Almanya'da İslamofobi “İslam Karşıtı Suçların Gerçek Boyutunun Anlaşılması İstenmiyor”

1990’dan beri Almanya Federal Parlamentosunda milletvekili olan Ulla Jelpke aynı zamanda Sol Parti’nin iç politika sözcüsü. Jelpke ile İslam karşıtı saldırıların önlenmesi için yapılması gerekenleri konuştuk.

1 Mayıs 2016

İslam karşıtı suçların ayrı bir kategoride kaydedilmesi ne derece önem arz ediyor?

İslam ve Müslüman karşıtı suçların ayrı bir kategoride kaydedilmesi konusunda geç bile kalındı. 11 Eylül saldırılarının ardından İslam’a dair oluşan nefret dalgasına bağlı olarak günümüzde İslami kurumlara ve buralara girip çıkanlara yönelik saldırılarla karşılaşıyoruz. Bu tür suçların gerçek boyutunu anlayabilmek için Müslümanlara ve İslami kurumlara yönelik saldırıların siyasi motifli suçlar kategorisinde ayrı bir başlık altında kaydedilmesi mantıklı ve gerekli.

Federal hükûmet Antisemitizm kaynaklı suçlarda da uygulandığı gibi nefret suçları kategorisine İslam veya Müslüman karşıtı suçlar alt başlığını ekleyerek bu kategoriyi genişletmekte neden tereddüt ediyor?

Anlaşılan o ki federal hükûmet İslam karşıtı suçların gerçek boyutunun ortaya çıkmasını şimdiye dek istemedi. Özellikle CDU ve CSU gibi sağ parti siyasetçileri İslam’ın Almanya’ya ait olmadığı yönündeki söylemleri ile Müslüman ve İslam karşıtı atmosferi tekrar tekrar kendileri körüklüyorlar.

Siz yıllardan beri federal hükûmete İslam düşmanlığı ve Müslüman karşıtı suçlara ilişkin soru önergeleri veriyorsunuz. Hükûmetin suçların kaydedilmesi konusundaki hassasiyetinde bir artış hissediyor musunuz?

İslam derneklerinin, kriminologların ve aynı zamanda Sol Parti’nin Federal Parlamentodaki baskıları sonunda meyve verdi. Geçen yılın sonunda federal hükûmetin yetkili heyeti siyasi motifli suçların kaydında “nefret suçları” başlığının “İslam karşıtı” ve aynı şekilde “Hristiyanlık karşıtı“ alt başlıkları ile genişletilmesini onayladı. Şimdi 2001 yılında hazırlanmış olan siyasi motifli suçlar kategorisi İçişleri Bakanları Konferansı tarafından uygun şekilde genişletilmeli.

İslami kurumlara ve camilere yapılan saldırıların sayısı son aylarda arttı. İslam karşıtı suçların ayrı bir başlık altında kaydedilmesi ile bu şiddet eylemlerine karşı nasıl bir önlem alınabilir?

Müslümanların gelecekte her caminin önünde bir polis aracının durmasını istediğini sanmıyorum. Bununla beraber özellikle camilere ve İslami kurumlara yönelik İslam karşıtı suç eylemlerinin gerçek boyutu ortaya çıktığında halkın bu konudaki farkındalığını artırmak daha kolay olacaktır. Camilere yönelik saldırılara karşı en iyi koruma uyanık ve cesur komşulardır. Bunun için cami cemaatlerinin ve üyelerinin Müslüman olmayan mahallelerdeki komşuluk ağlarına eklemlenmeleri şart.

Sadece camilere değil mülteci kamplarına yönelik saldırılar da artıyor. Bu saldırıların ardında da İslam düşmanlığı olabilir mi?

Kesinlikle burada da İslam karşıtı motifler rol oynuyor. Pegida (Batının İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar) ve AfD (Almanya İçin Alternatif Partisi) gibi sağcı tahrikçiler yabancı düşmanı ajitasyonlarında mültecileri ve Müslümanları özdeşleştiriyor ve göçmenler ile Almanya’nın İslamlaştırıldığı yönünde tehditkâr bir tablo yansıtıyorlar. Mülteci kamplarına yanıcı madde atanlar da eylemleri için bu kışkırtmalardan cesaret alıyorlar.

Fotoğraf: ©Flickr.com/rosalux

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar