çözümünde genel olarak uygulanan tüm pedagojik önlemleri uygulamış ancak başarılı olamamışsa ve anlaşmazlığın çözümü için –aslında bu anlaşmazlığın çıkmasında rolü olmayan- başörtülü öğretmenin başka bir yere atanmasının gerektiğine kanaat getirmişse, öğretmenin başka bir yere atanması veya tercihe bağlı olarak başörtüsünü çıkarması söz konusu olabilir.

Ancak asıl soru şu: Almanya’da kaç tane okulda böyle bir durum söz konusu? Zaten toplamda başörtülü birkaç düzine öğretmen var. Bu anlamda ara sıra medyada hortlayan tehlike senaryoları her türlü olgusal zeminden yoksun.

Bahsettiğiniz gibi bazı federal eyaletler yasa metinlerini neden değiştirmedi?

Bazı eyaletler yasağın belli din/dünya görüşlerine ayrıcalık tanımadığı ve bu sebeple değiştirilmesine gerek olmadığı görüşünde. Ancak başörtülü Müslüman kadınları eğitim hizmetinden men eden de aslında bu sözüm ona tarafsız yasa metinleri. Zaten meclis tartışmaları protokollerinden de kolaylıkla anlaşıldığı üzere asıl amaç bu. Bence yasa metinlerinde değişiklik yapılmaması tamamen siyasi sebeplere dayanıyor. Başörtüsü hâlâ tüm partilerde oldukça duygusal bir şekilde tartışılıyor. Bu sebeple mutabakat sağlamak zor ve zaman alıcı. Sadece küçük bir grubu teşkil eden başörtülü Müslüman öğretmenler bu tarz bir mutabakat için yeterince önemli görülmüyorlar. Ayrıca bu seçmenlerden oy devşirilebilecek bir konu da değil, aksine oy kaybettirme ihtimali yüksek bir konu.

Sizin de dediğiniz gibi Berlin’de yasalar Federal Anayasa Mahkemesinin başörtüsü kararına uygun olarak değiştirilmedi. Bunun üzerine başörtüsü takan bir öğretmen bunu dava etti ve davası reddedildi. Bu durum Berlin Senatosu ve söz konusu öğretmen için ne anlama geliyor?

Muhtemelen senato içinde yasağı savunanlar bu karar ile son sözün söylenmiş olmadığını bilmelerine rağmen ilk etapta rahatlayacaklar. Söz konusu öğretmen için ise bu durum hakkını almak için daha fazla zaman ve enerji harcaması gerektiği anlamına geliyor. Öncelikle yazılı gerekçe beklenmeli, daha sonra ne yapılacağına bakılabilir. Ancak okullarda genel olarak kimsenin belirgin dinî semboller takamayacağı veya dinî motivasyonlu kıyafetler giyemeyeceği konusunda eşit muamelenin ve tarafsızlığın hâkim olduğu düşüncesinin oldukça yüzeysel olduğu ve bunun doğru bir bakış açısı olmadığı kesin. Örneğin bu bakış açısı dinî bir cemaatin dinî motivasyonlu bir kıyafeti zorunlu görüp görmediğini dikkate almıyor. Federal Anayasa Mahkemesi 2003 yılında verdiği kararla başörtüsü için bu durumun söz konusu olduğunu belirtti. Böyle bir dinî kural yoksa inanan kişi bir devlet yasağı ile karşılaştığında herhangi bir vicdani çatışma yaşamayacaktır. Yani dinî özgürlüğü gerçekten de kısıtlanmamış olacaktır. Örneğin haç ve kipa takılması arasında böyle bir kıyas yapılabilir. Haç için dinî bir hüküm olmadığı, ancak kipa için böyle bir hüküm söz konusu olduğu için bu ikisini aynı kefeye koymak ve yasağın hem takı olarak haç takan bir öğretmen hem de kipa takan bir öğretmen için geçerli olduğunu, her ikisinin de inanç özgürlüğüne müdahale teşkil ettiğini söylemek elmalarla armutları kıyaslamaya benzer.

Bazı eyaletlerde yasa metni değiştirildi fakat yorumda bir değişiklik söz konusu değil. Bu yaklaşım ne gibi tehlikeler barındırıyor?

Yasa metnini değiştirmeye direnmek çok nahoş bir durum. Bu eyalet yasamalarının Federal Anayasa Mahkemesinin kararına istemeye istemeye uyduklarını ve kadınlara yıllarca haksızlık yapılmasını göz ardı ettiklerini ortaya koyuyor. Bu yasakların insanlara zarar verdiği artık anlaşılmalı. Yasalar gerekli şekilde değişmeyip bazı şeyler yoruma bırakıldığında, tekrar başörtüsünü yasaklayan yorumların türemesine karşı bir güvence de olmayacak. Böyle bir yaklaşım insanların siyasete ve hukuk devletine güvenlerini azaltır.

Federal Anayasa Mahkemesinin kararı stajyer öğretmenler için geçerli değil mi? Neden bu öğretmenler Kuzey Ren-Vestfalya gibi eyaletlerde hâlâ istisnai başvurular yapmak zorundalar?

Kararda stajyerlere değinilmiyor, çünkü onlar başörtüsü yasağından (en azından teorik olarak) etkilenmiyorlardı. Bu konu biraz da devletin öğretmen yetiştirme alanındaki eğitim tekeliyle ilgili. Stajyerler için başörtüsü yasağının olması anayasaya aykırı bir meslek yasağı anlamına gelirdi, zira bu durumda başörtülü öğretmenler eğitimlerini tamamlayamazlardı. Bu sebeple stajyer öğretmenlik için istisnai düzenleme yapıldı. Artık bu istisnai düzenlemenin bir anlamı kalmamasına rağmen düzenleme hiçbir okul tüzüğünden çıkarılmadı. Biz yeni yasanın uygulanması noktasındaki ilk zorluklar aşıldıktan sonra stajyer öğretmenlerden istisnai başvuruda bulunmalarının talep edilmeyeceğini düşünüyoruz. Bizim görüşümüze göre bu madde çıkarılsaydı duruma kolay bir şekilde açıklık getirilmiş olacaktı.

Fotoğraf: ©Boos Niazy

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar