Dosya: "Avrupa'da İslam Eğitimi" Fransa’da İslami Eğitim İmkânları

Avrupa'da İslam Eğitimi

Avrupa’da İslam din dersleri etrafındaki tartışma büyük. Meselenin arka planı ve sorunlu yanlarına dair kısa bir özet, karmaşık modelleri anlamak adına faydalı olabilir.

Erhan Özcan 1 Aralık 2017

Fransız Anayasası’nda, diğer Avrupa Birliği ülkelerinden farklı olarak, dinle ilgili çok az metin vardır. Bu metinler, bizzat 1958 Anayasası ve daha önceki Anayasalardan aktarılan metinler (örneğin 1946 Anayasası’nın girişi) ile “Cumhuriyet” kanunlarının tanıdığı temel prensiplerdir. Bunların yanında bazı ek metinler de mevcuttur. Bunlara genellikle ele alınan olay çerçevesinde laikliği felsefi anlamda desteklemek amacıyla müracaat edilir. Fransız Anayasası’nın dinle ilişkisini düzenleyen tartışılmaz metinler şunlardır:

• 4 Ekim 1958 Anayasası’nın 1. maddesi: “Fransa, bütün vatandaşlarına kanun önünde köken, ırk ve din farkı gözetmeksizin eşit haklar sağlayan bölünmez, laik, demokratik ve sosyal bir cumhuriyettir.”

• İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi’nin 10. maddesi: “Hiç kimse, açıklandığında kanunla sağlanan düzeni bozmadığı sürece, dinî olanlar da dâhil, sahip olduğu kanaatlerden dolayı sorumlu tutulamaz.”

• 3 Ekim 1946 Anayasası’nın Giriş Bölümü: “Hiç kimse kökeni, kanaatleri ve inançları açısından istihdam konusunda ayrımcılığa maruz bırakılamaz. Her seviyede özgür ve laik bir kamu eğitim sisteminin organizasyonu devletin görevidir.”

Anayasa Komisyonu, dinî hukukla herhangi bir şekilde bağlantılı olan ve Cumhuriyet kanunlarının tanıdığı 5 temel prensip belirlemiştir. Bunlardan birincisi eğitim özgürlüğü, ikincisi vicdan özgürlüğü, üçüncüsü özel hayatın saygınlığı, dördüncüsü teşkilatlanma özgürlüğü, beşincisi ise fikirlerini ifade etme özgürlüğüdür.

Yukarıda da ifade edildiği gibi, Fransa, diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelere nispetle dinler için bir statü veya bir sistem oluşturmaya yönelik daha az anayasal veya kanuni düzenlemeye sahiptir. Bu konudaki hükümlerin azlığı, Fransa’nın dinle ilgili yasalarında bir dizi farklı sistemin oluşmasına yol açmıştır. Fransız hukuku tekdüze değildir; coğrafi ve kültürel farklılıklar ile tarihî hadiselerin meşrulaştırdığı bir sistemler geleneğine dayanan, pragmatik politikalar nedeniyle daha çoğulcu bir yapıdadır.

Çeşitliliğin ilk unsuru, 9 Aralık 1905 tarihli Ayrılık Kanunu (Fr. “séparation”) olarak anılan kanundur. Bütün Fransız vilayetlerinde geçerli olmakla birlikte bazı istisnaları da mevcuttur: Guyana, Bas-Rhin, Haut-Rhin ile Moselle vilayetleri ve “Territoires et collectivites d’Outre-Mer” olarak adlandırılan denizaşırı Fransız toprakları.

Fransa’ya özgü bu çeşitliliğin ikinci unsuru “gallicanisme”den, yani Fransa kralı ile Fransız ruhbanları arasında Vatikan’ın gücünü sınırlamak için yapılan antlaşmadan çıkarılmıştır. Bu siyaset, Fransız Devrimi ile kısmen bozulmakla birlikte, bugün de Fransız hükûmeti ile kamu yönetimlerinin din politikalarında varlığını sürdürmekte, şüpheli görülen dinî kurum ve faaliyetlerin kontrol edilmesine yönelik teşebbüslerle kendisini göstermektedir.

Üçüncü unsur, din özgürlüğünü bireyselliğe dayalı bir yaklaşımla ele alan Fransız Devrimi’nin metinleridir. Bu metinler kişileri sosyal bağların oluşturduğu grupların üyeleri olarak değil, özgür bireyler olarak görür. Dolayısıyla, sosyal gruplara özel bir takım hakların bahşedilmesi prensip olarak imkansızdır.

Fransa’da Din Hizmetleri

Fransa’da halkın dinî konulardaki isteklerini karşılama sorumluluğunu üstlenen belirli bir kamu kurumu yoktur. Bireyler veya özel kuruluşlar, bu yöndeki taleplerini karşılamak üzere, sorumluluk alanı bu konuları kapsayan kurumlara başvurabilirler. Sözgelimi din konusundaki çeşitli ihtiyaçlar için yerel eğitim idarelerine; orta dereceli okullarda din hizmetleri için (dini mekân açmak vb.) yerel okul idarelerine; hapishane ve hastanelerde din hizmetleri için hapishane ve hastane idarelerine müracaat edilebilir.

Dinî gruplar okul, gençlere yönelik yurt, kurs veya kendi diledikleri şekilde başka mekânlar oluşturabilirler. Zaman, mekân ve sayı açısından hiçbir özel sınırlama bulunmamaktadır. Bu şekilde kurulan bütün kurumlar genel hukuka uygun olmalıdır.

Din Hizmetlerinin Finansmanı Genel Hukukta

Dinî oluşumların finansmanı konusunda 9 Kasım 1905 tarihli kanunun 2. maddesi; “Cumhuriyet, herhangi bir dini tanımadığı ve desteklemediği gibi, herhangi bir cemaatin ve din adamlarının maaşlarını da ödemez.” hükmünü içermektedir. Bu kanun, dinî kurumlara kamudan mali destek sağlayan kanundan ayrışmaktadır. Devletin dinî yönetimlere ve liderlere ücret ödemesi yasaklanmıştır. Katolik ve Protestan papazları, Yahudi hahamları ve Müslüman imamlar gibi görevliler ile Katolik piskoposu, Protestan Kiliselerinin başkanları, Yahudi hahambaşıları ile Müslüman baş imamlar dinî faaliyetleri nedeniyle devletten herhangi bir şekilde ücret almazlar. Bas-Rhin, Haut-Rhin ve Moselle, Guyana ve diğer deniz aşırı müstemlekelerde bu konudaki kanunlar farklıdır.

Kamu Eğitim Sistemi İçinde Din Eğitimi

Jules Ferry 15 Mart 1879’da Fransız Millet Meclisine 2 kanun projesi sunar: Birincisi Kamu Yüksek Öğretim Kurulu’nun yeniden yapılandırılması (Fr. “Conseil supérieur de l’instruction publique”); ikincisi ise yükseköğretimin yeniden düzenlenmesi üzerindedir (Fr. “Aménagement substantiel de l’enseignement supérieur”). Bu düzenlemenin tek ana hedefi vardır: “Laik sisteme geçişi gerçekleştirmede ilk adımı atmak.” Bunun için ilk yapılması gereken iş ise; “Devlet fakültelerinden ve Yüksek Öğrenim Kurulu’ndan din adamlarını elimine etmek”tir. Bu sebeple ikinci kanun projesinin 7. maddesi protesto ile karşı karşıya kalır. Çünkü bu madde, Kilise’ye bağlı 500 din adamının, yükseköğrenim kurullarında ders vermelerini yasaklamaktadır. O gün için 500 din adamı; Maristler, İseviler ve Dominikenlerin üniversiteden atılması hedeflenmekteydi. 1880 öğretim yılı başında bir seri yeni düzenlemeyle 7 Mart 1880 yılında öğretimin ücretsiz olmasına, 1882 yılında 6-13 yaş arası öğretimin zorunluluğu ile laikliğine dair kanunlar, 1884 yılında ise kızlara mahsus özel okullar açılması kararı çıkartılmıştır.

Avrupa Birliği ülkeleri arasında devlet okullarında din dersinin hiçbir şekilde verilmediği tek ülke Fransa’dır. Avrupa’nın önde gelen din sosyologlarından Jean Paul Willaime, bu durumu Fransa’da okulla din arasındaki yaşanan ve belli ölçüde hâlâ devam eden “zor ilişkiye” bağlıyor. Üçüncü Cumhuriyet döneminde laik ve Katolik “iki Fransa” arasında yaşanan “savaş”ın ana cephesi okullardı. Laiklik Yasasını 1905 yılında çıkaran ülkede, okullarda din eğitimi çok önceden, 1882 yılında kaldırıldı. O döneme kadar verilen din derslerinin yerine vatandaşlık eğitiminin verildiği “Education civique” dersi getirildi. Fakat, öğrencilerin okulun dışında din eğitimi alabilmesi için haftanın bir günü (genelde çarşamba) ayrıldı. 1980’li yıllarda, öğrencilerin dinle ilgili kültüre “cahil kaldıklarına” dair tartışma, ülkenin tabuları arasında yer alan din ve okul konusunu bir asır sonra yeniden gündeme taşıdı. Bunun üzerine, tarih ve coğrafya derslerinin müfredatı değiştirilerek dinlerle ilgili konular eklendi. 1996 yılında yapılan yeni bir değişiklikle kitaplara İslam ile ilgili bilgiler eklendi. Bugün, dinlerle ilgili genel tarihî bilgileri kapsayan bu eklemelerin dışında Fransız devlet okullarında hiçbir din eğitimi verilmiyor. Bu yasak, Almanya sınırındaki Alsas-Loren bölgesini ve giderlerinin tamamına yakını devlet tarafından karşılanan Katolik ya da Musevi okullarını kapsamıyor. Örneğin, Strasbourg’da devlet okullarında din eğitimi verilebiliyor. İçlerinde ibadet yerlerinin de olduğu özel cemaat okullarında ise, din eğitimi serbestliğinin yanı sıra 2004 yılında getirilen dinî semboller yasağı da uygulanmıyor. Fransa’da öğrencilerin yüzde 16’sı bu okullarda eğitim görüyor.

Bu kapsamda Eğitim Bakanı Peillon’un geçen yıl kullandığı ifadeleri hatırlamakta fayda var: “Laikliğin hareket noktası, inanç özgürlüğüne mutlak saygıdır. Seçme özgürlüğü vermek için öğrenciyi ailevi, köktenci, toplumsal, düşünsel bütün belirleyiciliklerden çıkarabilmek gerek.” Eğitim Bakanı’nın açıkladığı hedef, dinsel Komüniteryenizm’le (ortakçılık, cemaatçilik) mücadele etmektir.

Özel Okullar ve Dinî Gruplara Bağlı Okullar

Cemaatlere bağlı olsun ya da olmasın özel eğitim, devlet ile özel eğitim kurumları arasındaki ilişkileri düzenleyen, 31 Aralık 1959 tarih ve 59-1557 sayılı Eğitim Kanunu’na ve bu kanun çerçevesinde yapılan müteakip düzenlemelere göre belirlenmiştir. Fransız okullarının yüzde 16’sı özeldir ve bunların yüzde 90’ı Katolik Kilisesi tarafından idare edilmektedir. Özel okul sistemine dâhil olan okullar içinde 5.300 ilkokul, 1.600 kolej, 2.400 gramer okulu (klasik liseler, teknik liseler, tarım liseleri, sanat okulları) bulunmaktadır. Eğitim Kanunu’na göre, devlet ile dernek arasındaki sözleşmeye tabi olan özel ilk ve orta dereceli okullar kamu yardımlarından faydalanabilirler. Devletle sözleşme yapmış olan bütün özel okulların öğretmen ücretleri devlet tarafından ödenir. Bir derneğin devlet ile yaptığı sözleşmeye tabi olan özel okullar ise işletme giderlerini karşılamak için ilave destek alırlar. Bununla birlikte, 1886’ya kadar uzanan bir kanuna göre, genel hukuka tabi olan özel ilkokulların yatırım harcamaları devlet tarafından değil, ancak okulların kendileri tarafından karşılanabilir. Orta dereceli özel okullar ise planladıkları yatırım harcamalarının yüzde 10’unu karşılayacak kadar devletten mali yardım alabilirler ( 15 Mart 1850 tarihli yasa, madde 69).

1886 kanununun 2. maddesi Alsace-Moselle Hukuku’na dâhil edilmemiştir (Danıştay, 28 Mayıs 1937). Bu durum, Alsace-Moselle bölgesi idarecilerinin özel ilkokullarının yatırım harcamalarını sınırsız bir şekilde desteklemelerine imkân tanımaktadır.

Beş milyona yakın Müslüman’ın yaşadığı Fransa’da Müslümanlar, 2004 yılında getirilen devlet okullarındaki dinî sembollerin -başörtüsü- yasaklanmasından sonra, bu alandaki boşluğu doldurabilmek için kendi özel okullarını açmaya başlamışlardır.

Fransa’da özel okullar, verecekleri din eğitimi müfredatlarını ve eğitimcilerini seçmede tamamen serbesttirler. Genel eğitim kurumlarının yüzde 16’sına karşılık gelen özel okulların 8.500’ünü Katolik okullar, 300 kadarını Musevi cemaate bağlı okullar ve sayıları her sene hızla artmasına rağmen, şu an için ancak 86 civarında olan Müslümanlara ait okullar oluşturmaktadır.

Fransa’da özel okullarda açılan her yeni sınıfın devlet tarafından tanınması ve yardım yapılması için 5 sene gerekmektedir. Bu 5 senenin sonunda devlet bu okulların masraflarının yaklaşık yüzde 80’ini karşılayabilmektedir

 

Kaynakça

F. Messner, “Chronique de droit local des cultes alsacien-mosellan”, dans chaque numéro de la Revue européenne des relations Eglises-Etat.
P.-H. Prélot, “ Chronique de droit français des religions”, dans chaque numéro de la Revue européenne des relations Eglises-Etat.
Liberté religieuse et régime des cultes en droit français. Textes, pratique Administrative, jurisprudence, Paris, Cerf, 2005, 1853 p.
Traite de droit français des religions, F. Messner, P.-H. Prélot, J.-M. Woehrling(dir.), Paris, Litec, 2003, 1317 p. Les sectes et le droit en France, F. Messner (dir.), Paris, PUF, 1999.

©Shutterstock.com/Pack-Shot

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar