İslamofobi AGİT İslam Düşmanlığından Kaygı Duyanları Bir Araya Getirdi

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) “Müslümanlara Karşı Toleranssızlık, Ayrımcılık ve Nefretle Mücadele: Kapsamlı Bir Yanıt” başlıklı bir program düzenledi.

admin 19 Ekim 2017

10 Ekim 2007 tarihinde AGİT tarafından duyurulan Kordoba Deklarasyonu’nun 10. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen konferansta İslam düşmanlığı bağlamında 10 yıllık sürecin değerlendirmesi yapıldı.

AGİT Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Bülent Şenay, 10 yıl boyunca Müslümanlara yönelik nefret suçlarında nelerin değiştiğine dair bir değerlendirme yaptı. Şenay, Müslümanlara yönelik şiddetin arttığına ve aşırı sağın “Avrupa’nın İslamlaşması”na dair korkuların körüklediğine dikkat çekti.

Açılış konuşmaları, dört panel ve kapanışla tamamlanan programda kamusal alan, politika, eğitim, iş ve toplum hayatı gibi temalar üzerinden Müslümanlara yönelik ayrımcılık ve nefret söylemleri kapsamlı biçimde ele alındı.    

“İslam Bir Korku Figürü Olarak Gösteriliyor”

Programın açılışında konuşan Georgetown Üniversitesi’nden Tamara Sonn, İslam’ın düşman figür hâline getirilmeye çalışıldığının altını çizdi. Bu duruma karşı hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini savunan Sonn, artan ayrımcılık ve yabancı düşmanlığına dikkat çekti. Sonn’e göre “korku furyası”nın önünün alınması için geliştirilmiş önlemlerin uygulanması şart.

 

Ayrımcılığın Farklı Boyutları

Birmingham Üniversitesi Köprü İnisiyafi’nden Dr. Farid Hafez ve Leeds Üniversitesi’nden Amina Easat-Daas’ın Müslümanları hedef alan ayrımcılık söylemlerinin kökenlerini ve etkilerini ele aldığı konuşmalarının ardından eğitim ve iş hayatında ayrımcılığa ışık tutan sunumlar gerçekleştirildi. İslamofobinin yalnızca Müslümanları değil, toplumun genelini ilgilendiren bir sorun olduğunu belirten Hafez, AGİT katılımcısı 57 ülkenin yalnızca 10’unda İslamofobik vakaların resmî olarak kayıt altına alındığını, bu sebeple eldeki verilen sorunu tespit etmek adına yetersiz olabileceğini vurguladı.

 

Sivil Toplumun Rolü

Panelde ayrıca Müslümanlara yönelik ayrımcılık ve nefret suçlarıyla mücadelede sivil toplum kuruluşlarının daha etkin rol alması gerektiği vurgulandı. Georgetown Üniversitesi’nden Arjun Sethi, Vytautas Üniversitesi’nden Egdunas Racius ve Rusya’dan Dilyara Akhmetova’nın konuşmacıları arasında olduğu bölümde Müslüman cemaatler özelinde sivil toplumun nefret suçlarının tespiti ve bunlarla etkin mücadelenin önemi vurgulandı.

 

“Bu Gelişmelerden Kaygılıyız” Demek Yetmez

Toplantıya Almanya’dan ayrımcılıkla mücadele kurumu FAIR international da katıldı. Kurumun müdürü olan Taner Aksoy Perspektif’e toplantıyı değerlendirdi. “İslam karşıtı nefret suçları, yalnızca Müslümanları ilgilendiren bir sorun değil. Bu bir ırkçılık sorunu ve bu nedenle de global bir sorun. İslam karşıtlığı iş sahasında, eğitim sisteminde ya da günlük hayatta kendisini gösteriyor. Bu toplantının, birçok farklı ülkeden temsilciye sorunu konuşmak imkânı sunması ise ümit verici.”

 

Programa Göç Araştırmaları Vakfı’ndan katılan araştırmacı Dr. Elif Şimşek ise programı şöyle değerlendirdi: “Birçok ülkede İslamofobik nefret suçlarının tehlikeli bir şekilde arttığına dair veriler yayınlanıyor. Ülkelerin sadece ‘Bu gelişmelerden kaygılıyız.’ demesi yeterli değil; bu sorunu çözebilecek somut adımlar atılması gerek. İslamofobiyle mücadele sadece konuşarak, tartışarak gerçekleşmez. Okullarda öğrencilere farklı kimlikleri kabul etme konusunda eğitimler, kalıcı ve sürdürülebilir stratejiler gerek. Her şey bir yana, ‘İslamofobi’ terimi bile henüz literatüre bütünüyle girmiş değil. Hâlâ İslamofobi terimini kullanmaya mesafeli olan geniş bir akademik çevre var.”

 

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar