Dosya: "İslam Din Dersi" İslam, Katolik ve Protestan Derslerinin Temel Müfredatlarının Karşılaştırılması

DOSYA

İslam dinî cemaatleri İslam din dersi müfredatlarının içeriğinin hazırlanmasına ne derece katkıda bulunuyor? Bu konuyu Hristiyan din dersi müfredatlarıyla karşılaştırarak incelemekte fayda var.

Zarqa Butt 1 Şubat 2018

Almanya’da din dersi anayasal olarak korunan ve (Berlin ve Brandenburg hariç) düzenli ders planı dâhilinde okutulan bir ders. Öğrencilerin dünya görüşünün devlet tarafından etkiye maruz kalmasının, dolayısıyla tek taraflı suiistimalinin önlenmesi amacıyla Alman Anayasası’nın 7. Madde ve 3. Paragraf uyarınca din dersi, devletin ve dinî cemaatlerin ortak sorumluluğu (res mixta) olarak tanımlanır. Aynı zamanda inanca dayalı din dersi okulda verilen genel eğitimin ve kişisel gelişimin bir parçası olarak görülür. Devlet, eğitim ve öğretim görevi çerçevesinde anayasal değerlerin güvence altına alınmasını ve teşvik edilmesini denetler, tüm dinî ve felsefi topluluklarla tarafsız bir ilişki içinde olan bir kurum olarak din dersinin içeriğini tasarlayamaz ve bu sebeple dinî cemaatlerle iş birliği yapmak zorundadır.

Peki, Almanya’da İslam din derslerinin müfredatı açısından sözü edilen bu iş birliği ve yetki dağılımı nasıl gerçekleşmektedir? İslam dinî cemaatleri ders müfredatlarının içeriğinin hazırlanmasına ne derece katkıda bulunmaktadır? Bu hususlardaki sorunları, özellikle Aşağı Saksonya eyaletinde İslam din dersi için temel eğitim müfredatını Hristiyan din dersi müfredatlarıyla karşılaştırarak incelemekte fayda var.

“Tarafsız” Devletin Din Dersleriyle İlişkisi

Almanya’daki devlet okullarında Müslüman öğrencilere yönelik olarak ve “inanca dayalı” sunulan İslam din dersleriyle ilgili cevaplandırılması gereken belki de en temel soru, dinî ve ideolojik açıdan tarafsız bir devletin okullarda verilen dinî eğitimle ne gibi bir ilgisi olduğudur. Federal İdare Mahkemesi’nin Etik Dersi’ne ilişkin olarak 17.06.1998 tarihli kararında[1] din dersinin “din özgürlüğünün istisnai olarak bir devlet kurumunda da uygulanmasına imkân vermesi gerektiği” ifadesi kullanılmıştır. Buna göre, öğrenciler kendi kişisel dinî ve ideolojik değerlerini öğrenerek, anlayarak, reflekte ve ifade ederek okul ortamında demokratik değerleri yaşamalı ve öğrenmelidir.[2]

Devlet Hangi Standartları Belirliyor?

Eyaletler Kültür Bakanlığı Konferansı (KMK) 2001 yılında eğitim politikasında bir paradigma değişikliğine gitmiş ve 2003/2004 tarihinde tüm eyaletleri kapsayan bir eğitim planı olarak eyaletlere özgü temel müfredat programlarını göz önüne alan ve müfredatları somutlaştıran eğitim standartları ortaya koymuştur. Temel eğitim planlarında, devletin okul eğitim ve öğretiminden normatif beklentileri, pedagojik-didaktik çerçeve koşulları ve eğitim hedefleri tanımlanmaktadır.

İslam Din Dersi İçin Hangi Eğitim Standartları Söz Konusu?

Her dersin kendi branşına özgü bazı temel yetkinlikler söz konusudur. Örneğin bir “alanın” matematiksel açıdan analizi, fizik veya kimyadan daha farklı temel bilgiler gerektirir. Din de öğrencilerin hayatlarının bir parçası olarak onların bireysel tutumlarını ve çevreyle ilişkilerini belirler. Konu matematik veya fen bilimlerindeki standartlar olduğunda, temel bir öğrenim başarısı elde etmek için hangi bilginin “standart” olarak kabul edileceği genel olarak bilinmektedir. Din dersine ilişkin standartlar ise farklıdır: Devlet dinî içerikler için standart ve ölçütler belirleyemez, bu eylem dinî cemaatlerin görevidir. Okulda verilen din dersinin amacı, öğrencilerin belli fenomenlere dair algılarının dinî duyarlılık kazanmasıdır.

Eğitim standartlarının din dersine uygulanması da, öğrencide hangi yetkinliklerin hâlihazırda mevcut olduğu ve hangilerinin geliştirilmesi gerektiği gibi müfredata ilişkin bazı hususların belirlenmesini gerektirir. Hangi bilgiler gereklidir, buna bağlı olarak öğretilmesi gerekenler nelerdir? Öğrenme sürecinde hangi faktörlerin üzerinde durulması gerekir? Bu sorular eğitim planı komisyonlarının ders planlarını oluştururken temel çerçevesini tanımlar ve somut eğitim hedefleriyle içeriklerin yanı sıra eğitim-öğretim materyallerini, dersin işlenişini ve öğrenim ortamını da belirler.

Aşağı Saksonya eyaletinde 5. ve 10. sınıflara verilen İslam, Protestan ve Katolik din derslerinin temel eğitim planları kıyaslandığında devlet tarafından belirlenen eğitim standartlarının bazılarının aynı olduğu ve farklı şekillerde uygulandığını görülmektedir. Burada bu üç ders arasında öğrenim hedefleri, beklenen yetkinlikler ve belirleyici temel kavramları karşılaştırmakta fayda vardır. Karşılaştırma kriterleri “dinî benlik algısına yönlendirme”, “olaylarda özne veya nesne olarak öğrenciler” ve yetkinlik kazanımında içeriklerin ne derece “yapıcı/sorunsallaştırıcı” olduğudur.

İçerik profilinden edinilen ilk izlenime göre Protestan ve Katolik ders planlarının odağında dinî temelli içerikler yer almaktadır: Öğrenciler inceledikleri olaylara dinî açılardan bakmaktadırlar. Temel kavramlar ve muhtemel konular da aynı şekilde içeriğe dayalı ve olumlu olarak değerlendirilmektedir.

Buna karşın İslam din dersinin müfredatı bir “inceleme objesi” olarak aniden öğrencileri odak noktasına almaktadır: 6. sınıflarda (“ümmet, kimlik, empati”) ve 8. sınıflarda (“kültürel ve dinî rol modelleri, Müslüman gençlik kültürü, kimlik, okulda çatışmalar, alkol ve uyuşturucu kullanım yasağı, Almanya’da yaşayan Müslümanlar ve kadın-erkek eşitliği”) yetkinlik kazanımı için belirlenen temel kavramlar ve seçilen içerikler ise sosyal açıdan bir dışlanmaya yol açabilecek türdedir. Çünkü bu kavramlar, öğrenciler henüz benliklerini “biz” kavramı içine yerleştirmeden ve kavramlara ilişkin bir tutum geliştiremeden öğrencileri bir pozisyon almaya zorlamaktadır.

Oysa din dersinin görevi, öğrencilerin karşılaştıkları zorlukları ifade edebilmeleri ve öğrencilere İslami temellere dayanarak “kendilerini reflekte eden, sosyal ve kendi kendine yeten bir tutum” sergileyebilmelerini sağlayacak dinî yeterlilik kazandırmak ve bunu güçlendirmektir.[3] Yukarıda belirtilen konular tartışmalı sorunlar ve sınırlamalar tarafından gölgelenmektedir.

Bu nedenle eğitim standartlarında ifade edilen yetkinlik beklentilerine ulaşabilmek için gerilim yüklü kavramların ve kavram öbeklerinin yeniden gözden geçirilmesi ve ders içeriklerinin İslam dinî cemaatleri ile iş birliği içinde, İslami teolojik benlik algısı doğrultusunda bilimsel olarak belirlenmesi gerekmektedir.[4] İlgili bakanlıklarla bu konuya ilişkin görüşmeleri yoğunlaştırmak ise dinî cemaatlerin sorumluluğundadır.

İslam Din Dersi Temel Planlarındaki Sorun ve Fırsatlar

Temel sorunlardan ilki “eksiklik odaklı” yaklaşımdır. Aşağı Saksonya’daki İslam din dersinin temel eğitim planı “eksiklik odaklı” yaklaşımlar içermektedir. Aşağı Saksonya eyaletinin İslam din dersi için temel ders planının 7. sayfasında “İslam din dersi ve didaktik düzeni” başlıklı didaktik hedefler maddesinde “çağdaş” bir İslam din eğitimi talep edilmekte, Protestan ve Katolik ders planlarında yer almayan hoşgörü ve cinsiyet eşitliği gibi konulara ilişkin ifadeler görülmektedir.

İkinci önemli konu da öğretmenlerin İslam din derslerindeki rolüdür. Temel eğitim planı dersin işlenişine ilişkin olarak öğretmenlere geniş kapsamlı yetki ve hareket alanı vermektedir. Öğretmenler okul içinde eğitim planının geliştirilmesinde kilit rol oynar ve dersin uygulamalı işlenişinde belirleyicidirler. Dolayısıyla gerçek ders, öğretmenlerin eğitim yelpazesine, din algısına, kişisel bakış açısına ve pedagojik-didaktik becerilerine bağlıdır.

Üçüncü konu ise devletin rolüdür. Daha yakından bakıldığında eğitim planının hazırlanma sürecinin ve eğitim planı komisyonunun çoğunlukla devlet ağırlıklı olduğu söylenebilir. Devletin bu kapsamlı etkisi devlet ile dinî ve ideolojik cemaatler arasında anayasada ön görülen iş birliği esasını doğru bir şekilde yansıtmamaktadır.

Çözüm Önerileri

1. İslam din dersinin temel eğitim planının içeriği çok kısıtlı tutulmuş, öğretmenlere pedagojik-didaktik esneklik ve tasarım özgürlüğü sağlanmış, ancak buna bağlı olarak daha fazla pedagojik sorumluluk yüklenmiştir. Bu açıdan bakıldığında Müslüman ebeveynlere din dersine (ve yanı sıra politika ve felsefe dersine) ilişkin konferanslara katılma imkânlarını değerlendirerek eğitim hedefleri hakkında bilgi almaları ve gerekirse önerilerde bulunmaları tavsiye edilir. Ebeveynler mutlaka münferit derslere ilişkin eğitim planlarını çocukları ile birlikte incelemeli ve tartışmalı ve dikkat çekici içerikleri dile getirmelidir.

2. Dinî cemaatler siyasilerle yürütülen görüşmelerin yanı sıra eğitim planlarının pedagojik-didaktik yaklaşımlarını toplumsal bazda gelişim ve eğitim amaçlarına yönelik olarak ele almalıdır. Okulda verilen dinî eğitim, cemaatlerin sunduğu eğitim olanaklarına önemli ölçüde katkıda bulunur, çünkü bu eğitim tek başına hayata rehberlik edecek temeller atamaz, mevcut bilgilerin üzerine inşa eder ve öğrencilere bu bilgiler eşliğinde beceriler kazandırmaya yönelik yaklaşımlar sunar.

3. Camilerde ve okulda verilen din dersleri, kişinin kişilik gelişimi açısından olumlu bir etkileşime ortam hazırlamalı ve birbirini tamamlamalıdır. Her iki kurum da farklı beklentileri karşılamaktadır. Dinî cemaatler inanç ve değerleri aktarır ve bu sayede yönelim ve güven verirler. Bu kurumlar yardım faaliyetleri ve gönüllülük esasına dayanan çalışmalarla önemli sosyopolitik görevler üstlenirler. Bunlar öğrencilerin okuldaki din dersine getirdikleri ve diğer öğrencilerle paylaşıp üzerinde konuşabilecekleri deneyim ve motivasyonlardır.

[1] Urteil des Bundesverwaltungsgerichts vom 17.6.1998 zum Ethikunterricht: www.jurion.de/document/fullview/1:125179,0/
[2] NSchG § 2 Bildungsauftrag der Schule
[3] Budde/Weuster: Erziehung in Schule: Persönlichkeitsbildung als Dispositiv. Springer Verlag 2017
[4] Budde/Weuster; s.o.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar