sayı 254 Müslüman Kadının Çok Katmanlı Dışlanması

Müslüman kadın çok yanlı bir kuşatma altında. Hem azınlık olarak yaşadığı toplumların talepleri, hem de Müslüman cemaatin kendisinden beklentileri karşısında Müslüman kadınların kendilerini savunmalarını gerektirmeyecek bir atmosferin oluşmasına ihtiyaçları var.

Kevser Erol 1 Eylül 2016

Kadın olmak hiçbir toplumda kolay değil. Aynı şekilde kadın olmak hiçbir çağda da kolay olmadı. Kadınlar bugün olduğu gibi önceki çağlarda da var oluş mücadelesi verdiler. Bazen bu varoluş çabası “feminizm” altında ortaya çıktı.

Peki –genelleştirilmiş tabirle- “kadın” kim tarafından ezilmiştir? Genelde kadının marjinal erkekler tarafından ezildiği düşünülür. Bu doğru olsa bile, kadının hor görüldüğü durumların tamamını kapsamaz. Araştırmaların da ortaya koyduğu gibi kadınlar hemcinsleri tarafından da mağdur edilirler. Böylelikle “kurban”, başka bir kadın karşısında faile dönüşür.

“Müslüman kadın” ise dışlanma veya ırkçılık çerçevesinde en çok hedef seçilen kurbanlar arasında. Özellikle azınlık durumunda olduğu toplumlarda Müslüman kadın, “yabancı”, “kadın” ve “Müslüman” olması nedeniyle tripleks bir dışlanmaya maruz kalıyor. Dini gereği başını örten Müslüman kadınlar buna ek olarak ırkçı şiddete de muhatap oluyorlar. Almanya’nın Kiel şehrinde üç çocuk annesi Türk asıllı kadının alışverişten dönüş yolunda ırkçı bir erkek tarafından darp edilmesi, burnunun kırılması veya evine giderken kimliği belirsiz kişiler tarafından dövülüp, başörtüsü başından çekilen ve kıyafetlerine alkol dökülen 21 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin hikâyesi gibi bir sürü örnekte Müslüman kadın sözlü ve fiilî saldırılara hedef oluyor. Ayrıca Müslüman kadınlar başlarını örttükleri gerekçesiyle birçok iş başvurusundan sıkça ret cevabı alıyorlar. Birçoğu haklarını açılan sayısız davayla arıyor.

Müslüman kadının kamusal alanda, iş yerinde veya okuldaki yaşamı diğer kadınlara göre daha zor. Müslüman kadın hayallerini gerçekleştirmekte zorluklarla karşı karşıya kalırken enerjisinin bir kısmı savunmacılıkla ve kendisini diğerlerine izah etmekle geçiyor. Fakat “Müslüman kadın” sadece farklı bir dine mensup olduğu ve bu dinin inandığı gereklerini yerine getirdiği için ötekileştirildiği insanlar tarafından haksızlığa maruz kalmıyor. Bunun ötesi de var: Müslüman kadın aynı zamanda diğer Müslüman kadın ve erkeklerin de dışlamasına sıkça muhatap.

Sosyal hayatta veya çalışma yaşamında yer edinmek isteyen Müslüman kadın, bizzat diğer bazı Müslümanlar tarafından “dışarıda” olduğu için eleştirilere maruz kalmakta. Başörtülü olduğu için iş hayatında kendisine fırsat tanınmayan Müslüman kadınlar, bir de Müslüman çevreden bu sefer “iyi niyetlerle” uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Müslüman cemaatin içinde Müslüman kadının hayatta aktif rol almasına kendisini alıştırması gerekenler var. Zira sorun Müslüman kadın değil, onu olduğu gibi sosyal hayatın tam ortasında görmek istemeyenler.

Müslüman kadınların üzerinde hem ırkçıların ve İslam düşmanlarının, hem de bizzat Müslüman cemaatin baskısı var. Müslüman cemaatin bunun farkına varması ve kadınlara destek olması gerek. Müslüman kadınların gereksiz politikalar yüzünden zorlaştırılan hayatlarının kolaylaştırılmaya, kendilerini baskı altında hissetmeyecekler ve kendilerini savunmalarını gerektirmeyecek bir atmosferin oluşmasına ihtiyaçları var. Müslüman cemaatin bunun bilincinde olması ve hem Müslüman hem de kadın olduğu için birçok cephede ateş altında bırakılan kadınların yüklerini hafifletmesi, onları biraz da cesaretlendirmesi gerek. Müslüman kadının en çok da şu an desteklenmesi gerekiyor ki onu ötekileştirip bunu özgürleştirmek adına yaptıklarını iddia edenlerin asılsız argümanları açığa çıkabilsin.

Müslüman kadını özgürleştirmek bahanesiyle onun özgürlük alanını kısıtlayanlar ile Müslüman kadını koruma amaçlı kapalı bir fanus içinde tutmak isteyenler arasında maalesef büyük bir fark yok. Her ikisi de Müslüman kadının kendi adına konuşma yetisine sahip olmadığını düşünüyor. Oysa engeller örüledursun birçok Müslüman kadın önünde yükselen duvarları başarı ile aşıyor. Yine de bu engelleri aşmaya harcanan enerji ile daha büyük adımların atılabileceği de net. Hele de aktif siyaset veya sivil toplum kuruluşlarında toplumsal sorunlara karşı koyan kadınların sınırlara değil açılımlara ihtiyaçları var.

Şimdi bir dünya hayal edin: Kadınların birikimlerini yargılanmadan ve dışlanmadan özgürce kullanabildikleri. Evet, işte o dünya daha güzel, hepimiz için!

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar